Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/299 E. 2021/34 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/299
- Karar No
- 2021/34
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/813 KARAR NO: 2024/1663 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 01/11/2021 NUMARASI: 2018/55 Esas - 2021/618 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ: 18/01/2018 Birleşen İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/299 E. Sayılı Dosyası DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 03/04/2018 KARAR TARİHİ: 01/11/2021 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin desteği ...'ün kendi yönetimindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalı ... yönetimindeki ... plakalı araç ile yüksek hızda ilerlerken önünde düşük hızla giden araca çarpmamak için hatalı bir şekilde sollamaya girdiği esnada seyir halinde olan dava dışı ... plakalı araca çarpmış, çarpmanın etkisiyle yan yatan araçta müvekkillerinin desteği müteveffa ...'ün yoldan dışarı savrulduğunu, kazanın etkisiyle müteveffanın ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, meydana gelen kazada davalı ...'in birinci derecede kusurlu olduğunu bu hususun kaza tespit tutanakları ile de sabit olduğunu, müvekkillerinin desteği ...'ün kendi şeridinde giderken önündeki aracın yoldan çıkıp onun şeridinde durması sebebi ile bir kaza söz konusu olduğundan takip mesafesini koruyamamak gibi bir kural ihlalinin söz konusu olmadığını söz konusu kazada müvekkillerinin desteği yönünden %100 kaçınılmazlık durumu meydana geldiğini bu nedenle müvekkillerinin desteği ...'ün kusursuz olduğunu, kaza ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, müteveffa ...'ün ölümünden önce kamyon şoförü olarak çalıştığını ve aylık 3.000,00 TL gelir sahibi olduğunu, vefatı sebebi ile eşi ve oğlunun müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek şimdilik her bir davacı için 1.000,00'er TL'nin davacılara ödenmesi ile eşi ... için 150.000,00 TL, velayetindeki oğlu ... için 150.000,00 TL olmak üzere tüm davacılar için toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların destekleri ...'ün yönetimindeki ... plakalı araç ile ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpıştığını, ...'ün vefat ettiği, ...'in birinci derecede kusurlu olduğunu, davacıların desteklerinden yoksun kaldıklarını bu nedenle şimdilik her bir davacı için 1.000,00 er TL toplam 2.000,00 TL maddi, her bir davacı için 150.000,00 TL den toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı araç işleteni ... ve ... Sigorta ...den alınarak müvekkiline verilmesini ayrıca dosyanın 12 ATM'nin görülmekte olan 2018/55 E.sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin 1. derecede kusurlu olduğu yönündeki iddianın doğru olmadığını, A Bölgesi Trafik Ekipler Amirliği trafik zabıtalarınca düzenlenen 28.10.2017 günlü trafik kazası tespit tutanağında, kazanın oluş nedenlerini kaza mahallindeki iz ve delilleri belirleyerek düzenlemesi gerekirken kazaya sebebiyet veren ve aralarında menfaat çatışması olan ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ... ile ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ...'ın kendilerini hukuki ve cezai sorumluluktan kurtarmak maksadıyla hakikate aykırı beyanları doğrultusunda düzenlendiğini, davacılar murisinin vefatına sebebiyet veren kazanın da bu ikinci kaza olduğunu belirterek davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde dava konusu kazanın 28.10.2017 tarihinde meydana geldiğini, ... plakalı aracın müvekkili Şirket nezdinde başlangıç ve bitiş tarihleri 16.11.2017 - 30.01.2018 olan ZMSS poliçesi ile sigortalı olup, söz konusu poliçenin kaza tarihini kapsamadığını, Tramer kayıtları ile de tevsik edildiği üzere kaza tarihi olan 28.10.2017 tarihi itibariyle ... plaka sayılı aracın trafik poliçesi ... Sigorta A.Ş nezdinde bulunduğunu, dava konusu kazaya karışan ve müteveffa ...' ün sürücüsü olduğu belirtilen ... plakalı aracın ise kaza tarihi itibariyle trafik poliçesinin ... Sigorta A.Ş. nezdinde bulunduğunu, dava konusu kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle müvekkil şirket nezdinde trafik poliçesi bulunmaması sebebiyle, müvekkili yönünden davanın öncelikle pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ile ... arasında 20/01/2017-20/01/2018 tarihli ZMSS poliçesi akdedilerek, ... plakalı kamyon sigorta edildiğini, davacı tarafın poliçe kapsamında olmadığından manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacılar tarafından dava dilekçesinde ifade edildiği üzere, dava konusu edilen kazanın müvekkil şirket sigortalısı ... tarafından değil, sürücü ... tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin belirlenecek olan gerçek zarardan sigortalısının dava konusu kazadaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, davacıların SGK'dan rücuya tabii herhangi bir tazminat ve yardım alıp almadığı hususunun sorularak, bir tazminat almışsa bu tazminat miktarının zarar miktarından düşülmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle, olay mahallinde düzenlenen kaza tespit tutanağının hakikate aykırı olup ayrıca kazaya karışan diğer sürücülere de kusur atfedildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/157986 E, Sayılı soruşturma dosyasından düzenlenen bilirkişi raporunda da ... plaka sayılı araç sürücüsü müteveffa ... ile kazaya karışan diğer araç sürücülerinin kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davacının, maliki bulunduğu ... plakalı araç sürücüsünün 1. derecede asli kusurlu olduğu yönündeki iddiasının gerçek dışı olduğunu, dava konusu olayda iki kaza meydana geldiğini, birinci kazada maliki olduğu aracı hatalı bir şekilde sollamaya çalışan ... plaka sayılı araç sürücüsünün, kamyonunu sol damper kısmına arkadan çarparak direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere vurması ile meydana geldiğini, bu birinci kazada aracın sürücüsü diğer davalı ... kaza mahallinde trafik güvenliğini ve akışını engellememek ve bariyerlere vuran ... plaka sayılı araca yardım için kullandığı aracı yolun sağına çektiğini, ikinci kazanın ise ... plaka sayılı araç sürücüsünün kendi aracını yolun sağına yanaştırdıktan bir kaç dakika sonra arkadan gelen ... plaka sayılı aracı kullanan araç sürücüsü müteveffa ... ve ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ... Karayolları Trafik Kanununun 56/ç maddesinde belirtilen önden giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izleme kuralını ihlal ettiğinden, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ise Karayolları Trafik Kanunun 56/a maddesinde belirtilen şerit izleme kuralma aykırı araç kullandığından bariyerlere vurarak duran ... plaka sayılı kamyona arkadan vurmaları sonucu meydana geldiğini, hasara sebebiyet veren kazanın da bu ikinci kaza olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "ASIL DAVA YÖNÜNDEN; davanın kısmen kabulü ile, davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 343.945,23 TL, davacı ... için 51.604,66 TL olmak üzere toplam 395.549,89 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak (birleşen davada verilen hüküm ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline göre değerlendirilip tahsilde tekerrür olmamak üzere) davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin 111.022.21 TL destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak (birleşen davada verilen hüküm ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline göre değerlendirilip tahsilde tekerrür olmamak üzere) davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin 200.000,00 TL lik manevi tazminat talebinin reddine, asıl dosya davalılarıdan ... ve ... Sigorta yönünden 04/06/2018 tarihli 1 nolu celsede dava takipsiz bırakıldığından ve 3 ay içerisinde yenilenmediğinden, bu davalılar yönünden davanın 05/09/2018 tarihi itibari ile açılmamış sayılmasına, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; davanın kısmen kabulü ile, davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 343.945,23 TL, davacı ... için 51.604,66 TL olmak üzere toplam 395.549,89 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... tamamından ve kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz ile, davalı ... 330.000,00 TL poliçe limiti ile ve birleşen dosya dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile sorumlu olmak üzere) davalılar ... ve ... Sigorta'dan yasal faizi ile alınarak (asıl davada verilen hüküm ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline göre değerlendirilip tahsilde tekerrür olmamak üzere) davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin 111.022.21 TL destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak (asıl davada verilen hüküm ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline göre değerlendirilip tahsilde tekerrür olmamak üzere) davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin 200.000,00 TL lik manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 03/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun bu çelişkiyi giderecek nitelikte olmadığını, ilk derece mahkemesinin kendi dosyalarından düzenlenen ATK raporu ile ceza dosyasından düzenlenen ATK raporunun çelişmediğini belirterek kararına esas almasının hukuka aykırı olduğunu, hiçbir kusuru olmayan davalı müvekkili ...'in %80, müteveffa ...'ün %20 oranında kusurlu olarak kabul edilerek diğer kamyon sürücülerinin kusursuz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, 09/09/2019 tarihli ATK raporunun hatalı olduğunu, aktüer hesap bilirkişisinin bakiye ömür sürelerini ve destekten yoksun kalınan miktarları hesaplarken Yargıtay'ın kullanılmasını bozma nedeni olarak kabul ettiği TRH-2010 tablosunu kullandığını, Yargıtay'ın trafik kazalarına bağlı olarak maddi kayıp ve tazminatlara ilişkin uyuşmazlıklara bakan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre hesaplamaya esas alınacak hesaplama yönteminin PMF-1931 Yaşam Tablosu olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hem sürücü ... bakımından hem de aracın maliki ... bakımından davalıların fakru-zaruret haline düşmesine sebebiyet verecek miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, destekten yoksun kalma tazminatlarına olay tarihi olan 28/10/2017 tarihi itibariyle faiz işletilmesine karar verildiğini oysa 15/06/2021 tarihindeki güncel asgari ücrete göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 28.10.2017 günü saat 18.05 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile ... istikametinden Hasdal Kavşağı istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, önünde bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonu geçmek için sola manevra yaptığı esnada kamyonunun sol yan kasa kısımlarıyla kendisiyle aynı istikamete doğru sol gerisinde seyretmekte olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun sağ ön yan kısımlarına çarpması, çarpmanın etkisiyle sola doğru savrulan ... plakalı kamyonun sol tarafta bulunan bariyerlere çarpıp durması sırasında ... plakalı kamyonunun sağ arka kısmına, arkasından gelip kendisiyle aynı istikamete doğru seyretmekte olan maktul sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun ön kısımlarıyla çarpması, akabinde ... plakalı kamyonun sağ arka kısımlarına, arkasından gelip kendisiyle aynı istikamete doğru seyretmekte olan müşteki sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı yarı römorkun bağlı olduğu ... plakalı çekicinin çarpması, o esnada ... plakalı kamyonun arkasından gelmekte olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun sağ yan kasa kısımlarıyla, ... plakalı kamyonun sol arka köşe kısımlarına çarpması sonucu ölümlü ve yaralanmalı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında, ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1A (şerit izleme ve değiştirme ihlali) maddesi,diğer sürücüler ... ve ...'in kanunun 56/1 C maddesi (sürücüler önlerinde giden araçları güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar) trafik kuralını ihlal ettiği,yine ... plaka sayılı araç sürücüsü olan ...'ın da aynı kanunun 56/1A (şerit izleme ve değiştirme ihlali) maddesini ihlal ettiklerini kaza yeri tetkiki ve sürücü beyanlarından anladıkları hususu belirtilmiştir.Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık aşamasında alınan bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağı ile uyumlu rapor tanzim edildiği görülmüştür. Ceza Mahkemesinde ATK Trafik İhtisas dairesinden alınan kusur raporunda "...Sanık sürücü ...'in asli derecede kusurlu, Sürücü ...'ın kusursuz, Sürücü ...'ın kusursuz, Maktul sürücü ...'ün alt düzeyde tali kusurlu, Müşteki sürücü ...'in kusursuz, Sürücü ...'ın kusursuz olduğu " bildirilmiştir. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince 2019/511 Esas 2021/148 Karar sayılı kararı ile ATK kusur raporuna göre hüküm kurulmuştur. Ceza Mahkemesinden verilen kararın ve maddi vakıanın kesinleştiği müzekkere cevabından anlaşılmıştır.Mahkemece ATK Trafik İhtisas dairesinden alınan raporun da Ceza Mahkemesinden alınan rapor ile aynı doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.Ceza Mahkemesi dosyasında maddi vakıanın kesinleşmiş olması da gözetilerek, davalı ...'in sevk ve idaresindeki kamyon ile seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, önünde bulunan sürücü ...'ın idaresindeki kamyonu geçmek için sola manevra yapmadan evvel kendisiyle aynı istikamete doğru sol gerisinde seyretmekte olan sürücü ...'ın idaresindeki kamyonun varlığını dikkate alıp, bu kamyonun güvenle geçişini beklemesi gerekirken bu hususa riayet etmeyip, hatalı bir şekilde şerit değiştirme manevrası yapması neticesi kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli derecede kusurlu, müteveffa sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki kamyon ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, önünde kendisiyle aynı istikamete doğru seyir halinde iken kaza yapıp, sola doğru savrularak sol tarafta bulunan bariyerlere çarpıp duran sürücü ...'ın idaresindeki kamyona karşı zamanında etkin fren ve direksiyon tedbiri almadığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile tali derecede kusurlu olduğu hususunun belirlendiği olayda diğer sürücüler için kusur belirlemesi yapmayan ATK raporları dosya kapsamı ile de uyumlu bulunduğundan kusura yönelik istinafı yerinde görülmemiştir. Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Haksız fiil sorumlusu olan davalı sürücü ve araç maliki, haksız fiil (kaza) tarihi itibariyle mütemerrit olduğundan hükmedilen tazminat yönünden faizin başlangıç tarihinin kaza tarihi olarak gösterilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının makul ve yeterli olduğu kanaatine varılmış ve bu yönde ki davalılar vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. Bu nedenlerle; davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar ... ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 33.851,01 TL harçtan peşin alınan 8.462,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.388,21 TL harcın davalılar ... ile ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, davacı ... açısından; HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere, davacı ... açısından; HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2024