Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/109 E. 2020/302 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/109
- Karar No
- 2020/302
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1717 KARAR NO : 2024/1886 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2020 NUMARASI : 2019/109 E. - 2020/302 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 30/12/2022 tarih, 2021/104 Esas - 2022/1698 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2024 tarih, 2023/2370 Esas - 2024/5671 Karar sayılı kararı ile bozulmuş olmakla, dosya okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin kurulduğu günden bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığı adına tescilli "..." ibareli markaların iyi bilinen tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının müvekkilinin “...” ibareli markasının toplumda edindiği bilinirlikten haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını, müvekkilin 2001 yılından beri "..." ibareli ve esas unsurlu seri markaların maliki olduğunu, markasını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi surette kullandığını, söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli markalarla davalı yan adına tescil başvurusu yapılan marka arasında yazılış, okunuş ve telaffuz bakımından ayniyet olduğu gibi her iki markanın da kullanılmak istendiği sınıf aynı olduğundan bu hizmetlerden yararlanacak tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2018-M-11284 sayılı kararının iptaline, 2018/01466 sayılı #... ... ibareli marka tescil edilmişse 25. sınıfta yer alan mallar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin, 15 Haziran 1954 tarihinde İsviçre’nin Basel kantonunda kurulduğunu, içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu 55 farklı ülkenin futbol federasyonlarının üye olduğu 60 yılı aşkın zamandır faaliyet gösteren bir birlik olduğunu, müvekkilinin dünya çapında insanları futbol oynamaya teşvik etmek amacıyla kim veya nereli olduğu, nasıl oynadığı vb. koşulları gözetmeksizin herkesi futbol oynamaya çağıran bir kampanya başlattığını ve bu kampanyayı da dilimizdeki karşılığı “Eşit Oyun” olan “... ...” sloganıyla adlandırdığını, tamamen farklı konseptlerde oluşturulmuş bu markalar arasın iltibas ihtimali bulunmadığını, davacı iddialarının isabetsiz olduğunu, davacının dayanak markalarının ilgili mallar ve hizmetler üzerinde kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığını, davacının itirazına dayanak olarak gösterdiği markalardan 2010 84477 ve 2001 27811 sayılı markalarının tescil tarihinin 5 yıldan eskiye dayandığının tespit edildiğini, davacının itirazına karşı cevapları sunulurken davacının bu marka tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde kullanımını gösteren delilleri sunmasını talep edildiğini, davacının itiraz dilekçesinde sunduğu, markasının kullanımına ilişkin görsellerin markaların ciddi kullanımını ispata elverişli olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "şekil + ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "... ...+şekil" ve "...+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, dosyaya yansıtılan delil ve belgelerden YİDK kararında da geçtiği üzere başvuruya konu “... ...” markasının başvuru sahibi ... tarafından dünya çapında başlatılan ve dil, ırk, fiziksel özellik, cinsiyet ayrımı yapmadan herkesi futbol oynamaya davet eden bir kampanyanın adı olduğu, kampanyanın dünya çapında bu şekilde tanıtımlarının yapılarak tüketici nezdinde "şekil + ... ..." şeklinde bütünsel algı yaratıldığından davacıya ait yukarıda belirtilen markalardan görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik oluşmadığı, diğer yönden her taraf markalarında var olan işaretlerin kendi markalarını diğerinden de farklı görünüşe yol açtığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde önceye dayalı ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan, haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/6. maddesindeki diğer fikri ve sınai hak iddiasının ispatlanamadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının sabit olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin "..." ibareli markasını uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullanarak markasına ayırt edicilik kazandırdığını, yaptığı yatırım ve harcadığı sermaye ile tanınmış marka haline getirdiğini, davalının, müvekkilinin "..." ibareli markasının toplumda edindiği bilinirlikten haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını, söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, yerel mahkeme bilirkişi raporunun aksine hüküm kurduğunu, gerek dosyada mübrez raporun hüküm kurmaya yeterli olamaması gerekse eksikliklerin giderilmeden hüküm verilmesi nedenleriyle yerel mahkemece verilen iş bu kararın kaldırılması gerektiğini, davalı tarafa ait “...” esas unsurlu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, iş bu davaya konu marka sahibinin, müvekkili şirketin uzun yıllardır ciddi olarak kullanıp ayırt edici niteliğine kavuşturduğu "..." ibareli ve esas unsurlu markaları taklit suretiyle markalar oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının tescil ve koruma bakımından öncelik hakkına sahip bulunduğunu, karıştırılma ihtimalinin tespitinde en çok kullanılan ve sonuca etkisi olan benzerlik görsel benzerlik olduğunu, davalı taraf markası ile müvekkilinin markalarının aynı mallarda kullanıldığını, müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu 25. sınıfta yer alan emtia ile davaya konu markanın tescil edilmek istendiği 25. sınıfın aynı bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibareli ve esas unsurlu markalarını ciddi ve yoğun bir şekilde başta 25. sınıfta kullandığını, müvekkilinin “...” ibareli ve esas unsurlu markalarının, toplumda ve sektöründe oldukça iyi bilinen ibareler olmaları nedeniyle tescilli olduğu mal ve hizmetler için, diğer tescilli markalar gibi aynı veya benzer mal ya da hizmetler yönünden karıştırma tehlikesi temelinde korunmasının yanında, benzer olmayan mal ve hizmetler açısından da korunması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 30/12/2022 tarih, 2021/104 Esas - 2022/1698 Karar sayılı kararıyla, davalı ...'nın başvurusuna konu "şekil+ ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "... ...+şekil" ve "...+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, zira başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak ibarenin "...", davacı markasının da esas ibaresinin "..." olduğu, görsel, anlamsal ve işitsel olarak yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varıldığı, davacının itirazına mesnet markalarından 2001/27811 sayılı "..." markasının 25. ve 35. sınıflarda, 2010/84477 sayılı markasının da 25. sınıfta tescilli bulunduğu, ancak bu markalara yönelik olarak SMK'nın 19/2. maddesi bağlamında ileri sürülen defi kapsamında bilirkişilerce yapılan incelemede, bu markaların tescil kapsamlarında bulunan kot pantolon emtiasında kullanıldığının ispatlandığının belirlendiği, diğer yandan davacının itirazına mesnet olarak sunulan 2011/104367 sayılı markanın da 35. sınıf içerisindeki 25. sınıfta tescilli bulunduğu, davacının kullanım ispatı sağlanan kot pantolon emtiası ile 35. sınıfın içerisinde tescilli bulunan 25. sınıftaki tescilli markaları ile davalının başvurusunun kapsamında bulunan 25. sınıf emtianın aynı/benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan diğer mal ve hizmetler yönünden ise SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için benzer bulunan emtia yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 2018-M-11284 sayılı YİDK kararının, dava konusu marka tescil başvurusu kapsamında bulunan 25. sınıf emtia yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı adına tescil edilen 2018/01466 sayılı "Şekil+... ..." ibareli markanın kapsamımda bulunan 25. sınıf emtia yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 08/07/2024 TARİH VE 2023/2370 ESAS, 2024/5671 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, taraf vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile "davacı, dava konusu marka başvurusu ile ilgili süreçte TÜRKPATENT'e bir kısım etiketler ibraz etmişse de bu etiketlerin hangi tarihlere ilişkin olduğu belirtilmemiş, dayanılan faturalarda ise marka yazılmamıştır. Diğer taraftan markanın mezkûr hükümler uyarınca kullanıldığının kabul edilebilmesi için ticari anlamda ciddi kullanımı gerekir. İstinaf mahkemesi kararına gerekçe yapılan 2 adet faturanın üzerinde marka adı yazılı olsaydı bile bu sayıdaki kullanma, markanın anılan hükümler kapsamında ciddi kullanıldığının ispatı için yeterli değildir. Hal böyle olunca, davacı taraf istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, davacı, dava konusu marka başvurusu ile ilgili süreçte TÜRKPATENT'e bir kısım etiketler ibraz etmişse de bu etiketlerin hangi tarihlere ilişkin olduğu belirtilmemiş, dayanılan faturalarda ise marka yazılmamıştır. Diğer taraftan markanın kullanıldığının kabul edilebilmesi için ticari anlamda ciddi kullanımı gerekir. Sunulan 2 adet faturanın üzerinde marka adı yazılı olsaydı bile bu sayıdaki kullanma, markanın ciddi kullanıldığının ispatı için yeterli değildir. Bu itibarla, Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça davacı taraf istinaf başvurusunun esastan reddinin gerektiği belirtildiğinden ve uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HKM'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 200,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 886,80 TL temyiz kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.086,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 4-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 175,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 886,80 TL temyiz kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.061,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalı şirkete verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/96-205 E.K. sayılı ilamı gereğince taraflar lehine istinaf duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 27/11/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...