Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/5149 E. 2015/8619 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/5149
Karar No
2015/8619
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/793 KARAR NO: 2024/762 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/1065 Esas KARAR NO: 2020/50 KARAR TARİHİ: 16/01/2020 DAVA: Tespit KARAR TARİHİ: 29/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı kooperatifçe İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... pafta, ...-... ve ... parsel sayılı arazide yapılması üstlenilen binalarda, davalı kooperatife ortaklık sırasında Beyoğlu ...Noterliği’nin 07.02.1995 tarih ve ... yevmiye no ile tasdikli yerleşim planında belirlenmiş olan ...-... sıra ...-... blok/...-... sayılı iş yerlerini beğenerek seçtiğini, 1999 yılına kadar bütün aidatlarını ödediğini, bugüne kadar herhangi bir bilgi, belge, yazı, çıkarılma kararı vb bilgilendirme yapılmadığını, üyeliğin halen devam ettiğini, kooperatif yönetimine elektronik posta yoluyla belgeleriyle bildirildiğini, sonuç alınamaması üzerine Kadıköy ...Noterliği 28.04.2017 gün ... y. Sayılı İhtarname gönderilerek kooperatif üyeliğinden kaynaklı bir borcu varsa bunun belgeleri ve gerekçe ile bildirilmesini, borcu yoksa seçmiş olduğu taşınmazlara ilişkin tapular çıkarılmış ise tapusunun gönderilmesini, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını bildirdiklerini, davalı Kooperatife karşı tapu ve tescili olmadığı takdirde tazminat davası gibi eda niteliğinde davalar açabilmeleri için, kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kooperatif üyeliğinin tespiti davası açma zarureti hasıl olduğunu, mahkeme masrafları, harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Kooperatif kayıtlarına göre, davacı ...’ın 14.07.1993 tarih ve 25 karar nolu yönetim kurulu kararı ile kooperatif üyeliğine kabul edildiğini, 1999 yılında ...’ın kendisine tahsis edilen 8 blok 10 nolu dükkanı devretmek isteğini kooperatif yönetimine bildirdiğini, 25.02.1999 tarih 25 nolu yönetim kurulu kararı ile ... adına tahsis edilen 8 blok 10 nolu dükkanın ...’a devri ve ...’un kooperatif üyeliğinin kabulüne karar verildiğini, Kooperatif ana sözleşmesi gereğince, peşin üye mevcut olmayıp her yıl genel kurul gereği aidat miktarı ve uygulanacak gecikme faizinin her üyeye eşitlik gereği uygulanmasının kooperatif hukuku bakımından mutlak nitelikte olduğunu, birçok üyenin aidat ve katılım payı ödememesinden dolayı ortaklıktan çıkarıldığını, davacı ...’ın 12.07.2000 tarih ve 56 no.lu yönetim kurulu kararıyla, kooperatif genel kurulu gereği ödemesi gereken aidat ve katılım payı ile gecikme faizlerini ödemediği için kooperatif üyeliğinden çıkarıldığını, davacının kendi isteğiyle tahsis edilen yeri başka bir üyeye devrettiğini ve daha sonra üyelik vazifelerin yerine getirmediği için ortaklıktan çıkarıldığını, Yaklaşık 18 sene sonra davacı tarafın kooperatif üyeliği ve işyerleri tahsisleri olduğunu söylemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Kooperatife 20 sene boyunca uğramadan, aidat borcu olup olmadığını bilmeden hareket eden davacının aslıda zimmi olarak kooperatif üyeliğinin son bulduğunu kabul ettiğinin varsayılacağını, Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 24.10.2011 tarih 2011/1239 Esas 2011/1449 sayılı içtihatınm örnek teşkil ettiğini, davacının davasının reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " Davacının kooperatif üyeliğinin devam edip etmediğinin nihai takdir ve değerlendirmesinin Mahkemenin olduğu, açıklanmış, davacı vekili dava dilekçesi ve ön inceleme duruşmasında müvekkilinin davalı kooperatife üye olduğunu, 86 ve 87 sırada kayıtlı iki iş yerinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilin kooperatif üyesi olduğunun tespiti talep etmiş, davalı vekili davacının daha önce kooperatife üye olup 25/02/1999 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının talebi üzerine dükkanların ...' a davacı tarafından devredildiğini, dolayısıyla dükkanların ve kooperatif üyeliğinin davacı tarafından ...' a devredildiğini, 1 nolu dükkandaki davacının kooperatif üyeliğinin ise 12/07/2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının kooperatife borçlarını ödemediğinden kooperatif üyeliğinden çıkarıldığını savunmuş, davacı vekili müvekkilinin kooperatif deki 10 nolu dükkanı satmadığını, halen kendi adına olduğunu, kooperatif üyeliğini devretmediğini, ayrıca ihraç kararının da tebliğ edilmediğini beyan etmiş olup, davalı vekilinin 7 nolu celsenin 1 nolu ara kararı ile davacının devre ilişkin başvurusu ve evrakları ile çıkarma kararına esas 1 ve 2 ihtarların ve çıkarma kararının davacıya tebliğine ilişkin tebligat örneğini sunması için 2 hafta kesin süre verilmiş, davalı vekili 7 nolu celsede 1 nolu ara kararda istenen belgelerin kendilerinde mevcut olmadığını beyan etmiş, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının davalı kooperatif de iki adet iş yerine üye olduğu, tapu kaydının halen kooperatif adına kayıtlı olduğu, davacının davalı kooperatife 18/12/2017 tarihli ihtarnamesinde tapular çıkarılmış ise tapuların gönderilmesini istediği, borcu var ise kendisine bildirilmesini talep ettiği, kooperatifler kanunun 27.maddesine göre davacıya aidat borcunu ödemesi için ihtarnamenin gönderilmediği, yine genel kurulca yönetim kuruluna ihraç kararı için yetki verildiğine dair bir belgenin bulunmadığı, dolayısıyla davacının ihraç kararının usulüne uygun olmadığı " gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile davacının davalı S.S Esenyurt Mimsan Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifinin üyeliğinin tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından cevap dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; davacının, davalı kooperatifte 2 adet kooperatif üyeliği bulunduğu, davacıya tahsis edilen 6 blok 10 nolu dükkanın dava dışı ...'a devredildiğinden bahisle davalı kooperatifin 25/02/1999 tarih 25 karar numaralı yönetim kurulu kararı ile ...'un kooperatif üyeliğine kabul edildiği, davacının ilk işyerinin devri sonrasında devam ettirilen üyeliği, parasal yükümlüklerin yerine getirilmediğinden bahisle kooperatifin 12/07/2000 tarih 56 karar numaralı yönetim kurulu kararı ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, üyeliğin devrine ve ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin alınan yönetim kurulu kararları usulsuz olduğu ileri sürülerek işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; 25.02.1999 tarih ve 25 nolu kararda davacının 6 Blok 10 nolu dükkânının ...'a devrine karar verildiği belirtilmiş ise de, kooperatif kayıtlarında davacının kooperatif üyeliğini devrettiğine dair belge bulunmadığı, 20.11.1998 tarihli yazısında ...’ın 31.12.1998 itibariyle bütün borçlarını ödenmiş olduğu bilgisi mevcut olup daha sonraki dönemlere ait borç bilgisinin davacı tarafa bildirimi ile ilgili bilgi bulunmadığı gibi davacının borcunun ödenmesi için gönderilmiş birinci ihtarname, birinci ihtarname ile uyumlu ikinci ihtarname ve ortaklıktan çıkarma kararı için yönetim kuruluna yetki verildiğine ve çıkarılma kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belge bulunmadığı tespiti yapılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun ikinci bölümünde, ortaklık sıfatının kazanılması ve kaybedilmesi üst başlığı ile, “8.” maddede ortaklığa girme şartları düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, kooperatif ortaklığına girmek isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, kooperatif ana sözleşmesi hükümlerinin bütün hak ve ödevleri ile birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvurulacağı, İkinci fıkrada, yönetim kurulunun, ortaklar ile ortak olmak için müracaat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığını araştırmak zorunda olduğuna yer verilmiştir. Yasanın 14/2. fıkrasında ise, ortaklığın devredilebileceği, yönetim kurulunun, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul edeceği düzenlenmiştir. 163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun ortaklıktan çıkarılma esasları ve itirazı düzenleyen 16.maddesinde; "Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içerisinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içerisinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içerisinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir..." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 27.maddesi; "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." düzenlemesine yer vermiştir. Özetlemek gerekirse 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği, ihtarnamelerde ödenmesi gereken borç miktarlarının da birbirini tutup tutmadığı tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. ( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 30/12/2015 tarih 2015/5149 E. 2015/8619 K. Sayılı ilamı) Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacının, üyeliklerinden birinin devredildiğinden, diğerinin ise parasal yükümlükleri yerine getirmediğinden dolayı alınan yönetim kurulu kararları ile davacının üyeliğin devrine ve ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararlar alınmış ise de kooperatif üyeliğinin devri için üyeliği devreden ve devralan arasında düzenlenmiş devir sözleşmesi ile parasal yükümlülükler için usulüne uygun çekilmiş ihtarlar bulunmaması nedeniyle alınan kararların yasaya aykırı olduğu görülmekle birlikte TMK 2. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmadığı da görülmüştür. Davalı kooperatif, davacının ihracından sonra yaklaşık 18 yıl kooperatife uğramadığını, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediğini, üyeliğinin sona erdiğini zımmen kabul ettiğini, uzun zaman geçtikten sonra açılan davanın TMK 2. Maddesine uygun düşmediğini savunmuştur. TMK 2. Maddesinde, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu, bu hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunmayacağı düzenlenmiştir. Emsal yargıtay kararlarında " düzenli aidat toplayan bir kooperatif ile uzun süre hiçbir ilişki kurulmaması, ödeme yükümlülüklerinin akıbetinin takip edilmemesi, genel kurullara çağrılmaması, ortaklık ilişkisini ortaya koyacak şekilde hiçbir işlem yapılmaması, üyeliğin sona erdiğinin zımmen kabul edildiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımmen vazgeçildiği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı " ifade edilmiştir. ( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2020 tarih 2018/1348 E. 2020/4405 K., Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 22/11/2021 tarih 2021/1477 E. 2021/1606 K., sayılı ilamları) Somut olayda, davacı, ihraç kararının verildiği 2000 yılından, davalı kooperatife 2017 yılında gönderdiği ihtarnameye kadar yaklaşık 17 sene içinde aidat yükümlülüğü bulunan kooperatife aidat ödememiş, kooperatife uğramamış, genel kurullara katılma yönünde bir irade ortaya koymamış, ortaklık ilişkisini ortaya koyacak şekilde hiç bir işlem de yapmamış olması nedeniyle ortaklık hakkından zımnen vazgeçtiği ve açılan davanın TMK 2. maddesi hükmündeki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1065 Esas, 2020/50 Karar sayılı ve 16/01/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın REDDİNE, a-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 396,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesi gereği hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine ç-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınan 162.10 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından sarfedilen 221,40 TL istinaf harcı ile 54,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 275,40 TL istinaf giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.29/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/5149, K. 2015/8619, T. 31.12.1998, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-5149-e-2015-8619-k-1386994ca4a7