Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/998 E. 2021/35 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/998
Karar No
2021/35
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1961 KARAR NO:2025/173 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/01/2021 NUMARASI:2015/998 E. - 2021/35 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat (Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 16/03/2012 tarihinde davalı şirket ile acentesi olarak faaliyete başladığını, müvekkilinin acenteliğin tesisinden itibaren davalı şirket nam ve hesabına poliçelerin tanzimininde aracılık yaptığını ve acente komisyonları almaya hak kazandığını, sözleşmenin feshi tarihi olan 30/09/2015 tarihine kadar müvekkilinin üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, davalı şirketin önceden fesih ihbarı yapmadan Beyoğlu ... Noterliğinin 30/09/2015 Tarih ve ... Yevmiye Nolu Azilnamesi ve Beyoğlu ... Noterliği 30/09/2015 Tarih ve ... Yevmiye Nolu Fesihnamesi ile 30/09/2015 tarihinde sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiğini beyan ettiğini, müvekkile fesih ihbarında bulunulmadan yapılan feshin iyiniyet kurallarına uymadığını, müvekkilinin acentelik süresi boyunca davalı şirkete yeni müşteriler kazandırdığını, davalı şirketi sigortalılara tanıttığını ve en iyi şekilde temsil ettiğini, son dönemlerde davalı şirketin hedeflerin tutulmamasını gerekçe göstererek fesih etmesinin haksızlık olduğunu, müvekkilinin gerek bölge sıralamasında gerekse ülke sıralamasında üst sıralarda olduğunu, ayrıca müvekkilinin geçen yıl sigortacılık tabiri ile ...olarak adlandırılan teşvik komisyonu almaya hak kazandığını, sigortacılıkta teşvik komisyonlarının üretim ve hasar prim oranı belirlenen kriterlere göre iyi olan ve şirkete kar kazandıran acentelere verilmekte olduğunu bir önceki yıla göre gözüken üretim azalmasının şirketin poliçelendirme kriterlerinden kaynaklanmakta olduğunu, üretim azalmasını bahane göstererek sözleşmenin feshi yoluna gidilmesinin haksız ve yersiz olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete karlı bir portföy kazandırdığını, müvekkilinin sözleşmenin ani olarak sonlandırılarak ticari açıdan zor durumda kaldığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları da saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TLsi acenteliğin feshinden dolayı denkleştirme tazminatının fesih tarihiden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 25.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile belirsiz alacak şeklinde açılan davanın 324.817,83 TL olarak artırıldığını belirterek, haksız fesihten dolayı denkleştirme tazminatının acenteliğin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Acentelik sözleşmesinin davacı acente ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme şartlarına ve talimatlara uymadığından müvekkili şirket tarafından keşide edilen 30 Eylül 2015 tarihli ihtarname ile Beyoğlu ... Noterliğinin 16 Mart 2012 keşide tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile azledildiğini ve acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, davacı acente şirketinin müvekkili şirket tarafından kendisine verilen hedefleri gerçekleştirmemiş olması nedeni ile Acentelik sözleşmesinin haklı olarak fesh edildiğini, davalının halen başka sigorta şirketleri için acentelik faaliyetini devam ettirdiğini, davalı aracılığı ile tanzim edilen poliçelerin büyük bir kısmının yenilenmediğini, dava konusu talebin yasal dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Acentenin performansının süreklilik arz edecek şekilde düşük olması, hedeflerinin devamlı olarak altında kalması, somut olayın özellikleri de gözetilerek, davalı sigorta şirketine acentelik sözleşmesini haklı nedenle sona erdirme imkânı verecek olup, esasen bilirkişi raporlarında da 2014 yılında hedeflerin % 54,18'lik oranda gerçekleştirdiğinin, 2015 yılında tüm branşlarda 9 aylık hedefin % 46,85 lik kısmını tamamladığının belirlendiği görülmekle davacı acentenin 2014 ve 2015 yılında performansının düştüğü, belirlenen hedeflerin altında işlem yaptığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki 15.3.2012 tarihli ek protokol ile davacının, davalı tarafça belirlenmiş olan aylık poliçe üretim kotalarını tutturamaması halinde ortaya çıkan bedeli ödemesi koşulu getirildiği, böyle bir durumda sözleşmenin sona erdirilmesini sözleşmede belirlenen hedefin tutturulamaması şeklinde ortava çıkan gereği gibi ifa etmemeyi bundan doğan zararın giderimi yaptırımına bağlamış iseler de, bu durum aynı zamanda mahkememizin kanaatine göre sözleşmenin devamını davalı sigorta şirketi acısından çekilmez hale getirecek (sözleşmenin feshini haklı kılabilecek bir neden) bir durum olarak kabul edilmiş olmakla, davalı sigorta şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı bir nedene dayandığı anlaşılmıştır. Zira davalı sigorta şirketini, performansının düştüğü, istenilen hedefleri tutturamayan bir acente ile çalışmaya zorlamak gerek uygulama gerek ticari hayat açısından hakkaniyetle bağdaşmayacaktır.TTK 122/3 maddesine göre müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Bu düzenleme dikkate alındığında ve mahkememizce davalı sigorta şirketinin sözleşmeyi (davacı acentenin performans düşüklüğü ve hedefleri tutturamaması üzerine) haklı olarak feshettiği kanaatine varılmış olduğu da gözetilerek davacı acentenin davalı sigorta şirketinden denkleştirme tazminatı talebinde bulunamayacağı ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla ..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı mirasçılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı mirasçılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın 8 ay sonra yazıldığını, gerekçeli kararda da alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun aksine davanın reddine karar verildiğini, kararın hukuka ve ticari hayata aykırı olduğunu, mahkeme tarafından feshin haklı olduğu yönünde kanaat oluştuğunu, performans yetersizliğini haklı fesih sebebi olarak kabul etmemekle birlikte müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir hedef olmadığını, geçmiş yılların kıyaslanarak performans yetersizliğinden bahsedilemeyeceğini, üretim hedeflerinin müvekkili şirkete yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini, ayrıca üretim yetersizliği yahut hasar birim oranı yüksekliği sebebiyle yapılan feshin haklı fesih olmadığının Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin Sigortacılık Müdürlüğüne gönderdiği 01.11.2012 yazıdan da anlaşıldığı üzere bu kapsamda prim üretim ölçülerinin önceden belirlenmeksizin üretim yetersizliği veya bağlı bulunan sigorta şirketince belirlenen riziko kabul esaslarına uygun biçimde acentelere aracılık edilen sigorta sözleşmelerinden elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmamasının gerekçe gösterilmesi hallerinin acentenin kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olması kapsamında değerlendirilmesinin bu noktada acentenin tazminat hakkının düşmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı yönünde bildirmiş olduğu ilke kararı dikkate alındığında davalı şirketin fesih sebebi olarak teknik zarar edilmesini gösterilmesinin feshin haksız ve hukuksuz olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin denkleştirme tazminatı istem hakkının olduğunu, müvekkili acenteye üretim hedeflerinin yazılı şekilde verilmediğini, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, mahkemenin sadece 15.03.2012 tarihli ek protokole dayanarak üretim yetersizliğini haklı fesih olarak görmesinin hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanı kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE;Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle TTK'nın 122. maddesi gereğince denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Tarafla arasında, acentelik sözleşmesi, protokol, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir,Uyuşmazlık, dava konusu feshin haksız olup olmadığı, davacı acentenin portföy tazminatı talep hakkının olup olmadığı, bilirkişi rapor ve ek rapora istinaden mahkemece verilen ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 16.03.2012 tarihli acentecilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede davacının acente olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 1. maddesinde ...'nın faaliyette bulunduğu ve vekaletname ile belirlenen sigorta dallarında acentenin yapacağı acentelik aracılık işlemlerinin düzenlenmesi olarak belirtildiği, sözleşmenin feshinin 21.maddesinde düzenlendiği, söz konusu maddede, sözleşmenin acentenin isteğine bağlı olarak üç ay önceden ihbar edilmek koşulu ile her zaman feshedilebileceği, acentenin sözleşme hükümlerine veya mevzuat ve teamüllere uygun olarak ... tarafından verilen karar direktif ve genelgelere uymaması halinde önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman... tarafından feshedilebileceğine yer verildiği, feshin sonuçlarının 22. maddede düzenlendiği, maddenin 2. bendinde, sözleşmenin feshi halinde acentenin ...'dan herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemeyeceği, fesih sonrasında ...'nan bir satış kaynağını doğrudan acentenin müşterisine yönlendiremeyeceği, acentenin portföyünde bulunan müşterilerin çalışma taleplerine ...'nın piyasa koşulları içinde değerlendirebileceği, 3. bentte ise acentenin sözleşme şartlarına ... tarafından emir ve talimata sigortacılık mevzuatı ve yönetmelik hükümlerine ve çıkacak sair kanun hükümlerine, diğer mevzuata ve ilgili mercilerin emir ve talimatına riayet etmediği takdirde derhal ve hiçbir merasime gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğu, acentenin bu suretteki fesihten dolayı da ...'dan herhangi bir tazminat talep edemeyeceği ve ilgili hususların belirlendiği, 15.03.2012 tarihli düzenlenen protokolde ise acentenin üretim faaliyetlerinin, faaliyeti geçtiği ay başlanarak değerlendirileceği, acentenin faaliyet merkezine göre belirtilen üretim hedeflerini tutturmayı kabul ve taahhüt ettiği ifadelerine yer verilerek, üretim hedeflerini tutturamaması halinde acentenin ...'ya %1 oranında üretim hedefinin hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği ve 3'er aylık periyotlar halinde acente performansı değerlendirilerek acentenin 3. maddede belirtilen minimum üretim hedefini gerçekleştirememesi durumunda performans ölçüm dönemi durumunda peşin olarak acenteden tahsil edileceği, protokolün imzalanmasının acenteliğin feshi için bir vade ve süre içermeyeceği, acentelik sözleşmesi şartları gereğince ...'nın acenteliği istediği zaman fesih edebileceği, protokol iptal edilmediği sürece üçer aylık acente performansının değerlendirilmesinde kullanılabileceğinin belirtildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 15.06.2015 tarihinde gönderilen ihtar ile acenteliğe tebliğ edilen 18.03.2015 tarihli yazıda hedeflerin bildirildiği, yapılan kontrollerde Mayıs sonu itibari ile acentelik için belirlenmiş olan hedeflere ulaşılamadığı ve bu konuda yeterli çabanın gösterilmediğinin tespit edildiği, şirket için ticari faaliyetinin temelini oluşturan verimliliğin gerek acentenin ve gerekse şirket hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından son derece önemli olduğu bu nedenle Temmuz sonuna kadar kümülatif hedefin gerçekleştirilmesi ve bu konuda çaba göstermelerinin rica edildiği, bu hedeflere ulaşılamaması durumunda acentelik ilişkisinin gözden geçirileceğinin bildirildiği, davalı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 30.09.2015 tarihli azilname ile 16.03.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin TTK ilgili maddeleri gereğince acentelik feshi ile acentenin acentelik vekaletnamesinde azlinin ihtar ve ihbar edildiği, aynı noterlikte düzenlenen aynı tarihli fesih ihbar yazısı ile sözleşmenin mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilmemesi ve bu konuda şirket tarafından yapılan uyarılara rağmen iyileşmenin görülmemesi nedeni ile acentelik sözleşmesinin feshedildiği hususuna yer verildiği, davacı acente tarafından sözleşmenin feshi sonrasında 05.10.2015 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların dosyaya delillerini ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu ve ek raporu alınmıştır. 31.03.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının 16.03.2012 imza tarihli acentelik sözleşmesi ile davalı sigorta şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiği, taraflar arasında acentelik sözleşmesine ek akdedilmiş olan 15.03.2012 tarihli protokol ile davacı acenteye davalı tarafça belirlenmiş olan aylık poliçe üretim kotalarını tutturması ve tutturamaması halinde ortaya çıkan bedeli ödemesi koşulu getirilmiş olmasına rağmen bu hususunun fesih sebebi sayılacağına dair herhangi bir ibare eklenmediği, protokolün 6. maddesinde yalnızca davalının sözleşmeyi arzu ettiği zaman fesh edebileceğine yer verildiği, davanın konusunu oluşturan fesih sebebi; davacının verilen aylık prim üretme kotasını dolduramamasına dayanmış olduğundan ve söz konusu ihtarnamenin de ulaştığına dair bir belge bulunmadığından, yapılan feshin haksız olduğuna kanaat getirildiği, davacının 2012-2015 yılları aralığında davalı şirketten brüt toplam 1.248.358,82 TL istihsal komisyonu hakettiği işlemlerden dolayı 192.923,34 TL iptal komisyonu oluştuğu, net olarak davacının komisyon kazancının 1.055.435,48 TL olduğunun tespit edildiği, denkleştirme tazminatının hesaplanmasında TTK.122./2 maddesinde denkleştirme tazminatının “son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz.” hükmü gereğince davacının 2012-2015 yılları arasında elde ettiği, açıklanan net komisyonlarının fiilen çalışma süresi ortalaması üzerinden hesaplanması gerektiği, davacının 13.02.2012 - 15.06.2015 tarihleri arasında elde etmiş olduğu net komisyon tutarı toplamının 1.055.435 48 TL olduğu, fiili çalışma gün sayısının 1.186 gün ve bunun yıl karşılığının 3,25 yıl olduğu, denkleştirme tazminatının ise toplam kazanımların 3,25 yıllık ortalaması üzerinden yapılacak olduğu, toplam (1.655.435,48 / 3,25) 324.817,83 TL olarak hesaplandığı, TTK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında davacının portföy tazminatı talep edebileceği, yapılacak hakkaniyet indirimlerinde takdirin mahkemeye ait olacağı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna göre belirsiz alacak davasında dava değerini artırarak gerekli harcı yatırmıştır.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği yönündeki savunmaları incelenmeksizin haksız ve fahiş tazminat hesaplanmasına itiraz ettiklerini, ayrıca davacı defter ve kayıtlarının incelenerek rapor düzenlendiğini, kendilerine ait kayıtlar üzerinde talebe rağmen inceleme yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının portföy tazminat talep hakkının olmadığını, acentenin müvekkili ile çalıştığı son dönemde kendisine verilen üretim hedeflerinin sürekli olarak altında kaldığının açıkça görüldüğünü, acentenin gerekli çabayı göstermediğinin tespiti halinde doğan zarardan acentenin sorumlu olduğunu ve ayrıca acentenin iyi çalışmaması, satışlarda düşme olmasının müvekkili için fesih nedeninde haklı bir gerekçe olduğunu, acente ile vekalet ilişkisinin devam ettiği üç yıllık dönemde davacının kendisine verilen hedeflerin sürekli altında kaldığını, diğer acentelerinin ortalamasının çok altında olduğu için müvekkili şirketin karlılık oranının düşmesine neden olduğunu, davacının hak ve yükümlülüklerine yerine getirmediğini, davanın reddi gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplama yöntemininde kabulününde mümkün olmadığını, cevap dilekçesinde belirtmiş oldukları üzere davacının 2012-2015 yılları arasında 12724 adet müşteri ile çalıştığı ve sözleşmenin feshinden sonra bu müşterilerden sadece 21 adedine ...Sigortanın diğer acentelerinden poliçe tanzim edildiği hususunun sabit olduğunu, müvekkilinin herhangi bir menfaat sağlamadığının ortada olduğunu, davacının başka sigorta şirketi ya da şirketlerininde acenteliğini yaptığını, herhangi bir zararı olmadığını, bilirkişilerin portföy tazminat talep edilebilmesi için kanun ve Yargıtay İçtihatlarının şart koştuğu diğer hususları inceleme konusu haline getirmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/14565 Esas, 2014/16277 Karar sayılı 23.10.2014 tarihli kararında, 5684 sayılı Yasanın 23/16 maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli faaliyetler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazmin edebileceği ancak sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkının düşeceğinin belirtildiğini, TTK'nın 122.maddesinin ya da Sigortacılık Kanunun 23.maddesinde belirtildiği üzere önemli menfaat ve hakkaniyetin gerektirmesi hususlarınında gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılması gerektiğini belirterek, yeni bir rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.09.04.2019 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; denkleştirme tazminatının davalı kayıtları esas olarak yapıldığında, toplam (1.168.906,97 / 3,25 ) 359.739,50 TL olarak hesaplandığı, davacı kayıtlarına göre ise 324.817,83 TL olarak hesaplanmış olduğu, feshin haklı olup olmadığı konusunda yapılan değerlendirmede ise somut olayda taraflar arasındaki 15.3.2012 tarihli ek protokol ile davacının davalı tarafça belirlenmiş olan aylık poliçe üretim kotalarını tutturamaması halinde ortaya çıkan bedeli ödemesi koşulu getirildiği, başka ifadeyle tarafların böyle bir durumda sözleşmenin sona erdirilmesini değil, sözleşmede belirlenen hedefin tutturulamaması halinde ortaya çıkan, gereği gibi ifa etmemeyi, bundan doğan zararın giderimi yaptırımına bağladıklarını, bu nedenle kök raporda feshin haklı olmadığı sonucuna varıldığını, ancak mahkemenin ek protokolde, haklı sebeple feshe dayanak gösterilen olgunun esasen tazminat yaptırımına tabi tutulmasına rağmen bu durumda sözleşmenin devamının davalı açısından çekilmez olduğunu kabul etmesi halinde feshin haklı bir nedene dayandığı sonucuna varılabileceği belirtilmiştir.06.11.2020 tarihli 2.ek bilirkişi heyet raporunda; Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından müzekkereye karşı gönderilen yazının dosyada mevcut olduğu, söz konusu yazıda davacının 16 farklı sigorta şirketinin acenteliğini yaptığı, davalı şirket ile acentelik başlangıç tarihinin 16.03.2012, bitiş tarihinin ise 30.09.2015 olduğunun görüldüğü,...'un 12.11.2019 tarihli bilgi yazısında halen davacının 8 farklı sigorta şirketinin acenteliğinin devam ettirdiğinin görüldüğü, davacıya gönderilmiş olunan hedef yazısında 2015 yılı için davacı acenteye; farklı branşlarda toplam 2.392.297,00 TL tutarında üretim hedefi verildiğinin görüldüğü, davacının 2013 yılında hedefler toplamının 4 katı üzerinde bir performans gösterdiği, 2014 yılında hedeflerin % 54,18'lik oranda gerçekleştirdiği, 2015 yılında tüm branşlarda 9 aylık hedefin % 46,85 lik kısmını tamamladığı, ... - ... - Yangın branşlarında belirlenen hedeflerin üzerinde performans gösterdiğinin görüldüğü, davalı sigorta şirketinin flaş bellek ortamında dava dosyasına sunmuş olduğu üretim raporları incelenmiş olduğu, davalının bu beyanı ile fesihten sonra davacı acentenin müşteri portföyünden 206 müşteriye 436 farklı branşlarda 436 adet yeni poliçe düzenlendiğinin görüldüğü, davacının acentelik sözleşmesinin feshinden sonra 206 farklı müşteriye 436 adet poliçe düzenlendiği, düzenlenene bu. poliçelerin Net Prim tutarlarının 722.194,72 TL olduğu, bu poliçeler nedeniyle davalı şirketin acentelerine toplam 102.132,48 TL komisyon ödediği, davacı acentenin söz konusu müşterilere 2015 fesih yılından öncede poliçe düzenlediği, öz itibariyle gerek kök ve ek 1 raporda yapılan hesaplamalardaki hesaplamaların dışında yeni bir tespit olmadığından tekrardan ifade edilmek üzere; EK 1 raporda denkleştirme tazminatı davalı kayıtları esas alınarak yapılmış olduğu toplam (1.168.906,97 / 3,25) 3359.739,50 TL olduğu, kök raporda ise bu tutarın davacı kayıtlarına göre (1.055.435,48 /3,25) 324,817,83.-TL olarak hesaplanmış olduğu, bu tutarlardan hangisinin davacıya ödeneceği konusunda nihai kararın mahkemeye ait olduğu sonucuna varıldığı, hukuki açıdan, uyuşmazlıkta, davalının haklı neden olduğundan bahisle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürdüğü, davalı tarafından düzenlenen 15.6.2015 tarihli yazıda, davacının Mayıs sonu itibariyle hedeflere ulaşamadığı, kümülatif hedeflerin Temmuz sonuna kadar gerçekleştirilmesi talebi ve aksi halde acentelik ilişkisinin gözden geçirileceği hususunun yer aldığı, Beyoğlu 11. Noterliğinin ... yevmiyo nolu, 30.9.2815 tarihli fesih ihbarı ile acentenin hedefleri gerçekleştiremediği ve 15.06.2015 tarihinde yapılan uyarıya rağmen iyileşme olmadığından bahisle sözleşmenin feshedildiği, mali incelemede, davacının, 2013 yılında hedefler toplamının 4 katı üzerinde bir performang gösterdiği, 2014 yılında hedeflerin %54,18'lik oranda gerçekleştirdiğinin, 2015 yılında tüm branşlarda 9 aylık hedefin % 46,85 lik kısmını tamamladığının, DASK - Sağlık - Yangın branşlarında belirlenen hedeflerin üzerinde performans gösterdiğinin belirlendiği, bu bilgiler ışığında davalının feshe dayanak olarak ileri sürdüğü sebeplerin mahkeme tarafından sözleşmenin devamını onun için çekilmez hale getirdiğine hükmetmesi halinde feshin haklı olduğunun kabul edileceği, aksi halde haksız fesih sonucuna varılacağı, mahkemenin TIK m. 122/1IV hükmünün gerekçesinde belirtilen Alman doktrinini benimseyen görüşe katılması halinde, TTK m. 122/IV'te yer alan sürenin hak düşürücü olduğunun kabul edileceği, bu durumda, bir yıl içinde talep mutlaka ileri sürülmesi gerektiği, karşı tarafın talebe itirazı halinde ise TBK m. 147 (5) uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açılması gerektiği, başka ifadeyle denkleştirme talebi bir yıl içinde ileri sürülmez ise hakkın düşeceği ve zamanaşımının hiçbir zaman işlemeyeceği; bir yıl içinde ileri sürülürse bu tarihten itibaren zamanaşımının işleyeceği, bu kabulün belirsiz alacak davası olarak açılmış olan denkleştirme tazminatı talepleri bakımından öneminin şu şekilde olduğu, somut olayda olduğu gibi eda şeklinde açılan belirsiz alacak davalarında, dava tarihinde, alacağın tamamı için zamanaşımının kesileceği (HMK m, 107/I-II). nihai takdir mahkemeye ait olmak üzere yukarıda yer verilen görüşlerin benimsenmesi halinde somut olayda geçici talebin 10.000 TL olduğu, dava dilekçesinde açıkça (eda niteliğinde/tahsil talepli) belirsiz alacak davası açıldığı belirtilmesi karşısında mahkemenin anılan davanın koşullarının oluştuğu sonucuna varması halinde dava tarihi itibariyle alacağın tamamı açısından zamanaşımının kesilmiş olacağı, bu sonucun kabul edilmesi ise davalının, ıslaha konu talep bakımından zamanaşımının kesilmediği yönündeki beyanı ile bağdaşmayacağı, konu hakkında nihai takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasına yönelik olarak portföy tazminatı alacağına ilişkindir.Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden, akidinin hâlen yararlanmasına karşın acentenin yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda uygulanması gereken TTK'nın 122. maddesinde "denkleştirme istemi" olarak tanımlanan, doktrinde de "müşteri tazminatı", "portföy tazminatı", "portföy akçesi" olarak da ifade edilen bu tür tazminat, 5684 sayılı Sigorta Kanununun 23/16. maddesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesinin, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği şeklinde düzenlenmiştir.Acentelik sözleşmesinin sona ermesi üzerine acentenin portföy tazminatı ya da diğer adıyla denkleştirme alacağı talep edebilmesi, TTK'nın 122.maddesinde çeşitli koşullara bağlanmıştır. Bu koşullardan en önemlisi ise maddenin 3. fıkrasında düzenlenmiştir.Anılan hüküm uyarınca, acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için sözleşmenin, acentelik veren tarafından haklı sebeplerle feshedilmiş olmamasıdır. Somut olayda sözleşme, davalı acentelik veren tarafından feshedilmiş olup, öncelikle feshin haklı olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 21. maddesinde sözleşmesinin feshi, 22.maddesinde ise feshin sonuçları düzenlenmiştir. 21/2.fıkrasında; bu sözleşmesinin acentenin, sözleşme hükümlerine veya ilgili mevzuat ve teamüllere uygun olarak ... tarafından verilen karar, direktif ve genelgelere uymaması halinde önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman ... tarafından feshedilebileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2.maddesinde, acentenin görevleri başlığı altında 2. bendinde acentenin aracılık ettiği işlerin veya bizzat yaptığı sözleşmelerinin sayısını artırmak sürekliliğini sağlamak ve portföyünü geliştirmek için gereken çabayı göstermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Sözleşme ile aynı tarihte imzalanan 15.03.2012 tarihli protokolde ise acentenin üretim faaliyetleri ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. 2. maddede, acentenin faaliyet merkezine göre üretim hedeflerini tutturmayı kabul ve taahhüt edeceği ifadesi ile birlikte elementer branşlarda minimum aylık üretim hedefinin 50.000,00 TL veya kümül üretim hedefinin Dask hariç 150.000,00 TL vb hususlara yer verilmiştir.06.11.2020 tarihli 2.ek bilirkişi raporunda,davacının 2013 yılında hedefler toplamının dört katı üzerinde bir performans gösterdiği, 2014 yılında hedeflerin %54,18 lik oranda gerçekleştirildiği, 2015 yılında tüm branşlarda 9 aylık hedefin % 46.85'lik kısmının tamamladığı, DASK, Sağlık ve Yangın branşlarında belirlenen hedeflerin üzerinde performans gösterdiği tespit edilmiştir. Davalı şirket tarafından 15.06.2015 tarihli yazı ile daha önceden davacıya tebliğ edilen 18.03.2015 tarihli yazıda hedeflerin bildirildiği, yapılan kontrollerde Mayıs sonu itibari ile acentelik için belirlenmiş olan hedeflere ulaşılamamış olduğu ve bu konuda yeterli çabanın gösterilmediğinin tespit edildiği belirtilerek şirket için ticari faaliyetin temelini oluşturan "verimlilik"in gerek acentenin gerekse şirket hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından son derece önemli olduğu belirtilerek, Temmuz sonuna kadar kümülatif hedefin gerçekleştirilmesi ve bu konuda çaba gösterilmesinin rica edildiği, devamında ise hedeflere ulaşılamaması durumunda acentelik ilişkisinin gözden geçirileceğinin bildirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 30.03.2015 tarihli ihtarname ile ise davalı şirket tarafından 15.06.2015 tarihli uyarılara rağmen iyileşme görülmediği belirtilerek acentelik sözleşmesinin feshedilmiş olduğu bildirilmiştir.Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 21/2. fıkrasında, yukarıda ifade edildiği üzere acentenin sözleşme hükümlerine veya ilgili mevzuat ve teamüllere uygun olarak ... tarafından verilen karar, direktif ve genelgelere uyulmaması halinde sözleşmenin feshedilebileceği belirtilmiştir. Davalı acente tarafından protokolde belirtilen ve davalı şirket tarafından gönderilen üretim hedeflerinin yakalanamadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşmenin ilk yılı için söz konusu hedefler üzerinde faaliyet gösterilmiş ise de devam eden yıllarda üretim hedeflerinin altında kalınmıştır. Bu durumda davalı şirketin uyarılarına rağmen üretim verimliliğinin artırılamaması nedeni ile davalı şirketten böyle bir sözleşmeyi devam ettirmesi, davalı şirketin kuruluş amacı ve faaliyeti göz önünde bulundurulduğunda, beklenemeyecektir. Bu tespitlere göre, davalı şirket tarafından acentelik sözleşmesi haklı nedenlerle feshedilmiş olduğundan, davacının denkleştirme tazminatı talep hakkının bulunmadığı sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı mirasçılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı mirasçılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10'şer TL istinaf karar harcının davacı mirasçılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı mirasçılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/998, K. 2021/35, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-998-e-2021-35-k-80b17d2e1f39