Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/24 E. 2016/1120 K. – boşanma

Konu: boşanma

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/24
Karar No
2016/1120
Karar Tarihi
Konu
boşanma

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2023 NUMARASI : Esas - Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No: ...) DAVALI : ... - (T.C. Kimlik No: ...) ... DAVA : Şirket Ortaklığından Çıkarma İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 12/11/2024 YAZIM TARİHİ : 13/11/2024 Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E- ...... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA: Davacı, tarafların ......... Hizmetleri Eğitim Medya ve Bilgisayar Ltd. Şti.'ni birlikte kurduklarını, ortaklıklarının halen devam ettiğini, davalının 10 yıl süre ile şirket müdürlüğüne getirildiğini, taraflar arasında anlaşmazlıklar ve geçimsizlikler bulunduğunu, bir araya gelmeleri mümkün olmadığı gibi, şirketle ilgili hiçbir işlem yapılamadığını, davalının şirkete karşı görevlerini de yerine getirmediğini ileri sürerek, davalının şirket ortaklığından çıkartılmasına, %60 hissesinin şirkete devredilmesine, ayrılma akçesi olarak şimdiye kadar ödediği ve bundan sonra ödeyeceği borçlara karşılık gösterilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı, işbu davanın ancak şirket tarafından açılabileceğini, davacının iddiaları yerinde olmadığı gibi, haklı sebep teşkil edecek nitelikte de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, "Limited Şirket Ortaklığından Çıkartma" davasıdır. Yargıtay 11. HD'nin 08/02/2016 gün ve 2016/24 E. 2016/1120 K. sayılı emsal içtihadına göre, "dava, limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkin olup dava, 18.07.2013 tarihinde yani 6102 sayılı TTK'nın 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açabilir. Ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 616. maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerekir. Bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilerek davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir." Somut olayda; her ne kadar davacı ortak tarafından, davalı ortak aleyhine, dava dışı şirketteki ortaklıktan çıkartılması için bu dava açılmış ise de; yukarıda yazılı Yargıtay 11. HD'nin emsal kararında da açıklandığı üzere, limited şirketlerde bir ortağın ortaklıktan çıkartılmasını ancak şirketin isteyebilecek olması, ortaklardan herhangi birisinin bu davayı açamayacak olması nedeniyle davacının aktif husumetinin bulunmadığı belirlenmiştir. Yargıtay HGK’nun 14.04.2022 gün ve 2019/(13)3-452 E. 2022/540 K. sayılı emsal içtihadına göre de, "Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Gerek davacı gerekse davalı sıfatı tamamen maddi hukuka göre belirlendiğinden sıfat konusu usul hukuku sorunu değildir ve bu sebepledir ki sıfat yokluğundan verilecek bir karar yine işin esasına yönelik bir karardır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Başka bir anlatımla, dava şartları işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karardır. Sıfat, ileri sürülme zamanı kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, s. 1157 vd.)…" Yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal içtihadında da belirtildiği üzere sıfat eksikliğinin her aşamada ve re'sen değerlendirilmesinin gerekmesi nedeniyle, davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine..." gerekçesiyle, davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı, ortaklar arasındaki boşanma davasının ilişkileri yürütemeyecek bir duruma getirdiği için TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca şirketin ortaklıktan çıkarma kararı almasının mümkün olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafça, davalının şirket ortaklığından çıkarılması, hissesinin şirkete devredilmesi ve ayrılma akçesi olarak bugüne kadar ödediği ve bundan sonra ödeyeceği borçlara karşılık gösterilmesi istemleri ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesinde '' Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.'' hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay 11. HD'nin 2023/5171 E-2024/7167 K., 2016/24 E-1120 K., 2013/18625 E-2014/12736 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirketin dava açabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığı bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, 6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 12/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/24, K. 2016/1120, T. 14.04.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-24-e-2016-1120-k-66c98db080a8