Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/641 E. 2019/176 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/641
Karar No
2019/176

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1571 Esas KARAR NO: 2023/944 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 09/05/2019 NUMARASI: 2017/641 E. - 2019/176 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/09/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, ürünlerini şirket yetkilisi olan ... adına ... tescil numarasıyla tescilli "..." markasıyla pazarladığını, saç jölesi saç kremi vb. gibi kozmetik ürünlerini kendi tasarladığı tasarımlarla üretip satışını yaptığını, kendi tasarımı olan ürün ambalajı üzerinde "..." markasını kullandığını, ayrıca ..., ... ibaresini de yan unsur olarak farklı görsellik ve yazım şekilleriyle uzun zamandır kullandığını, davalı tarafından müvekkili firmaya keşide edilen Kartal ...Noterliği'nin 29/09/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarında davalı firma adına ... tescil numarası ile "..." markasının 03 sınıf emtialarda tescil edildiğini öğrenmiş bulunduklarını, fakat davalı adına tescilli ... markasının marka olarak hukuki dayanağının olmadığını, davalı firma adına tescilli ... kelimesinde ... ..., ... ise bakmak anlamında kullanıldığını ve bu markanın ayırt edici özelliğe sahip olmayan iki kelimenin yan yana getirilerek oluşturulduğunu, ...'nin koyu tonda ... kelimesinin ise açık tonda ve bitişik yazılmak suretiyle farklı olmasına çalışılmış ise de bu markanın ayırt edici unsurlara sahip olmadığını, ... kelimesinin İngilizce mat görünümlü anlamına geldiğini ve kozmetik sektöründe özellikle saç köpüğü ve saç jölesi gibi ürünlerin üzerinde davalı adına tescil edildiği 09/04/2015 tarihinden öncesine kadar kullanıldığını, ithal edilen her ürünün üzerinde bu ibarenin yer aldığını yeni bir kullanım olmadığını, ... markasının anlam olarak birbirinden farklı İngilizce iki kelimenin yan yana getirilerek ... ibaresinin açık ... ibaresinin ise koyu ton olarak yazılmış olmasının kendilerine ayırt edici bir nitelik kazandırmadığını belirterek, markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesini, davalı tarafından bu tescile ilişkin haklarını müvekkile karşı kullanılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı firma adına kayıtlı ... tescil numarası ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin "...", "...", "..." "... " ve "..." isimli markalarını TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkili firmanın hem yurt içi hem de yurt dışında önemli bir müşteri potansiyeli ve ticari itibarı olan bu markaları için çok büyük emek, çaba ve zaman harcayarak yatırım yaptığını, bu markaların her türlü reklam, satış ve pazarlama hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin ... markasının ayırt edici bir özellik taşıdığını ve hükümsüzlüğünü gerektiren bir durum olmadığını, zira ... ibaresinin herhangi bir anlam içermeyen ve herhangi bir dilde de anlamı olmayan bir ibare olduğunu, "..." markasının jenerik renkleri olarak kırmızı ve siyah renkleri ise ayırt edilebilen bir özelliği olduğunu, Müvekkili markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu ve hükümsüzlük talebinin ileri sürüldüğü dava tarihinden çok önce kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, sektörde tanınmış hale geldiğini, davacının kendi markası olan "..." ibaresinin de ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "her ne kadar davacı davalı firma adına ... tescil numarası ile 03 sınıf emtialarda tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep etmiş ise de sektör bilirkişisinin de yer aldığı uzman bilirkişi heyetinden alınan rapor içeriğine göre davalı markasının, markanın tescil edildiği kozmetik ürünleri bakımından genel bir kullanımı bulunmadığı, kozmetik sektöründe yaygın şekilde kullanılan tasviri bir anlamının da bulunmadığı ancak mat görünümün önemli olduğu kozmetik ürünleri bakımından tasviri bir anlamın bulunduğu, davalı şirketin dava konusu ... markalı ürünleri 2010 yılından itibaren tescil başvurusundan önce dünyanın farklı ülkelerine satışını gerçekleştirdiği, davalının kozmetik ürünleri bakımından gerçekleştirdiği yoğun kullanımlar sonucu ... markasının tasviri anlam taşıdığı kozmetik ürünler bakımından markaya ayırt edici nitelik kazandırdığı, gerek yargı kararları gerekse öğretide kabul edildiği üzere ibarenin ihracatta markasal kullanımı halinde bu durumun markaya ayırt edicilik kazandıran SMK 25/4 kapsamındaki kullanım olarak kabulünün gerektiği anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Tescil edilen "..." markasının ayırt edicilik unsuru olmadığını, Davacı yanın ... ibareli ... tescil numaralı markasının 03 sınıf TPK nezdinde tescilli olduğunu ancak WIPO veya tanınmış markalar sicilinde kaydı bulunmadığını, "..." ibaresinin tescil edildiği sınıfta yer alan birçok mal ve hizmet bakımından farklı firmalarca kullanıldığını, ruj ve diğer kozmetik ürün kullanımlarında ürünün mat görünüm sağladığı hususunun vurgulandığını, ... ibaresinin bizzat saç ürünlerine ilişkin olarak yıllardır kullanıldığını "google" arama motorunda birçok sonuç çıktığını, "...''un URL adresinde yalnızca tanımlayıcı bir ibare olup, bir emtiayı tasvir etmekte olduğunu, "..." ibaresinin kozmetik sektöründe yaygın olarak ve yan unsur olarak ürünün niteliğini tanımlayıcı şekilde kullanıldığını, davalının tanımlayıcı ibareye ayırt edicilik kazandırmadığını, davalı yanın haksız tesciline dayalı olarak bu ibarenin müvekkili tarafından kullanılmasının engellenmesi amacıyla ihtarname keşide edilmesinin ve haksız rekabet teşkil eden eylemler içerisinde bulunduğu iddiasının kötü niyetli olduğunu, ... ibaresinin bir araya gelmiş bir ibare olmadığını, normal bir kullanıma sahip, yenilik taşımamakta, alışılagelmiş bir kullanıma sahip olduğunu, "..." ifadesinin hiçbir işletme ile ilişkilendirilemeyen, kozmetik sektöründe yıllardır kullanılan, bu sebeple kimsenin tesciline gitmediği bir ifade olduğunu, -Hükümsüz talebinde bulundukları markaların "...", "... "..." markalar olmadığını, davalının "..." markasının kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığına yönelik iddialarının sadece bu markaya ilişkin kesilmiş fatura, belge, reklam, ciro ve pazar payı gibi delillerle ispatlamak zorunda iken, diğer 3 marka ile birlikte yer alan defterlerinin incelendiğini, "..." markasına ilişkin bilirkişiler tüm defterlerde ilk kez bu ibarenin bile 2017 yılında kullanıldığını dikkate almaksızın, davalı defterlerinde 2012'den 2016 yılına kadar hiçbir yurtiçi satışının bulunmadığını belirtmelerine rağmen markanın ayırt edici nitelik kazandığına karar verdiklerini, dosyaya sunulan faturalarda geçen ismin ... olduğunu, bu hususun bile dikkate alınmadığını, 2010 yılında davalı yan defterlerinden de bu ürün kullanılırsa mat bir bitiriş sağlanacağını göstermek için tıpkı davalı gibi markalarının yan unsuru olarak "..." ibaresini kullandıklarını, defterlerdeki satışlarda davalının tescil ettirdiği 4 markanın toplam satışları üzerinden değerlendirme yapıldığını, bunun tamamen hatalı bir değerlendirme olduğunu, davalının "..." markası için ne kadar ciro elde ettiği, ne kadar pazarlama yaptığının belli olmadığını, defterlerde markanın adının ilk kez 2017 yılında ortaya çıktığının görüldüğünü, davalının internet sitesinde ... ibareli ürünlerin satışını yaptığını, yan unsur olarak kullandığını, davalının TPE nezlinde 2018 yılında da ... adı altına yeni marka tescil ettirdiğini, ... markasının başlı başına ayırtedicilik kazanamadığını, kazandığına ilişkin reklam, o ürüne ayırt edicilik kazandırdığını kanıtlayan yatırım, fatura, ciro, ilgili çevrece benimsenme durumunun, pazar payının araştırılmadığını, dava dışı, taraf olmayan şirketlerce kesilen faturaların delil vasfı taşımayacağını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; arama motorunda gelen kayıtların müvekkili firmaya ait marka ile ilgili olduğunu, davacı tarafça hükümsüzlüğü talep edilen markanın kendileri tarafından markanın tescil tarihinden çok öncesinde de kullanıldığının ispatlanamadığını, “...” kelimesinin herhangi bir dilde herhangi bir anlamı ve karşılığı bulunmadığını, müvekkilinin markasının başvuru tarihinin 08/05/2014 olduğunu, 2010 yılından itibaren dünyanın farklı ülkelerine satışını gerçekleştirdiğini, ayırtedicilik kazandırıldığını istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı taraf, davalı adına tescilli "..." baresinin türevlerinin sektörde yer alan firmalarca da kullanıldığından, davalının kullanımında ayırtedicilik niteliği kazandığı tespitinin hukuka uygun olmadığını, markanın hükümsüzlüğünün reddini içeren kararın kaldırılmasına, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebiyle davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur,Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen yazı cevabından ... tescil numarası ile "..." markasının 03 sınıf emtialarda davalı adına tescilli markasının olduğu anlaşılmıştır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25. maddesine göre; 5. veya 6. maddede sayılan red sebeplerinin varlığı halinde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verilebilir ve madde 5/ b- Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler, madde 5/c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların yada hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran yada esas unsur olarak içeren işaretler mutlak red sebebi olması sebebiyle marka olarak tescil edilemez ise de; 25/4. madde uyarınca; bir marka 5. maddenin birinci fıkrasının b, c ve d bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz düzenlemelerini içermektedir.Mahkeme gerekçesindeki; "davalı markasının, markanın tescil edildiği kozmetik ürünleri bakımından genel bir kullanımı bulunmadığı, kozmetik sektöründe yaygın şekilde kullanılan tasviri bir anlamının da bulunmadığı ancak mat görünümün önemli olduğu kozmetik ürünleri bakımından tasviri bir anlamın bulunduğu, davalı şirketin dava konusu ... markalı ürünleri 2010 yılından itibaren tescil başvurusundan önce dünyanın farklı ülkelerine satışını gerçekleştirdiği, davalının kozmetik ürünleri bakımından gerçekleştirdiği yoğun kullanımlar sonucu ... markasının tasviri anlam taşıdığı kozmetik ürünler bakımından markaya ayırt edici nitelik kazandırdığı, gerek yargı kararları gerekse öğretide kabul edildiği üzere ibarenin ihracatta markasal kullanımı halinde bu durumun markaya ayırt edicilik kazandıran SMK 25/4 kapsamındaki kullanım olarak kabulünün gerektiği " tespitinde bulunulmakla birlikte, rapora itiraz olunduğu, rapora itirazların değerlendirilmediği, davacının markasının 2014 yılı başvuru tarihli olduğu, başvuru tarihiden önce marka olarak yer edinmişse hükümsüzlük kararı verilemeyecek olup, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/2 maddesi gereğince 2014 yılından önceki yurt içi satışlarının değerlendirilmesi gerektiği, 2014 yılından önceki yurt içi satışlarına yönelik olarak bilirkişiler tarafından yeterli inceme yapılmadığı, ... markasının cins ve vasıf bildirip bildirmediğine ilişkin değerlendirmenin 3. Sınıftaki tescile konu emtialar yönünden ayrı ayrı yapılması gerektiğinden somut davada raporlara karşı beyanlar ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde açıklanan hususlar gözetildiğinde iddia- savunma- toplanan bilgi, belge, deliller ile itirazların raporlarda ve gerekçeli kararda açık ve net bir şekilde çelişki oluşturmaksızın tam olarak karşılanmadığı, her ne kadar mahkemece bilirkişi raporuna atıfta bulunularak hüküm kurulmuş ise de raporun yukarıda belirtilen hususlarda eksik olduğu, saptanan ve hukuksal durum bu olunca; mahkemece, davacının iddiası, davalının savunmaları, rapora tarafların itirazları ve beyanları kapsamında, yeni bir bilirkişi heyetinden bilimsel ve teknik açıdan denetime elverişli, beyanları karşılar mahiyette rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli ve esasa etkili olan delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/05/2019 tarih, 2017/641 E. 2019/176 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/09/2023

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/641, K. 2019/176, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-641-e-2019-176-k-ac1ee7f5c5cc