Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1099 E. 2020/321 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1099
- Karar No
- 2020/321
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/2029 KARAR NO: 2023/1891 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/07/2020 NUMARASI: 2018/1099 E. - 2020/321K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili arasında 06.09.2013 tarihli Automatic Müşteri Sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereğince davalının araçları için lüzumlu akaryakıtı müvekkilinin bayilerinden satın almakta olduğunu, bedelini sözleşmeye binaen kurulan sistem marifetiyle ödediğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını müvekkiline ödemekte geciktiğini, davalının ihtar edilmesine rağmen davalının sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine davalının aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi ikame edilmiş olduğunu, davalının icra takibinde borca ve borcun tüm ferilerine itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 20.maddesinde uyuşmazlıkların hallinde İstanbul Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu hususunun belirtildiğini, davaya konu borcun para borcu olduğunu, BK 73. ve HMK 10.maddelerine binaen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin alacaklının ikametgahı mahkeme ve icra daireleri olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı tarafça davaya cevap verilmemiş duruşmaya katılınmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce dava konusu celp edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında cari hesap alacağına ilişkin 9.999,89 TL cari hesap alacağı ile 2.690,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.690,41 TL bedelin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacının iddiaları ile celp edilen delillerin dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Mali Müşavir ... ile Akaryakıt Uzmanı ...'na tevdii edilen dosyaya 18/07/2019 tarihinde tanzim olunan bilirkişi raporunda özetle; ... Mahkemenin ara kararı ve yukarıda ki açıklamalar doğrultusunda Davacı ... A.Ş. tarafınca, TTK. m 64 ve devamı ile VUK. m 182 uyarınca tutulan ve fotokopileri dosyaya ibraz edilen aşağıda dökümü bulunan yasal defterlerin; Elektronik defterler ve beratların elektronik defter izni verilenlerin kendilerine ait bilgi işlem sistemlerinde muhafaza edilmesi mecburi olup, bu bağlamda 2015 sonrası ticari defterlerinden yevmiye defteri ve defter-i ebiri Elektronik ortamda tutmuş olduğu, Davacının söz konusu defterleri 1 sıra no.lu elektronik defter tutulmasına ilişkin tebliğ kapsamında tutmuş olduğu, Söz konusu beratların açılış ve kapanış onayı olarak kabul edilmesi gerektiği, Davacının sunduğu elektronik defter ve Başkanlık tarafından onaylanan beratları ile birlikte Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edilmesi gerektiği,Davacının ibraz ettiği envanter defterinin de yasal süreler içerisinde açılış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu, Davacının defterlerinin TTK md 66 ve 1 no.lu elektronik defter ile ilgili tebliğde de ifade edildiği üzere HMK 222 uyarınca sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu,Diğer taraftan, davacı tarafça ibraz edilen, sair vesaikin, muhasebe fişleri ve muhasebe kayıtları, muhasebe fişlerine ekli müsbit evrakların VUK. m 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği ve davacı lehine delil niteliklerinin bulunduğu,Davacı defterlerine göre 06.07.2018 takip tarihi itibari ile davalının 9.999,89 TL’si borçlu olduğu, İş bu borcun 31.10.2015 tarihli ... numaralı 9.999,89 TL bedelli fatura ile ilgili olduğu, Fatura içeriğinde “AUTOMATİC Sözleşme Fesih Bedeli” açıklamasının yer aldığı ancak davacının iş bu davada ki talebinde “davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını müvekkile ödemekte gecikip ödememiş olduğu,” açıklamaları ile talep etmiş olduğu, Dosyaya sunulu olan davalı cari hesabında iş bu “AUTOMATİC Sözleşme Fesih Bedeli”açıklamalı faturası haricinde davacı alacağının olmadığı, Diğer bir ifade ile davacının takibe konu ettiği fatura ile ilgili dava dilekçesinde ki açıklamalarının örtüşmediği, Sonuç olarak; davacı tarafça ibraz edilen yasal defterlerin (HMK md. 222) uyarınca davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı yasal defterlerine göre 06.07.2018 takip tarihi itibari ile 9.999,89 TL’lik asıl alacağının olduğu, davacının iş bu davada dayanağınını 31.10.2015 tarihli 351571 numaralı 9.999,89 TL bedelli fatura ile ilgili olduğu, Söz konusu fatura içeriği ile ilgili davalının kabulünün olmadığı gibi davacının da söz konusu faturanın neye dayalı olarak tanzim edildiğine ilişkin açıklamalarının (Davalının geç ödemelerinden kalan bakiye açıklması) davacının takip konusu ettiği 9.999,89 TL'lik asıl alacağının ispatı için yeterli olmadığı, diğer bir ifade ile dosya kapsamında ki fatura, davacı defterlerine göre davacının takip konusu alacağının ispata muhtaç olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmesi neticesinde rapora karşı beyan ve itirazların dosya kapsamında yeniden değerlendirilmesi amacıyla dosya kök raporu hazırlayan bilirkişilere tevdii edilerek 11/12/2019 tarihinde tanzim olunan bilirkişi ek raporunda özetle; mahkemenin 08.10.2019 tarih 1. No.lu ara kararında; “Davacı vekilince teslim edilen malların belgelerinin ve türlerinin ne olduğuna ve çekmiş olduğu ihtarnamelere ilişkin bilgi ve belgelerin 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunulmasına, aksi halde mevcut dosya kapsamında karar verileceğinin ihtarına” şeklinde hüküm kurulmasına kaşrılık davacı tarafça herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı,Davacı dava dilekçesinde “davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını müvekkile ödemekte gecikip ödememiş olduğu,” açıklamaları ile talep etmiş olduğu,” ancak itirazında; “Sözleşmenin aynı 17. Maddesinin ikinci fıkrasında ise haklı fesih halinin davalıya yansıması hususunun düzenlendiği; bu halde davalının araçlarına sözleşme gereğince teçhiz edilen ve davalıya ariyet verilen TKÜ’lerin (Taşıt kimlik ünitesi) davalı tarafından müvekkiline iade edilmemesi halinde her bir TKÜ için işlemin yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı+KDV cezai şartı davalının ödemesi gerektiği” ifadeleri ile talebini değiştirmiş olmakla birlikte iş bu talebi ile ilgili ispat edici mahiyette vesaikin mahkemenin 08.10.2019 tarihli kararına ve verilen kesin süreye rağmen yerine getirmediği anlaşılmıştır.Sonuç olarak; davacının verilen kesin süreye karşın alacağın ispatına yönelik herhangi bir bilgi, belge ve ispat edici mahiyette vesaik sunmadığı, bu itibarla kök raporda ki görüş ve kanaatlerinin aynen geçerli olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden sözleşmenin haklı nedenle feshedilerek fesih nedeniyle uygulanan cezai şart alacağına ilişkin fatura alacağını icra takibine koyması üzerine davalı borçlu şirketin yetkiye, borca, faize ve fer'ilerine itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre, takip tarihi itibari ile davalının davacıya 9.999,89 TL borçlu olduğu, iş bu borcun 31.10.2015 tarihli 351571 numaralı 9.999,89 TL bedelli “Automatic Sözleşme Fesih Bedeli” açıklamasının yer aldığı faturadan kaynaklandığı, ancak davacının dava dilekçesinde “davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını müvekkile ödemekte geciktiği ve ödememiş olduğu” beyanları ile talepte bulunduğu, ancak dosya kapsamında hangi ödemelerin yapılmadığı veya geç ödendiğine ilişkin bir belgenin bulunmadığı görülmekle sözleşmedeki feshe ilişkin hangi şartların gerçekleştiğine ilişkin bir yazılı delilin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla bu yönden davacı davasını ispat edememiştir.Mahkememizin 2 nolu celsesi 1 nolu ara kararında; “Davacı vekilince teslim edilen malların belgelerinin ve türlerinin ne olduğuna ve çekmiş olduğu ihtarnamelere ilişkin bilgi ve belgelerin 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunulmasına, aksi halde mevcut dosya kapsamında karar verileceğinin ihtarına” şeklindeki ihtaratlı ara karara rağmen davacı tarafça ara kararda belirtilen herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır.Davacı vekili kök bilirkişi raporuna itirazında ise, davalının çalıştığı bankadan 21.10.2015 tarihinde DBS iptal bildirimi gelmesi üzerine sözleşmenin 17/1. fıkrası gereğince sözleşmenin haklı nedenle feshedilerek sözleşmenin 17/2. fıkrası gereğince davalının araçlarına sözleşme gereğince teçhiz edilen ve davalıya ariyet verilen TKÜ’lerin (Taşıt Kimlik Ünitesi) davalı tarafından davacı şirkete iade edilmemesi halinde her bir TKÜ için işlemin yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı+KDV cezai şartı davalının ödemesi gerektiğinden bahisle takibe konu faturanın düzenlendiği beyan edilmiş ise de bankanın DBS iptal bildirimine ilişkin belge dosyaya sunulmadığından feshin haklı olup olmadığı ve ceza şart talep edilebilecekse bunun miktarının tespiti için mahkeme denetimine açık yazılı belgeler dosyaya sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 06.09.2013 tarihli sözleşmeye binaen davalının araçları için lüzumlu akaryakıtı müvekkilinin bayilerinden satın aldığını, bedelini de sözleşmeye binaen kurulan sistem marifetiyle ödediğini, sözleşmenin “FESİH” başlıklı 17.maddesinde; “Müşterinin işbu sözleşme ile üstlendiği edimlere riayet etmemesi, ve/veya sözleşmenin süresinin bitiminden önce feshine sebebiyet vermesi; bankada kredi açılmaması, açılan kredinin limitlerinin yetersiz olması veya kredinin banka tarafından iptal edilmesi durumları dahil olmak üzere; sistemde kayıtlı bulunan beher aracın 3 (üç) ay süresince yakıt almaması, veya ilk sözleşme tarihindeki AutoMatic sistemine dahil olan araç sayısının %50 nispetinde azalma olması veya ilk 6 aylık yakıt alımlarını baz alarak hesaplanan, aylık yakıt alımı ortalamasında %50 nispetinde azalma olması durumunda, PO, işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. PO, sözleşmeyi feshetmeyerek yakıt alınmayan beher aracın sistemden çıkarılmış olduğu varsayabilir.” hükmü bulunduğunu, 21.10.2015 tarihinde davalının çalıştığı ... Bankası AŞ'nin “Abaküs Nakit Yönetimi” biriminden, DBS limit iptal bildirimi geldiğini, ... Bankası AŞ'nin ilgili biriminin ilgili e-mail yazışması bulunduğunu, böylelikle banka limitlerinin kapatılması ile yukarıda zikredilen sözleşmenin 17.maddesindeki haklı fesih sebebinin zuhur ettiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin tek taraflı ve haklı sebeple feshedildiğini, sözleşmenin aynı 17.maddesinin ikinci fıkrasında ise haklı fesih halinin davalıya yansıması hususu düzenlendiğini, bu halde, davalının araçlarına sözleşme gereğince teçhiz edilen ve davalıya ariyet verilen TKÜ’lerin (taşıt kimlik ünitesi) davalı tarafından müvekkiline iade edilmemesi halinde her bir TKÜ için işlemin yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı + KDV cezai şartı davalının ödemesi gerektiğini, işte dava konusu icra takibinin mesnedi 31.10.2015 tarih, ... numaralı, 9.999,89 TL bedelli faturanın sebebinin bu olduğunu, hayatın olağan akışına binaen, dava konusu olan TAŞITMATİK akaryakıt alımlarında, taşıtmatik müşterisinin araçlarına mezkur TKÜ (taşıt kimlik ünitesi) cihazlarının takılmasının teknik bir zorunluluk olduğunu, 06.09.2013 tarihli sözleşmenin akdinden sonra müvekkil ile davalının ticari münasebetini, davalının alımları ve ödemelerini gösterir ticari defter ve kayıtların sunulduğunu, davalı, sözleşmeye binaen akaryakıt alımı yapmış ise, bu durumda davalının araçlarına mezkur TKÜ’lerin takılmış olduğunu, sözleşmenin haklı sebeple feshini müteakip mezkur TKÜ cihazlarının müvekkile iadesine dair davalının herhangi bir delil de ibraz etmediğine göre, sözleşmede belirlenen birim fiyat üzerinden davalının borçlu olduğunun da izahtan vareste olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki "Automatic Müşteri Sözleşmesi"nin haklı nedenle feshi iddiasıyla taşıt kimlik ünitesi cihazının iade edilmemesi sebebiyle doğan cezai şart fatura bedeli ve cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, taraflar arasında 06.09.2013 tarihinde akdedilen "Automatic Müşteri Sözleşmesi" kapsamında davalının araçlarının yakıtını kendisinin bayilerinden aldığını, ancak 21.10.2015 tarihinde davalının çalıştığı ... Bankası AŞ'nin “Abaküs Nakit Yönetimi” biriminden, DBS limit iptal bildirimi geldiğini, banka limitlerinin kapatılması ile sözleşmenin 17.maddesindeki haklı fesih sebebinin zuhur ettiğini, bu sebeple sözleşmenin tek taraflı ve haklı sebeple feshedildiğini, davalının araçlarına sözleşme gereğince teçhiz edilen ve davalıya ariyet verilen ''taşıt kimlik ünitesi''nin davalı tarafından iade edilmediğini, bu nedenle sözleşmenin 17/2.maddesi uyarınca cezai şart bedeli tahakkuk ettirilerek fatura tanzim edildiğini, fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, itirazın iptalini talep etmiş; davalı, davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı-alacaklı tarafından davacı-borçlu aleyhine cari hesap alacağına ilişkin 9.999,89 TL cari hesap alacağı ile 2.690,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.690,41 TL bedelin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından süresinde sunulan itiraz dilekçesi ile borca, faize ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, mahkemece, 15.03.2019 tarihli ara karar ile taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, bu sebeple icra takibin yetkili icra müdürlüğünde yapıldığı gerekçesiyle icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı alacak iddiasını, aradaki sözleşmenin 17.maddesine rağmen karşı tarafın sözleşme uyarınca açılmış bulunan ... Bankası AŞ nezdindeki hesabının kredi limitinin kapatılmış olmasına ve bu şekilde akde aykırılığın sonucu olarak sözleşmenin haklı olarak feshedilerek davalı tarafça ''taşıt kimlik ünitesi''nin iade edilmemesi sebebiyle cezai şart alacağının doğduğu iddiasına dayandırmıştır.Bu durumda davacı iddiasını ispatla mükellef olup, öncelikle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ve davalıya verilen ve iade edilmediğini ileri sürdüğü taşıt kimlik ünitesinin davalıya teslimini ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafa ait ticari defterler bilirkişi aracılığı ile incelenmiş olup bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmekle birlikte davacının kendisine iade edilmediğini iddia ettiği taşıt kimlik ünitesinin davalı tarafından iade edilmemesi sebebiyle alacaklı olduğu ileri sürmüş ise de; davalı, bu cihazın davalıya teslimine ilişkin herhangi bir belge ibraz edememiştir. Davacı vekili bankanın limit iptal bildiriminden bahsetmektedir ancak buna ilişkin bir belge sunulmamıştır. Mahkemece, 08.10.2019 tarihli duruşmada, teslim edilen malların belgelerinin ve türlerinin ne olduğuna ve çekmiş olduğu ihtarnamelere ilişkin bilgi ve belgelerin iki haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunulması talep edilmesine rağmen herhangi bir belge sunulmadığı görülmektedir. Bu sebeplerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.23.11.2023