Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/114 E. 2019/430 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/114
- Karar No
- 2019/430
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/393 KARAR NO : 2024/667 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/10/2019 NUMARASI : 2018/114 E. - 2019/430 K. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Tescili Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/10/2019 tarih ve 2018/114 Esas - 2019/430 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." sayılı marka başvurusunun, davalı Şirketin itirazı üzerine dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru kapsamında yer alan 14. sınıf mallar ile davalının markasını kullandığı 35. sınıf hizmetlerin farklı olduğunu, davalı Şirketin dava konusu ibare üzerinde dava konusu mallar bakımından öncelik hakkının bulunmadığını, davalı Şirket tarafından müvekkili aleyhine açılan hükümsüzlük davasında alınan bilirkişi raporunda davalının markasının tanınmış olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, "... "ibaresini seçmesinin sebebinin, dosyaya sundukları uzman mütalaasında da belirtildiği gibi, İngiltere'de bulunan ... semtinin meridyenlerin başlangıç noktası kabul edilmesi nedeniyle bu ibarenin zaman ve saatle iligli sektörler ve faaliyet alanlarında bilinir ve kullanımı yaygın olan bir ifade olmasından kaynaklandığını, anılan ibarenin zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin aynı ibareli 2012 yılında tescil ettirdiği markasının bulunduğunu ileri sürerek, 2018-M-1333 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin 2006/18280 sayılı ve “...” ibareli markasının 35. sınıf hizmetlerde tescilli bulunduğunu, davacının ürünlerini mağazacılık alanında toptan ve perakende olarak (bayilik ve disbritörlük) sattığını, “...” ismini üst bir saat mağazası adı olarak kullandığını, davacı şirketin saat alanında Türkiye’de büyük bir marka olduğunu ve orta sınıf pazarının tümüne hakim olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin eski bayisi olduğunu, davacı taraftan satın aldığı örneğin "..." marka ürünleri mağazasında sattığını, davacı firma ile müvekkili arasında geçmiş ticari bir ilişki bulunduğunu, bu duruma rağmen davacının müvekkili şirkete ait markayı 2012 yılında “Kuyumculuk (taklitler dahil), bileklik, kalem ve saat….” emtiası için kendi adına tescil ettirdiğini, söz konusu tescilin müvekkili şirketin sahibi olduğu “...” markasının tanınmışlığından faydalanmaya yönelik kötü niyetli bir tescil olduğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından İstanbul 2. FSHHM 2017/441 E. sayılı dosyası ile davacı adına 14.sınıfta tescilli ‘...’’ markasının hükümsüzlüğü istemli dava açıldığını ve dosyanın derdest olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı Şirketin ... ibaresi üzerinde, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 14 sınıf "saatler” emtiası bakımından,tescilsiz markadan kaynaklı (önceki kullanıma dayalı) sınai bir hakkı bulunduğu ve bu mallar itibariyle 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca davacı markasının tescilini engelleme hakkı olduğu, davacının ... ibareli marka başvurusu yönünden, önceki tarihli ... markasından kaynaklı müktesep hakkının bulunmadığı, zira dava konusu başvuru tarihi tarihiyle taraflar arasında henüz çekişme konusu olmaktan çıkmadığı gibi 2017 yılında is söz konusu markaya karşı İstanbul 2. FSHHM’nin 2017/441 E. sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açılarak markanın çekişmeli hale geldiği ve halihazırda çekişmeli durumun sürdüğü, davalının "..." markasının 2006 yılında tescil edilmiş olup, 2008 yılından bu yana 14. sınıftaki mallar ile bu malların satış hizmetleri üzerinde kullanıldığı, söz konusu markanın ülkemizde basına dahi yansımış bir kullanımının bulunduğu., davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve hatta aralarında geçmişten bu yana ticari ilişki bulunan davacının, dava konusu ibareyi tesadüfen seçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının, ticari ilişki içinde olduğu ve sektöründe belli bir bilinirliği olan ... markasının itibarından yararlanarak faaliyette bulunmak maksadıyla dava konusu markayı tescil ettirdiği, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararına esas alınan 556 sayılı KHK'nın yürürlükten kaldırıldığını, yürürlükten kaldırılan KHK hükümlerine dayalı olarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, tarafların farkı alanlarda hizmet verdiğini, marka tescillerinin farklı sınıfları kapsadığını, davalının mağazacılık alanında faaliyet gösterdiğini ve mağazalarında saat, bileklik kalem vb eşyaların satıldığını, müvekkilinin dava konusu başvurusunun ise 14. sınıf mallara ilişkin bulunduğunu, 14 ve 35. sınıfların farklı olduğunu, davalı tarafça sunulan faturalın hiç birinde "saat" mallarının markasının " ..." olduğunun yer almadığını, faturada yer alan "..." markasının mağaza ismi olduğunu, davalının uyuşmazlık konusu 14. sınıf mallar yönünden öncelik hakkının bulunmadığını, müvekkilinin uyuşmazlık konusu sınıflarda tescilli "..." ibareli 2012/110234 sayılı markasının bulunduğunu, müvekkilinin anılan ibareyi uzun yıllardır kullanarak tanınmış hale getirdiğini, müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin sektörde en çok bilinen saat üreticisi ve satıcısı olduğunu, müvekkilinin "... "ibaresini seçmesinin sebebinin, dosyaya sundukları uzman mütalaasında da belirtildiği gibi, İngiltere'de bulunan ... semtinin meridyenlerin başlangıç noktası kabul edilmesi nedeniyle bu ibarenin zaman ve saatle ilgili sektörler ve faaliyet alanlarında bilinir ve kullanımı yaygın olan bir ifade olmasından kaynaklandığını, anılan ibarenin zayıf marka niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescili istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın geçici 1/1. Maddesi uyarınca, dava konusu başvuru tarihi itibariyle somut olaya 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı Şirketin dava konusu başvuruyu oluşturan "..." ibaresi üzerinde, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 14. sınıf "saatler" malları bakımından , anılan KHK'nın 8/3 maddesi kapsamında gerçek hak sahibi olduğunu ispatladığı, davacının 2012/11234 sayılı markasının tescil tarihi itibariyle dava konusu başvuru yönünden müktesep hak sağlamayacağı gibi anılan marka hakkında hükümsüzlük davasının da açıldığı, diğer taraftan dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu, zira mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalının "..." markasının sektörde bilinir bir marka olduğu, taraflar arasında daha önceden ticari ilişki bulunduğu ve tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri hususları da gözetildiğinde, davacının davalının markasından haberdar olmadığının söylenemeyeceği, buna rağmen davalının markası ile birebir aynı ibareyi ayırt ediciliği bulunmayan "..." ibareli ile birlikte marka olarak tescil ettirmesinin iyi niyetli kabul edilemeyeceği, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusunda peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...