Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/33 E. 2019/423 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/33
- Karar No
- 2019/423
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1867 Esas KARAR NO: 2023/1337 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 15/10/2019 NUMARASI 2018/33 E. - 2019/423 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İsviçre menşeli ve saatçilik sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, 1917 yılında kurulduğunu ve 40 yıl sonra “...” markası altında ilk koleksiyonunu piyasaya sunduğunu, bu markanın müvekkili tarafından üretilen saatler için kullanılan kaliteli üretim ve özel tasarımları ile bir çok üst düzey tanınmış kişi tarafından aranılan, dünya üzerinde tanınmış bir marka olduğunu, 1962 yılında “...” markasıyla dünyanın ilk çizilmez saatini ürettiğini, yine müvekkiline ait ... markasının dünyada ve Türkiye’de bilinen, tanınmış marka olduğunu, 1983 yılında saatçilik sektöründe dünyanın en büyük grubu olan “....'ne dahil olan müvekkilinin markalarını sürekli kullandığını ve marka değerini sürekli geliştirdiğini, müvekkiline ait “...” ve “...” ibareli markaların, Türkiye dahil onlarca ülkede tescilli olduğunu, WIPO ve OHIM tescillerinin de bulunduğunu, müvekkilinin markalarının büyük bir coğrafi alana yayıldığını, tescil ve kullanımlarıyla, tanıtım ve reklam harcamalarına büyük yatırımlar yapan dünyaca tanınmış marka statüsünde olduğunu, ayrıca Ankara FSHM’nin 2004/1028 E. ve 2005/494 K. ve 29.09.2005 tarihli kararıyla da müvekkiline ait markanın yurt içinde ve tüm Dünya’da tanınmış olduğuna hükmedildiğini, davalının ... sayılı “¸” ibareli markasını 03 / 05 / 08 / 10 / 14 / 21 / 32 / 39 ve 44. sınıflara ilişkin bir kısım emtialar yönünden tescil ettirdiğini, bu markanın müvekkilinin markası ile benzerlik gösterdiğini, müvekkilinin markalarının esaslı unsuru "..." ibaresi ile davalı markasının anlamsal olarak aynı olduğunu, görsel, biçimsel, okunuş, ses, telaffuz - algılama ve markada ön plana çıkarılmak istenen unsurlar açısından bakıldığında da markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, aynı fonetik ve ses yapısına sahip olan markaların aynı sektörde bulunduğunu, bunun da iltibas tehlikesi içerdiğini ve tanınmış markanın itibarını zedelediğini, tüketici gözüyle bakıldığında, ... ibaresinin müvekkile ait ... ibareli markaları ile karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin açık olduğunu, markalar arasında ayırt ediciliği sağlayan herhangi bir unsur bulunmadığını bu sebeple tüketiciler nezdinde ilişkilendirilmesi olasılığı bulunduğunu ve iltibas yarattığını, özellikle davalı markasının 14. sınıf emtialar kapsamında bulunması sebebiyle iltibas unsurunun gerçekleşmesinin kaçınılmaz olacağını, yine müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunması sebebiyle davalı markasının müvekkilinin seri markalarındanmış gibi algılanacağından bahisle davalıya ait ... numaralı "..." ibareli markanın markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı müvekkilinin faaliyet alanlarının ve hedef kitlesinin farklılık teşkil ettiğini, markaların 556 sayılı kanun 8/1(b) maddesi anlamında ilişkilendirilmesi ya da karıştırılması ihtimalinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin kişisel bakım ürünleri ve kozmetik ürünlerine odaklanan mağazalar zinciri olarak faaliyet gösterdiğini, ülke çapında 76 ilde 507 mağazası ile, müşterilerine renkli kozmetik, cilt bakım ve kişisel bakım alanları dâhil 12 ana kategoride geniş bir ürün yelpazesi ile hizmet verdiğini, müvekkilinin ayrıca Türkiye’ye getirdiği ve yalnızca ...’te bulunan ithal markalarla da tüketicilerin dikkatini çektiğini, bugüne kadar bin adedi aşkın ürünü kendi markası altında sunan ..., kendi markaları dahil olmak üzere yüzlerce marka ve on binden fazla ürünü tüketicilerle buluşturduğunu, müvekkilinin markalarının genel olarak "Kişisel Bakım" ürünlerine ilişkin olup, davacı tarafından üretilen ve kaliteli üretim ile özel tasarım saatler için kullanılan “...”, “...”, “...” markaları ile benzer olmasının ve tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermesinin, veyahut tüketici nezdinde davacının markasının seri markası olarak algılanmasının, ortalama tüketici ve hayatın doğal akışı düşünüldüğünde mümkün olmadığını, hükümsüzlük ve sicilden terkin talebine gerekçe gösterilen “...”, “...”, “...” markaları ile müvekkiline ait ... sayılı “...” markanın hitap ettikleri tüketici kitlesi bakımından belirgin şekilde ayrıldığını, bu ayrımın iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacı markaları ile müvekkil markası arasında görsel, fonetik ve konsept olarak benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait “...” markasının “...” olarak telaffuz edildiğini ve davaya gerekçe gösterilen “...” (...) “ ...”, (... ) “...” (...) markaları ile işitsel benzerlik taşımadığını, ortalama tüketici dikkate alındığında, markaların yabancı dilde olduğu da göz önüne alındığında tüketicilerin kelimenin etimolojik kökenine inerek markaları ilişkilendirmesinin mümkün olamayacağından markaların kavramsal olarak aynı olduğunun kabul edilemeyeceğini, Türk Patent ve Marka Kurumu Markalar Dairesi Başkanlığı ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararları ile de markalar arasında benzerlik olmadığının kanıtlandığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "bilirkişi raporuna itibar edilerek; davacı markaları ile davalı markasının 14.sınıf kapsamında aynı emtialarda tescilli olduğu, davalı markasının 14.sınıf kapsamındaki emtialarda, davacı seri markalarıyla karışıklığa sebebiyet vereceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli ... no ile tescilli "..." markasının 14.sınıf yönünden hükümsüzlüğüne, diğer taleplerin reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının, ... adlı markasını mallarının üzerinde yazılı bir biçimde kullanmadığını, davacının davaya konu marka kullanımı ürün grubunu sınıflandırmak için vermiş olduğu isimden ibaret olduğunu, davalıya ait saatlerin hiçbir yerinde davaya konu marka ibaresinin bulunmadığını,Bilirkişi raporunun 6769 sayılı Kanun'un 5/1-ç hükmünün hukuka aykırı biçimde geniş yorumlanması sebebiyle hukuka uygun olmadığını, "ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" ifadesinin, markalar arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açıp açmayacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu halleri kapsadığını, Yargıtay'ın bu konu ile alakalı "ayırt edilemeyecek derecede benzerlik" kavramını dar yorumladığını, davacıya ait ... markası ile müvekkiline ait ... markası arasında kanun ve içtihatlarda öngörülen seviyede bir benzerlik bulunmadığını, ... ibaresi ile davacıya ait marka arasında yalnızca "..." ve "..." hecelerinin benzerlik gösterdiğini, buna rağmen genel itibarla bir benzerlik oluştuğu yanılgısına düşülmüş olup, okunuş itibarıyla "... (Okunuşu: ...)" ibaresi ile "... (Okunuşu: ...)" arasında mutlak bir benzerlikten bahsetmenin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının kendi beyanlarında da kendi markalarına ait ibarenin latince kökenli müvekkiline ait ibarenin ise İngilizce kökenli olduğunu kabul ettiğini,İlk derece Mahkemesi gerekçeli kararında yalnızca 14. sınıf bakımından hükümsüzlüğe hükmedilerek davanın kısmen kabul edildiğini, bu rağmen Mahkemenin gerekçeli kararında yargılama giderlerinin tümünü müvekkiline yüklemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hükümsüzlüğünden kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık; davalı adına kayıtlı davalı adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın, davacı adına tescilli ''...'' ibareli marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığı, bu nedenle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Türkçe'de bir anlam ifade etmeyen her iki markada da vurgunun ''...'' ve ''...'' ibarelerinde gerçekleştiği, bu ibarelerin kulakta bıraktığı intibanın yüksek düzeyde benzerlik oluşturduğu, markalar bütüncül olarak değerlendirildiğinde ise, işitsel olarak benzer algılandıkları, her iki markanın da yazı tipleri farklı olsa da birer metin markasından ibaret olduğu, dolayısıyla görsel olarak da benzer oldukları, diğer yandan taraf markalarının emtia sınıflarından 14. sınıfta ortak olarak tescilli oldukları, davalı yan ağırlıklı olarak kozmetik sektöründe faaliyet gösterdiğini ileri sürmüş olsa da, hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilli olduğu 14.sınıfın (Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parça/arj, saat kordonları dahil) davacının faaliyet gösterdiği alan ile doğrudan ilgili olduğu, açıklanan tüm bu nedenlerle, davalı markasının davacı markası bakımından iltibas tehlikesi doğurduğu, ortalama tüketici kitlesinin seri marka algısına düşebileceği ve bu durumun işletmesel bağ algısı oluşturabileceği somut olayda ... sayılı SMK'nun 25. maddesinde belirlenen hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 14. Sınıf yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan davacı yanca, ... numaralı ''...'' ibareli markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmiş, Mahkemece, davalıya ait markanın 14. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilerek dava kısmen kabul, kısmen reddedilmiş olup, reddedilen kısım nazara alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre, davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde ise de, yargılama giderlerinin tamamının, davada kısmen haklı olduğu kabul edilen davalıya yüklenmesi yerinde görülmemiş, hükmün bu itibarla kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesine göre kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih, 2018/33 E. - 2019/423 K.sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda;3-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı adına tescilli ... no ile tescilli ... markasının 14.sınıf yönünden hükümsüzlüğüne,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile 233,95 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 142,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.319,50 TL'den davanın kısmen kabul edilmiş olması nedeniyle 1/4 oranında 579,88 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 31,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 180,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2023