Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1015 E. 2020/222 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1015
- Karar No
- 2020/222
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : .... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2023 NUMARASI :... DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19/12/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07/01/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.02.2019 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan aracın karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, davacının kaza sebebiyle yaralanmasına bağlı olarak meydana gelen engel oranının %15 olarak hesaplandığını, kazaya karışan aracın davalı ... nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, 01.10.2019 tarihinde davalıya başvuruda bulunduklarını ancak cevap verilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.500,00 TL daimi maluliyet tazminatının davalıya başvuru tarihi olan 01/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile dava değerini 48.792,39 TL olarak artırmış, 13/04/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 73.909,80-TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın kabulüne, 73.909,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; asgari ücretin kamu düzeniyle ilgili olduğunu, mahkeme kararının kaldırılıp yeniden yargılama yapılması halinde asgari ücret artışının gözetilmesi amacıyla yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacı vekili tarafından sunulan maluliyet raporunun Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, hesap raporunda TRH-2010 Hayat Tablosu ve %1,8 Teknik Faiz Yönteminin kullanılması gerektiğini, davalı şirkete usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmamış olduğundan tazminat hesabı yapılamadığını, bu doğrultuda da davalı şirket bakımından temerrüdün gerçekleşmediğini, her ne kadar usulüne uygun başvuru olmaması sebebi ile davanın usulden reddi gerekmekte ise de yargılama aşamasında maluliyet raporu talep edilirse temerrüt tarihinin bu raporun dosyaya sunulması akabinde başlaması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tespit tutanağı bulunmadığı, olay yeri görgü ve tespit tutanağında, 09.02.2019 tarihinde ihbar otomasyon sistemine trafik kazası ihbarı gelmesi üzerine bahse konu yere intikal edildiği, cadde üzerinde kalabalığın olduğu, yolun yağmurdan dolayı zeminin ıslak olduğu, olay yerinde işaret levhasının veya trafik ışığının, yaya geçinin olmadığının görüldüğü, cadde üzerindeki kalabalığın içerisine doğru gidildiğinde yerde yatar vaziyette küçük bir çocuğun olduğu ve sağlık ekiplerinin çocuğa müdahale ettikleri, çocuğun açık kanamalı bir yarasının olmadığı, zemin ıslak olduğundan dolayı araca dair bir fren izinin tespit edilemediği, olay yerinde kazaya karışan her hangi bir aracın olmadığı, bahse konu araç ve sürücüsünün olay yerinde tespit edilmeye çalışıldığı sırada araç sürücüsünün kulanmış olduğu ... plakalı aracıyla polis merkezine gelerek teslim olduğunun belirtildiği, mahkemece alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı çocuk/yayanın yolun karşısına geçerken kurallara uygun olmayan davranışının etken olduğu; davalı şirkete sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'ın ise, dikkatsiz ve tedbirsiz kavşağa giriş yapmakla olayda düşük oranda etken olduğunun belirtildiği, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan uzman görüşü ile, davaya konu kazanın meydana gelmesinde tarafların %50'şer oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, mahkemece Ankara ATK Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 02/09/2022 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde 2008 doğumlu yaya davacının %75 oranında etken olduğu, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Karapınar ASCM’nin 2019/434 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ve dosyada bulunan kamera görüntüleri uyarınca, sanığın kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu, yaya katılanın ise asli kusurlu olduğunun belirlenmesiyle sanık ...'ın katılan ...'ya yönelik işlemiş olduğu, "Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma" suçundan cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davacıya çarpan aracın kaza tarihini kapsar ZMM Sigorta poliçesinin davalı ... tarafından tanzim edildiği, mahkemece H.Ü.ATK Başkanlığı'ndan alınan 22/12/2020 tarihli olup "Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre düzenlenen rapor uyarınca davacının kaza sonucu yaralanmasına bağlı özür oranının %10,3 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, mahkemece H.Ü.dan alınan 04/08/2021 tarihli olup, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlenen rapor uyarınca davacının kaza neticesi yaralanmasına bağlı olarak özür oranının %5 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, mahkemece H.Ü.dan alınan 04/08/2021 tarihli olup "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlenen raporun esas alınmasıyla aktüer bilirkişiden alınan 21/03/2023 tarihli rapor uyarınca davacı lehine, 73.909,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına, toplanan deliller ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluşu ve ceza yargılamasında maddi vaka olarak kesinleşen kusur durumu ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde yaya davacının %75 oranında etken olduğu, sigortalı araç sürücüsü sürücü ...'ın %25oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun, karar vermeye elverişli bulunmasına, buna göre davacının kaza neticesi yaralanmasına bağlı olarak özür oranının %5 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda yerleşik Yargıtay uygulamaları gözetilerek TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, aktüer raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına göre istinaf eden taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte faiz başlangıcına ilişkin olarak, davacının talebi haksız fiil nedeniyle maddi tazminat olup, haksız fiil failinin temerrüdü haksız fiil hükümlerine göre, davalı ... Şirketinin temerrüdü ise sigortanın temerrüdüne ilişkin hükümler çerçevesinde belirlenmelidir. Davaya konu kaza 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde gerçeklemiş olup, HGK'nın 2017/1015 E. - 2020/222 K. sayılı ilamında da değinildiği üzere, "Belirtilmelidir ki, haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur. Ne var ki, müşterek hukukun “Gasp eden daima temerrüt hâlindedir.” şeklindeki genel ilkesi, günümüzde de uygulama alanı bulmaktadır. Bu ilkeye göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüt hâlinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıca bir ihtarda bulunması gerekmez. Buna göre, kaza tarihinde haksız fiil sorumlusunun temerrüdü gerçekleştiğinden haksız fiil tarihinden itibaren, zarar gören zararının faizi ile karşılanmasını talep edebilir. Nitekim 6098 sayılı Yasa'nın 117/2. maddesinde; "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesine yer verilerek, haksız fiilde temerrütte uygulamada düşülebilecek tereddütler giderilmiştir. Sigorta Şirketinin temerrüdü yönünden ise, 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesinde, “Madde 99 - Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder.” hükmü yer almakta olup, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. İlk derece mahkemesi tarafından sigortaya başvuru tarihine göre temerrüt tarihi belirlenerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmiş ise de başvuru evraklarının incelenmesinde başvuru sırasında davacı tarafça maluliyet raporunun evraka eklenmediği, bu suretle davalıya eksik evrakla başvurulmuş olduğu, anılan nedenle davalının temerrüdünün başvuru ile gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Eldeki dava zorunlu (dava şartı) arabuluculuk hükümleri çerçevesinde arabuluculuğa müracaat ile açılmış olup, davacı tarafın davaya konu edilen tazminatların ödenmesini sağlamak amacıyla, 06.03.2020 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu görülmektedir. Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davacının davaya konu edilen tazminat talepleri bakımından, dava şartı arabuluculuğa başvuru tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, yazılı şekilde başvurudan 14 gün sonra temerrüdün gerçekleştiğinin kabul edilmesi doğru görülmemiştir (Yargıtay 4. H.D. 2021/18933 E- 2021/4438 K.). Belirtilen nedenlerle davalı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmaması nedeniyle, kararın kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi bakımından düzeltilmesine karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, II-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 08.05.2023 tarihli, 2020/278 Esas - 2023/332 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre; 1-Davanın KABULÜ İLE, 73.909,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 06.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli 5.048,78 TL harçtan peşin, tamamlama ve ıslah adı altında alınan toplam 389,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.659,38 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından 389,40 TL peşin, tamamlama ve ıslah adı altında yatırılan harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 11.825,57 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 4.171,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 7-6325 Sayılı Kanun'un 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN III-Davacı tarafından yatırılması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, IV-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, V-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, VI-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, VII-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, VIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.