Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/178 E. 2021/3 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/178
Karar No
2021/3

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/744 KARAR NO : 2024/1062 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/01/2021 NUMARASI : 2017/178 E. - 2021/3 K. DAVACI : ... VEKİLİ DAVALI DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2021 Tarih ve 2017/178 Esas - 2021/3 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, 1942 yılından bu yana "..." esas unsurundan türeyen "..." markasını kullandığını, müvekkilinin ticaret unvanı ve tanınmış markası olan "..." ibaresinin asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve bu ibareyi taşıyan yüzlerce markasının tescilli bulunduğunu, müvekkili markalarının toplum nezdinde "..." olarak tanındığını, davalı Şirketin 2014/76288 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, aksi yöndeki Kurum kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, daha önce İstanbul 1. FSHHM’nin 2016/26 E. ve 2017/17 K. sayılı kararı ile "... optik" markası ile müvekkili markaları arasında iltibasın oluşacağına hükmedildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-1773 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, "..." sözcüğünün ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket temsilcisi, kendisinin de bir ... olduğunu, "..." ibaresinin bir mesleğin adı bulunduğunu, toplumda sağlık faaliyeti yürüten bir meslek grubunun isminin kullanılmasından yoksun bırakılmanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 03. ve 35. sınıflardaki tüm mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, ortalama tüketici kitlesinin markaları ayırt etmede, kimi zaman markayı detaylı şekilde incelemeden hareket edebileceği ve davalının mal ve hizmetini tercih ederken davacı markasından edindiği olumlu imajı davalı markasına kolaylıkla aktarabileceği, davalı marka başvurusunun kapsadığı 03. ve 35. sınıf hizmetlerin tamamı yönünden emtia benzerliği koşulunun oluştuğu, "..." esas unsurlu davacı markaları ile "..." ibareli davalı marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının "..." markasının "ilaç ve kimyasal ürünler" sektöründe tanınmış marka olduğu, somut olayda markaların emtia listeleri, çekişmeli mal ve hizmetlerin tamamı bakımından aynı/aynı tür ve benzer mal ve hizmetlerden oluştuğundan, bu durumun iltibas tehlikesini artıracağı, ancak KHK'nın 8/4 maddesinin somut olaya tatbikine gerek bulunmadığı, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2017-M-1773 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2014/76288 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, orijinal niteliği az olan ve bu nedenle ayırım gücü zayıf markalarla ilgili olarak iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için, tescili istenen yeni markada ufak bazı değişikliklerin yapılmasının yeterli olduğunu, dolayısıyla başvuru konusu markanın yardımcı unsuru olarak nitelendirilebilecek "..." kelimesi sebebiyle markaların benzer olduğundan söz etmenin imkansız bulunduğunu, ayırt ediciliği yüksek olmayan davacı markalarında, ayırt edicilik için ufak bazı değişikliklerin yapılması yeterli iken davalı markasında bunun ötesinde belirgin farklar yer aldığını, başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlandığını, "..." ibaresinin, başvuruda "-..." eki, itiraz gerekçesi markalarda ise "-..." eki ile birlikte kullanıldığını, ayrıca başvuru konusu markada Türkçe karşılığı "biberiye" olan Almanca "..." kelimesine de yer verildiğini, "..." ve itiraz gerekçesi markaların birbirlerinden farklılaştığını, bu nedenle ibareler arasında ilişkilendirilme/iltibas ihtimali oluşturacak düzeyde işaret benzerliği bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile benzer nitelikteki "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, davacı markalarının tanınmışlığının da iltibas ihtimalini artıran bir unsur olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90-TL bakiye harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3- İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/178, K. 2021/3, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-178-e-2021-3-k-cca92392c350