Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/580 E. 2018/41 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/580
- Karar No
- 2018/41
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2083 - 2024/1453 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2083 KARAR NO : 2024/1453 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2022 NUMARASI : 2021/620 Esas 2022/590 Karar ASIL DAVA DOSYASINDA; DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 22/11/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25/11/2024 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl dava dosyasında davacı vekili, 24.03.2014 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, maddi ve manevi zarar gördüğünü, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurlu ve sorumlu olduğunu, kaza sebebiyle davalı sigorta şirketinin 17.02.2015 tarihinde 7.352,00 TL ödeme yaptığını, aciz durumunda olan davacıya ibraname imzalatıldığını, ancak ibranameye değer verilmemesi gerektiğini belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatının sigortacının önceki ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüd faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava dosyasında davalı vekili, davalıya kaza nedeniyle 17.02.2015 tarihinde 7.352,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ödeme ile ibranın gerçekleştiğini, davalı şirketin sorumluluğunun kalmadığını, ibraname ile hükmedilebilir tazminat arasında fazla farkın olmaması halinde ibranamenin geçersizliğinden söz edilemeyeceğini, sorumluluklarının sigortanın kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sakatlığın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak rapor ile belirlenmesini, hesap konusunda bilirkişinin aktüer siciline kayıtlı olması gerektiğini,17.02.2015 ödeme tarihindeki verilerin dikkate alınarak gerektiğinde ödeme yönünden güncelleme yapılmasını ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, müterafik kusurun araştırılmasını ve yapılan ödeme nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili, 24.03.2014 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3,00TL tedavi gideri, 2,00TL bakım gideri olmak üzere şimdilik 10,00, TL tazminatın davalı tarafın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında davacı vekili 01.07.2016 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 71.817,77 TL. olarak ıslah etmiş, 18.10.2017 tarihli dilekçesi ile geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının 82.793,40 TL, bakıcı giderinin, 2.142,00 TL olarak ıslah edildiğini, 19.03.2021 tarihli dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatını 10.881,89 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 138.422,94 TL, tedavi giderini 1.250,00 TL olarak artırdıklarını, 23.04.2022 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatını 257.779,71 TL olarak artırdıklarını belirtmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece toplanan delillere göre; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın raporu ile davacının kaza nedeniyle vücut genel çalışma gücünden % 36 nispetinde kaybettiği ve 12 ay süreyle iş göremez kaldığı, 2 ay süre ile bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, Bam kaldırma kararı sonrasında alınan 15.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant sistemi esas alınarak hesaplama yapıldığı, ek raporun Yargıtay içtihatlarında öngörülen kriterlere ve kaldırma kararının gereklerine uygun olduğunu, davacı vekilince 23.04.2022 tarihli dilekçesi ile, 15.04.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre geçici iş göremezlik alacağı 10.881,89 TL, daimi iş göremezlik alacağı 257.779,71 TL, bakıcı gideri alacağı 2.142,00 TL, tedavi gideri 1.250,00 TL olarak talebini arttırdığı, HMK 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabileceği, davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebileceği, dava tarihi 30/03/2015 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı vekili, 01.07.2016 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 71.817,77 TL'ye çıkardığı, 18/10/2017 tarihli dilekçesi ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının 82.793,40 TL, bakıcı giderinin, 2.142,00 TL olarak ıslah edildiğini belirterek talepte bulunduğu, mahkemece verilen 06.02.2018 tarih ve 2015/580 Esas, 2018/41 Karar sayılı kararın Ankara BAM 26. HD.'nin 19.09.2019 tarih ve 2018/1236 Esas, 2019/1464 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine yapılan yargılama neticesinde alınan 16.03.2021 tarihli bilirkişi raporunu takiben davacı vekilinin sunduğu 19.03.2021 tarihli dilekçesi ile de geçici iş göremezlik alacağını 10.881,89 TL, daimi iş göremezlik alacağını 138.422,94 TL, bakıcı gideri alacağını 2.142,00 TL, tedavi gider zararını 1.250,00 TL olarak talebini arttırdığı, mahkemece verilen 06/04/2021 tarih ve 2019/533 Esas, 2021/258 Karar sayılı kararın Ankara BAM 26. HD.'nin 07.10.2021 tarih ve 2021/1349 Esas, 2021/1674 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine yapılan yargılamada alınan 15.04.2022 tarihli bilirkişi raporu üzerine ise davacı vekilinin bu kez, 23.04.2022 tarihli dilekçe ile, geçici iş göremezlik alacağını 10.881,89 TL, daimi iş göremezlik alacağını 257.779,71 TL, bakıcı gideri alacağını 2.142,00 TL, tedavi gideri zararını 1.250,00 TL olarak talebini arttırdığını, Ankara BAM 26. HD.'nin 19.09.2019 tarih ve 2018/1236 Esas, 2019/1464 Karar sayılı kaldırma ilamı da göz önüne alındığında davacı vekilinin 01.07.2016 tarihli dilekçesinin talep arttırım, 18.10.2017 tarihli dilekçesinin de ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesi gerekir ise de mahkemenin 06.04.2021 tarih ve 2019/533 Esas, 2021/258 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin 19.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi nazara alınarak verilen hükmün bu yönüyle davalı tarafından açıkça istinaf konusu edilmediği, Ankara BAM 26. HD.'nin 07.10.2021 tarih ve 2021/1349 Esas, 2021/1674 Karar sayılı ilamında da kaldırma sebebi yapılmadığı, bu bağlamda davacı lehine doğan usulü kazanılmış hak gözetilerek, ancak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin 23.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi kabul edilmediği belirtilerek asıl davanın kabulü ile; 138.422,94 TL sürekli iş göremezlik zararının 17.02.2015 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen davanın kabulü ile; 10.881,89 TL geçici iş göremezlik zararı ile 2.142,00 TL bakıcı gideri ve 1. 250,00 TL tedavi giderinin 17.02.2015 temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde; yasa koyucunun her bozma ve kaldırma Kararı sonrasında davacıya bir kez ıslah hakkı verdiğini, aksi halinin kabulü halinde bozmanın yada kaldırma kararının amacına ulaşamaması sonucunu doğuracağını, Yerel Mahkemenin yasa metnini yanlış yorumlayarak davacının hak kaybına, davalı yan lehine de sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiğini, son lehe kaldırma kararı sonrası yapılan ıslahı kabul edilmemesinin yasanın amacına aykırı düştüğünü, bu halde davacının ıslah hakkını kullanmaması için tekrar tekrar İstinaf hakkı verilmemesi gerektiğini, her istinaf hakkı sonrasında verilen lehe kaldırma kararının resen bir kez ıslah hakkını kullanma imkanı verdiğini, 2015/580 E sayılı ilk derece mahkemesinin ilk kararına istinaf başvuru dilekçesinde hesaplamalara tümden itiraz edildiğini, Yerel Mahkemenin yanlış hesabı ile daimi iş göremezlik tazminatı da dahil tüm kalemlerin eksik hesaplanarak davacının hak kaybına sebebiyet verdiğini, kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmışsa da bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan ıslahı kabul etmeyerek Kaldırma kararına aykırı hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda maluliyet oranı çok düşük alındığını, gelirin çok düşük hesaplandığını, davacının kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, yaşam ve çalışma ömrünün çok düşük kabul edildiğini, YHGK da görüşülen ve bu dosyayı da etkileyecek olan dosyanın karara çıkmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik süresi içerisinde davacının %100 malul olduğunun esas alınması ve de davalı yanın %100 kusurlu olarak alınması gerektiğini, hesaplanan tedavi gideri olayın oluşuna göre çok cüzi olduğunu, dava açmadan önce sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesinin davacının hak kaybına sebebiyet verdiğini, davaya konu olaya ticari temerrüd faizi uygulanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tacir olduğunu, ticari temerrüd avans faizi uygulanması, en güncel verilerle hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Asıl dosya ve birleştirilen dosyada davacı vekilinin 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, birleştirilen dava geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri istemine ilişkindir. Davacı vekili, asıl davada, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek 100,00TL sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiş; birleştirilen davada, 5,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2,00TL bakıcı ve 3,00TL tedavi gideri zararı talep etmiş, 04.07.2016 tarihli dilekçe ile 100 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebini 71.817,77TL' ye artırmış, 18.10 2017 tarihli dilekçe ile geçici, sürekli tazminat toplamını 82.793,40TL, bakıcı 2.142TL olmak üzere 84.935,4TL olarak ıslahı etmiş, mahkemece 2015/580 E. , 2018/41 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin bakıcı ve tedavi giderine yönelik istinaf başvurusu üzerine dairemizin 19.09.2019 tarihli 2018/1236 E., 2019/1464 K. Sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra davacı vekili 21.02.2020 tarihli dilekçe ili tedavi gideri talebini 1.250 TL olarak bedel artırmış, 19.03.2021 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 138.422,94TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 10.881,89TL, bakıcı gideri talebini 2,142,00TL, tedavi gideri talebini 1.250,00TL olarak artırmış, mahkemece 2019/533 E. 2021/258 K. sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, tarafların istinaf başvurusu üzerine dairemizin 2021/1349E., 2021/1674 sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra davacı vekili 23.04.2022 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 257.779,71TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 10.881,90TL,bakıcı gideri talebini 2,142,00TL, tedavi gideri talebini 1.250,00TL olarak ıslah etmiş, mahkemece davacı vekilinin 23/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi kabul edilmediği belirtilerek asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile 138.422,94 TL sürekli iş göremezlik zararının, 10.881,89 TL geçici iş göremezlik zararı ile 2.142,00 TL bakıcı gideri ve 1. 250,00 TL tedavi giderinin 17/02/2015 temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. 1-Davacı vekilinin ıslah dilekçesinin mahkemece kabul edilmemesi yönünden istinaf sebebinin incelenmesinde; Dairemiz 19.09.2019 tarih, 2018/1236 E., 2019/1464K., sayılı ilamında davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı vekilinin harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabileceği gibi ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nın 176. maddesi gereği ıslah yapma hakkının mevcut olduğu belirtilerek mahkemece verilen 2015/580 E. , 2018/41 K. sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. Maddesinde ”(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak alacağın miktarını belirledikten sonra HMK 176. ve devamı maddelerine göre tazminat miktarını bir kez ıslah edebilir. Somut olayda, davacı vekili belirsiz alacak olarak asıl davada 100TL sürekli iş göremezlik, birleştirilen davada 5,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2,00TLbakıcı ve 3,00TL tedavi gideri talep etmiş, 04.07.2016 havale tarihli dilekçe ile sürekli ve geçici iş göremezlik talebini rapor gereği 71.817,77 olarak bildirmiş, 18.10.2017 tarihli dilekçe ile ek rapor gereği sürekli ve geçici iş göremezlik talebini ikisi birlikte 82.793,40 TL, bakıcı gider talebini 2.142 TL olarak talep etmiş, 21.02.2020 tarihli dilekçe ile sürekli ve geçici iş göremezlik talebini ikisi birlikte 82.783,40TL, bakıcı gideri talebini 2.142 TL, tedavi gideri talebini 1.250TL olduğunu belirtmiş, 17.10.2020 tarihli dilekçe ile sürekli ve geçici iş göremezlik talebini ikisi birlikte 82.793,40TL, bakıcı gideri talebini 2.142 TL, tedavi gideri talebini 1.250TL bildirmiş, 19.03.2021 tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminat talebini 138.422,94TL, geçici iş göremezlik tazminat talebini 10.881,89TL, bakıcı gideri talebini 2.142 TL, tedavi gideri talebini 1.250TL bildirmiş, 23.04.2022 tarihli dilekçe ile ise sürekli iş göremezlik tazminat talebini 257.779,71TL, geçici iş göremezlik tazminat talebini 10.881,89TL, bakıcı gideri talebini 2.142 TL, tedavi gideri talebini 1.250TL olarak belirtmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan dilekçeler ıslah ve/veya bedel artırım dilekçesi olarak adlandırılarak harç ikmal edildiği anlaşılmıştır. Her bir alacak kalemi yönünden alacağın bir kez bedel artırım ve bir kez ıslah suretiyle artırılması mümkün olup, davacı vekili tarafından bakıcı gideri talebi yönünden 18.10.2017 tarihli dilekçe ile, tedavi gideri talebi yönünden ise 21.02.2020 tarihli dilekçe ile bedel artırımı yapılmış, ayrıca ıslah yapılmamıştır. Davacı vekili tarafından 04.07.2016 havale tarihli dilekçe ile sürekli iş göremezlik tazminat talebi bilirkişi raporu doğrultusunda 71.817,77TL olarak açıklandığı, 01.07.2016 tarihinde geçici iş göremezlik tazminat talebi, bakıcı ve tedavi gideri için birleştirilen davayı açtığı, bu halde davacının sürekli iş göremezlik tazminat talebine ilişkin bedel artırımının yapılmış olduğu, davacı tarafça bedel artırımına esas alınan 25.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik tazminatı 10.881,89TL olarak tespit edilmekle birlikte sürekli iş göremezlik tazminatı tespit edilen 10.881,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile toplanıldığında ödeme tarihi itibariyle 71.863,89TL, hesap tarihi itibariyle ise 82.699,66TL olduğu belirlenmiş, 18.10.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda ise sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat toplamı 82.793,40TL olarak düzeltilmiş, bu itibarla davacı vekilinin 18.10.2017 tarihli dilekçesinin geçici iş göremezlik tazminat talebine ilişkin bedel artırım dilekçesi olduğu, yargılama sırasında ıslahı bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan davacı vekilinin sürekli iş göremezlik tazminat talebine ilişkin bedel artırımından sonra 19.03.2021 tarihli dilekçe ile talebini 138.422,94TL olarak artırdığını bildirdiği, söz konusu talebin HMK 176. maddesi uyarınca ıslah olarak kabulü gerektiğinden davacı vekilinin 23.04.2022 tarihli dilekçesine göre karar verilmemiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oranının düşük olduğuna yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 19.11.2015 tarihli raporda, sol ayak bileği toplam eklem hareketlerinin yarısını kaybettiren eklem sertliğinin %14, her iki diz eklem hareketleri kısıtlılığının %19, her iki değere Baltahazard formülü uygulandığında %30,3 olduğu, E cetveline göre %36 olarak bulunduğu, şahsın 31.03.2014 tarihinde geçirmiş olduğu kazaya ilişkin çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 36 olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğu, geçici iş göremezlik süresinin açık parçalı kırık mevcut olması ve bilateral olması nedeni ile 12 ay olduğu olduğunun belirlendiği, raporun davacı muayene edilmek, tedavi belgeleri ve raporlar değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğu, yargılama aşamasında davacı vekilinin rapora itirazının bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. 3-Davacı vekilinin aktüer bilirkişi raporunda tazminat hesabında esas alınan davacının gelirine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, SGK tarafından davacının 01.03.2006 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı aldığı, bu tarihten sonra uzun veya kısa vadeli sigorta kollarına tabi bir çalışmasının olmadığının bildirildiği, 27.04.2015 tarihli sosyal ekonomik durum araştırma tutanağında davacının seyyar simit satarak geçimini sağladığı, günlük 10-15TL kazancı olduğunun tespit edildiği, mahkemece alınan 25.06.2016 tarihli ilk aktüer raporunda 27.04.2015 tarihli araştırma tutanağı dışında, davacı ...'nın kaza tarihinde ve sonrasında sürekli ve düzenli olarak yaptığı işi, elde ettiği geliri gösterir nitelikte herhangi bir bilgi yada belge bulunmadığı, davacı vekili tarafından da bu yönde bir delil de dosyaya sunulmadığı, ancak yaşı itibariyle aktif dönemde olan davacı için yapılan işin niteliği de göz önünde bulundurularak asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, davalının itirazı üzerine alınan 13.06.2016 tarihli ek raporda da gelire ilişkin kabulde değişiklik yapılmadığı, davacı vekili tarafından itiraz edilmediği, mahkemenin 2015/580 E. , 2018/41 K. Sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin bakıcı ve tedavi giderine yönelik istinaf başvurusu üzerine kararın Dairemiz 19.09.2019 tarihli 2018/1236 E., 2019/1464 K. Sayılı ilamı ile asıl ve birleşen davada talep edilen zarar kalemleri yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi, davanın 6100 sayılı HMK.nın 107. Maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açıldığının gözetilmesi ve davacının tedavi giderleri talebi ile ilgili bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilerek kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra mahkemece alınan 16.03.2021 tarihli aktüer raporunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, davacı vekilinin aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte raporda hesaplamaya esas alınan gelire açık itirazı bulunmadığı, mahkemenin 2019/533 E. 2021/258 K. Sayılı asıl ve birleşen davanın kabulü kararına karşı davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde davacının geliri ve hesaplama yöntemine yönelik istinaf sebepleri ileri sürdüğü, Dairemiz 07.10.2021 tarih 2021/1349E., 2021/1674 sayılı kararı ile mahkemece alınan raporlarda hesaplamanın PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılmış olması nedeniyle TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanarak yeniden rapor alınması belirtilerek kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra mahkemece alınan 15.04.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, davacı vekilinin aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte raporda hesaplamaya esas alınan gelire açık itirazı bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının asgari ücret düzeyinin üzerinde gelir elde ettiğine ilişkin delil ibraz edilmediği gibi dosya içerisindeki bilirkişi raporlarında asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya itiraz edilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 5- Davacı vekili tedavi giderlerinin düşük hesaplandığını ileri sürmüş ise de hükme esas alınan 19.02.2020 tarihli doktor bilirkişi raporunda hastane kayıtlarından, davacının hastanelerdeki tedavisine ait muayene, yatak, tetkik, tahlil, operasyon, ilaç vs. giderlerin SGK tarafından karşılanmış olduğu, davacı vekilince, dava dosyasına SGK tarafından karşılanmayan davacının tedavi giderine ilişkin herhangi bir makbuz, fiş, fatura, vezne alındısı gibi yazılı bir belge sunulmadığı, davacının SGK tarafından ödenmeyen tedavi giderlerinin hangi kalemlerden ve ne miktarda olduğu hususunda detaylı açıklama yapılmadığı, bu duruma göre, davacının SGK tarafından ödenmeyen tedavi giderine ilişkin bakıcı ve ulaşım gideri söz konusu olduğu, davacının Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Eğitim Uygulama ve Araştırma Hastanesinden taburcu olduktan sonra ikametgahı olan Pınar Mahallesi Selanik 1. Geçidi Sk. No:13 Kırklareli adresine taksi ile dönmesi, daha sonra bu adresten tedavi görmüş olduğu hastaneye 2 kez kontrol amaçlı taksi ile gidip gelmesi gerektiği, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile davacının ikametgahı arasındaki mesafe, kaza tarihindeki rayiç fiyatlar dikkate alınarak 1.250,00 TL ulaşım gideri yapacağı belirlenmiş olup davacı tarafından daha fazla tedavi gideri yapıldığı ispatlanmadığından ve bu miktar üzerinden talep arttırım dilekçesi sunulduğundan tedavi giderlerine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6-Davacı vekili bakıcı giderinin düşük hesaplandığını ileri sürmüşse de, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda 2 aylık bakıcı giderinin 01.01.2014-30.06.2014 döneminde brüt asgari ücret 1.071-TL olduğundan, brüt asgari ücret üzerinden 2.142,40 TL olarak hesaplandığı, davacının bedel arttırım dilekçesini bu miktar üzerinden yaptığı, herhangi indirim yapılmadan 2.142,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin bakıcı giderine yönelik istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. 7-Davacı vekilinin faizin türüne yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı araç sigortalısının ... olup hususi araç olarak kayıtlı olduğu nazara alınarak hüküm altına alınan tazminata yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece Dairemizin kaldırma kararı uyarınca, aktüer bilirkişiden rapor alındığı; raporda, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödemenin yapıldığı tarih itibariyle ödeme tarihi verilerine göre davacının zararlarının hesaplandığı, davacıya ödeme tarihi itibariyle zararının karşılanmamış olduğu anlaşılmış, rapor tarihi verilerine göre yapılan hesaplama ve ödenen tazminatın mahsubu ile bakiye tazminatın hesaplandığı, aktüer bilirkişi raporunun, ayrıntılı ve gerekçeli tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu, Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplamanın yapıldığı, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı ve ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 22.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.