Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/4343 E. 2011/75 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/4343
- Karar No
- 2011/75
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/509 KARAR NO: 2024/626 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/1174 KARAR NO: 2020/672 KARAR TARİHİ: 15/10/2020 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.11.2016 tarihli sözleşme ile 30.11.2016 ile 29.11.2019 tarihleri arasında ... Satış Bulutu Kurumsal sürüm hizmetinin davalıya verilmesi konusunda anlaştıklarını, 07.02,2017 tarihinde yapılan kabul sertifikası ile ürün ve hizmetin test edilerek davalıya teslim edildiğini, davalının borcunu ödememek için ortaya attığı ayıp iddiasının doğruyu yansıtmadığım, davalının toplamda 18.441,15 USD borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığım ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme kapsamında vermesi gereken hizmeti sunmadığını, sözleşme başlangıcında 3 aylık geliştirme sürecinde hiçbir işlem yapılmadığını, yeterli eğitimi sağlamadığım, davalının kurduğu sistemin tam olarak çalışmadığını ve verilen hizmetin ayıplı olduğundan hareketle davanın reddini ve davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... dava konusu alacağa dayanak faturanın davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafça defterlerin bilirkişi incelemesine sunulmaması nedeniyle defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, her ne kadar davalı tarafça hizmetin ayıplı sunulduğuna yönelik savunmalarda bulunulmuş ise de yapılan teknik incelemede, davacı tarafından kullanıcılara eğitim verilmiş olduğuna dair "Acceptance Certificate" (Kabul Sertifikası) nın 18.01.2017 de taraflar arasında imzalandığı, ayrıca bu sertifikada sistemin test edildiği ve müşteri tarafından onaylandığının da imza altına alındığı, ... lisanslarının, ... lisanslarının ve son kullanıcı eğitim dökümanlarının müşteriye verildiği ve kabul gördüğünün, bu haliyle sistemin çalışır vaziyette ve gerekli eğitimler verilerek davalıya teslim edildiğinin tespit edildiği, bununla birlikte her ne kadar davalı tarafça 28.03.2028 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği bildirilmişse de, sistemin 3 yıllık sözleşme süresi boyunca davalı tarafından kullanıldığı hususu göz önünde bulundurulduğunda fesih iradesinin haklı nedenlerle ileri sürüldüğünün kabulünün mümkün olmayacağı, davacı tarafça alacağa konu hizmetin yerine getirildiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğu, hizmet bedelinin sözleşme eki niteliğindeki Lisans Sipariş Formu ile belirlendiği anlaşılmakla davanın kabulüne, alacağın faturaya dayalı likit alacak olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne"ne dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediği, İstanbul Anadolu 7. ATM'nin dosyasının kesinleşmediği ve hükme esas alınamayacağı, sistemin çalışıp çalışmadığına yönelik herhangi bir incelemenin yapılmadığı, inceleme sırasında herhangi bir test yapılmadan çalışıp çalışmadığını kontrol edilerek buna ilişkin ekran görüntüsü alındığı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi nedeniyle ödenmediği iddia olunan fatura bedellerinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 15.717,60 USD asıl alacak +101,84 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.819,44 USD alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 01.11.2016 tarihli hizmet sipariş formunda, form kapsamı olarak ''... danışmanlık paketi ile 40 adam saatlik ...com danışmanlık ve destek hizmeti'' verileceği, (...com Danışmanı, Sertifikalı ...com. Danışmanı, Sertifikalı yazılım geliştirme uzmanı, proje yöneticisi hizmetlerine yönelik toplam bedelin 24.400,00 USD olmak üzere) tüm hizmet faturalarının Türk Lirası olarak hazırlanarak gönderileceği ve ödemelerin fatura kesim tarihini takip eden 21 gün içerisinde ödeneceği belirtilmektedir. Kontrat süresi 30.11.2016 -29.11.2019 olan ve 3 yıl süreli 5 Kurumsal Sürüm ... Satış Bulutu Lisans sipariş formunda; ... Satış Bulutu kurumsal sürüm hizmeti bedeli olarak 6.666,00 USD (x3) yer almaktadır. 31.03.2017 tarihli lisans sipariş formunda; ... Satış Bulutu kurumsal sürüm hizmeti 10 kullanıcı sisteme çıkarılmıştır. Mahkeme tarafından yapılan yargılamada taraf vekillerinin huzurunda 26.11.2019 tarihli celsede verilen 4 no lu ara karar ilen taraflara 2018 yılına ait tüm defter ve kayıtları sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği belirtilmiştir. İş bu ara kararda ayrıca ''... Taraflar bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesini talep ediyor ise; 2 hafta içerisinde taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu ticari defterler ve kayıtların (defteri kebir, yevmiye defteri ve envanter defterinin) bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişinin iletişim kaydı ile e-mail adresinin dosyaya yazılı olarak açıklanmasına, kayıtları ibraz etmedikleri takdirde defter ibrazından kaçınmış sayılacakları karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında TTK 83, 84, 85 ve HMK 219-222 maddelerinin uygulanacağı hususunun ihtarına, (İhtarat amacıyla iş bu duruşma zaptının gelmeyen tarafa tebliğine, tebliğ ile birlikte ihtaratın yapılmış sayılmasına)'' yer almaktadır. Davalı vekili tarafından UYAP sisteminden gönderilen 17.02.2020 tarihli beyan dilekçesinde ticari defterlerinin çok olması ve taşınmasının mümkün olmaması sebebiyle bilirkişi yerinde inceleme yetkisi verildiği ancak dosyanın bilirkişiye tesliminden beri 1 ayı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, bilirkişinin bugüne kadar yerinde inceleme ile ilgili olarak davalı tarafa ulaşmadığı mahkemenin bilgisine sunulmuştur. Mahkeme tarafından düzenlenen 06.01.2020 tarihli bilirkişi teslim tutanağında, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... Ltd. Şti. ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defterlerin TTK hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin lehe delil olarak ileri sürülebileceği anlaşıldığı, mahkemenin 26.11.2019 tarihli duruşma tutanağının 4 numaralı ara kararında taraflara ait 2018 yılı defterlerinin Mahkeme sunulması için 2 haftalık kesin süre verilmesi, tarafların yerinde inceleme talep etmesi halinde uyuşmazlık konusu ticari defterlerin bulunduğu yer ile incelemede muhatap alınacak kişi İletişim kaydı, e-mail adresinin dosyaya yazılı olarak bildirilmesi, kayıtlarını ibraz etmedikleri takdirde defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları hususunun karara bağlandığı, buna karşın davalı vekilin ticari defterlerini 2 haftalık süre içerisinde mahkemeye sunmadığı, ayrıca yerinde inceleme talep etmediği, incelemede muhatap alınacak kişi bilgilerini yazılı olarak beyan etmediği görüldüğünden davalı nezdinde herhangi bir inceleme gerçekleştirilemediği, teknik açıdan bakıldığında, davalı ve davacı şirket arasında Acceptance Certifıcate' (kabul Sertifikası) 18.01.2017'de taraflar arasında kabul edilip imzalandığı, her iki dosyada teknik bilirkişilerce yapılan tespitler neticesinde davalı için oluşturulan sistemin ayıplı olmadığının tespit edildiği, hatta sözleşmenin feshinden sonra dahi sistemin kullanıldığının görüldüğü,13.12.2018 takip tarihi İtibariyle davacı nezdinde davalının 94.769,63 TL borçlu olduğu, buna karşın takipteki talebe bağlılık gereği huzurdaki dava ile davalıdan istenebilir anapara alacağının 15.717,60 USD karşılığı 86.075,86 TL olabileceği görüşünde bulunulmuştur. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: - Bilirkişi tarafından davalı tarafın ticari defterlerinin yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen incelenmediği yönündeki iddiası: İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Somut davada, yukarıda belirtilmiş olduğu üzere 26.11.2019 tarihli celsede, tarafların yerinde inceleme talep etmeleri halinde 2 hafta içerisinde ticaret defterlerinin bulunduğu yer ile muhatap alınacak yetkili kişilerin iletişim bilgilerin mahkemeye sunulması istenilmiş ise de, davalı tarafça mahkemece belirlenen bu süre zarfında gerekli bilgileri mahkemeye iletmediği anlaşılmaktadır. Nitekim, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davanın nezdinde incelemenin yapılamadığı açıklanmıştır. Bu haliyle, davalı tarafça 17.02.2020 tarihli dilekçe ve talebe rağmen ticari defter ve kayıtlarının incelenmediği yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. -Hizmetin davacı tarafça ayıplı verildiği iddiası: Davalı tarafça davacıya gönderilen 28.03.2018 tarih ve ... numaralı ihtarnamede, gerek kurulum aşamasında gerekse savunmasında yapılması gereken testlerin yapılmadığı ve hizmetin ayıplı verildiği, davalının sözleşmenin başlangıcından işbu ihtarname tarihine kadar sistemin tam anlamıyla kullanamadığı ve hizmet alamadığı belirtilerek sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2010 tarih ve 2010/3-727 E., 2011/75 K. sayılı ilamında, 6098 sayılı TBK'nin 470. maddesinde eser sözleşmesi; "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.Bu hükme göre; yüklenici, eser sözleşmesinin konusu olan şeyi imal etmeyi (meydana getirmeyi) taahhüt eden ve imal ettiği şeyi de (eseri) iş sahibine teslim etme yükümlülüğü altına giren kişi ya da kuruluştur. İş sahibi ise, sözleşmeye konu olan eseri bedeli karşılığında imal ettiren ve imal edilen eseri teslim almakta menfaati olan gerçek veya tüzel kişiler veya iş ortakları ya da gruplaşmış müesseselerdir (İzzet Karataş, Eser Sözleşmeleri, 2. Baskı, Ankara, 2009, s. 30). Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin konusu incelendiğinde, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ... Satış Bulutu kurumsal sürüm hizmetinin verilmesi konusunda tarafların anlaştığı, iş bu sistemin davacının davalı için geliştirdiği bir sistem olduğunun anlaşıldığı ve bu tespitler uyarınca eser sözleşmesi kapsamında olduğu, bu nedenle ayıp ihbarının şekli ve süresi yönünden eser sözleşmesi hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/4343 E. 2016/2603 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, TBK'nin 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ne var ki, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının da mahkemece re'sen gözetilmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen gözetilmeyip, yüklenicinin bu hususu def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Ayrıca, eksikler yönünden ise ayıp ihbarına gerek bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinde, sözleşmeye dair taraflar arasında İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/751 E. sayılı davanın yargılamasının devam ettiği belirtilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 6. sayfasında anılan iş bu davada düzenlenen bilirkişi raporuna atıf yapılmıştır. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/751 E. sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu hizmetin davalıya özel geliştirilmiş online bir sistem olduğu incelemeden bir gün önce 20.06.2019 tarihinde sistemin güncel ve yayında olduğu, sözleşmenin 28.03.2018 tarihinde davalı tarafça feshedilmesine karşılık 24.04.2018 tarihinde panelin yenilendiği ve sistemin fesih tarihinden sonra da kullanıldığı, Yapılan incelemede davalının sistemini bilen çalışanlarının işyerinden ayrılması nedeni ile sıkıntı yaşandığını anlaşıldığı, 18.05.2017 tarihinde test aşamalarının davalı tarafından yapıldığının görüldüğü ve sorunsuz çalıştığının tespit edildiği, davacının sistemi ile ''...'' adında bir sistem ile entegrasyonun yapıldığı ve bu sistemin davacının sisteminden veri aktarımını sağladığı, davalının sürekli olarak yıllar içinde lisansları arttırılmasının sistemden memnun olduğu anlamına geldiği yönünde tespitler yapılmıştır. Tarafların 01.11.2016 günü düzenledikleri sözleşme ile Salesforce Satış Bulutu Kurumsal sürümü hizmetini davalıya verdiği, davacının istinafa konu iş davada: 30.11.2016/29.11.2017 - 30.11.2017 /29.11.2018 - 30.11.2018 /29.11.2019 tarih aralığında davalının 3 yıl süreyle hizmet talep ettiği ve davalı şirketin 2017 yılı ... Lisans Bedeli ve ... Danışmanlık ve Geliştirme Bedelinden bakiye kalan 2.664 USD ile 2018 yılı yenileme bedeli olan 15.717,60 USD olmak üzere faiziyle birlikte toplam 18.441,15 USD'nin davalıdan tahsiline yönelik başlatılan takibe itiraz edilmesi nedeniyle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/751 E. sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ayıp iddiasının yerinde olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup, bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda 2020/1295 E. 2023/340 K. sayılı ilamı ile yapılan istinaf başvurusunu reddine karar verilmiştir. Somut davada, düzenlenen bilirkişi raporları, sunulan deliller ışığında, davalının davacıdan almış olduğu hizmetin internet üzerinden online (çevrimiçi) olarak çalışan, davalıya özgü bir sistem olduğu, davalı tarafça iş bu sistemle ilgili olarak 28.03.2018 tarihinde sözleşmenin ayıplı ifa nedeniyle feshedildiğinin belirtildiği, verilerin incelenmesinde son değişiklik tarihinin 10.04.2018 olduğu ve 24.04.2018 tarihinde kumanda paneli alanının yenilendiği, fesih tarihinden sonra da sistemin davalı tarafça kullanıldığı tespitleri nazara alındığında, davalının hizmetin ayıplı verildiği yönündeki iddiasının dosyada yer alan somut bilgi ve belgelerle uyuşmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygundur. HMK'nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.450,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 1.022,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.08.05.2024 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.