Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/6 E. 2020/493 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/6
- Karar No
- 2020/493
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/198 Esas KARAR NO: 2024/339 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/10/2020 NUMARASI: 2018/6 E. - 2020/493 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27/08/2014 tarihinde Genel Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkilinden 100.000 TL'lik bono alındığını, müvekkilinin cari hesaptan dolayı davalı şirkete olan borcu için 20/02/2018 tarihli 30.000 TL tutarlı ve 28/02/2018 tarihli 30.000 TL tutarlı çekleri verdiklerini, davalının vade tarihlerini beklemeden 100.000 TL'lik borcun 60.000 TL'sini icraya koyduğunu beyanla icra takip baskısı altında ödemiş olduğu 72.638,76 TL'nin istirdadı ile davalının %20 kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istirdat davası açmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, davanın dava şartının eksik olduğunu, davacının takip konusu senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, senedin kambiyo senedi olduğunu, taraflar arasında imzalanan faktoring sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca borçlunun ödemesini geciktirdiğini, ödeme güçlüğü çektiğini, borçların vadelerinde tamamen ödenmeyeceğinin önceden anlaşıldığı hallerde vadesi gelmeyen her türlü çek ve senedin ve bütün olarak faktör olan tüm borçlarının herhangi bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın takibe konulabileceği şeklinde hüküm bulunduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın 60.000 TL'lik kısmı yönünden,Davacı tarafça çek bedelleri tahsil edildiğinden, dava konusuz kalmakla esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,Bakiye 12.638,76 TL yönünden davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalıya ödenen 12.638,76 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesi suretiyle istirdadına, Kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin isabetli olarak davayı kabul ettiğini ancak, ödeme tarihinden itibaren ticari faiz, dava açıldıktan sonra icra dosyasına yatırılan miktara ve kötü niyet tazminatına yeterli gerekçe olmaksızın hükmettiğini, mahkemece gerekçesinde de yer aldığı üzere davalı tarafın iş bu davaya konu bononun teminat senedi olduğunu bile bile ve müvekkilinden fazladan faiz alarak icraya koyduğunu, davalı tarafın faktoring şirketi olduğunu, faktoring şirketlerinin uymakla olduğu yasal mevzuata göre aldıkları her evrakın karşılığı olarak faturaya dayandırmak zorunda olduklarını, faturaya dayalı olmayan bir bono alamayacaklarını, taraflar arasında akdedilen faktoring sözleşmesinde dahi müvekkilinden 100.000,00 TL'lik teminat senedi aldıklarının yazılı olduğunu, davalının almış olduğu bononun üzerine teminat senedi olduğuna dair ibare yazmamış olmasının mevzuata aykırı olduğunu, bunun da davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu, bu nedenler ile kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu,Dava açıldığında müvekkilinin toplamda 72.638,76 TL ödeme yaptığını, bu nedenle yatırılan miktar üzerinden davayı açtıklarını, ancak borcun bakiye kısmı olan 2.492,93 TL'nin dava açıldıktan sonra icra tehdidi altında icra dosyasına ödendiğini, bu nedenle bu kısmın da istirdatına hükmedilmesi gerektiğini, dava açarken açıklamalar kısmının 4. Maddesinde aynen "müvekkilim dosya borcu olan 72.638,76 TL'yi icra tehdidi altında icra dosyasına ödemiştir. Açıkladığımız nedenler ile müvekkilimin ödemiş olduğu tüm paranın ödeme tarihi olan 27/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadı ve % 20 kötü niyet tazminatı için iş bu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur." ifadesini kullandıklarını, yani müvekkilinin ödeme tarihi olan 27/12/2017 tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiklerini, açıklamalar kısmında ticari faiz talep ettiklerinin açıkça yer aldığını, ticari faiz talep etmediklerinin kabulü ve dava açıldıktan sonra icra tehdidi altında ödenen 2.492,93 TL'nin istirdatına karar verilmemesinin yeni bir dava yeni bir iş yükü doğuracağını, bunun da usul ekonomisine aykırı olacağını,Açıklanan nedenler ile müvekkilinin 72.638,76 TL'yi ödeme tarihi olan 27/12/2017'den itibaren ticari faize, dava açıldıktan sonra icra dosyasına ödenen 2.492,93 TL'ye icra dosyasına ödeme tarihinden itibaren ticari faize ve kötü niyetli icra takibinden dolayı % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; huzurdaki davada paranın cebri icra tehdidi altında ödenmiş olmaması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, istirdat davasının açma şartı olan icra tehdidi altında ödeme de olmadığından dava şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili ...nin, Türkiye Bankalar Birliği Risk Sorgulama Merkezi'nden devre konu çeklere ilişkin karşılıksız olduğuna dair bilgi aldığını, yargılama sırasında mahkemece, bu konu ile ilgili ileri sürmüş olunan hususlarda araştırma yapılmadığını ve eksik inceleme söz konusu olduğunu, söz konusu çeklerin yazıldığı mahkemece ilgili bankalardan sorulmuş olsa idi davacının ödeme güçlüğü içinde olduğu ve alacağın sürüncemede kaldığının görüleceğini, Yargılama sırasında mahkeme tarafından Bankalar Birliği Risk Grubu Sorgulma Merkezinden sorulsa idi davanın reddine karar verileceğinin açık olacağını, 14.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda bu bilgilerin ulaşıldığı birime ilişkin davalı müvekkili tarafından argüman sunulması gerektiğinden bahsedildiğini, çünkü müvekkilinin Türkiye Bankalar Birliği üyesi olup, Kişisel Verileri Koruma Kanunu uyarınca anılan bilgilerin yalnızca üyelerle paylaşıldığını, bu itibarla bilirkişinin talebinin hukuka aykırı olup mevcut dosya bilgileriyle yeterli tahkikatı yapabileceğini, yargılama aşamasında alınan iki bilirkişi raporunda da bu hususun değerlendirilmediğini ve yerel mahkemece de somut delil sunulmadığından denilerek yeterli inceleme yapılmadığını, ayrıca yerel mahkemece çeklerin karşılıksız çıkacağına ilişkin istihbaratın anılı hüküm karşısında senedi takibe koyamayacağı yönünde yapmış olduğu değerlendirmenin de gerekçesiz olduğunu, yerel mahkemece davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen faktoring sözleşmesinde yer alan maddenin değerlendirilmeye alınmadığını, taraflar arasındaki anlaşma gereğince müvekkili şirketin alacağını tahsil etme amacı ile senedi takibe konu etmesinin önünde hiçbir hukuki engel bulunmadığını, Her ne kadar davacı tarafça ihtarnamenin kendisine 23/12/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak takibin 20/12/2017 tarihinde yapıldığı defaatle söylenmişse de taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi gereği ihtara dahi gerek olmaksızın takip hakları bulunduğunu, nitekim bu hususun yargılama sırasında düzenlenen 14.11.2018 tarihli bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, tüm bu açıklamalar doğrultusunda vade ve faiz hesaplaması yapan bilirkişi raporunun uygun olduğunu, ancak yargılama sırasında, davacı tarafın itirazları doğrultusunda yeniden rapor düzenlendiğini ve söz konusu raporun ilk rapordan tamamen farklı olarak düzenlendiğini, Borçlu ... ile yapılan Faktoring sözleşmesinde mezkur senedin teminat senedi olduğuna dair hiçbir madde bulunmadığını, hal böyleyken hukukçu bilirkişi ve sonraki tarihli düzenlenen bilirkişi raporununda mezkur senedin teminat niteliği taşıdığı kanaatinin izahtan vareste olduğunu, bu konu ile ilgili yargıtay kararları da yargılamanın her aşamasında dosyaya ibraz edildiğini, yapılacak incelemede bu hususların da değerlendirilmesi gerektiğini,Bununla birlikte müvekkili faktoring şirket tarafından bononun teminat olarak alınmadığını, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesi ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/1. uyarınca takip dayanağı bono yönünden yetkili hamil olduğunu fatura ile tevsik ettiğini, kambiyo senedinin üzerinde açıkça "teminattır" ibaresi bulunmayan veya neye teminat olarak verildiği açıkça yazılmayan kambiyo senetlerinin teminat senedi olarak kabul göremeyeceğini, bu itibarla kambiyo senedi vasfında herhangi bir sakatlık bulunamadığını beyan ederek Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu beyan etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, kambiyo senedine nedeniyle yürütülen icra takibinde borçlu olunmadığı halde, icra takibi dolayısıyla kısmen ödeme yapıldığı iddiasına dayanan istirdat talebine ilişkindir. Davacı; 30.000 TL bedelli iki adet toplamda 60.000 tutarında çekleri davalı faktöring şirketine devrettiğini, davalı ... şirketinin vadesinden önce çekler dolayısıyla ödeme talep ettiğini, bu çeklerin teminatı olarak almış olduğu 100.000 TL’lik bonoyu kısmen takibe koyduğunu, icra takibi ile ödeme yapmak zorunda kaldığı iddiası ile borçlu olmadan ödediğini iddia ettiği miktarın istirdatını talep etmiş, davalı; takibe konu senedin teminat senedi olmadığını, munzam senet olduğunu, faktoring sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca tahsil olunmayacağı anlaşılan alacaklar dolayısıyla talepte bulunma hakları olduğunu, TBB risk merkezinden bu yönde bilgi alındığını savunmuş, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle taraflarca istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık; faktoring sözleşmesine konu kambiyo senedine (çeke) bağlanmış alacakların vadesinden (esasen keşide tarihinden) önce talep edilip edilemeyeceği, bu çerçevede takibe konulan senedin teminat senedi olup olmadığı ve teminat senedi ise, istirdatı gereken miktarın ne olduğu hususlarında toplanmaktadır.Davalının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında takibe koyduğu 27.08.2014 düzenleme 18.12.2017 vade tarihli, düzenleyeni davacı ... olan 100.000 TL bedelli bononun teminat senedi olup olmadığına ilişkin olarak; davalı ...’in “... firmasının keşidecisi Sekmen Maden Çeklerini yazdırmaya devam etmekte olup müşteri hesabının kat edilerek teminata alınmış bulunan 100.000 TL’lik munzam senedin 60.000 TL’si üzerinden yasal işlem başlatılmasını rica ederim” şeklindeki beyanı, yine bu yazıda toplam risk olarak devralınan alacağın iki çek toplamı 60.000 TL olarak gösterilmesi ve 100.000 TL meblağlı takibe konu senedin ayrı olarak belirtilmesi, faktoring sözleşmesinin 5/2. maddesinde de teminat olarak senet alındığının genel olarak belirtilmesi, 100.000 TL bedelli senedin yalnızca iki adet çek toplamı olan 60.000 TL miktarı yönünden icra takibine girişilmiş olması, bu senedin herhangi bir faturaya dayanmaması, dayanağının bizzat faktoring sözleşmesi olup sözleşme alacağının tahsili için verilmiş olması hususları birlikte dikkate alındığında, her ne kadar senet üzerinde teminat kaydı yer almasa da, senedin teminat amaçlı olarak verildiği kanaatine ulaşılmıştır.Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/2 maddesinde; müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için alacağın süresinde ödenmeyip sorunlu hale gelmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Devralınan faktoring konusu çeklerin birinin keşidecisi ..., Keşide tarihi (vadesi) 20.02.2018, bedeli 30.000 TL, diğerinin ise keşidecisi ... İnşaat, Keşide tarihi (vadesi) 28.02.2018, bedeli 30.000 olmak üzere toplam 60.000 TL için davalı ... Şirketinin 28/08/2017 tarihinde 24.500 TL ve 07/09/2017 tarihinde 25.050 TL finansman sağlandığı, davalı ... şirketinin davacıya 19/12/2017 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği'nin 19/12/2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiği, keşidecinin çeklerini ödemediğinin TCMB kayıtlarından öğrenildiğinin 60.000 TL borcun derhal ödenmesi, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği ve ihtarname tarihinde icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden de faktoring işlemine konu çeklerden yalnız birisinin (... keşidecisi olan çekin) kısmen ödenmediği, 23.400 TL’lik kısmının karşılıksız çıktığı, 28/02/2008 tarihli ... İnşaat Ltd Şti’nin keşide ettiği 30.000 TL’lik çekin davacı ... tarafından Adapazarı ... Şubesi’ne 28/02/2008 tarihinde ibraz edildiği ve çek bedelinin tahsil edildiği anlaşılmıştır. Çeklerin vadeleri 20/02/2018 ve 28/02/2018 tarihleri olmasına karşın davalı ... tarafından çeklerin ödenmeyebileceği ihtimaline karşın teminat maksadıyla verilen senet icra işlemine konu edilerek 29/12/2017 tarihinde tahsil edilmiştir. Halbuki bu tarih ile 20/02/2018 tarihi arasındaki faiz ise davalı tarafından peşin olarak tahsil edilmiştir. Bu nedenle davalının 60.000,00 TL tutarındaki çekler karşılığında 72.638,76 TL tahsil ederek 12.638,76 TL davacının haksız olarak fazla ödeme yapmasına neden olduğu, ödenen tarih ile çeklerin vade tarihi arasındaki 53 ve 61 gün için de fazladan faiz alınmış olduğu, bu kapsamda çek bedellerinin erken ödenmesinden dolayı da yine fazladan 3.403,79 TL faiz ve masraf ödemiş olduğu, ancak taleple bağlı kalınması gerektiği kanaattine varılmıştır.Bu nedenlerle, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Mahkemece varılan sonuç yerinde ise de; davacının dava dilekçesinin açıklamalar kısmında, "müvekkilim dosya borcu olan 72.638,76 TL'yi icra tehdidi altında icra dosyasına ödemiştir. Açıkladığımız nedenler ile müvekkilimin ödemiş olduğu tüm paranın ödeme tarihi olan 27/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadı ve % 20 kötü niyet tazminatı için iş bu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur." şeklinde beyanda bulunarak, yasal faize hükmedilmesini talep ettiği, ancak mahkemece talepte bulunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı, kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Diğer yandan, çeklerin vadeleri 20/02/2018 ve 28/02/2018 tarihleri olmasına karşın, Yönetmeliğin 8/2 maddesi gereğince koşulları oluşmadan ek teminat olarak alınan senedin, davalı ... tarafından icra işlemine konu edilerek tahsili yoluna gidildiği, bu nedenle davalının kötüniyetli olduğu kanaatine varıldığından, kötüniyet tazminatı talebinin alacağın % 20'si üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda;3-Davanın 60.000 TL'lik kısmı yönünden,Davacı tarafça çek bedelleri tahsil edildiğinden, dava konusuz kalmakla ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,Bakiye 12.638,76 TL yönünden davanın KABULÜ İLE, taleple bağlı kalınarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalıya ödenen 12.638,76 TL'nin davalıdan alınarak, 27.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi suretiyle istirdadına, Kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne, 72.638,76 TL' alacağın % 20'si oranında 14.527,75 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 863,35 TL nispi karar harcından peşin alınan 1.024,65 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 161,30 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 863,35 TL peşin harç, 4.347 TL bilirkişi, tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.241,75 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 863,35 TL istinaf karar harcından peşin alınan 318,63 TL'nin mahsubu ile 544,72 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 22,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 170,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024