Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/18 E. 2021/22 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/18
- Karar No
- 2021/22
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1618 KARAR NO:2024/1678 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:12/01/2021 NUMARASI:2016/18 E. - 2021/22 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı şirket ile yaptıkları ticari anlaşma gereğince personel taşıma ve servis vb. işlemleri tam eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalıya 8 adet fatura tanzim edilerek gönderildiğini, anılan faturalara istinaden davalı şirket tarafından ödemelerin müvekkili şirketin ... Bankası hesabına yapıldığını, son iki adet 30.04.2015 tarihli, ...nolu, 20.794,55 TL bedelli, 31.03.2015 tarihli,... nolu, 28.574,88 TL bedelli faturalara istinaden davalı şirketçe 16.06.2015 tarihinde 10.000 TL ödeme yapıldığını, son iki adet fatura bakiyesi olan 39.369,43 TL'nin ödenmediği, Beyoğlu ... Noterliğinin 03.09.2015 tarih,...yevmiye sayılı ihtarname keşide edildiğini, ihtarın 12.10.2015 tarihinde şirkete tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine ... sayılı dosyasından 27.10.2015 tarihinde davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı arasında akdi ilişki bulunmadığını, nitekim davacının da dosyaya taraflarca imzalanmış bir sözleşme sunamadığını, davacının 30.04.2015 tarihli faturadan doğduğunu iddia ettiği alacağına ilişkin kaydın davalı ticari defterlerinde yer almadığını, bu sebeple öncelikle söz konusu faturanın müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilip/edilmediğinin davacı tarafça yazılı delille ispatı gerektiğini, davalının davacı şirkete 39.935,70 -TL borcu bulunmadığını, davalı ticari defterleri incelendiğinde dava dilekçesinde yer alan 30.04.2015 tarihli faturanın, müvekkili şirket kayıtlarında yer almadığının görüleceğini, icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine % 20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; Hukuki niteliği itibariyle, ...sayılı sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir...Tarafların her ikisinin de tacir olması ve TTK.nun 64 vd maddeleri kapsamında defter tutma yükümlülüklerinin bulunması karşısında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. Dosya konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye verilerek, rapor alınmıştır. 20.07.2018 tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacının ticari defterlerini sunduğu, incelenen ticari defterlerin davacı lehine delil vasfına haiz olduğu, davalının inceleme gününde ticari defterlerini sunmadığı, incelenen davacı taraf ticari defterlerine göre, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı bulunmadığı, davalı tarafından 30.12.2014 tarihli ve 10.000-TL ödemenin davacı kayıtlarında yer almadığı, bu ödemenin de kayıtlara işlenmesi halinde davacının dava tarihi itibariyle davalıya 10.000-Tl borçlu olacağı, davacı tarafından 10.04.2014 tarihinde davalı lehine yanlışlıkla alacak kaydı olarak işlendiği iddia olunan ve daha sonra yanlışlık fark edilerek 02.01.2018 tarihinde davalıya borç kaydı olarak olrak işlenen 50.238,66-TL'nin kayıtlara kabulü halinde davacının, davalıdan 40.238,66-TL alacaklı olacağı, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan bir alacağı bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmesi üzerine düzenlenen 20.08.2019 Ek Bilirkişi Raporunda da bilirkişi tarafından aynı görüşe olunduğu belirtilmiş ve davacının davalıdan takip ve dava tarihi itibariyle bir alacağının bulunmadığı yinelenmiştir.Davacı vekilinin itirazları da dikkate alınmak suretiyle dosya farklı bir bilirkişiye verilmiş ve 06.01.2020 tarihli Bilirkişi Raporu alınmıştır. Bilirkişi Raporunda; Davacı tarafın 2014-5 seneleri yevmiye defteri incelemeye sunulmuş olup, noter açılış ve kapanış tasdiki yerine getirildiği, daha önce dosyaya sunulan 20/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacıya ait 2014-2015-2016-2017-2018 seneleri tüm ticari defterler incelenmiş olup, noter açılış ve kapanış tasdikleri süresinde yerine getirildiği, Davalı ... firmasına ait ticari defterler , inceleme günü sunulmadığı için incelenemediği, Davacının kayıtları incelendiğinde, icra takip tarihi itibariyle ve dava tarihi itibariyle davalıdan bir alacağının olmadığı, 20/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacının yapmış olduğu 30/05/2017 ve 02/01/2018 tarihli düzeltmeler ile davacıdan 50.238,66-TL alacaklı hale geldiği, ancak bu işlemin dayanağı bir belge olmayıp, düzeltme işleminden ibaret olduğu ve dava tarihinden sonraki bir tarihe denk geldiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında, davalıdan alacaklı olduğu görülmemesine rağmen, davacının alacak talebi ve defter kayıtlarının daha sonra düzeltilmiş olması, sunulan defter kayıtlarının fiili durum ile uyuşmadığı ve mali yönden taraf lehine delil niteliğinde olamayacağı,Davacının 10/04/2014 tarihinde defterlerine işlemiş olduğu 50.238,66-TL kaydın, davalıdan bu tutarın nakit olarak tahsil edilmiş olduğuna ilişkin olduğu, daha sonra yapılan düzeltme işleminin dava tarihiden çok sonra olduğu, Mahkemece davacının 39.369,43-TL alacaklı olduğuna kanaat getirilir ise avans faiz oranı üzerinden 91,86-Tl faiz hesaplandığı şeklinde raporunu sunmuştur.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturalara dayalı bakiye cari hesap alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Bilirkişi kök ve ek raporları denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmaktadır. Bilindiği üzere HMK'nın 222. maddesi uyarınca; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Davacı tarafın, ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan bir alacağı bulunmadığı bilirkişi tespitleri ile ortaya konulmuş bulunmaktadır. Davacı taraf 50.238,66-TL'yi 10/04/2014 tarihinde davalıdan nakit olarak tahsil etmiş olduğunu kayıtlarına işlemiş bulunmaktadır. Davacı tarafın alacak iddiası kendi kayıtları ile çelişmektedir. Davacının dava açıldıktan sonra 30.05.2017 ve 02.01.2018 tarihinde ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir belgeye dayanmaksızın düzeltme yapması ve davalı aleyhine borç oluşturması takip konusu alacağını ispat etmesi konusunda bir sonuç doğurmayacaktır. Davacı taraf, davalıdan takip konusu tutar kadar alacaklı olduğunu yazılı deliller ile ispatlayamadığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalının itiraz etmediğini, davalı şirketin son iki faturaya ait 39.369,43 TL bedeli ödememesi üzerine bakiye alacağın ödenmesi talebiyle Beyoğlu .... Noterliğinin 03/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, söz konusu ihtarnamenin 12/10/2015 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket ihtarnameye konu fatura bedellerine itiraz etmediği gibi müvekkiline herhangi bir şekilde ödeme de yapmadığını, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerden müvekkili şirketin ticari defterlerinde muhasebesel hata yapıldığının ve hatanın kanuna uygun olarak düzeltildiğinin sabit olmasına rağmen yerel mahkemece bu hatanın müvekkili şirket aleyhine değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun yanlış kayıtların düzeltilmesi ile ilgili hükümlerine göre defterlere yapılan kayıtların değiştirilemez olma ilkesi kural olmakla birlikte yevmiye defterine yapılan bir kaydın düzeltilmesi ancak “muhasebe ilkelerine” göre yapılabildiğini, davacı şirket ticari defterlerinde fatura alacağı kaydında muhasebe hatası yapılmış ise de hatanın fark edilmesinin üzerine muhasebe ilkeleri çerçevesinde gerekli düzeltmeler yapıldığını, söz konusu düzeltme işleminin 26/12/1992 tarihli 1 Sıra Nolu Muhasebe Sisteni Uygulama Genel Tebliğinin Muhasebe Politiklarının Açıklanması başlıklı hükümlerine göre gerçekleştirildiğini, anılan hükümlere göre ticari defterlerde muhasebe kayıt ve tekniğine uygun olarak düzeltme yapılması ve bu düzeltmelerin mali tablolara yansıtılmasının mümkün olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerinde muhasebe hatasının yapıldığı açıkça belli olmasına, bu hatanın hukuka ve usuülüne uygun olarak düzeltilmesine ve düzeltmeye ilişkin 2018 yılı yevmiye defterinin dosyaya ibraz edilmesine rağmen yerel mahkemenin bu yöndeki savunmalarına itibar etmeyerek davacı tarafın alacak iddiasının kendi kayıtları ile çeliştiği şeklinde hüküm kurmuş olmasının açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,BA/BS formlarına göre müvekkilinin ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğu ve müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun sabit olduğunu, taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve vergi dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine veya hizmetin ifa edildiğine ilişkin karine oluşturduğunu, davalı tarafa verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmamasının davalı aleyhine delil teşkil ettiğini, dava dilekçesinde karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayandıklarını, yerel mahkemece davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiğini, ne var ki davalı şirketin ticari defterlerini ibraz etmekten kaçındığını, bilirkişi incelemesine sunmadığını, 6100 sayıı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 220. maddesinde belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmemesi halinde mahkemenin belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edeceğinin düzenlendiğini, davalı şirketin ticari defterlerini açıkça ibrazdan kaçınmasına rağmen yerel mahkemenin dava dilekçesine ve müvekkili şirketin usulüne uygun düzenlenmiş ticari defterlerine itibar etmemesinin kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşıma hizmeti verildiği iddiasıyla düzenlenen fatura bakiye alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalıya taşıma hizmeti vermesi sebebiyle faturalar düzenlediğini, 30.04.2015 tarihli,... nolu, 20.794,55 TL bedelli ve 31.03.2015 tarihli, ... nolu, 28.574,88 TL bedelli son iki adet faturaya istinaden davalının 16.06.2015 tarihinde 10.000 TL ödeme yaptığını, bakiye kısmı ödemediğini ileri sürerek, takip başlatmış itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.Davalı vekili ise; davacı ile davalı arasında akdi ilişki bulunmadığını, davalının davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 39.369,43 TL asıl alacak, 566,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.935,70 TL alacak yönünden 27.10.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 30.04.2015 tarih 20.794,55 TL, 31.03.2015 tarih 28.574,88 TL iki adet fatura bakiyesinin gösterildiği, ödeme emrinin 27.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 01.12.2015 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davacı tarafın alacak iddiasının kendi kayıtları ile çeliştiği, davacının dava açıldıktan sonra 30.05.2017 ve 02.01.2018 tarihinde ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir belgeye dayanmaksızın düzeltme yapması ve davalı aleyhine borç oluşturmasının alacağı ispatlamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, tarafların ticari defterlerine dayanmış, davacı defterlerini sunmuş, davalı ise sunmamıştır. Davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması sonunda düzenlenen iki ayrı bilirkişi raporunda; davacının defterlerinde, icra takip tarihi itibariyle ve dava tarihi itibariyle davalıdan bir alacağının bulunmadığı, davacının defter kayıtlarında yapmış olduğu 30/05/2017 ve 02/01/2018 tarihli düzeltmeler ile davacıdan 50.238,66-TL alacaklı hale geldiği, ancak bu işlemin dayanağı bir belge bulunmadığı ve bu işlemlerin dava tarihinden sonraki bir tarihe ait olduğu, davacının 10/04/2014 tarihinde defterlerine işlemiş olduğu 50.238,66-TL kaydın davalıdan bu tutarın nakit olarak tahsil edilmiş olduğu hususuna ilişkin olduğu, daha sonra yapılan düzeltme işleminin dava tarihiden çok sonra olduğu kanaati bildirilmiştir.Her ne kadar davacı vekili, faturaların ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiğini, faturaların BA/BS formları ile bildirildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; davacının düzenlediği dava konusu 30.04.2015 ve 31.03.2015 tarihli faturalar davacı defterlerinde kayıtlı iken faturaların ait olduğu 2015 yılı sonu itibariyle davacı defterinde alacak kaydının sıfırlandığı görülmektedir. Davacı takip ve dava tarihinden sonraki 30/05/2017 ve 02/01/2018 tarihlerinde muhasebesel hata gerekçesiyle düzeltme yaparak alacaklı hale gelmiş ise de, bunun dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Nitekim davacı taraf 03.09.2015 tarihli ihtarnamesi ile alacak talebinde bulunduktan sonra 10.09.2015 tarihinde defterlerinde alacağı sıfırlamıştır. Davacının kendi ticari defterlerinde alacak kaydını ödeme ile kapatıp sıfırlamış olması karşısında BS formu ile davalının bildirim yapmış olması davacının alacaklı olduğunu göstermez. Bu sebeple, davacının alacağı bulunduğunu ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili, davalının defterlerini ibraz etmemesinin davacının aleyhine yorumlanması gerektiğini de istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, sadece davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmış ve davacı delillerini davalının ticari defterlerine hasretmemiştir. Bir diğer deyişle davacı taraf, HMK'nın 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmemiştir. Davacı delillerini hasretmediğinden davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması, davacı iddiasının ispatlanmış kabul edilmesi için yeterli değildir. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden, istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.11.2024