Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1365 E. 2019/1244 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1365
- Karar No
- 2019/1244
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/363 Esas KARAR NO: 2024/1176 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2019/344 Esas - 2021/1067 Karar TARİHİ: 07/12/2021 DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 04/07/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı ... A.Ş.'nin bayisi olduğunu, Bayilik Sözleşmesinin hiçbir suretle müvekkiline verilmediğini, 18.06.2012 tarihinde davalı şirketin herhangi bir gerekçe göstermeksizin müvekkilinin sisteme girişini engellediğini, davalı yanın bayilik sözleşmesindeki hükümleri hakkaniyete aykırı ve keyfi bir şekilde değiştirdiğini ve müvekkilinin ticari hayatını sekteye uğratacak birçok yükümlülük getirdiğini, davalı yanın yaklaşık 2000 bayisinin sözleşmelerini yapılan tüm itirazlara rağmen tek taraflı olarak değiştirdiğini, davalı şirketin müvekkiline hak ettiği primlerde kesinti yaptığını, denetlemek amacıyla “Gölge Müşteri” uygulamasıyla bayilerine anlaştığı personeli gönderip haksız birçok cezaya sebebiyet verdiğini, yakın ilişki içinde olduğu bayilere önceden gölge müşterinin gideceği haberinin verildiğini, müvekkilinin de bu uygulamadan dolayı birçok ceza aldığını, bu cezalara neden olan durumun tespiti için davalı şirketten kamera kayıtlarını istediğini fakat bu talebinin sonuçsuz kaldığını, çarptırıldığı cezaların hukuki dayanağının mahkemece tespitinin gerektiğini, davalı şirket bayilik sözleşmesini tek taraflı ve hukuka aykırı olarak feshettiği için bayilik sözleşmesi uyarınca ... Bankası A.Ş. Ankara/Mamak Şubesi tarafından düzenlenen teminat mektubunun müvekkiline iadesinin gerektiğini ancak 24.09.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnameye rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir cevap alınmadığını beyanla sözü edilen teminat mektubunun müvekkiline iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile müveklilinin bayiliği süresince hak kazandığı tüm primlerinden şimdilik 100,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müvekkiline ödenmesine, fesih sebebiyle uğranılan zarar için şimdilik 100,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile müvekkili şirket arasında 01.07.2010 tarihinde Bireysel Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 06.07.2012 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname ile 7.10., 20.1 maddeleri gereğince davacının satış performans hedeflerini yerine getirmediği ve satışlarının bu hedeflerin altında kaldığının tespit edilmesi sebebiyle feshedildiğini, satış performans tablosunda davacının Ocak 2012'de satış yapmadığı, Şubat 2012'de 19 adet, Mart 2012'de 9 adet ve Nisan 2012'de 12 adet satış yaptığının görüldüğünü, müvekkili şirket tarafından bayilik sözleşmesinin eklerinde yapılan tüm değişiklilerin bayilik sözleşmesi hükümlerine uygun olarak yapıldığını, bayilik sözleşmesinde müvekkili şirket tarafından sözleşmenin akdedildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren herhangi bir değişiklik yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından kesilen cezaların bayilik sözleşmesinin eki ceza sistematiğinde öngörülen ve davacının müvekkili şirketi zarara uğratan/zarara uğrama tehlikesi ile karşı karşıya bırakan ve bayilik sözleşmesi hükümlerine aykırı nitelikte davranışları nedeniyle kesilmiş olduğunu, usulsüz ve keyfi olduğu iddialarının doğru olmadığını, dava dilekçesinde aboneliği yapılan müşteriler için ödenen satış ve performans primlerinin abone olan müşterinin aldığı hizmete ilişkin ilk aya ilişkin faturasının ödenmemesi sebebiyle davacıdan geri alındığı, sonraki aylar borcunu ödemiş olsa dahi satış ve performans priminin davacıya iade edilmediği şeklindeki iddiaların ise; söz konusu prim hesaplamasının 2011 dönemi ve 2012 döneminde Fraud (sanal sahte abonelik) durumunu engellemek amacıyla gerçek müşteri durumunun ölçümlenmesi amacıyla yapılması sebebiyle haksız olduğunu, davacı teminat mektubunun iadesini istemiş ise de davacı ile müvekkili şirket arasındaki borç alacak sürecinin tamamlandığını, davacının cari hesabında 7.361-TL borcu olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih ve 2019/344 Esas - 2021/1067 Karar sayılı kararında;"...Her ne kadar, istinaf makamının “kaldırma” kararının etkisi, temyiz makamının “bozma kararından farklı olmakla, buna göre, kaldırma kararı (İstanbul BAM 2018/1365 E. ve 2019/1244 K. ) sonrası yapılan irdeleme sonucu; Davacının dosyaya sunduğu 6.10.2020 tarihli dilekçesi içeriğine göre, davacının kayıtları incelenme kabiliyetini kaybetmiş olmakla, davacı yanın giderim talepleri yönünden hesaplama yapılması olanağı olmadığı; “genel esaslara göre” davacının giderim isteme hakkını haiz olup olmadığının Mahkemeye ait bulunduğu. Yukarıda anılan 11.517,74 TL faturanın bedelinin, teknik inceleme sonuçları da gözetildikte, davacı yana tahmili için yeter koşulların olmadığının düşünüldüğü, takdirin Mahkemeye ait olduğu. Davalı yan, cevap dilekçesinden itibaren yanlar arası alacak verecek ilişkisinin tamamlandığını ve teminat mektubunun süresinin dolduğunu bildirmektedir. Dosyadan başkaca bir çıkarım yapılması zemini Mahkemece görülmediği takdirde, alacak vereceğin kalmadığının davalı yanca kabul edildiği durumda, teminat mektubunun fiziken (sürenin dolup dolmadığına bakılmaksızın) işlemsiz olarak onu davacıya iadesi gerekir” kanaati ile raporunu sunmuştur. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen delil dosyası, davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki davada taraflar arasında 01.07.2010 tarihli ... A.Ş. Bayilik Sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşme uyarınca davacının davalı ... A.Ş.'nin bayisi olduğunu. Bayilik Sözleşmesinin hiçbir suretle davacıya verilmediğini. 18.06.2012 tarihinde davalı şirketin herhangi bir gerekçe göstermeksizin davacının sisteme girişini engellenmiştir. Davalı yanın bayilik sözleşmesindeki hükümleri hakkaniyete aykırı ve keyfi bir şekilde değiştirdiğini ve davacının ticari hayatını sekteye uğratacak birçok yükümlülük getirilmiştir. Davalı yanın yaklaşık 2000 bayinin sözleşmelerini yapılan tüm itirazlara rağmen tek taraflı olarak değiştirdiğini, davalı şirketin davacının hak ettiği primlerde kesinti yapmıştır. Davalı yanın denetlemek amacıyla “Gölge Müşteri” uygulamasıyla bayilerine anlaştığı personeli gönderip haksız birçok cezaya sebebiyet verdiğini, davalı yanın yakın ilişki içinde olduğu bayilere önceden gölge müşterinin gideceğinin haberi verildiğini. Davacının da bu uygulamadan dolayı birçok ceza aldığını, bu cezalara neden olan durumun tespiti için davalı şirketten kamera kayıtlarını istediğini fakat bu talebinin sonuçsuz kaldığını. Davacının çarptırıldığı cezaların hukuki dayanağının mahkemece tespitini, davalı şirketin bayilik sözleşmesini tek taraflı ve hukuka aykırı olarak feshettiği için bayilik sözleşmesi uyarınca ... Bankası A.Ş. Ankara/Mamak Şubesi tarafından düzenlenen teminat mektubunun davacıya iadesinin gerektiğini. Ancak 24.09.2013 tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarnameye rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir cevap alınmadığını, sözü edilen teminat mektubunun davacıya iadesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmasını, davacının bayiliği süresince hak kazandığı tüm primleri tahsili için belirsiz alacak davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı yan tarafından davalı şirkete Ankara .... Noterliğinden 24.09.2013 tarihinde keşide edilen ... yevmiye no.lu ihtarnamede aynen; “Müvekkil ile aranızda yapılan bayilik sözleşmesi devam ederken, müvekkile hiçbir bildirim yapılmadan 18.06.2012 tarihinde müvekkilin sisteme girişi engellenmiştir ve müvekkil ile akdedilmiş olan bayilik sözleşmesi hükümleri tarafınızca ihlal edilerek, bu durum müvekkilin mağduriyetine sebep olmuştur. Müvekkil ile aranızda yapılan bayilik sözleşmesi tarafınızca hukuka aykırı olarak uygulanamaz hale gelmiştir. Bu nedenle müvekkilin bayiliği süresince nezdinizde doğan tüm alacaklarının, hak kazandığı primlerin işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde müvekkilin banka hesabına yatırılması ve sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle sözleşmenin teminatı olarak müvekkil tarafından verilen teminat mektubunun işbu ihtarnamenin tebliğinden 7 gün içinde müvekkilin adresine iadesini aksi takdirde hukuki yollara başvuracağımızı ihtaren bildiririz.” denmektedir.Davalı yan tarafından davacı yana Beşiktaş ... Noterliğinden 06.07.2012 tarihinde keşide edilen ... yevmiye nolu ihtarnamede özetle; “Taraflar arasında 01.07.2010 tarihli ... A.Ş. Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, Şubat, Mart, Nisan 2012 aylarında davacı yanın satış hedeflerinin altında kaldığını, Bavilik sözleşmesinin 7.10., 20.11). ve (ü). Maddelerindeki hükümler uyarınca sözleşmenin satış hedefleri dolayısıyla feshedildiğini. Sözleşmenin 20.2. maddesi uyarınca davalı yanın 7 gün önceden bildirim yaparak fesih hakkı bulunduğunu, işbu fesih bildiriminin tebliğ tarihinden 7 gün sonunda sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshiyle birlikte sözleşme kapsamındaki satış ile ilgili her türlü işlemin duracağını, sözleşme gereği satış ve kurum belgeleri ve davalı şirkete ait her türlü evrakın fesih tarihinden itibaren 15 gün içinde davalı şirkete teslim edilmesi gerektiğini, edilmez ise sözleşmenin ceza sistematiği bölümüne göre ceza bedellerinin davacı yana rücu edileceğini, davalı yandan davacı yana teslim edilen satışı gerçekleşmemiş her türlü ekipmanın fesih tarihinden itibaren 30 gün içinde iade edilmesi gerektiğini, edilmez ise ceza tutarını varsa alacaklardan kesme hakkının olduğunu, sözleşmenin 18.5. maddesinden kaynaklı tüm haklarını da sözleşmeden kaynaklı diğer haklarıyla birlikte saklı tuttuğunu, fesih tarihinden itbaren davalı şirkete nit logo, marta, unvan vs. kullanılamayacağını, işbu fesih bildiriminin davacı yanın tebliğ aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde sözleşmenin feshedileceğini, davacı yanın yükümlülüklerinden herhangi birinin yerine getirilmemesi halinde yasal işlemlere başvurulacağını..” denmektedir.Davacı tarafın ticari defterleri Ankara'da olup buna ilişkin talimatla incelenmesine karar verilmiş olup daha sonra talimat ara kararından vazgeçildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları incelenememiştir.Davalı yan 13.11.2010 tarihinde yapılan incelemeye gelmemiş ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Davalının, davacıyı denetlemek amacıyla “gölge müşteri” uygulamasıyla bayilere gönderdiği personel vasıtasıyla davalı tarafından davacı adına ceza faturaları (11.517,74 TL) düzenlendiği görülmektedir. Bu faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalı tarafından haklı yere düzenlenip düzenlenmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının dosyaya sunduğu 6.10.2020 tarihli dilekçesi içeriğine göre davacının kayıtları incelenme kabiliyetini kaybetmiş olmakla, davacı yanın giderim talepleri yönünden hesaplama yapılması olanağı olmadığı. Ancak “genel esaslara göre” davacının giderim isteme hakkını haiz olup davalı tarafından davacı adına 11.517,74 TL ceza faturaları kesildiği, bu faturaların taraflar arasında imzalanan 01.07.2010 tarihli ... A.Ş. Bayilik Sözleşmesine uygun olduğu kanaatine varılmış olmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, "Kanıtlanamayan Davanın reddine," karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiğini, söz konusu kararın taraflarınca süresi içerisinde istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/1365 E. 2019/1244 K. sayılı 30.05.2019 tarihli ilamı ile bozulduğunu, Mahkemece devam edilen yargılama aşamasında, davalı tarafın müvekkiline kestiği cezalar ve hak edişlerinden yaptığı kesintilere ilişkin müvekkilinin elinde hiçbir doküman ve bilgi olmadığı için gerekli incelemenin davalı şirket genel merkezinde davalı şirketin kayıtlarından çıkarılabileceği gerçeği göz önüne alınarak davalı şirketin genel merkezinde bilirkişi incelemesi yapıldığını;Bilirkişi raporunda incelenen hususlarda tüm iddiaların ispatlandığını, bilirkişi raporundan sonra Mahkemece, taraflarınca açılan dava kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin sisteminin 18/06/2012 tarihinde kapatıldığını ancak sözleşmesi 01/07/2012 tarihinde sonlanmış olup sözleşmenin süresi bitmeden feshedildiğini ve sistemin erişime kapatıldığını, bu durumun tespit edilmesini istediklerini, bilirkişi heyetinin 03 Kasım 2021 tarihinde davalı avukatı eşliğinde davalı ... Genel Müdürlüğü binasına, bilgisayar sistemlerinde server, veri tabanı kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere gittiğini ve sistem üzerinde yapılan incelemede; müvekkilinin sisteminin 18 Haziran 2012 tarihinde erişime kapatıldığının görüldüğünü, davacı müvekkilinin bu tarihten itibaren sisteme erişemediği ve iş yapamadığının tespit edildiğini, sistemin kapatıldığını belgeleyen ekran görüntüsünün raporda sunulduğunu, bilirkişi heyetince kayıtlar üzerinde yapılan incelemede bunu açık ve net olarak tespit etmiş olmasına rağmen Mahkemece bu raporun yok sayılarak davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini; Bilirkişi heyetinin düzenlediği 10.11.2021 tarihli 9 sayfadan ibaret ek raporunda özetle mali yönden yapılan incelemeler doğrultusunda, davalı tarafından 01.11.2010 ila 04.06.2012 tarihleri arasında davacı yana 80.471,67 TL tutarlı ödeme yapılmış olduğunun yine davalı tarafından davacı yana 13.04.2011 ila 25.04.2013 tarihi arasında toplamda 11.517,74 TL tutarlı ceza faturası düzenlenmiş olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin müvekkili adına kestiği ceza faturalarının haksız yere düzenlendiğine ilişkin bilirkişi heyeti tarafından net olarak durum değerlendirilmişse de, bilirkişinin bu tespitinin de yok sayıldığını, bilirkişi raporunu kabul etmeyen Mahkemece bilirkişi raporunun neden kabul edilmediğine dair açık ve net bir gerekçe sunulamadığını, davayı reddeden gerekçelerin açık ve net olarak belirtilmediğini, dava dilekçesinde müvekkilinim sisteminin 18 Haziran 2012 tarihinde erişime kapatıldığı iddia edilmiş olup, davalının hiçbir bildirim yapmadan müvekkilinin sisteme erişimine engel olduğunu, haksız fesih sebebiyle müvekkilinin kar mahrumiyetine ilişkin taleplerinin görmezden gelindiğini ve bu konuda bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmadığı gibi dosya kapsamında bu hususun hiç değerlendirilmediğini;Müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesi uyarınca ... Bankası Ankara/Mamak Şubesi tarafından düzenlenen teminat mektubunun, söz konusu bayilik sözleşmesinin davalı şirket tarafından tek taraflı ve hukuka aykırı olarak feshedildiğinden bahisle müvekkiline iadesi gerekirken iade edilmediğini belirttiklerini, müvekkilinin bu süre içinde teminat mektubu için bankaya teminat mektubu için ödeme yapmaya devam ettiğini, davalı şirket teminat mektubunu haklı bir sebep olmadan iadeden kaçınmış olduğu için bankaya yaptığı ödemelerin davalı şirketten tahsili gerektiğini, bu anlamda müvekkilinin teminat mektubu için bankaya ödediği miktarlara ilişkin banka dökümlerini dosyaya sunduklarını, müvekkilinden haksız yere tahsil edilen miktarların bilirkişi heyeti tarafından hesaplanması gerekirken bilirkişi raporunda buna ilişkin bir hesaplama veya kayıt bulunmayıp, gerekçeli kararda da bu konuda hiçbir açıklama yapılmadığını, istinaf incelemesi sırasında istinaf mahkemesince mahkeme kararı kaldırılırken davacı vekilinin talepleri arasında sözleşme uyarınca davalı tarafa verilen teminat mektubunun iadesi talebinin de bulunduğunun, mahkemenin bu talep hakkında da olumlu olumsuz karar verilmediğinin söylendiğini ancak karar kaldırıldıktan sonra yeniden başlayan yargılamada da bu hususun göz ardı edildiğini, bu konuda karar verilmediğini; Aynı konuya ilişkin davacıları farklı olan ancak aynı davalı şirkete karşı aynı içerikteki dava dilekçesi ile açılan İstanbul 5.ATM 'nin 2014/611 E.sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda bu dosya ile benzer bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olup, kararın istinaf incelemesi sonucunda kesinleştiğini, bu dosyada tüm taleplerin bilirkişi heyetince tespit edildiğini ve hesaplama yapılarak karara esas teşkil edecek bir delil haline geldiğini, buna ilişkin bilirkişi raporu ve mahkeme kararını dosyaya önceki aşamalarda sunduklarını, Yerel mahkemece bu hususların, emsal sayılabilecek İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/611 E.sayılı dosyasının da dikkate alınmadığını beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bayilik sözleşmesinin süresinden önce ve haksız şekilde feshedildiğinin tespiti, haksız fesih nedeniyle oluşan zararın tazmini, sözleşme süresince ödenmediği iddia edilen primlerin tahsili, haksız şekilde kesildiği iddia edilen ceza bedellerinin istirdadı ve sözleşme uyarınca verilen teminat mektubunun iadesi taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalının bayisi olarak faaliyet göstermekte iken davalı tarafından haksız şekilde ve herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın sisteme girişinin engellendiğini, bayilik sözleşmesinin bu şekilde sonlandırıldığını ancak bu konuda herhangi bir bildirim yapılmadığını, sözleşme süresince tarafına haksız ve usulsüz cezalar kesildiğini, bu konuda herhangi bir açıklama da yapılmadığını, davalının herhangi bir kaybı olmamasına rağmen hak ettiği primlerden kesinti yaptığını, sözleşme haksız şekilde sonlandırılmış olmasına rağmen yine sözleşme uyarınca davalıya verilen teminat mektubunun iade edilmediğini beyan ederek teminat mektubunun iadesine, bayilik süresince davalı nezdinde doğmuş tüm alacaklarının tespiti ile davalıdan tahsiline, davalının bayilik sözleşmesini haksız şekilde feshettiğinin tespiti ile fesih sebebiyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacının satış performans hedeflerini yerine getirememesi nedeniyle ve sözleşmenin 7.10 ve 20.1. maddeleri uyarınca feshedildiğini, haksız feshin söz konusu olmadığını, davacıya kesin cezaların sözleşme ve eklerinde yer alan düzenlemeler gereği olduğunu, cezaların davacının bayilik sözleşmesine aykırı ve zarar doğuran ya da doğurma ihtimali olan davranışları nedeniyle kesildiğini, davacının herhangi bir prim alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisi tasfiye edilmediğinden davacının teminat mektubunun iadesini talep edemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisindeki çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut olayda Mahkemece verilen ve istinaf incelemesine konu kararın hüküm fıkrasında, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği her bir talep yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmadığı, davanın tümden reddine karar verildiği, bununla birlikte kararın gerekçesinde, davacının talepleri konusunda gerekli incelemeleri içermeyen, anlaşılır, hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir olmayan bilirkişi ek raporundaki beyanlar tekrar edilmekten ve davacıya kesilen cezaların haklı olduğu belirtilmekten başka hiçbir açıklama ve tespite yer verilmediği gibi uygulanan cezaların haklı olduğu kanaatine hangi sebep ve gerekçelerle ulaşıldığının da açıklanmadığı, bu şekilde verilen kararın usul, yasa ve kamu düzenine aykırı olduğu, Dairemizce denetlenebilir bir kararın bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla; istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi, davacının her bir talebi hakkında gerekçelendirmek suretiyle karar verilmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2021 tarih, 2019/344 Esas - 2021/1067 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.