Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/34 E. 2020/496 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/34
- Karar No
- 2020/496
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/828 KARAR NO: 2024/951 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/10/2020 NUMARASI: 2018/34 E. - 2020/496 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ... davalı şirketin ortağı ve temsile yetkili müdür olduğunu, şirketin, davalı bankanın ... Bankası Şubesindeki vadesiz ..., ..., ..., ... nolu hesaplarından çeşitli tarihlerde davalı ... sahte işlemleri ile 289.130,00 TL'nin çekildiğinin öğrenildiğini, banka yetkililerinin az bir miktar tazminat teklif ederek uzlaşmak istediklerini, müvekkilince davalı ... aleyhine Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerinde, anılan kişi hakkında zimmet ve evrakta sahtecilik suçundan kamu davası açıldığın, Şırnak l. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/301 Esas sayılı dosyasında verilen kararın bozulması üzerine yeniden rapor alınarak zimmet suçundan sanık hakkında ceza verildiğini, banka çalışanının haksız fiil niteliğindeki işlemlerinden, adam çalıştıran sıfatıyla bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 289.130.00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı ... Bankası vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından daha önce Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/375 Esas sayılı dosyasında 295.000,00 TL'nin iadesi için açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde davacı şirketin ... nolu hesabından 289.130,00 TL'nin alındığının belirtildiğini, ancak bu rakama ne şekilde ulaşıldığının belirtilmediğini, banka çalışanı ...'ın banka müfettişleri tarafından alınan beyanında bir kısım usulsüz işmler belirlenmesine rağmen paraların geri aktarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davacı, 19.02.2018 tarihli dilekçesi ile ... yönünden davadan feragat etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı şirketin huzurdaki dava ile talep ettiği 289.130,00 TL alacağın mevcutiyetine ilişkin tahkikat aşaması bitimine aydınlatıcı belge ibraz edemediği, rapora karşı itiraz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin ise evvelde mevcut dosya kapsamına davalı şirket tarafından ibraz edilen klasörler içeriğindeki belgeler olduğu ve söz konusu belgelerin de ilmi,hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti raporunda ayrıca değerlendirildiği, bu nedenle davacı vekilinin yeniden rapor veya ek rapor talebinin sonuça etkili olmayacağı ve huzurdaki dava ile davacı tarafından talep edilen tazminatın, şirket yetkilisi ... ve yeğeni vekil ... tarafından yapılmayan hangi işlemlerden kaynaklandığı yönünde tarih, tutar ve sair detay açıklamaları yer verilen somut bilginin itirazda bulunmadığı, yine Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin gerek ilk hükme esas alman bilirkişi raporu ile davacı şirketin hesaplarına 75.000,00 TL havale ile 32.000,00 TL nakit yatan işlemi ile toplam 107.000,00 TL'nin yatırıldığı, tespit edilen usulsüz işlemlerin toplamının 94.900,00 TL olduğu, diğer taraftan davacı şirketin için ... zimmetinde para kalmadığının (Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi'nin 2010/9765 E., 2010/15697 K. sayılı 03.11.2010 tarihli bozma ilamı sonrası) Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/37 sayılı dava dosyası kapsamında hazırlanan 16.05.2011 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu'nda da ayrıca anlaşıldığı yine Mahkemece bozma sonrası da zimmet tutarının belirlenmesi için alınan raporda da aynı vakıalara yer verildiği ve hükme esas alınan Bilirkişi Heyet Raporu'ndaki vakaların değerlendirildiği anlaşılmıştır. Bu tespitlere göre Mahkememize rapor ibraz eden bilirkişi heyeti raporu ile Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/568 E., 2009/301 K. sayılı 29.11.2009 tarihli kararına esas alınan 05.10.2009 tarihli bilirkişi raporu ve Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2010/9765 E., 2010/15697 K. sayılı 03.11.2010 tarihli suçun basit ya da nitelikli olup olmadığı hususunda bozma ilamı sonrasında alınan 16.05.2011 tarihli bilirkişi Raporun da zimmete geçirilen tutar açısından alınan raporların birebir örtüşmesi ve tüm raporlarda da davacı şirkete ait ...'ın zimmetinde kalan bir tutarın bulunmadığı tespit edildiğinden davacının davalı bankanın ve çalışanı usulsüz işlemler yaptığı tespit edilen çalışanı ... ya da başka bir çalışanının zimmetinde her hangi bir tutar kaldığını ispat edememesine..." gerekçesiyle davalı ...’a yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, davalı bankaya yönelik davanın esastan reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... Tic Ltd Şti'nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, şirkete ait hesaplarda işlem yapma yetkisinin bulunduğunu, şirketin, davalı bankanın Şırnak şubesinde ... nolu vadesiz TL hesaplarının bulunduğunu, müvekkilinin 2008 yılı Ocak ayında katıldığı bir ihalede ihtiyaç duyduğu parayı çekmek istediğini, ancak hesapta para bulunmadığını, şube çalışanı davalı ... sistemin bozuk olduğunu, ertesi gün para çekebileceğini belirttiğini, ertesi gün 75.000 TL para çekildiğini, daha sonra yapılan kontrollerde hesapta bulunması gereken 289.130,00 TL’nin sahte işlemlerle çekildiğinin öğrenildiğini, davalı bankanın, diğer davalının eylemlerini denetlememesi nedeniyle adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu, ... hakkında 19.10.2008 tarihinde sahtecilik ve zimmet suçlarından açılan kamu davasında Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarih ve 2009/301 Esas sayılı kararı ile mahkumiyet hükmü kurulduğunu, güven ve itibar kurumu olan bankanın kendisine emanet edilen müşterilere ait mevduattan sorumlu olduğunu, tacir olan bankanın çalışanlarının, bankaya teslim edilen paralar üzerinde yaptığı usulsüz işlemlerden kaynaklanan zararlardan bankanın sorumlu olduğunu, bir çok yüksek mahkeme kararında da bankanın oluşan zararlardan adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunun belirlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, banka çalışanının usulsüz işlemleri ile davacıya ait hesaplardan çektiği ileri sürülen paraların tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık; davacının, davalı bankadaki hesabında bulunan paranın, davacının bilgisi ve izni dışında internet bankacılığı yoluyla yapılan işlemler sonucu üçüncü kişinin hesabına aktarılmasında kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı, davalının bu zararı tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. İnternet bankacılığı sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan ve diğer yatırım araçlarından güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır (Yargıtay 11. H.D'nin 10/01/2018 tarihli 2016/8635 Esas-2018/179 Karar sayılı, 13/05/2013 tarihli 2012/11585 Esas - 2013/9805 Karar sayılı ve 16/12/2014 tarihli 2014/13736 Esas -19841 karar sayılı ilamları).Dava konusu uyuşmazlıkta incelenmesi gereken husus, davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından banka çalışanı olan davalı ... davacının iradesi dışında sahte işlemlerle para çekip çekmediği, çeşitli tarihlerde yapılan para çekme ve yatırma işlemleri sonunda sonuç olarak davacının bankadaki hesabından gerçek bir eksilme bulunup bulunmadığı noktasındadır. Bu hususun belirlenmesi için, öncelikle banka kayıtları üzerinde paranın çekildiği hesapta, konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak davacının onayı ve bilgisi haricinde çekilen paranın gerçek miktarının belirlenmesi gerekir. Mahkemece, banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de, incelemeye ilişkin ara kararda banka kayıtlarının incelenmesine ilişkin bir ara karar oluşturulmamıştır. Diğer yandan getirtilen banka yazı cevaplarında, banka evraklarının zayi olması nedeniyle ibraz edilemeyeceği belirtilerek son on yılın hesap hareketleri getirtilmiştir. Oysa, zarar oluştuğu iddia edilen dönem bu dönemden öncesine ilişkindir. Yapılan usulsüz işlemler nedeniyle zarar görenler tarafından yapılan suç duyurusu üzerine sanık ... aleyhine Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Daha önce mahkumiyete ilişkin kararın Yargıtay 7.CD'nin 03.11.2010 tarih 2010/9765-5696 E.K. Sayılı ilamı ile zimmet yönünden kararın bozulduğu anlaşılmıştır. Bozma sonrası alınan 16.05.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının hesaplarına ilişkin bir tespit yapılmadığı, mahkeme ve bilirkişi tarafından kabul edilmiş ayrıca ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen 06.09.2011 tarihli 2011/37-295 E.K. sayılı mahkumiyet hükmünde davacının hesabına yönelik bir tespit olmadığı kabul edilerek, davacının zararını ispatlamadığı sonucuna varılmıştır. Dosyada alınan raporda, ... Bankasının 07.11.2008 tarihli disiplin kurulu kararı, ceza mahkemesinin kararı ve bilirkişi raporu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeden sonra ceza mahkemesinde yapılan maddi tespitin hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olduğu belirtilerek, ceza mahkemesince davacının zararı yönünden bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. Kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararındaki maddi vakıa tespitleri hukuk yargılamasında bağlayıcıdır. Ancak, incelenen ceza mahkemesi kararında davacının zararına ilişkin bir tespit yapılmadan, rapor düzenlenmesi halinde, mefhumu muhalifinden davacının bir zararının bulunmadığı sonucuna varılamaz. Hesabında yapılan sahte işlemlerle gerçek bir zararının bulunduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Yapılan işlemlere ilişkin saklama süresi dolan belgelerin imha edilmesi nedeniyle, ceza dosyası aslının getirtilerek bu dosya içerisinde davacının hesap hareketlerine ilişkin ekstrelerin bulunup bulunmadığı araştırılarak bu ekstreler ile teftiş raporu inceleme yapılıp gerçek bir zarar bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Zira gerekçeli kararda değerlendirilen Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2011 tarihli kararında, sanık savunmasından önceki son paragrafta davacının hesapları yönünden sanığın sorgusunun değerlendirildiği ve bu sorguda 12.500,00 YTL paranın sanığın zimmetinde kaldığının beyan edildiği görülmüştür. Bu nedenle, mahkemece, ceza dosyasındaki hesap ekstreleri üzerinde de inceleme yapılarak ek rapor alınması ve bu alınacak ek rapordaki ceza dosyasındaki tespitte dikkate alınarak davacının bir alacağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.Mahkemece, müteselsil borçlulardan biri hakkında verilen feragat dilekçesi üzerine, dilekçede feragat sebebi konusunda açıklık yoksa, bu feragatin diğer davalılara etkisinin ortaya konulabilmesi için HMK'nın 31.maddesi uyarınca, hâkimin davacıdan izahat istenmesi gerekir. TBK'nın 166 ve 168 maddelerindeki düzenlemeler ve davacının feragati dikkate alındığında, feragatin nedeninin belirlenmesi ve feragat beyanının diğer davalıya etkisi ve sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir. Somut olayda, hakkındaki davadan feragat edilen davalının, haksız fiil nedeniyle sorumluğundan söz edilerek dava açıldığından, bu davalı hakkindeki feragatin nedeni de belirlenerek, feragatin nedenine göre diğer davalıya sirayet edip etmeyeceği de mali incelemenin sonucuna göre değerlendirilerek karar verilmelidir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.