Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/94 E. 2018/1762 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/94
Karar No
2018/1762
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/723 KARAR NO: 2024/1224 KARAR TARİHİ: 12/09/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2023 NUMARASI: 2022/849 Esas - 2023/145 Karar DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nun babası ...’nun vefatı üzerine babasının ... Limited Şirketindeki %33 hissesine baba bir anne ayrı kardeşi olan ... ile birlikte miras yoluyla sahip olduğunu, şirketin diğer ortağı davalı ... ile müvekkili arasında Beyoğlu ...Noterliğinin 08.03.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin açıkça kandırılarak şirketin gerçek değeri yerine sermaye miktarına göre nominal hisse bedeli üzerinden işlem yapıldığını, bunun yanında aynı hisse devri sözleşmesine ilişkin şahitlerin de imzalamış olduğu adi yazılı bir sözleşme yapılarak müvekkilinin annesi ... adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ... Bankası Taksim Meydan Şubesinden ... Limited şirketi kredileri için verilen ipoteğin kaldırılma şartına bağlı olarak geçersizlik şartı eklendiğini, sözleşmedeki bu şartın dahi sözleşmenin esas itibariyle ipotek kaldırmak amacıyla yapıldığını ve gerçek bir hisse devri iradesi olmadığını göstermekte olduğunu, bu sözleşmede sadece şirketin pasifinde kayıtlı olduğu bildirilen 255.000,00 TL’nin varlığı dahi şirketin gerçek değerinin gizlendiğini ve müvekkiline ödenmesi gereken gerçek hisse bedelinin ödenmediğini, müvekkili aleyhine önemli bir hak kaybına neden olduğunun tespit edildiğini, müvekkili ...’nu baskı altında ve aldatmak suretiyle yapılan sözleşmenin yapılış şartları göz önüne alındığında bir bağlayıcılık oluşturmadığını, davalının ortağı bulunduğu ... şirketinin aktiflerinin, yıllık cirosu ve bilançoları dahilinde şirket hisselerinin gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, ayrıca murisin ödemiş olduğu sermayenin de gerçek değerinin hesaplanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin annesi...’a ait “İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parselde” bulunan ve şirketin kredi teminatı olarak kullandığı taşınmaz üzerinde davalı şirketin faydalanması için ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin annesine ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması için şirket değerinin düşük gösterildiği pay devir sözleşmesinin imzalanması yönünde baskılar yapıldığını, müvekkilinin zor durumda bırakıldığını, baskı ve tehdit altında gerçek iradesini yansıtmayan bir sözleşmeye imza atmak zorunda kaldığını, müvekkilinin annesi ...’ın hiçbir karşılık almadan kendisine ait taşınmazı ayrılmış olmasına rağmen birlikte yaşamaya devam ettikleri merhum ...’nun şirketteki %33 ortaklığı nedeniyle şirkete finans sağlamak amaçlı olarak şirket lehine ipotek tesis ettiğini, davalı şirketin çoğunluk hissesi sahibi ...'ın yapılan bu iyiniyetli davranışı merhumun ölümünü takiben şirketi ele geçirmek adına kendi çıkarları doğrultusunda kötüye kullandığını, taraflar arasında yapılan sözleşme bağlayıcılığı olmayan, edimler arasındaki dengesizlik ve müvekkilin aldatılması sebebiyle geçersiz bir sözleşme olduğunu, ayrıca müvekkilinin içinde bulunduğu zor durumdan faydalanılarak ve baskı altına alınarak yapılan sözleşme sonrası, murisin babasının kullandığı cep telefonu ve cep telefonu numarası dahi şirket malı sayılarak müvekkile teslim edilmeyip, müvekkilin babasının arkadaşları ile olan irtibatının kopmasının manevi anlamda da şahsında üzüntü yarattığını, söz konusu hukuka aykırılıkların Beyoğlu ...Noterliği’nin 07.06.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya ve söz konusu şirkete bildirilmiş olup söz konusu ihtar ... Şirketine 13.06.2016 tarihinde ve diğer davalı ...’a 11.06.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, bu ihtarın karşılığında müvekkilinin mağduriyetinin herhangi bir şekilde giderilmediği gibi cevap olarak Kartal ....Noterliği’nin 29.07.2016 tarihli ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, davalının açıkça temerrüde düştüğünü belirterek, davanın kabulü ile davalının yetkilisi bulunduğu ... Şirketinin gerçek hisse değerinin tespiti sonucu hesaplanacak müvekkilinin miras payına düşen %16,5 hisse bedeline karşılık (sözleşme ile yapılan önceki 7.425,00-TL devir bedeli mahsup edilerek) fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL olarak temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, bilirkişi raporu ile birlikte alacağın daha fazla çıkması durumunda fazla miktarın faiz başlangıçları ile muhtemel zamanaşımı meselesinin HMK.nun 107.maddedeki belirsiz alacak davası prensiplerine göre (arttırılan alacaklar için de zamanaşımı dava tarihi ile birlikte kesilmiş olur) ve ihtarname ile temerrüde düşmüş oldukları da dikkate alınarak karara bağlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22/02/2019 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 108.871,97 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Turizm Ticaret Ltd Şirketi ile ilgili olarak ... %55, ... %33 ... %6, ... %6 hisse oranı ile şirket ortağı iken ...'nun 24.12.2016 tarihinde vefat ettiğini ve 30.12.2016 tarihli mirasçılık belgesi gereği geriye oğulları ... ve ... kaldığını, ... mirasçılık belgesi dikkate alınarak ...'nun %16.5, ...'nun %16.5 şirket ortağı olarak tescil ve ilan edildiğini, ... Turizm Limited Şirketi ... A grubu seyahat acentesi olup çahşması ve faaliyetlerinin devamının IATA ve Türk Hava Yollarına teminat ve kefalet sunulması esasına dayandığını, şirket mal varlığı bulunmadığı için söz konusu teminatların ortaklar tarafından karşılandığını ve riskin paylaşıldığını, ...'nun vefatı öncesi söz konusu teminatların temini için şirket ortağı ... ve ... tarafından ayrı ayrı gayrimenkul teminatı sunulduğunu, ... Bankası Taksim Şubesine de 1,000,000.00 TL ..., 1,000,000.00 TL'de ... müteselsil kefil olup kredi sözleşmesi imzaladıklarını, ancak ...'nun vefatı sonrasında davalı ...'ın ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durum, turizm sektöründe yaşanan ciddi kriz sonucu şirketin mali durumu, nakit sıkıntısını dikkate alarak davacı tarafa ait şirket hisselerini devir almak yönünde hiç bir talep veya girişimde bulunmadığını, ancak davacı tarafın ... tarafından şirkete teminat olarak sunulan annesi ...'ın üzerine kayıtlı ... Sitesi Blok Daire ...'deki dubleks konutun üzerindeki ipoteğin kaldırılması, yurt dışına yerleşmek isteği ve ipotek-kefalete ortak olmamak gerekçeleri ile ortaklıktan ayrılmak istediğini tanıklar üzerinde ısrarla belirtmesi ve ...’a hisselerini satmak için ciddi baskı ve taciz uygulaması neticesinde kabullenmek durumunda kaldığını, davacı tarafın ortaklık hissesini devretme konusundaki ısrarlı talebi ve baskısı neticesinde tanıklar ve şirket ortakları huzurunda toplantılar yapıldığını ve bu toplantılarda şirket kar payı ve değerinin tespitine yönelik olarak şirket muhasebe kayıtları ve belgelerinin davacı tarafça incelenmek suretiyle değerlendirmeye tabi tutulduğunu ve yine bizzat davacı tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda şirketin pasifinde kayıtlı kar payı olarak 255.000.00 TL'nin şirketin toplam sermaye değeri olarak da 45.000.00 TL tespit edildiğini, şirketin kar payı tespitinde mali piyasa, şirket borçlarının dikkate alındığını ve tespitin bu doğrultuda yapıldığını, kaldı ki aynı toplantıda şirket ortağı ...'ın davacı tarafından tespit ve talep edilen 255.000.00 TL kar payının hissesi oranında kendisine ödenerek şirketten ayrılmayı teklif ettiğini, ancak davacı tarafın yurt dışında yaşayacağını ileri sürerek teklifi kabul etmediğini, bu tespit sonrasında davacı taraf ile davalı müvekkili arasında sözleşme tanzim edildiğini, mutabakatın sözleşmeye döküldüğünü ve 7.425.000 TL şirketin noter devrine esas Ticaret Sicilinde kayıtlı nominal %16.5 pay değerinin 42.075.00 TL şirketin kar payı isim ve itibar değeri 10.599.74 TL davacı kıdem, ihbar ve SGK dan doğmuş alacakları 10.000.00 TL davacı şahsi alacağı olmak üzere toplam 70.599.74 TL şirketten alacağının tespit edildiğini ve yine sözleşmede dökümü yazılı kabulündeki borçları alacağından mahsup edilerek 30.124.34 TL'nin ...’na nakden ve defaten ödendiğini, davacı tarafın aynı sözleşmenin 5.maddesi ile kar payı ve şirket değeri konusunda mutabık olduğunu, kendi istek ve iradesi ile sözleşme tanzim ettiğini, şirketten hiçbir alacağının kalmadığını, şirketi ve ...'ı sureti umumiyete ibra ettiğini, şirket ile ilgili hiçbir dava açmayacağını, alacak iddiasında bulunmayacağını beyan ve kabul ettiğini, davacı tarafın aynı sözleşmenin 7.maddesi ile şirket kredileri için teminat olarak annesi ... tarafından verilen ipoteğin kaldırılacağını, aksi takdirde protokolün geçersiz olacağını beyan ve kabul ettiğini, yani davacının sözleşmede öncelikle annesinin evinin üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını istediğinin görüldüğünü, aslında davacının ortalık hissesini satmak istemesinin özünde de ipotek vermeme iradesinin ortaya çıktığını, davacı ...'nun annesi ...‘a ait ipoteği kaldırmak ve yurt dışında yaşamak amacı ile kendi istek ve baskısı ile ortaklıktan ayrılması zaten mali krizde olan şirkete 90.000 USD ek teminat yükü ve ek ipotek bulma zorunluluğu getirdiğini ve şirketin nakit sıkıntısı sebebiyle personel maaşlarında ve giderlerde azalmaya gittiğini, ayrıca ... Bankası Taksim Şubesi Müteselsil Kredi Sözleşmeşi kefaletini 2,000,000.00 TL'den 2,500,000.00 TL'ye çıkarttığını, dava konusu şirkette konum itibariyle 2.kat ve peşin satışa kapalı bir konumda olduğu için piyasaya yönelik ve kredili çalışılmakta olduğunu, bu yüzden şirket alacakları daima fazla görünmekte ama ödeme günleri mevcut alacağın hepsi toplanamadığı için daima nakit riski taşınmakta olduğunu, IATA Madrid Finansal değerlendirme merkezinin şirket mevcut ortaklık yapısında değişim nedeniyle 20 Ekim 2016 tarihinde ...440 nolu referans numarası ile ek teminat talebinde bulunduğunu, yani ortaklık yapısındaki değişim nedeniyle şirketin yeniden değerlendirilmeye tabii tutulduğunu ve davalı ... tarafından halihazırda şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için 290.000.00 USD IATA’ya, 350.000.00 TL Türk Hava Yollarına teminat mektubu verilmiş olup bu teminatlar için şirket ortağı ...'ın ... Bankası Taksim Şubesi ile 2.500.000 TL tutarlı kefalet senedi imzaladığını ve ... Caddesi No:..'daki evini de ipotek vermek durumunda kaldığını, davacı tarafın davaya konu talebinin dayanağını aldatma olarak ileri sürmekte ve kendisinin şirketin gerçek değeri ve kar payı konusunda aldatıldığı ve ipotek tehdidi ile devretmek zorunda kaldığını ileri sürmekte olduğunu, davacı ...'nun şirkette 2012 yılından bu tarafa şirket muhasebe elemanı olarak çalıştığı gerçeği olduğunu, kendisinin şirketin mali durumu, piyasa koşulları ve finansal daralmayı en iyi bilenlerden olduğu için kendi isteği ile ve annesinin evi üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına yönelik tacizi ile kefalete ve ipoteğe dolayısıyla riske ortak olmak istemediğini belirterek kendi isteği ile ayrıldığını, yani davacı tarafın aldatıldığı iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, mahkemeyi aldatmaya yönelik bir taktik olarak kullanıldığını, zira kendisinin hem şirkette mali eleman olması, şirket kayıtlarını bizzat tutması, hem vefat sonrası şirketin tüm mali verilerini şirketten alıp İncelemesi, inceletmesi hem de annesinin evi üzerindeki ipoteği kaldırma kaygısı içerisinde hareket ederek şirket hisselerini sattığını, davacı tarafin şirket hisselerini satmadaki öncelikli gerekçelerinden birisi ve ön şartının annesine ait evin üzerindeki ipoteğin kaldırılması olduğu hem sözleşme hem de kendi dava dilekçesindeki beyanları ile sabit olduğunu, davalı müvekkilinin içinde bulunduğu nakit sıkıntısı ve şirket ortağı ...’nun vefatı sonrası şirket geleceğinin ve müşteri portföyünün belirsizliği nedeniyle hisseleri almak istemediğini, davacı tarafın bu konuda ciddi bir baskı ve taciz uyguladığını ve müvekkilince vefat eden ortağa olan vefa ve kitlenen şirket faaliyetinin devamı için bu hisseleri alma durumunda kaldığını, şirket değeri ve kar payının bizzat şirket muhasebecisi olan davacı tarafından tespit ve deklere edildiğini, borç alacak hesabının yine kendisi tarafından yapıldığını ve bedelin tespit edildiğini, davacının bu konuda oldukça ısrarcı ve hızlı davranmış olmasının sebebinin anne ayrı baba bir kardeşi tarafından ... adına kayıtlı ve ... tarafından şirkete ipotek olarak sunulan konut ile ilgili dava olabileceği düşüncesi olduğunu, zira ...'nun söz konusu konut ile ilgili miras muvazaası iddiasında bulunmakta ve muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası açarak yasal miras hakkının korunmasını talep etmekte olduğunu, davacının mal kaçırma ve aldatma amacı ile hareket etmiş olabileceğini, şirket hissesini kendi istek ve iradesi ile hiçbir baskı altında kalmadan, aksine hissenin devri için kendisinin baskı uygulayarak, şirket muhasebecisi olma sıfatıyla ve devir öncesi tüm mali kayıtlan temin ederek incelemiş olması sıfatıyla devrettiği, bu hususların tanık beyanları ve belgeler ile sabit olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda taraflar arasında hisse devrinin şekli koşullarda yapıldığı, ayrıca adi yazılı bir sözleşme daha yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşmede 7.425.000 TL şirketin noter devrine esas Ticaret Sicilinde kayıtlı nominal %16.5 pay değerinin 42.075.00 TL şirketin kar payı isim ve itibar değeri 10.599.74 TL davacı kıdem, ihbar ve SGK dan doğmuş alacakları 10.000.00 TL davacı şahsi alacağı olmak üzere toplam 70.599.74 TL şirketten alacağının tespit edildiği ve yine sözleşmede dökümü yazılı kabulündeki borçları alacağından mahsup edilerek 30.124.34 TL'nin ...’na nakden ve defaten ödendiği, aynı sözleşmenin 7.maddesi ile şirket kredileri için teminat olarak davacının annesi ... tarafından verilen ipoteğin kaldırılacağının, aksi takdirde protokolün geçersiz olacağının da belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafın, hisse devri öncesinde hisse devrine konu şirkette SGK'lı olarak çalıştığı da yine dosyadaki kayıtlardan anlaşılmıştır. Görevsiz mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda ise mahkeme tarafından davacıya pay bedeli ödenmeye karar verilmesi durumunda davacının gerçek defter değeri üzerinden hesaplanan pay bedelinin, önceden ödenen 7.425,00-TL mahsup edildikten sonraki tutarının 108.871,97-TL olduğu belirtilmiş olup davacı tarafça bu bedel üzerinden davanın ıslah edildiği görülmüştür. Tüm bu anlatılan hususların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, hisse devir sözleşmesinin yanında davacı ile davalı arasında ayrıca adi yazılı sözleşme imzalandığı, burada davacının annesine ait olup şirket için kullanılan kredi nedeniyle ipotek verilen taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının şart koşulduğu, bu şartın dava dışı şirket tarafından yerine getirildiği, bunun yanı sıra davacının hisse devrine konu şirkette SGK'lı olarak çalıştığı ve şirketin mali yapısı hakkında bilgi sahibi olduğunun anlaşıldığı, davacının, mevcut borçlarının da alacağından mahsup edildiğinin adi yazılı sözleşmede belirtildiği, böylece davacının hisse devri sonucunda sadece noter senedinde belirtilen 7.425,00 TL bakımından maddi menfaat ettiğinden bahsedilemeyeceği, davacının başkaca menfaatlerinin de adi yazılı sözleşme ile belirlendiği, davacının zor durumda kalması, deneyimsizliği ya da düşüncesizliğinin mevcut olduğunun da davacı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... babası ...’nun vefatı üzerine, babasının ... Turizm Ticaret Limited Şirketindeki %33 hissesine baba bir anne ayrı kardeşi olan ... ile birlikte miras yoluyla sahip olmuş şirketin diğer ortağı davalı ... ile davacı arasında Beyoğlu .... Noterliğinin 08.03.2016 tarih, ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri sözleşmesi yapılmış, davacının açıkça kandırılarak şirketin gerçek değeri yerine sermaye miktarına göre nominal değeri üzerinden işlem yapıldığını, nitekim; davacının mali konularda veya şirketin gerçek hisse değeri konusunda herhangi bir bilgisi bulunmadığı gibi, mali müşavir gibi mali konularda basiretli veya tecrübeli olması beklenemeyeceğinden, hisselerin devredildiği andaki değerini bilmesi veya tahmin etmesinin mümkün olmadığını, davalının davacının tecrübesizliğinden aşırı derecede yararlanarak hisseleri değerinden kat kat az değerde orantısız şekilde devraldığını, bunun yanında aynı hisse devri sözleşmesine ilişkin şahitlerin de imzalamış olduğu adi yazılı bir sözleşme yapılarak, davacının annesi ... adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ... Bankası Taksim Meydan şubesinden ... Turizm Limited şirketi kredileri için verilen ipoteğin kaldırılma şartına bağlı olarak geçersizlik şartı eklendiğini, sözleşmedeki bu şart dahi, sözleşmenin esas itibariyle ipotek kaldırmak amacıyla müvekkil zor durumda bırakılarak yapıldığını ve gerçek bir hisse devri iradesi olmadığını gösterdiğini, edimler arası orantısızlığın giderilmesi gerektiğini, işbu sözleşmede sadece şirketin pasifinde kayıtlı olduğu bildirilen 255.000,00 TL’nin varlığı dahi şirketin gerçek değerinin gizlendiği ve davacıya ödenmesi gereken gerçek hisse bedelinin ödenmediği, davacı aleyhine önemli bir hak kaybına neden olduğu tespit edilmiş, davacıyı baskı altında ve aldatmak suretiyle yapılan sözleşme, sözleşmenin yapılış şartları göz önüne alındığında bir bağlayıcılık oluşturmadığını, TBK'nın 36. maddesinde taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı olmadığını, taraflar arasında resmi ve adi yazılı sözleşmeler arasındaki çelişkiler ve farklılıklar aldatma iradesini açıkça ortaya koymakta olup TBK yanılmanın esaslı olmasını dahi aramazken, şirket değerinin olduğundan çok daha düşük gösterilmesi, özellikle bedel yönünden esaslı bir aldatma hali olup ayrıca davalının ortağı olduğu ... şirketinin kurumlar vergisi beyannamesi ile mirasçılar ile ilgili veraset ve intikal vergisi beyannamesi incelendiğinde; şirketin mirasçılara ait %33 hisse değerinin karşılığı 214.406,78-TL olarak beyan edildiğini, şirketin mirasçılara ait %33 hisse değerinin tespiti bakımından İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/94 E. Sayılı dava dosyasında alınan davacı ... tarafından davalı ...'a yönelik açılan tenkis davasında alınan ve hükme esas kabul edilen 19.10.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu da şirketin gerçek hisse değerini göstermekle birlikte işbu dosyada alınan kök ve ek bilirkişi raporlarıyla da uyumlu olup, işbu davadaki sözleşmedeki karşılıklı edimler ve bedellerin arasındaki açıkça oransızlık ve fahiş farkı açıkça gösterdiğini, ...’a ait “İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parselde” bulunan ve şirketin kredi teminatı olarak kullandığı taşınmaz üzerinde davalı şirketin faydalanması için ipotek tesis edildiğini, davacıya, annesine ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması için şirket değerinin düşük gösterildiği pay devir sözleşmesinin imzalanması yönünde baskılar yapıldığını, davacının zor durumda bırakılmış, baskı altında işbu zor durumundan yararlanılarak gerçek iradesini yansıtmayan bir sözleşmeye imza atmak zorunda kaldığını, TBK'nın 28.maddesi gereğince de istinaf talebimizin kabulü gerektiğini, mahkemenin hukuka uygun bir gerekçe sunmadan sunamadan, dosyada bulunan tüm raporlar ve belgeleri de hiçe sayarak karar verdiğini, şirket değerinin olduğundan çok daha düşük gösterilmesi, özellikle bedel yönünden esaslı bir aldatma hali olduğunu, aşırı yararlanmanın bazı şartları olmakla bunların “objektif unsurlar” ve “sübjektif unsurlar” olmak üzere ikiye ayrıldığını, Yargıtay kabulüne göre açık oransızlığın; edimler arasında %50 lik fark olarak kabul edildiğini, olağan koşullar altında ise bir gabinden bahsedebilmemiz için edimler arasında en az %25 fark olması gerektiğini, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere gerçek bedel ile devre konu bedel arasında büyük bir orantısızlık olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, devredilen limited şirket hisselerinin devir tarihindeki gerçek pay değeri tespit edilerek aradaki farkın ödenmesi istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, gabin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Beyoğlu ... Noterliğinin 08.03.2016 tarih, ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri sözleşmesi ile davacının ... Turizm Ticaret Limited Şirketindeki hisseleri davalı ...'a devredilmiştir. Davacı taraf, baskı ve aldatma sonucu edimler arasında aşırı nispetsizlik yaratıldığı iddiası ile devre konu hissenin gerçek değerinin belirlenerek kendisine ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında Beyoğlu .... Noterliğinin 08.03.2016 tarih, ... yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri sözleşmesinin yanı sıra "sözleşme" başlıklı bila tarihli adi yazılı şekilde bir sözleşme daha imzalanmış ve bu sözleşmenin geçerliliği dava dışı ...'ın ... Turizm Tic. Ltd. Şti. Lehine ... Bankasına şirket kredileri için verilen ipoteğin kaldırılması şartına bağlanmıştır. Dava dilekçesindeki beyana göre, davacının annesi ...'ın söz konusu ipoteği muris ...'nun şirketteki %33 ortaklığı nedeniyle şirkete finans sağlamak amacıyla şirket lehine ipotek ettirdiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 28/1. Maddesine göre, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Bu maddeye göre gabinden söz edilebilmesi için, edim ile karşılık edim arasındaki oransızlık, gabine maruz kalanda aranılan hiffet, müzayaka veya tecrübesizlik hâli ve bu hâllerinin birinden istifade edilerek sözleşmenin meydana getirilmesi koşullarının mevcut olması gerekir. Müzayakadan bahsedilebilmesi için ise, mevcut ya da muhtemel iktisadî bir zarar veya sıkıntıyı karşılamak için ölçüsüz bir fedakârlıkta bulunma hâli olarak tanımlanabilecek bu durum kabulü için, kişinin içinde bulunduğu zor durumdan kurtulabilmesinin tek çaresi sözleşmede öngörülen orantısız, ağır koşulları kabul etmek olmalıdır. Gabinin mevcudiyeti için, bu hâlin yarattığı ortamda kabul edilmek durumunda kalınan sözleşmede tarafların edimleri arasında eş değerlilik bulunmaması, nispetsiz derecede aşağı olan karşılık eda için bir eda taahhüt edilmesi veya aksine, ahzolunacak bir eda için orantısız derecede yüksek bir karşılık değer konulması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 22/11/2018 Tarih, 2017/13-636 E. - 2018/1762 K. Sayılı kararı) Ayrıca gabinin söz konusu olabilmesi için ivazlar arasında açık bir nispetsizlik şeklindeki objektif unsur ile müzayaka veya tecrübesizlik hâli şeklindeki sübjektif unsurun birlikte gerçekleşmesi ve sömürme kastının bulunması gerekir. Somut olayda davacı taraf şirketin gerçek değerinin gizlenerek baskı altında sözleşmeyi imzaladığını iddia etmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi gabin için edimler arası aşırı oransızlık tek başına yeterli olmayıp, ayrıca davacının hiffet, müzayaka veya tecrübesizlik hâllerinden birinin etkisiyle sözleşmeyi yapmış olması gerekir. Davacı yan, müzayaka altında bulunmasına ilişkin somut bir açıklamada bulunmamış, sadece annesinin şirket lehine verdiği ipoteğin kaldırılması şartını ileri sürmüştür. Ancak bu ipotek murisin sağlığında şirket lehine verilmiş olup bu durumun davacı yönünden müzayaka hali olarak kabulü mümkün değildir. Ayrıca davacının şirket hissesine devrederken hisselerin değerinin tespiti için gerekli araştırmaları yapması kendi yükümlülüğündedir. Bu incelemenin yapılmasına mani olunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre herhangi bir inceleme yapmadan hisselerini devretmiş olması tecrübesizlik olarak ve dolayısıyla şirket değerinin gizlenmesi olarak değerlendirilemez. Bu haliyle hile ve gabin şartları oluşmamış olup ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/09/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/94, K. 2018/1762, T. 08.03.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-94-e-2018-1762-k-d27387a9e07a