Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/5351 E. 2019/3288 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/5351
Karar No
2019/3288
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/221 KARAR NO:2024/1860 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:26/09/2023 NUMARASI:2022/379 Esas - 2023/627 Karar DAVA:Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili ...’nun dava dışı ... A.Ş.’den kesinleşen icra takip dosyaları nedeniyle alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarından İİK m. 120/2’ye istinaden yetki aldığını, müvekkilinin İİK m. 120/2 hükmü uyarınca dava takip yetkisi kazandığını, söz konusu yetkiye istinaden işbu davanın ikame edildiğini, dava dışı ... şirketinin davalı bankanın ... şubesinde hesabı bulunduğunu, borçlu şirketin 13.11.2014 tarihli TTSG’de yayınlanan ilana göre ilan tarihinden itibaren 3 yıl süreyle ... ve ...’un müşterek imzasıyla temsil edilmesi gerektiğini, davalı bankanın borçlu şirketi tek başına temsil yetkisi olmayan ...’ın imzasıyla para transferleri gerçekleştirdiğini, söz konusu para transferleriyle borçlu şirketin 800.787,00 TL zarara uğratıldığını, zarara uğrayan borçlu şirketin zarar tutarı kadar davalı bankadan alacaklı hale geldiğini, borçlu şirketin zararının karşılanması için davalı bankaya gönderilen 15.09.2021 tarihli ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını belirterek davanın kabulüne, davalının müvekkilinin alacaklı olduğu ...., ...., ...ve ... sayılı icra dosyalarında kayıtlı borcun tamamını ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankaya e-tebligat gönderilmesi gerekirken normal tebligat gönderildiği için savunma süresinin başlamadığını, davacının ikame ettiği davanın usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, müvekkili bankanın genel müdürlük adresinin Ümraniye’de bulunduğunu, işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, uğranılan zarar ile müvekkili bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin 16.02.2017 ve 20.02.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiğini, dava dışı ...’ın borçlu şirketin A grubu imza yetkilisi; dava dışı ...’un ise B grubu imza yetkilisi olduğunu, bahse konu isimlerden ...’un 24.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, borçlu şirketin 14.02.2017 tarihli genel kurul kararıyla yeni imza yetkilisi belirlenmiş olsa dahi bu hususun ...’de tescil edilmediğini, müvekkili bankaya herhangi bir kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu işlemle alakalı olarak müvekkili bankanın usulüne uygun bir şekilde ibra edildiğini, ilgili firma yapılan işlemden haberdar olduğunu belirtip müvekkili bankayı ibra ettiğini, borçlu şirketin herhangi bir zararı doğmadığını, dava konusu işlemin 2017 yılında yapıldığını, davacının borçlu şirketin hissedarı olduğunu, yapılan işlemden haberdar olmama ihtimali bulunmadığını, davacının 02.03.2017 tarihinde müvekkili bankaya ihtarname gönderdiğini, davacının en geç bu tarihte yapılan işlemden haberdar olduğunu, dava açma süresinin bu tarihte başlayıp zamanaşımına uğradığını, davacının yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, işbu davanın yanlış kişiye yöneltildiğini, bu davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının dava dışı borçlu ... şirketinden alacaklı olduğu.... , ... ,..., ... Sayılı dosyalardan İİK m. 120/2 hükmü uyarınca, haciz koydurulan miktar kadar borçlu şirket adına ...’ya karşı dava açma yetkisi aldığı ancak somut olayda alacak hakkının sahibi olan kişinin halen dava dışı borçlu ... şirketi olduğu, davacının yalnızca bu alacak hakkına dair dava açma ve takip yapma yetkisini kazandığı, davacının İİK m. 120/2 hükmü çerçevesinde almış olduğu dava takip yetkisiyle davanın sonucunda dava dışı borçlu şirket namına bir tahsilat sağlanırsa davacının alacaklı olduğu dosyalarındaki alacağının ödenecek olması noktasında bir imtiyaz elde etmiş olup, somut olayda davacının alacak talebinin dayanağını davalı bankanın dava dışı ...’a ait talimatları yetkisiz temsilcinin imzasıyla yerine getirmiş olmasından kaynaklı olarak davalı bankanın dava dışı ...’a tazmin borcu olduğu iddiasının oluşturduğu, dolayısıyla işbu davada dava dışı ... şirketinin davalı bankadan özen yükümlülüğüne aykırı davranarak yetkisiz kişilerce imzalanan talimatların karşılığı olan tutar kadar alacak hakkı elde etme iddiasında olan davacının aktif dava ehliyetiinin bulunmadığından, Aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine,..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı bankanın 16.02.2017 ve 20.02.2017 tarihli talimatları yerine getirerek ... şirketini zarara uğratmış olup Mahkemece bankanın kusuru ve bu kusurlu hareketi sonucunda... şirketinin zarara uğratıldığı hususlarının göz ardı edildiğini ve davacının yetki belgelerine göre kendi adına dava açıp açamayacağı ile ...şirketinin zararını kendi adına talep edip edemeyeceği ön plana çıkarılarak, yapılan değerlendirmelerin dava ehliyetine bağlandığını, davacının icra dosyalarından aldığı yetki belgeleri borçlu ... Şirketi adına talepte bulunma hakkı verdiğinden, bu yetki belgelerini yok sayarak davacının kendi adına talepte bulunduğu ifadesinin anlaşılabilir olmadığını, davacının dava dışı ... şirketinden, ...,... ve İstanbul ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı kesinleşen icra dosyaları nedeniyle alacaklı olup, bu dosyaların tamamında İİK. m.120/2 gereği, davalıya karşı dava açmak için yetki belgesi aldığını, işbu yetki belgelerinin davacıya dava ehliyeti kazandırdığından, aktif husumet yokluğundan bahsedilemeyeceğini, bankanın uğrattığı zarar olan 800.787,00TL'nin davalı bankadan tahsili ile ... Şirketi'ne ödenmesi ve tahsil işlemlerinin İİK.m.120/3 uyarınca davacının alacaklı olduğu icra dosyalarından yapılması kararı verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca açılan yetkisiz kişinin talimatları uyarınca ödenen tutarın tazmini, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.... sayılı, ... sayılı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında davacının, dava dışı... Şirketi'nden olan alacakları bakımından bu şirketin davalı ...bank A.Ş.'den olan alacağı için açılacak dava yönünden ilgili icra müdürlüklerince İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca davacıya yetki verilmiştir. Davacı tarafça, davalı banka tarafından yetkisiz kişinin talimatları uyarınca dava dışı ... Şirketi hesabından üçüncü kişi hesaplarına usulsüz para transferi gerçekleştirdiği iddiasıyla adı geçen şirketin uğradığı zararın tazmini ile ilgili icra dosyalarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Bir davanın görülebilmesi için tarafların, taraf ehliyetine, dava ehliyetine, dava takip yetkisine sahip olması ve dava konusu hak üzerinde ilişkili olmaları(sıfat) gerekir. Bunlardan taraf ehliyetine, dava ehliyetine, dava takip yetkisi tarafların kişilikleri ile ilgili olup usule ilişkin dava şartı iken, taraf sıfatı(husumet) ise dava konusu subjektif hakka ilişkin olup, maddi hukuka yani işin esasına ilişkindir. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişilerin, dava takip yetkisi de vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti mevcut bulunmasına rağmen, bu kişinin dava takip yetkisi mevcut olmayabilir. Örneğin hakkında iflas kararı verilen kişinin(müflisin) iflas masasına giren mallar üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlanır ve müflisin her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olduğundan tasarruf yetkisi iflas idaresi tarafından kullanılır ve müflisin taraf olduğu takiplerde ve hukuk davalarında istisnai durumlar hariç davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir(Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 233). Hukukun imkan tanıdığı hallerde davacı iddiayı başkası adına ileri sürebilir. Burada istisnaen dava takip yetkisini başkası adına kullanmak söz konusu olur. Kanun koyucu çeşitli düzenlemelerle hukuki ilişkinin tarafı olmayan üçüncü kişilere davayı takip yetkisi tanımıştır. Hakka yabancı bir kişinin dava takip yetkisi ile donatılmasına hukukumuzdan pek çok örnek verilebilir. İcra ve İflas hukukunda, borçlunun üçüncü bir kişideki alacağını haczettiren alacaklı, bu alacağın tahsili için dava açabilir. İcra dairesinin burada alacaklıya vereceği belge üzerine alacaklı davayı takip edebilecektir(İİK m. 120). Bu da dava takip yetkisi sayesinde mümkün olmaktadır(Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 209, 210). 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 120/2. maddesi, hacze iştirak etmiş olan alacaklıların hepsi veya içlerinden bir veya birkaçı borçlunun 3. kişiye karşı sahip olduğu dava hakkının kullanılmasını üzerlerine alabilirler, şeklinde düzenlenmiştir.Buna kısaca alacağın tahsili için devri denir. Tahsili için devir ile alacağı tahsil için devralan alacaklı borçlunun haklarına halef olmaz, sadece o alacağı talep edebilmek için temsil edebilme yetkisini (davayı takip yetkisini, HMK m.53)kazanır. Yani borçlu adına (tahsil için devraldığı) alacak için üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabilir veya dava açabilir. Alacağı tahsil için devralan alacaklının takip borçlusuna karşı olan haklarına halel gelmez. (İİK m.120,II); yani bununla devralan alacaklının alacağı ödenmiş sayılmaz. Bu alacak devrolunan alacağın tahsil edilip bundan devralan alacaklının alacağının ödenmesine kadar mevcut olmakta devam eder. İcra dairesi alacağı tahsil için devralan alacaklıya,alacağın tahsili için gerekli işlemleri yapmaya yetkili olduğu hakkında belge verir. Alacaklı bu belge ile üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabilir veya dava açabilir. Alacağın tahsili için yapılan bütün giderler özellikle takip ve dava giderleri alacağı tahsil için devralan alacaklıya aittir. Fakat bu giderler tahsil edilen paradan ilk önce ödenir. Bunun gibi, tahsil edilen para ilk önce alacağı tahsil için devralan alacaklının veya alacaklıların alacağının ödenmesine karşılık tutulur (İİK 120/2). Bundan sonra geriye para artarsa , o da diğer alacaklılara ödenir. Ondan sonra para artarsa bu para da takip borçlusuna verilir. Buna karşılık alacağı tahsil için devralan alacaklının yaptığı takip veya açtığı dava semeresiz kalırsa , alacaklı yapmış olduğu masraflara kendisi katlanır ( Baki Kuru, İcra İflas Hukuku , Ankara 2017, s. 294-296 - Yargıtay 15. HD'nin ...Tarih ve 2018/5351 E. - 2019/3288 K. sayılı kararı).Somut olayda, davacı, iddia olunan zarar tutarının toplam alacak miktarını geçmemek üzere yetki belgesi aldığı icra dosyalarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup, söz konusu tazminat tutarının doğrudan kendi adına ödenmesi talep edilmemiştir. Bu halde, davacı tarafça, icra dairelerinden alınan yetki uyarınca açılan bu davada dava takip yetkisinin bulunması gerekli ve yeterlidir. Dava dilekçesi ekinde, davacının icra dairelerinden aldığı yetki belgeleri mevcut olup, bu haliyle eldeki davada dava takip yetkisi bulunmaktadır. Davanın niteliği gereği, davacı ile dava konusu alacak hakkı arasında ilişkili bulunması mümkün olmadığından ve davacının ödemenin icra dosyalarına yapılmasını talep ettiği nazara alındığında dava edilen sübjektif hak üstünde davacının bir sıfatı bulunmadığının baştan belli olmasına göre, bu davada davacının husumetinin bulunması zaten imkan dahilinde değildir. İlk derece mahkemesinini gerekçesinde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı ifade edilmiş ise de, dava ehliyeti davacının şahsına ilişkin olup, dava konusuyla ilgili olmadığından bu belirleme de somut olaya uygun değildir. Ayrıca mahkemece kısa kararda ise davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen gerekçede davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiği belirtilerek gerekçe ve kısa karar arasında çelişkiye neden olunmuştur. Davacının, dava takip yetkisinin bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/5351, K. 2019/3288, T. 20.02.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-5351-e-2019-3288-k-694016ca7fdf