Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/428 E. 2020/128 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/428
- Karar No
- 2020/128
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2511 KARAR NO : 2024/163 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ".." adlı eserin içinde yer aldığı "..." isimli albümün yayınlanması, dağıtılması, çoğaltılması, yurt içi ve yurt dışına devredilmesi haklarından oluşan mali hakları 04/12/1992 tarihli ve 19105 sayılı sözleşme ile...den satın aldığını, davalıların yapımcılığını üstlendiği ve diğer davalı DTV'de gösterilen "..." dizisinde bu eserin izinsiz olarak, telif bedeli ödenmeksizin kullanıldığını, davacının FSEK'nun 22. maddesindeki çoğaltma hakkına, 25. maddesindeki umuma iletilme hakkına tecavüz edildiğini belirterek, FSEK 68. maddesi uyarınca üç katı tazminat olarak şimdilik 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, FSEK'nun 66. maddesi uyarınca tecavüzün durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... 'nin ..." isimli dizisinin yapımcısı olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber bu TV dizisinin 13 yıldır devam ettiğini ve davacının bu kadar yıl boyunca sessiz kalmasının art niyetli olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davanın hak sahipliği noktasında çekişme bulunduğunu, ayrıca "..." eserinin anonim olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ...A.Ş ( Yeni Ünvan: ...Yayıncılık A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; ...Film ile aralarında bulunan sözleşme ile üçüncü kişilerden gelebilecek her türlü talebe karşı sorumluluğun ...Film'de olduğunu, bu nedenle iddia olunduğu üzere bir izinsiz kullanım var ise kendilerinin bir sorumluluğunun olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu eser üzerinde davacının hak sahibi olduğu noktasında bir belirsizlik bulunduğunu, davacının Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği nezdinde herhangi bir kaydının bulunmadığını, davaya konu eserin birçok sanatçı tarafından seslendirildiğini, dizide geçen eser ile davacıya ait eserin karşılaştırılması gerektiğini, ayrıca ... ile yaptıkları sözleşme gereğince dizide yayınlanan müzik eserleriyle ilgili tüm sorumluluğun ...'a ait olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; " alınan bilirkişi raporları ile incelenen "...i" dizisinde her ne kadar ... isimli müzik eserinin sözlü veya sözsüz olarak 86 kez kullanıldığı tespit edilmişse de, davacının hak sahibi olduğu ...'ın seslendirdiği müzik kasetindeki kaydın kullanılmadığı, şarkının başka sanatçılar tarafından seslendirildiği ve çalındığı, bu nedenle davacının eserin bestesi ve sözleriyle ilgili hak sahibi olmaması nedeniyle tecavüzün önlenmesini ve telif bedeli ödenmesini talep edemeyeceği, aktif taraf ehliyetinin bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarında eserin kullanımıyla ilgili aynı tespitler yapılmasına rağmen, sonuç olarak farklı görüşler belirtilmişse de, davacının hak sahipliği konusunun mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı," gerekçesi ile davanın reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu eserin tüm haklarının devrine ilişkin tanzim ve imza edilen sözleşme ile hak sahibi konumunda olduğunu, kendisinin bu davaya konu istemler yönünden talep hakkının bulunmadığı değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, mevcut tüm bilirkişi raporları ile de sabit görülen devir sözleşmeleri ile müvekkilinin “...” isimli eser yönünden hak sahibi konumunda olduğunu, hak sahipliği belgeleri ve devir sözleşmeleri incelendiğinde devrin konusunun tüm haklar olduğu ve bunların en geniş şekli ile nitelendirildiklerini, müvekkilinin “fonogram yapımcısı” olmasının yanı sıra bu yönleri ile de davaya konu istemler yönünden talep hakkı sahibi konumunda olduğunu,Müvekkilinin hak sahibi konumunda olduğunu ispat eder mahiyetteki İstanbul 22. Noterliği’nin 04.12.1992 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi incelendiğinde eserler yönünden “tüm hakların” devredildiğini, belirli haklarla sınırlı olacak şekilde devrin yapılmadığını, “Eser İşletme Belgesi” incelendiğinde “eserin tüm hakları” ibaresine yer verildiğini, "Fonogram Yapımcısı” konumunda olan Müvekkilinin hak sahibi konumunda olduğunu, ...” isimli eserin “ilk tespiti”ne ilişkin ve bundan kaynaklanan hakların müvekkiline ait olduğunu, hak sahipliğini salt “kayıtta yer alan şekli ile” sınırlandırmanın Fikir ve Sınai Eserler Hukuku mevzuatına ve hukuk güvencesine aykırı olduğunu, mahkeme eserin dizilerde 86 (seksen altı) defa kullanılmasına rağmen eserin farklı icracılarla ve ilk tespitteki hali ile icra edilmeksizin kullanılmasının ihlal oluşturmayacağını belirttiğini, bunun hatalı olduğunu, eserin umuma yayılmasını sağlayan bu yönden ticari risk alanın müvekkili olduğun, eserin tespitine dair tüm haklarının yazılı sözleşmelerle ispatının müvekkiline ait olan eserin dizide, dizi karakterleri yahut başka solistlerce icra edilmesi ortada bir ihlal olduğunu, mahkeme kararının eksik ve hatalı olduğunu, “Acem Kızı” eseri ...” isimli dizilerle adeta bütünleşmiş, dizinin esas müziklerinden birisi konumuna geldiğini, herhangi birinin internet arama motorlarına bu eseri yazdığında neredeyse sadece bu dizi ile ilgili dökümlere ulaşacağını, eserin defalarca kullanılması karşısında mahkemece haklı davamızın reddine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulünü mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacı tarafından davaya konu "..." isimli müzik eserinin hak sahibi olduğu iddiası ile yapımı ve yayını davalılarca gerçekleştirilen "..." isimli dizide izinsiz yayınlandığı iddiasıyla, FSEK'nun 68. maddesi uyarınca açılan maddi tazminat ve tecavüzün önlenmesi davasıdır. Mahkemece, dosya içine getirtilen Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kayıtlarına göre davacıya İstanbul 22. Noterliği'nin 04 Aralık 1992 tarihli ve ...yevmiye numaralı Eser Devir Sözleşmesi ile ... tarafından ...'ın okumuş olduğu ".. ." kasetinin tüm haklarının devredildiği, kasette "...eserinin yanı sıra başka eserlerin de ...tarafından seslendirildiği, bestesi ...'a ait, sözleri anonim olan bu eserin söz ve bestesiyle ilgili haklarının devredilmediği, davacının yalnızca fonogram üzerinde FSEK'nun 80/7-B. maddesi gereğince bağlantılı hak sahibi olduğu, fonogram üzerinde hak sahibi olan davacının, kendisinin hak sahibi olduğu fonogramlardaki bir kısım tespitlerin izinsiz olarak kullanılması halinde FSEK'nun 66 ve 68. maddeleri gereğince tecavüzün önlenmesi ve 3 kat rayiç bedel üzerinden telif tazminatı talebinde bulunabileceği, alınan bilirkişi raporları ile incelenen "..." dizisinde her ne kadar "...isimli müzik eserinin sözlü veya sözsüz olarak 86 kez kullanıldığı tespit edilmişse de, davacının hak sahibi olduğu ... seslendirdiği müzik kasetindeki kaydın kullanılmadığı, şarkının başka sanatçılar tarafından seslendirildiği ve çalındığı, bu nedenle davacının eserin bestesi ve sözleriyle ilgili hak sahibi olmaması nedeniyle tecavüzün önlenmesini ve telif bedeli ödenmesini talep edemeyeceği, aktif taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmakla davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2017/428 E., 2020/128 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024