Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/5383 E. 2019/5234 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/5383
- Karar No
- 2019/5234
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/21 - 2024/2353 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/21 KARAR NO : 2024/2353 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/10/2021 NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : ... BANKASI A.Ş - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... - TCKN: VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 30/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2024 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl borçlu ... Temizlik Orman Ürünleri Bilgisayar Otomasyon Kargo Kurye Servis ziraat Elektrik Elektronik İnşaat Yemekçilik Pazarlama Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti firmasının müvekkili bankanın ... Şubesi ile imzaladığı sözleşmelere istinaden kullanmış olduğu taksitli ticari kredi, ticari kredili mevduat ve teminat mektubu borcu nedeniyle nakden borçlandığını ancak ödemesi gereken borçlarını zamanında ödemediği için hesaplarının kat edildiğini, davalı Gizem'in söz konusu sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, ...'in asıl borçlu şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, asıl borçlu şirketin kredi borçlarını geri ödemesini aksattığını, hesap kat edilerek nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerine istinaden kullanmış olduğu kredilere istinaden nakdi alacağının ödenmesini ve teminat mektubu ile çek riskinin depo edilmesini ihtaren borlu firma ve kefillere ....Noterliğinin 09/05/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ....Noterliğinin 18/06/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirilerek işbu noter ihtarnameleri ile alacaklarının muaccel hale geldiğini, borçların ödememesi üzerine alacaklarının tahsili amacı ile ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosya ile asıl borçlu ... Temizlik Orman ...Ltd. Şti ile müşterek borçlu müteselsil kefiller haklarında ilamsız icra yolu ile takip başlatıldığını, 27/01/2014 ve 29/11/2018 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin 10.5 maddesinde borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek ticari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi uygulanacağı, müvekkili bankaca takip tarihi itibariyle borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek ticari faiz oranın %29, temerrüt faiz oranının %58 olduğu, takip talebinde yer alan ticari kredili mevduat ve teminat mektubu borcunun dava dışı takip borçlusu ... tarafından takipten sonra ödenmiş olduğunu, bankanın takip tarihinde davalı şirkete teslim edilmiş ancak henüz iade edilmemiş olan çekler nedeniyle yükümlü olacağı 9.600,00 TL riski ile teminat mektubundan kaynaklı 4.900,00 TL riski toplamı olan 14.500,00 TL nin depo edilmesini talep etmesinin imzalanan sözleşmeler doğrultusunda hukuka uygun olduğundan bahisle davalı borçlunun ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın taksitli ticari kredi borcu ile çek riski ve teminat mektubu riski yönünden iptaline, duran takibin devamına, haksız, hukuki dayanaktan yoksun itiraz nedeniyle davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiğini, asıl borçlu ... Temizlik ... Ltd. Şti firmasının borcuna karşılık hesap katına dair ihtarnamenin müvekkiline keşide edildiğini, müvekkilinin borçlu firmada ne ortak olduğunu ne müdür olduğunu, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulması halinde iş bu iddianın gerçek dışı olduğunun görüldüğünü, davacı ile asıl borçlu arasında mevcut diğer kredi sözleşmelerine müvekkilinin herhangi bir kefaletinin mevcut olmadığını, müvekkilinin kefil sıfatı ile imza ettiği genel kredi sözleşmesinin 2014 yılına ait olan bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmeye istinaden alınan kredilerin asıl borçlu tarafından davacıya ödendiğini, sonrasında asıl borçlu ... Ltd. Şti firması tarafından başkaca krediler kullandırıldığını, bu krediler kullandırılırken de yeni sözleşmeler akdedildiğini, dava dışı ..... Ltd. Şti ile alacaklı arasında 29/11/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin mevcut olduğunu, sonrasında kullandırılan kredilere kefilliklerinin olmadığını, davacının depo talebine dair borçlardan da müvekkilinin kefilliği ve belgesinin bulunmadığını, bu konuda talep edilen alacağın da kabulünün mümkün olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığından bahisle davanın reddine, davacının alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, davacı banka ile dava dışı ... Temizlik Orman Ürünleri ... Ltd. Şti arasında 27/08/2012 tarihli 265.000,00 TL limitli ve 27/01/2014 tarihli 500.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, 27/08/2012 tarihli kredi sözleşmesini davalının murisi ...'in 265.000 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, 27/01/2014 tarihli sözleşmeyi ise davalı 500.000 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğunun anlaşıldığını, davaya konu kredi 29/11/2017 tarihinde kullandırıldığını, bu nedenle davalı ...'in 27/01/2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu kefalet limiti ile sınırlı olarak devam ettiğini, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, takip tarihi itibari ile davalının, Taksitli Ticari Krediden kaynaklanan 413.976,62 TL asıl alacak, 21.804,00 TL işlemiş faiz, 536,06 TL BSMV olmak üzere toplam 436.316,68 TL borçlu olduğunun anlaşıldığını, bilirkişi raporunun taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak tespit edilen akdi ve temerrüt faizleri dikkate alınarak hesaplama yapılmış olduğundan bu sebeple hükme esas alınmış olup, bu miktar nakdi alacaklar yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, davacı vekili her ne kadar takip talebinde belirtilen 9.600,00 TL çek riski ve 4.900,00TL meri teminat mektubu riskinin depo edilmesi talebine yapılan itirazın da iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de; taraflar arasındaki 27/01/2014 tarihli sözleşmelerde çek ödeme yükümlülük tutarının ve meri teminat mektubu bedelinin deposunda davalının sorumlu olduğuna dair açık ve net bir hükme rastlanılmadığı davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sayın mahkemenin davacının bir kısım alacaklarının kabul gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde, Davacı ve Dava dışı ... Temizlik .... Ltd. Şti. Firmaları arasındaki genel kredi sözleşmeleri eksik anlatıldığını, taraflar arasında 2012 ve 2014 yıllarında birer genel kredi sözleşmesi akdedildiği gibi, 29.11.2017 tarihli olarak yeni bir genel kredi sözlşemesi daha akdedildiğini, ..., ..., ...'in borç için müteselsil kefil olduğu dosya münderecatından anlaşıldığını, baştan beri beyan edildiği üzere söz konusu sözleşmede müvekkilinin imzası veya bir kefilliğinin mevcut olmadığını, bu genel kredi sözleşmesine istinaden davacı banka tarafından asıl borçlu ... Temizlik ... Ltd. Şti. Firmasına ... hesap nolu olarak 370.000,00 TL tutarlı bir kredinin kullandırıldığını, kredi 29.11.2017 tarihinde kullandırıldığını, söz konusu ticari kredi ödeme planlarında da müvekkili ...'in imzasının bulunmadığını, müvekkilinin bu borca bir kefaleti olsa mutlaka ödeme planlarında imzasının bulunmasının gerektiğini, söz konusu kredinin ödenmeyen kısmı olan 360.080,11 TL borçtan ve ferilerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilemediğini, müvekkilinin murisi ...'in mirasçılığından kaynaklı olarak 27.08.2012 ve kendi kefilliğinden kaynaklı olarak 27.01.2014 tarihli genel kredi sözleşmeleri gerekçesi ile kefilliğinin devam ettiğini, müvekkilinin tüm dosya borcundan (söz konusu kefilliklerinin devam ettiği gerekçesi ile) sorumlu olacağı kabulü ile hüküm kurulduğunu, oysa kullandırılan kredilerin hangi genel kredi sözleşmesine dayandığını tespit ederek ona göre hüküm kurulmasının gerektiğini, 29.11.2017 tarihinde Davacı ile dava dışı ... Temizlik .... Ltd. Şti. arasında yeni bir GKS yapıldığını, müvekkilinin bu kredi sözleşmesine de, buna istinaden kullandırılan kredilere de kefilliğinin bulunmadığını, buna istinaden kullandırılan bir krediden de sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, mahkeme bu konudaki cevap ve itirazlarını hiçbir şekilde değerlendirilmeden hükümün tesis edildiğini, 2014 ve 2017 yıllarında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin bağlantılı olduğunun kabulü halinde dahi bu bağlılık ancak her iki sözleşmede birden imzaları olanlar için söz konusu olabileceğini, 2017 yılında yeni bir genel kredi sözleşmesi imza edilmiş (müvekkilinin haberi dahi olmadan) ve bundan sonra bir kredi kullandırıldığını, ne genel kredi sözleşmesinde, ne de kullandırılan kredinin ödeme planlarında imzalarının mevcut değilken, bu sözleşmeyi önceki sözleşmeler ile bağlantılı görerek müvekkilinin haberi dahi olmayan bir kredinin ödenmesinden sorumlu kabul etmek hiçbir hukuk mantığı ile kabul edildiğini, davaya konu takipte belirtilen borçların hiçbirinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, izah etmek gerekir ise, kefalet sözleşmelerinin geçerliliği için eş muvafakatinin gerekmekte olduğunu, müvekkilinin asıl borçlu ... Temizlik .... Ltd. Şti. firmasının borçlarına kefil olabilmesi için gerekli eş muvafakat yazısının da dosyada bulunmadığını, dolayısı ile müvekkilinin geçerli bir kefaletinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bu yönü ile de kararın kaldırılmasının gerektiğini, yine bilirkişi ... nolu ticari krediden de müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin asıl borçlu şirket ortaklığının devam etmediğini ve eş muvafakatinin olmadığı bir döneme ilişkin borcun da tarafça kabulünün mümkün olmadığını, borcun kabulü anlamına gelmemekle birlikte işlemiş ve işletilecek faiz oranına ilişkin hükmün de kabul edilemediğini, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu birlikte değerlendirildiğinde iş bu faiz oranını kabul edilmesinin mümkün olmadığını, işlemiş ve işleyecek faiz oranlarının son derece fahiş olduğunu, hükme esas bilirkişi raporlarında müvekkilinin aleyhine takip öncesi faiz işletilemeyeceği konusunda bir tespit yapılmasına rağmen işlemiş faizden sorumlu tutulmanın da kabul edilemediğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydı ile takip sonrası işleyecek faizin de değişken olması gerektiğini, bu yönü ile de kararın kaldırılmasının gerektiğini, aynı şekilde aleyhe %5 oranında BSMV uygulanmasına karar verildiğini, bu yönü ile de karar hukuka aykırı olup, kararın kaldırılmasının gerektiğini, alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesinin de hatalı olup bu yönü ile kararın kaldırılması gerektiğini, davacının tüm taleplerinin ve davanın reddine, davacının %20 den az olmamak üzere davalı tarafa tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, Genel Kredi Sözleşmesi'ne dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacı ile asıl borçlu ... Temizlik Orman Ürünleri Ltd. Şti ile genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden kullanılan taksitli ticari kredi, ticari kredili mevduat ve teminat mektubu borcu nedeniyle nakden borçlandığını, davalının sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, davalının asıl borçlu şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, ödemesi gereken borçların zamanında ödemediğini, bu nedenlerle hesapların kat edildiği, yapılan icra takibine itiraz edildiğini, ticari kredili mevduat ve teminat mektubu borcunun dava dışı borçlu tarafından ödendiğini, ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın taksitli ticari kredi borcu ile çek riski ve teminat mektubu riski yönünden iptaline karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise 2014 tarihli kredi sözleşmesine kefil olduğunu, 29.11.2017 tarihinde yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını, yeni kredi de kefilliğinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve iş bu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde ; alacaklı ... Bankası tarafından, borçlular ... Temizlik Orman Ürünleri Bilgisayar Otomasyon Kargo Kurye Servis Ziraat Elektrik ... Ltd. Şti , ..., ..., ..., ..., ..., ... Aleyhine taksitli ticari kredi borcu için 437.144,24 TL asıl alacak, 36.836,98 TL İşlemiş temerrüt faizi, 1.841,85 TL BSMV olmak üzere toplam 475.823,07TL alacağın tahsili ve 9.600 TL çek riski, 4.900 TL teminat mektubu riskinin depo talebi ile genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, icra takibine yapılan itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Temizlik Orman Ürünleri ... Ltd. Şti'nin 27/08/2012 tarihli 265.000,00 TL limitli ve 27/01/2014 tarihli 310.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, 27/08/2012 tarihli kredi sözleşmesini davalının murisi ...'in 265.000 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 27/01/2014 tarihli sözleşmeyi ise davalı müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 15.09.2014 tarihinde 190.000 TL limit arttırımı ile sözleşme limitinin 500.000 TL ye yükseltildiği, davacı banka ile dava dışı ... Temizlik Orman Ürn.,,, LTd Şti ile 29.11.2017 tarihinde 467.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, anılan bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla ..., ... ve ... tarafından imzalandığı, dolayısıyla davalının 29.11.2017 tarihli kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı anlaşılmakta olup, her ne kadar mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bilirkişi tarafından yeni sözleşmede eski sözleşmeye atıf yapıldığı için davalı kefilinde sorumlu olduğu değerlendirilmiş ise de kefilin imzaları bulunan kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerden sorumlu olup, kefil olarak imzası bulunmayan kredi sözleşmelerine dayalı olarak kullandırılan kredilerden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 20/11/2019 tarih ve 2017/5383 E., 2019/5234 K.sayılı kararı),yani davalının kefalet imzasını taşıyan kefalet süresince ve limiti ile sınırlı olmak üzere kefalet sorumluluğunu daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmediği, ancak banka tarafından yeni bir kredi sözleşme düzenlenerek bu yeni sözleşmeye göre kredi kullandırılması ve yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefil olan kefilin imzasının bulunmaması halinde bu yeni kullandırılan krediden dolayı davalı kefilin sorumluluğundan söz edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip konusu alacağın hangi kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının, alacağın hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının net olarak açıklanmadığı, bu nedenle bilirkişi raporunun somut uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmadığı anlaşılmış olup, bu durumda mahkemece konusunda uzman bankacı bilirkişiden gerekirse banka kayıtları üzerinde de yerinde inceleme yaptırılarak davalı hakkında müşterek borçlu ve müteselsil kefil ayrıca kefil ... mirasçısı sıfatıyla takip yapıldığı gözetilerek takibe ve davaya konu edilen kredilerin hangi genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırıldığının belirlenip buna bağlı olarak davalının dava ve takip konusu kredi borçlarından sorumlu olup olmadığı ile sorumlu olduğu miktarın ne kadar olduğu hususunda düzenlenmiş bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, eksik hususlar tamamlanıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Davalı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)- .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 7.451,25.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE, 5)-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 30/12/2024tarihinde karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır