Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/88 E. 2018/400 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/88
- Karar No
- 2018/400
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2486 Esas KARAR NO: 2024/86 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 11/12/2018 NUMARASI: 2017/88 E. - 2018/400 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin adını ... Ltd. Şti. olarak değiştirdiğini, bıçak, çakı, kama ve av malzemeleri sektöründe tanınır hale geldiğini, davalı tarafın motorsuz aletler emtialarında ... sayılı "..." markasını haksız olarak tescil ettirdiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmalar ile davalı tarafın tescilli "..." markasını son 5 yıllık süre içerisinde kullanmadığını tespit ettiğini, beyan ederek, davalı adına TPMK da tescilli ... sayılı "..." ibareli markanın kullanılmaması sebebiyle iptali ile sciliden terkinine karar verilmesini talep ve etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 556 sayılı KHK 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından 14.12.2016 tarihinde iptal edildiğini, dolayısı ile artık 5 yıl süre ile bir markanın kullanılmaması sebebi ile hükümsüz sayılarak sicilden terkinin yasal dayanağının kalmadığını, davacının davasına dayanak yaptığı 6769 sayılı yasanın resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği tarihin ise 10.01.2017 olduğunu, bu yasanın 9. maddesinin 5 yıl süre ile markanın kullanılmaması sebebi ile hükümsüzlüğünü düzenlediğini, ilgili yasanın 2017 yılında yürürlüğe girdğini ve daha önceki 556 sayılı yasanın 14. Maddesi mülga olduğuna göre yasanın aradığı bu 5 yıllık sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağının uygulamada tartışma konusu olduğunu, davacının açmış olduğu davanın yasanın aradığı 5 yıllık süre dolmamış olduğu göz önüne alınarak reddine karar verilmesi gerektiğini ve müvekkilinin davaya konu "..." markasını kullamadığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin bu markayı kullanmakta oludğunu ve bu marka ile ürün satışı yaptığını, bu nedenle açılanan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; dosyaya sunulan 2015 tarihli faturaya göre, markanın kayıtlı olduğu 8. sınıfta, sadece bıçaklar yönünden kullanımın olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına TPMK nezdinde 8. sınıfta kayıtlı bulunan ... sayılı "..." ibareli markanın bıçaklar, kesici ve dürtücü silahlar dışındaki tüm emtialar yönünden iptaline ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil şirketin, 1987 yılında ... Tic. Ltd. Şti. ile başladığı serüvenini 2006 Yılında ... Tic. Ltd. Şti. olarak devam ettirmekteyken yönetimin tümünün aldığı karar ile 2014 yılında unvanını ... LİMİTED ŞİRKETİ olarak değiştirdiğini, yıllar süren yatırım ve harcamaları sonunda bıçak, çakı, kama ve av malzemeleri üretiminde hatırı sayılı bir yer edindiğini ve sektöründe tanınır hale geldiğini,Davalı tarafın, “...” markasını 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9. Maddesi uyarınca kullanmamasına rağmen; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama,soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri. Kesici ve dürtücü silahlar. Traş, epilasyon, manikür, pedikür, güzellik amaçlı kişisel bakım için kullanılan bu sınıfa dahil alet ve cihazlar (makaslar dahil). Makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçecilik ve ormancılıkla ilgili elle çalışan (motorsuz) aletler.” emtialarında ... sayılı “...” markasını haksız olarak tescil ettirdiğini, 6769 sayılı kanunun 9. maddesi maddesinde yer alan tescil tarihi ifadesinden, markanın fiilen tesciline karar verildiği tarihin anlaşılması gerektiğini, davaya konu markanın fiilen 17.03.2009 tarihinde tescil edilmiş olup, müvekkili tarafından yapılan araştırmalara göre davalının kendi adına tescil ettirdiği “...” markasını son 5 yıllık süre içerisinde kullanmadığını ve hali hazırda da kullanmadığını, Davalı tarafın kullanma külfetini yerine getirmeksizin marka tescilini elinde tutarak müvekkili şirketin söz konusu markayı tescil ettiremeyecek olması sebebi ile zarara uğrama tehlikesi altında olmasının izahtan vareste olduğunu, bu itibarla, müvekkili şirketin davaya konu “...” markasını iptal ettirmek istemesinde hukuki menfaati bulunduğunu, mahkemede görülen dava sırasında alınan bilirkişi raporlarıyla da haklılıklarının sabit hale geldiğini, Ciddi bir kullanım olarak adlandırılabilecek herhangi bir kullanımı bulunmayan ve yalnızca dava konusu marka üzerinde tekel kurmak suretiyle hakları elde tutmak amacıyla sembolik bir marka kullanma hakkı bulunan davalı tarafın markasının iptali gerektiğini, esasen bu konuda ispat yükünün de davalıya ait olduğunu, raporda da görüldüğü üzere davalı tarafın, ispata ilişkin herhangi bir belge sunamadığını, sadece bir fatura bulunduğunu, o fatura da doğrulanmadan rapora esas alındığı için dikkate alınmasının doğru olmadığını, davalının, dava konusu tescil kapsamında yer alan mallar üzerinde ciddi bir biçimde ve sürekli olarak kullanmış olduğunu açıkça ispatlayamadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalının ticari defter ve kayıtları, 2012,2013,2014 ve 2016 yıllarına ait mali verileri bu yıllara ait belgelerin incelendiğini ve davalının markayı kullandığının tespit edildiğini, özellikle davalının bu markayı kendisine ait basılı faturalarda kullanmış olmasının marka kullanımı konusunda müvekkilinin ciddi kullanımını ortaya koyduğunu ve bu marka ile ürün üreterek satışa arz ettiğini ispatladığını, Bu sebeple müvekkilinin sattığı ürünlerde özellikle basılı faturalarda bu markanın yer almasının müvekkilinin markayı kullandığını doğruladığını, bu fatura ile satılan ürün çeşidinin, müvekkilinin bu gruptaki emtialarda markayı kullandığını gösterdiğini, Ayrıca üretimin bir süreç olduğunu ve birbirine yakın ürün çeşitlerinin zamanla planlanıp kademeli olarak üretileceği göz önüne alındığında ve birbirine yakın ürünlerin sınıflandırıldığı dikkate alındığında, davanın kısmi kabulünün doğru olmadığını beyan ederek, İlk Derece Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE; İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; TPMK nezdinde davalı adına ... sayı ile 8.sınıfta kayıtlı "..." ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin olup, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı her iki taraf da istinaf başvurusunda bulunmuştur. TPMK kayıtları incelendiğinde; davalı tarafa ait markanın 19.06.2007 tarih ve ... sayı ile 8.sınıfta (değerli madelerden olanlar dahil, çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama, soyma amaçlı elektirikli olmayan kesici mutfak aletleri, kesici ev dürtücü silahlar, traş, epilasyon, manikür, pedikür, güzellik amaçlı kişisel bakım amaçlı bu sınıfa ait kullanılan araçlar, makaslar dahil, makine, cihaz ve taşıt onarımı, inşaat, ziraat, bahçe gibi ve ormancılıkla ilgili elle çalışan motorsuz aletler)" emtiaları için, 19.06.2007 tarihinde sicile kaydedildiği, 18.06.2007'den itibaren 10 yıl müddetle yenilendiği ve dava tarihi itibariyle geçerliliğini koruduğu anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK 9.maddesine göre, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Aşağıda belirtilen durumlarda 1.fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir. a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması,b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması, Markanın marka sahibinin izniyle kullanılmasa da kullanılması marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Somut olayda, iptali istenen markanın, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde ciddi ve yoğun olarak kullanıldığının davalı yanca ispatlanması gerektiği, bu kapsamda Mahkemece davalının ticari kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırıldığı, sunulan rapora göre; davalı tarafından sunulan, 2015 yılı yevmiye defterinin, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, ancak 2012, 2013, 2014, 2016 yıllarına ait ticari defterlerin incelenmek üzere sunulmadığı, sunulan belge ve evraklar içerisinde, sadece 05.02.2015 tarih ve ... nolu satış faturası üzerinde dava konusu markaya yönelik kullanımın bulunduğu ve söz konusu faturada ... markasıyla 40.405 adet cep bıçağı satışının gerçekleştirildiği, denetime elverişli bilirkişi raporunda, faturadaki satış hasılatının toplam cironun % 0,38681'i olarak çok küçük bir pay oluşturduğu ve bu kullanımın, şirketin tüm ticari faaliyetleri içerisindeki etkisinin az olduğu tespitlerinde bulunulduğu, bu fatura dışında herhangi bir markasal kullanıma rastlanmadığı, bu tespitlere göre davalının bıçak emtiasında markasal kullanımının ciddi ve yoğun bir kullanım sayılamayacağı, diğer emtialarda kullanıldığının da ispatlanamadığı anlaşılmış olup, açıklanan nedenlerle davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, aynı kanunun 353/1-b.2 maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,Bu kapsamda;3-Davanın KABULÜNE, Davalı adına TPMK nezdinde 8. Sınıfta tescilli bulunan ... sayılı "..." ibareli markanın kullanmama nedeniyle İPTALİNE ve sicilden terkinine, Karar kesinleştiğinde bir kararın suretinin TPMK'ya gönderilmesine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile 396,20 TL'nin harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 338,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.655,90 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, /a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 198,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024