Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/332 E. 2020/327 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/332
Karar No
2020/327
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/256 KARAR NO: 2024/342 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 08/12/2020 NUMARASI: 2018/332 E. - 2020/327 K. DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1992 yılından bu yana "..." ve "..." markalarını yaratarak hızla büyümeye devam ettiğini, aralarında ... ve ... gibi ünlü tasarımcıların da bulunduğu tasarım ekibiyle ürünlerini yurtiçinde 120, dünya genelinde 45 satış noktası ile tüketicilere ulaştırdıklarını, davalılardan ...’nın 01/11/1998 tarihinde müvekkilinde çalışmaya başladığını, 31/08/2017 tarihinde kıdem tazminatını alarak işten ayrıldığını, bu süreçte müvekkilinin ticari sırlarına vakıf olduğunu, söz konusu ticari sırları kullanarak ve kullandırtarak hukuka aykırı menfaat elde ettiğini, davalı ..., diğer davalı ... Tic.Ltd.Şti.'nde işe başlayarak, müvekkilinin ticari sırlarını birlikte kullanarak haksız kazanç elde ettiklerini, davalı ..., müvekkili şirketin müşteri portföyünü, müşteri verilerini, müşteri ilişkilerine dair bilgileri, müvekkili şirketin tasarımlarını işten ayrılmasının akabinde diğer davalı ... ile paylaştığını, müvekkilinin daha fazla zarara uğramamak ve hukuki menfaatlerini korumak adına, davalı ...’ya karşı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde maddi manevi tazminat istemli dava açıldığını ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin tasarım haklarına tecavüzde bulunulduğunu, söz konusu durumun noter aracılığıyla tespitinin yapıldığını, davaya konu tescilsiz tasarım ile davalı şirket ürününün ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, davalı şirketin söz konusu ürünü yalnızca kopyalamakla kalmadığını, müvekkili olan şirketin sırlarına vakıf olan ... aracılığıyla, bu ticari sırlardan haksız rekabet oluşturacak şekilde menfaat sağlamaya çalıştığını, müvekkili tasarımının 15 Ağustos 2017 tarihinde kamuya sunulduğunu ve davalıların söz konusu eylemlerinin müvekkilinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, 80.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi ve 15.000,00 TL itibar tazminatının davalı şirketten tahsilini ve müvekkilinin tasarımdan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan manevi durumun kaldırılması amacıyla davalı ... alınmak üzere 90.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili ... vekili cevap dilekçesinde; pek çok ünlü markanın aynı veya benzer nitelikteki ürünleri satışa sunduğunu, davalı şirketin ürünü olan pantolon ile davacı şirketin ürünüyle aynı özellikte olmadığını, ... dahil pek çok ünlü marka, söz konusu klasik pantolon modelini aynı şekilde veya benzer şekillerde satışa sunduğunu, davacının kendi tasarımı olduğunu iddia ettiği ürünle ilgili olarak başka bir markanın görselini kullandığını, davacı şiketin ...’nın veya ürünü kendisinden önce piyasaya sunan diğer kişilerin tasarım hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabete yol açtığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin müvekkili ile işçilik alacağı nedeniyle yaşadığı anlaşmazlık sonucu bu davayı kötü niyetli olarak ve hiçbir mesnede dayanmaksızın, hak arama hürriyetine mani olma saikiyle ikame ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı ... Tic.Ltd.Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hiçbir imalatının olmadığını, müvekkilinin davacının tasarımı olan bir ürünü satmadığını, davacının tasarımını yaptığı ürünün piyasada satılan binlerce model siyah kadın pantolonundan biri olup, bir bakışta diğer ürünlerden ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan numuneler üzerinde yapılan incelemede, davacının ürünü ile müvekkilinin sattığı fatura karşılığı alınmış ürün arasında iltibas yaratacak hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı şirketin kendi tasarımı olduğunu iddia ettiği tasarım ve modelin de gerçekte kendi tasarımı olmayıp, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren bir İspanyol firmanın tasarımı olduğunu ve bu hususun araştırılması gerektiğini, davacının işbu davayı açmaktaki amacının, diğer davalının işçilik haklarını istemesinden dolayı kendisini baskı altına almak ve müvekkiline açılan dava ile haksız kazanç elde etme gayesi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu pantolon tasarımının, kanunda aranan şekilde ayırt edicilik, yenilik ve ilk kez kamuya Türkiye’de sunma şartlarını sağlamakta olup 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4. Maddesi uyarınca tescilsiz tasarım olarak hukuki koruma kapsamına girdiğini, Davaya konu davacı şirket tasarımı ile davalı şirketin ürününün birebir aynı olmakla birlikte, söz konusu ürünün tasarımının tamamen müvekkili şirketin tasarımından kopyalandığını, Her iki tasarımın da görününüm olarak birbirinin aynısı olduğunu, özellikle arka beldeki siyah beyaz lastiğin, birebir olarak kullanıldığını, yine bu lastiğin büzgülü görünümünün engellemesi için yeni olarak kullanılan çift pensin aynen kopyalandığını, her iki ürünün de arka ceplerinin birbirlerinin aynısı olduğunu, Davaya konu kadın pantolonunun, bulunduğu kategori itibariyle klasik bir kumaş pantolon olup kullanım alanının daha çok resmiyet gerektiren toplantı, davet, işyeri gibi yerleri olduğunu, klasik pantolonların üzerlerinde desen veya yenilik oluşturabilecek tasarımlar yapılmadığını, söz konusu pantolonların, sade ve koyu renklerde üretildiğini, klasik pantolonlarda tasarımcının, tasarımı geliştirmede seçenek özgürlüğünün oldukça kısıtlı olduğunu, İlgili ürünlerin bel kısmı da dahil olmak üzere tüm tasarımlarının aynı olduğunu ve herhangi bir ayırt edicilik ve yenilik barındırmadığını, özellikle bel kısımları görünecek şekilde kullanılan bu ürünlerin, bellerinin tamamıyla kumaştan oluşmakta olduğunu, ürünün diğer bölgelerinden herhangi bir farklılığı bulunmadığını,Davaya konu pantolon tasarımının bel kısmında olduğu gibi bu tür lastiklerin tekstil sektöründe kullanım amacının tamamıyla rahatlığa yönelik olduğunu, kullanıcının dış görünümden çok rahatlığı tercih ettiği ürünlerde kullanılan lastiğin, daha kolay bir giyip çıkarma deneyimi sunduğunu, bu yönüyle gündelik kıyafet kategorisinde oldukça yaygın olan lastiğin, klasik tarzın hakim olduğu kıyafet kategorilerinde ise alışılmadığını, zira pantolonda kullanılacak lastiğin, görünüş itibariyle insanların zihninde daha spor bir görünüm algısı yaratabilmekte ve lastikli bir pantolon belinin teknik olarak büzgülü bir görünüm sunması nedeniyle işbu durumun, pantolonların kullanıldığı çevrelerde gayr-i ciddi olarak kabul edilebildiğini,Müvekkilinin söz konusu tasarımı ilk olarak 15 Ağustos 2017 tarihinde piyasaya sürerek kamuya sunmuş olup söz konusu tasarımın, Türkiye’de ilk kez müvekkili şirket tarafından kamuya sunulduğunu, ilgili ürünün, yalnızca 15 -21 Ağustos 2017 tarihleri arasında dahi, Türkiye’nin dört bir tarafından tüketicilere 2083 adet satıldığını, Bilirkişi raporunda yalnızca bir video ve birkaç görsel esas alınmak suretiyle değerlendirme yapılması ve söz konusu bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınmasının, abesle iştigal olduğunu, keza fermuardan cep ve kesim şekline, bel lastiği ve büzgülü görünümü engelleyen arka beldeki çift pense kadar varan oldukça geniş bir yelpazede ve son derece detaylı karşılaştırmalar yapılmak suretiyle, müvekkilinin tasarımının ayırt edici ve yenilik katan tüm özellikleri ve bu doğrultuda haklılıklarını ortaya koyduklarını ve davaya konu tasarımın Türkiye’de ilk kez davacı tarafından satışa sunulduğu hususunun pek çok belge ve görsel eşliğinde ispatlanmış olup ne var ki davalı yanın, işbu beyanların aksini ispat edecek herhangi bir somut delili dosya kapsamında sunamadığını, son derece soyut ve hüküm kurmaya elverişsiz delillerle iddialarını ispat çabasına giriştiğini, 16.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda da işbu yetersiz deliller esas alınmak suretiyle tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğunu,Müvekkilinin dava konusu pantolon üzerindeki tescilsiz tasarım hakkının davalılar tarafından açıkça ihlal edildiğini, işbu durumun haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, Davalı ..., davacı şirkette çalışmakta olduğu dönemde pozisyonu itibariyle müvekkili ürünlerinin satışı aşamasında yer almış olup satışa konu ürünlerin piyasada ne kadar tercih edildiğine oldukça vakıf olduğunu, hal böyleyken davaya konu tasarım pantolonun satış marjının yüksek olduğu hususunun da davalı ... ’nın bilgisi dahilinde olduğunu, konuya ilişkin olarak davacı tanıklarının beyanlarının birbirleriyle örtüşmekte ve dosya kapsamındaki iddialarını desteklediğini, Davaya konu tasarım pantolonun satış miktarının fazla olması, davalı ... ’nın bu tasarımı kopyalayarak birebir benzerini yeni işyeri olan diğer davalı şirket tarafından üretilmesini sağlamasına sebep bir olgu olup davacıların davaya konusu haksız ve hukuka aykırı fiilleri işlediklerinin tanık beyanları ile de ortaya konulduğunu,İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/628 esas sayılı dosyasına sunulan 20.07.2020 tarihli ek bilirkişi raporunun, davacının müşteri portföyünde bulunan 12 adet müşterinin davalı yan tarafından kendilerine çekildiği, davacı müvekkil ile davalı şirket portföyünde bulunan 12 müşterinin birebir aynı olduğu iddialarını doğruladığını, bu doğrultuda davalı yanın davacı şirket ile haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin mevcudiyetinin, son derece açık bir şekilde ortaya konulduğunu, Tasarıma tecavüz ve haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddedildiğini, dava kapsamındaki talepleri ile örtüşmeyecek biçimde, her iki davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini beyan ederek, Mahkemece verilen vekalet ücreti kararının doğru olmadığını beyan ederek Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava tescilsiz tasarımda doğan hakka tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile, maddi, manevi ve itibar tazminatının tahsiline yönelik olup, uyuşmazlık; davacı tarafın dayandığı tasarımın (kadın pantolonu) Türkiye'de ilk defa davacı tarafından kamuya sunulup sunulmadığı, harcıâlem nitelikte olup olmadığı, davacının ilk defa kamuya sunduğunu iddia ettiği tescilsiz tasarımdan doğan haklara davalıların tecavüz veya haksız rekabette bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı şirket ... A.Ş. adına yapılan ... başvuru numaralı, 19/06/2018 başvuru tarihli, 02-02 Locarno Sınıfında yer alan Pantolon tasarımı başvurusunun itiraz ile iptal edildiği, iptal edilen pantolon tasarımına ilişkin görsellere bilirkişi raporunda yer verildiği, davaya dayanak olarak gösterilmekte olan tasarım tescilinin iptal edilmiş olması nedeni ile davacının tescilli tasarımına tecavüzden bahsedilemeyeceği, ancak şartlarının bulunması halinde 6769 sayılı SMK'nın 55. maddesi hükmüne göre, “tescilsiz tasarımların” da korunabileceği, aynı kanunun 56.maddesi hükmüne göre, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edieceği, tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edileceği görülmektedir. Dosyaya sunulan 16.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olduğu, raporda yapılan tespitler ile toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosya arasına sunulan kataloglardan ve internet sitesi görsellerinden, ilgili ürünlerin 2017 yılının başından itibaren piyasaya sair firmalar tarafından arz edildiği, bu ürünlerin davacı ürünleri ile aynı olmadığına yönelik bir iddianın bulunmadığı, hatta ''bilirkişi raporunda yalnızca bir video ve birkaç görsel esas alınmak suretiyle değerlendirme yapılması ve söz konusu bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınmasının abesle iştigal olduğunun'' belirtildiği, bahse konu kullanımlar ile davacı yanın davaya dayanak tasarımlarının karşılaştırılması neticesinde; görünüm itibari ile genel olarak benzer olduklarının tespit edildiği, davacı yana ait olduğu iddia edilen tescilsiz tasarımın, davacı yanın ilk kullanım tarihi olarak bildirdiği 15.08.2017 tarihinden önce sair firmalar tarafından piyasaya arz edildiği, bu nedenle davacı yanın herhangi bir tescilsiz tasarım hakkının varlığından bahsedilemeyeceği gibi, tasarıma tecavüz veya haksız rekabetten de söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer yandan tescilsiz tasarımda doğan hakka tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile, maddi, manevi ve itibar tazminatının tahsiline yönelik eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiş olduğu, objektif dava yığılması nedeniyle her bir talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde bir hata bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Ancak her ne kadar hükmün 3 nolu bendinde, ''Karar tarihininde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin reddi yönünden hesaplanan 5.900,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine'' karar verilmesi gerekmesine rağmen, ''...davalılara verilmesine...'' karar verilmiş ise de, yapılan yanlışlığın mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olduğu anlaşılmış olup, bu hususta kaldırma yapılmamıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 08/12/2020 tarih ve 2018/332 E., 2020/327 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/332, K. 2020/327, T. 15.08.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-332-e-2020-327-k-024ce63d3eb3