Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/145 E. 2020/257 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/145
- Karar No
- 2020/257
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/268 KARAR NO: 2024/549 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 17/12/2020 NUMARASI: 2017/145 E. - 2020/257 K. DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Durdurulması ve Önlenmesi ile Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; diğer davacı şirkete bağlı grup şirketlerden olan davacı ...ile davalı şirket arasında 01/01/2017 tarihli "Çift veya Daha Fazla .../Kaplamalı Cam Sistemli Yalıtım Camı Ünitelerinin Üretim ve Pazarlanmasına İlişkin Franchise Sözleşmesi" imzalandığını, anılan sözleşmenin 3.2.4 ve 4.2.5 maddeleri uyarınca sözleşme konusu ürünlerin üretimi ile sınırlı olarak franchise ağında yeknesaklığı, ürünün ... kalite standartlarına uygun olmasını temin ve marka imajını korumak için davalının yapacağı üretime, sadece ... tarafından üretilen ve/veya satışı yapılan camları kullanmasının şart koşulduğunu, yine sözleşmenin 4.2.5 maddesinde ise "..." markalı ürünlerde kullanılacak olan camların ... camı olup olmadığının girdi kontrolünün davalı tarafından yapılacağını, ... tarafından yapılacak denetim ve kimyasal analizlerde davalının "..." markalı ürünlerde ... tarafından üretilen ve pazarlanan camı kullanmadığının tespit edilmesi durumunda sözleşmenin 4.17.8 maddesinin uygulanacağının hükme bağlandığını, bu maddede "..." üretiminde kullanılan camların birinin veya ikisinin ... ürünü olmaması durumunda bu ürünün "..." markası adı altında satışının yapılamayacağı gibi aynı zamanda ürün içinde ...'ı tarifleyen alüminyum çıta, ... etiketi, hologramlı ... Serisi ve ... Serisi etiketi ve ... Garanti Belgesi kullanılamayacağı ve düzenlenemeyeceği hükmünün yer aldığını, ancak müvekkili tarafından 3 kez yapılan denetimler ve kimyasal analizler sonucunda ...'ın ... markası ile davalının pazarladığı ürünlerin imalinde ... tarafından üretilen camların kullanılmadığının tespit edildiğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 4.17.8 maddesinde açıkça hükme bağlandığı üzere ... üretiminde davalının ... camı kullanmadığının üçüncü kez tespit edildiğini, bunun üzerine sözleşmenin davacı müvekkili ... A.Ş tarafından 10/05/2017 tarihli ihtarname ile tek taraflı olarak feshedildiğini, bu ihtarnamede davalının stoklarındaki alüminyum çıtaları, ... garanti belgelerini, etiketleri ve üzerinde ... yazısı bulunan fatura ve antetli kağıtları, ... yetkili üreticiliğinin sona erme tarihi olan 10/05/2017 tarihinden 7 gün içinde kullanımdan kaldırılması, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, bildirimin davalıya 15/05/2017 tarihinde tebliğ edilmesine ve verilen 7 günlük sürenin geçmesine rağmen ... markasına ilişkin etiketi halen kullanmaya devam ettiğini, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek, bu nedenlerle davacının markası olan "...ICAM" markasının davalı tarafından kullanılmasının durdurulmasına, üzerinde "..." etiketi bulunan ürünlere el koyulmasına, ürün ve cihazlar ile makineler üzerindeki "..." markalarının masrafı davalıdan alınmak üzere silinmesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kararın günlük bir gazetede masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı halde, davalı taraf cevap dilekçesi vermemiş, davalı vekili ön inceleme duruşmasında davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; davacı ... adına tescilli "..." markalı ürünlerin üretilmesi için yine bu şirketin grup şirketlerinden olan ve markayı kullanma hakkı bulununa diğer davacı .... ile davalı arasında sözleşme yapıldığı, sözleşme uyarınca davalının bu markayla ürettiği ürünlerde davacı şirkete ait ... ürünlerini kullanmak zorunda olmasına rağmen yapılan denetimlerde bu camları kullanmadığının tespit edildiği gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiği ve bu durumun davalıya ihtar edildiği ve bir hafta içinde "..." markasının kullanımına son verilmesinin istenildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf bu ihtara rağmen davalının davacıya ait markanın kullanımına devam ettiğini iddia ederek bu davayı açmıştır. Her ne kadar davalı taraf sözleşmeye aykırılık yapmadıklarını ve sözleşme sona erdikten sonra bu markayı kullanmadıklarını savunmuşsa da, sözleşme feshedildikten sonra markayı kullanma haklarının sona erdiği, haksız bir fesih yapıldığı ve bununla ilgili bir zarara uğradıklarını iddia ediyorlarsa, bu konuda ayrı bir dava açabilecekleri, sözleşmenin feshinden sonraki dönemle ilgili ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile bu markayla satış yaptıklarına dair faturaların tespit edildiği, davalı tarafın bunun aksini ispatlayacak bir delil sunmadığı, davalının davacıların hak sahibi oldukları "..." markasını sözleşme sona erdikten sonra kullanmaya devam etmesinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davacıların bu nedenle markaya tecavüzün durdurulmasını, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, kararın gazetede ilan yoluyla duyurulmasını talep edebilecekleri, SMK'nun 151/2-b maddesi uyarınca yapılan hesaplamaya göre davalının bu haksız marka kullanımı sonucunda 50.267,34 TL gelir elde ettiğinin tespit edildiği, davacıların ve davalının ticari hacimlerine, davacıların hak sahibi oldukları "..." markasının tanınma düzeyine, davalının kusurunun ağırlığına göre talep edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-müvekkilinin tazminat ve yargılama giderlerini ödemesinin mümkün olmadığını, ekonomik bunalım içerisinde bulunan ticari faaliyetlerinde kabul etmediği ve haksız ve eksik inceleme sonucu çıkmış olan bu rakamların kendisinin yıkımına ve iş yerinin kapanmasına neden olacak rakamlar olduğunu, müvekkilinin davaya konu işlemleri yapmadığını, -Müvekkilinin, davacı şirketle sözleşme imzaladığını ve akabinde sözleşme şartlarına uygun vaziyette çalışmaya başladığını, ancak haksız ve hukuksuz olarak alınan cam parçalarında, davacının kendisine ait laboratuvarlarda yapılan incelemelerde kullanılan camların vasıf ve mahiyetinin farklı olduğunun ileri sürüldüğünü, kendisinden alınan cam örneğinin incelenmesi neticesinde oluşan söz konusu camların vasıf ve mahiyetinin davacının camlarından farklı olduğu tespitini kabul etmediklerini ilk başından yapılan bu incelemelerin müvekkili tarafından kabul edilmediğini, müvekkiline ait iş yerine bilirkişi raporu hazırlamak üzere gelindiğinde, heyet tarafından iş yerinin gezildiği davacı şirketin markasına ait bir emareye rastlanılmadığının yazıldığını, yine davacı şirket çalışanları tarafından fotoğraflanmış etiketlerden yola çıkarak müvekkili şirketin o tarihteki defterlerinin incelendiğini ve defterlerde davacı şirketin markasına rastlanılmadığının yazıldığını, etiketten yola çıkarak bu tarihte müvekkilinin davacı şirketin markasını kullandığı kanaatine varıldığının belirtildiğini, sonuç ve kanaatin çelişkili ve hatalı olduğunu, belirtilen tarihte incelenen defterlerde müvekkili davacı şirketin markasının kullanmadığını, böyle bir şey yapsaydı malzemeyi alan şirketin bu konuda cam teslimini kabul etmeyeceğini, -Davacı tarafın, müvekkiline sözleşme fesih bildirimini yolladıktan sonra belirtilen marka ile imalat yapmasının söz konusu olmadığını, fotoğrafları çekilen etiketlerin ne şekilde ve nasıl hazırlandığının da yine müvekkili tarafından bilinmediğini sorumlu olmadıklarını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın konusunun taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra davalı yanın vekil edenin markasını izinsiz şekilde kullanmaya devam etmesi ve bu eylemleri ile vekil edenin marka hakkına tecavüze sebebiyet vermesi olduğunu, bilirkişi raporunda davalının iddia ettiği şekilde çelişki bulunmadığını, Vekil eden ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 01.01.2017 tarihli “Çift veya Daha Fazla .../ Kaplamalı Cam Sistemli Yalıtım Camı Ünitelerinin Üretimi ve Pazarlamasına İlişkin Franchise Sözleşmesi”, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesi neticesinde vekil eden tarafından 10.05.2017 tarihi itibari ile tek taraflı feshedildiğini, fesih davalıya ihbarname ile bildirildiğini ve fesih tarihinden itibaren 7 gün içerisinde vekil eden adına tescilli ... markasının kullanımının durdurulması ve markanın bulunduğu her türlü basılı ve sair evraktan ... markasının kaldırılması ihtar edildiğini, ancak dosya kapsamında alınan hukuka uygun ve hüküm kurmaya elverişli 30.10.2019 tarihli bilirkişi raporu ile de sözleşmenin feshinden ve davalıya tanınan süreden sonra da davalının vekil edenin ... markasını hukuka aykırı şekilde kullanmaya, ... markasına ait ürün satın aldığını zanneden tüketicileri yanıltarak haksız kazanç elde etmeye devam ettiğini, Davalının bu kullanımlarının “haksız ve yetkisiz kullanımlar” olduğunu, vekil edenin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının vekil edenin markasını kullanarak satış yaptığını ve haksız kazanç elde etmeye devam ettiğini uzman bilirkişilerce tespit edildiğini, davalının istinaf istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra markanın kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle açılan marka hakkına tecavüz ve tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. ... numaralı "..." ibareli markanın 11.sınıfta 09/05/2017 tarihinde, ... numaralı "..." ibareli markanın 11, 19, 20 ve 21.sınıflarda 15/08/2016 tarihinde, ... numaralı "..." ibareli markanın 11, 19, 20, 21 ve 35.sınıflarda 31/05/2017 tarihinde davacı ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır. 30.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; "... SERİSİ – ... – ÜRETİCİ FİRMA: ... TİC. LTD. ŞTİ., SİPARİŞ NO: ... – 09.06.2017, CAM KOMBİNASYONU. 4+10, 5+4, EBAT (mm)/ SIRA NO: 1942*G25, MÜŞTERİ: S:... ..., TSE, ibareleri yer alan etiketi ile ve davalı firmanın 09.06.2017 tarihinde ... fatura ve 10/06/2017 tarihli yevmiye numaralı madde 124 ile “... Ltd.Şti.’ne ... Mamul Kodu, ... cinsi açıklaması ile toplamda 24.209,99-TL’lık yapılan satışlar içinde, ... SERİSİ – ... – ÜRETİCİ FİRMA: ... TİC. LTD. ŞTİ., SİPARİŞ NO: ... – 13.07.2017, CAM KOMBİNASYONU. 4/12+4, EBAT (mm)/SIRA NO: ..., MÜŞTERİ: ..., ibareleri yer alan etiketi ile ve 13.07.2017 tarihli ... numaralı fatura ve ... yevmiye numaralı defter kaydında ... – ...’e ... Mamul Kodu, ... cinsi, ... cinsi ibarelerinin yer aldığı camdan 26.057,35-TL’lık faturası ile yapılan mal satışlarında “...” markası ile satışlar yapılmış olabileceği, sözleşmenin sona erme tarihinden sonra yapılan bu satışlarda ve etiketlerin mal üzerinde kullanımının haksız ve yetkisiz kullanım niteliğinde olduğu, aynı zamanda davacıların Marka No: ...- Ticaret, Marka: “... SERİSİ” isimli markasından doğan ve 6769 sayılı Kanunun 29/1-c maddesi anlamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği" kanaat bildirir raporun sunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında, 01/01/2017 tarihli "Çift veya Daha Fazla .../Kaplamalı Cam Sistemli Yalıtım Camı Ünitelerinin Üretim ve Pazarlanmasına İlişkin Franchise Sözleşmesi" imzalandığı,sözleşmenin 15/05/2017 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesi ekinde delil olarak sunulan 2 adet etiketin 09.06.2017 ve 13/07/2017 tarihli olduğu, bilirkişilerin etiketler üzerinde inceleme yaparak sonuca ulaştıkları, bilirkişi raporu ile de sözleşmenin feshinden ve davalıya tanınan süreden sonra davalının ... markasını kullandığının sunulan deliller ile tespit edildiği, faturaların etiketlere ilişkin olduğu, tazminat ve yargılama giderinin yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/12/2020 tarih ve 2017/145 E., 2020/257 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.116,87-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.026,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.090,57-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024