Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/250 E. 2017/1447 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/250
Karar No
2017/1447
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/2033 Esas KARAR NO: 2024/340 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 05/02/2020 NUMARASI: 2016/1262 Esas, 2020/84 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/03/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.10.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalı kooperatifin üyesi olduğunu, yapılan sözleşme ile Blok ..., ....Kat, ... Nolu, ... m2 dairenin müvekkiline verileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin tüm sorumluluklarını ve borçlarını eksiksiz yerine getirdiğini, tapu teslimini beklerken müvekkilinin ortaklık sözleşmesi gereği oturduğu dairenin kooperatifin bilinmeyen borçları nedeniyle 3. şahıs ... tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyası ile 20.06.2016 tarihinde cebri icra yoluyla satın alındığını, davalı Kooperatif yetkilileri tarafından birkaç gün içinde durumun düzeltileceğinin ifade edildiğini, ancak hiçbir adım atılmadığını, müvekkilinin parasını ödediği dairede kiracı konumuna düştüğünü ve dava dışı ... kira ödediğini belirterek kooperatif üyeliği üzerinden tüm bedelleri ödenerek hak edilen dairenin müvekkiline verilmesini veya dairenin aynen iadesinin mümkün olmadığı taktirde aynı kooperatife ait aynı yerde ve değerde daire verilmesini, aynı değerde daire bulunmuyorsa, satılan dairenin gerçek değerinin tespiti ile verilecek dairenin artı-eksi değerinin ödenmesi kaydı ile karar verilmesini veya aynen iade veya karşılığında daire teslimi, mümkün değilse ticari işlerde uygulanan en yüksek mevduat faizi ile hesaplama yapılarak bedelinin şimdilik 200.000,00-TL olarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili sunduğu dilekçe ile; 200.000,00 TL olarak talep ettikleri dava değerini 350.000 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiş ve 22/01/2019 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır. CEVAP:Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; kooperatifin davacıdan aidat tutarı olarak 202.828,00-TL aidat alacağı taahhuk ettirdiği, davacının davalı kooperatife yapmış olduğu yıllara göre ödeme tutarı toplamının ise 189.680,00 TL olduğu, bu durumda davalı kooperatif kayıtlarında ödeme olarak görünen bu tutarın davacının yaptığı ödeme olarak kabul edildiği, davacıya aynı nitelikli başka bir daire verilemediğine göre kendisine daire verilmeyen üye olarak talep edebileceği para miktarının hesaplamasının yapıldığı, konutun dava tarihindeki rayiç değeri, yapılan ödemelerin ödeme tutarlarının dava tarihi itibariyle TEFE oranına göre güncellenmesi ve orantı yöntemiyle davacı tazminatının hesaplanması sonrasında davacının dava tarihi itibariyle davalı kooperatiften isteyebileceği tazminat tutarının 329.367,77-TL olduğu gerekçesi ile davacının ıslah ettiği bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemece Hukuk Genel Kurulu içtihadı ve Yargıtay uygulamasının aksine davacının gerek dava tarihi itibariyle ve gerekse karar tarihi itibariye kooperatife borçlu olduğunu, davacı üyenin akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle dava hakkının olmadığı göz ardı edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın değer tespitinin fahiş belirlenmiş olduğunu, buna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının tazminat alacağının rayiç taşınmaz değeri olarak kabul edilmesine hukuken imkanın olmadığını, müvekkili kooperatifin maruz kaldığı dava, icra, tazminat ve yükümlülüklerin üyeler tarafından karşılanacağını, Kooperatifler Kanunu Madde 23 uyarınca eşitlik kuralı gereği diğer üyelerin katlanmak zorunda olduğu yükümlülüklerden davacının hissesine isabet eden kısmın huzurdaki davada talep ettiği tazminat alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, taleple bağlılık ve temerrüt kurallarının da gözetilmediğini, davacı tarafça 11.11.2016 tarihinde açılan davada harca esas değerin 200.000,00-TL olarak gösterildiğini ve bu tutar üzerinden harç yatırılarak huzurdaki davanın açıldığını, 22.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 150.000,00-TL artırarak davasını ıslah ettiğini, taleple bağlılık ve temerrüt kuralları gereği ıslahla artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, dava ve ıslah tarihleri gözetilerek faize hükmedilmesi gerekirken müddeabihin tamamının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkin hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal ve tescil talebi, mümkün olmazsa tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; davacının kooperatif üyesi olduğu, davacıya ... Blok, ....kat ... nolu dairenin tahsis edildiği, fakat davacıya tahsis edilen bu dairenin İstanbul ... icra müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile dava dışı 3.kişiye ihale yoluyla satıldığı ve davacının kendisine daire verilemeyen üye statüsüne girdiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, kendisine konut tahsis edilmeyen davacının uğradığı zararın miktarı noktasında toplanmıştır. Mahkemece uyuşmazlık konularında bilirkişi raporu alınmıştır.02.08.2018 tarihli inşaat mühendisi bilirkişi raporunda; emsal karşılaştırma yöntemi uygulanarak ve pazarlık faktörü, dava tarihindeki ekonomik koşullar ve ilgili taşınmazın mevcut mimari ve hukuki durumu gibi faktörler de dikkate alınarak, taşınmazın satış fiyatının yaklaşık 350.000,00-TL olabileceği bildirilmiştir. 04.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; genel kurul kararlarına göre normal bir üyenin ödemesi gereken aidat toplamının 202.808,00-TL olduğunu, davalı kooperatifin defterlerinde davacıdan toplam 189.680,00 TL aidat tahsilatı görüldüğünü, bu durumda davacının, kooperatif kayıtlarına göre, davalı kooperatife dava tarihi itibariyle ödemesi gereken aidat tutarının, (202.828,00 - 189.680,00) = 13.148,00 TL olduğunu, orantı yöntemine göre tazminat miktarının hesaplanacağını, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 350.000,00-TL olduğu hesaplandığını, normal bir üyenin ödemesi gereken aidat toplamı olan 202.808,00-TL'nin TEFE güncellemesine göre 292.107.08 TL olduğu, davacının ödediği 189.680,00-TL aidat toplamının güncellenen tutarının 274.887,60-TL olduğu, bu aşamadan sonra, normal ödeme yapan bir ortağın yararlanma miktarının bulunabilmesi için, rayiç değerden normal ödemelerin güncel değeri tenzil edileceği, buna göre, davacı ortağın yararlanma miktarının: (350,000.00 - 292.107.08)= 57.892,92 TL olduğu, bu işlemden sonra, basit orantı esasına göre davacının talep edebileceği tazminat tutarının (57.892. 92 x 274.887.60) / 292.107.08 = 54.480,17 TL olduğu, buna göre davacının isteyebileceği toplam tazminat tutarının (54.480.17 + 274.887.60) =329.367.77 TL olduğunun hesap edildiği, davacıya tahsis edilen ... Blok ... nolu ... m2 dairenin, kooperatif borçları sebebiyle icra yoluyla dava dışı üçüncü bir şahsa satılması ve davacıya eşdeğerde verilebilecek bir konutun da bulunmaması sebebiyle davacının, kendisine daire verilemeyen üye statüsüne düştüğü, Yargıtay'ın benimsediği formüle göre yapılan hesaplamada davacının, dava tarihi itibariyle davalı kooperatiften 329.367,77-TL tazminat talep edebileceği belirtilmiştir.Bir konut yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun konut teslim etmektir. Çeşitli nedenlerle konut tahsisi imkânsızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Normal ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödemesi bulunduğu tespit edilen, diğer anlatımla eksik ödemesi bulunmadığı belirlenen, ancak kendisine konut tahsis ve teslimi yapılamayan ortağın ödemesi eksik olmayan diğer üyelere verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebileceğinin, hiç ödemesi yok ise konut karşılığı tazminat isteminin reddi gerektiğinin kabulü gerekir. Eksik ödemesi olan bir üyenin konut karşılığı tazminat alacağının hesaplanma şekli dairemizin yerleşik uygulamalarında aşağıdaki gibi formüle edilmiştir:a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (toptan eşya fiyat endeksi " TEFE" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır. c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır. d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir.e-Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır. (Yargıtay23. Hukuk Dairesinin 2016/250 E. 2017/1447 K. Sayılı ilamı) Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde tevdi hakkı başlıklı 6098 sayılı TBK 107. maddesinde de "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlunun, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabileceği, tevdi yerini ifa yerindeki hakimin belirleyeceği, bununla birlikte ticari malların hakim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebileceği" hükmü getirilmiştir. İlk derece mahkemesinde alınan 04.11.2019 tarihli raporda, inşaat mühendisi teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 350.000,00-TL olduğu belirtilmiş ve tespit edilen bu değer esas alınarak Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre hesaplama yapılarak davacının dava tarihi itibariyle toplam 329.367.77-TL tazminat talep edebileceği hesap edilmiştir. Taşınmazın rayiç değerine ilişkin düzenlenen teknik bilirkişi raporunda, emsal karşılaştırma yöntemi uygulanarak, pazarlık faktörü, dava tarihindeki ekonomik koşullar ve ilgili taşınmazın mevcut mimari ve hukuki durumu gibi faktörler de dikkate alınarak taşınmazın değerinin belirlendiği, teknik bilirkişi raporunun somut veriye dayalı, gerekçeli ve ayrıntılı olduğu anlaşılmıştır. Yine tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunun da gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının konut karşılığı alabileceği tazminat miktarının taşınmazın değerinin tespit edildiği teknik bilirkişi raporundaki değer esas alınarak Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında belirttiği beş aşamalı formüle göre hesaplandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, bu rapor doğrultusunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dava ve ıslah tarihleri gözetilerek faize hükmedilmesi gerekirken müddeabihin tamamının dava tarihinden itibaren işleyecek yasak faiziyle birlikte tahsiline ilişkin hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekilinin 22.01.2019 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesinden, 250.000,00-TL talepli olarak açılan davayı ıslah ederek toplam 350.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacı ödenmesine; müddeabih değerinin 200.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanması, diğer kısım için ıslah tarihinden itibaren (150.000,00 TL için) ticari işlerde uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece davacının terditli talebi yönünden talebi doğrultusunda 329.367,77 TL tazminatın 200.000,00-TL sine dava, 129.367,77-TL sine ıslah tarihi olan 22.01.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekir iken talebi aşar şekilde hükmedilen tazminat tutarının tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1262 Esas, 2020/84 Karar sayılı ve 05/02/2020 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KISMEN KABULÜNE, davacının terditli talebi yönünden 329.367,77 TL tazminatın 200.000,00 TL'sine dava tarihinden, 129.367,77 TL'sine ıslah tarihi olan 22.01.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya VERİLMESİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 22.499,11 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL peşin harç ile 2.561,63 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 16.521,98 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından karşılanan 3.415,50 TL peşin harç, 29,20 TL başvurma harcı, 2.561,63 TL ıslah harcı ile 314,00 TL keşif harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d)Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.153,10 TL'den kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.967,23 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince taktir olunan 51.405,17 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,g)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.624,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.197,15 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,4-Davalı tarafından karşılanan 148,60 TL istinaf başvuru harcı, 427,60 TL istinaf karar harcı ile 32,50 TL posta masrafları olmak üzere toplam 608,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.14/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/250, K. 2017/1447, T. 22.01.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-250-e-2017-1447-k-fbb542483590