Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/1180 E. 2015/238 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/1180
Karar No
2015/238
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1632 KARAR NO : 2025/937 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/02/2016 (Dava) - 09/06/2022 (Karar) NUMARASI : 2016/199 Esas - 2022/475 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Sebebiyle) BAM KARAR TARİHİ : 12/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2025 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarihli 2016/199 Esas ve 2022/475 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın kullandığı araçla hiç fren yapmadan ölen ...'a hızla çarptığını, hızlı çarpma etkisi ile ... havalanmış ve aracın ön camına yapıştığını, bu sefer müvekkili ...'ın hemen önünden sanığın direksiyonu sola kırması nedeni ile araçtan tekrar fırlayarak yola düştüğü, sanığın aracı ile karşı şeride geçtiği, karşı şeritteki 14 cm. yüksekliğinde kaldırıma çıkmış ve oradaki evin bahçe duvarını hasar vererek durduğunu, hemen babalarının ve eşinin yanına koşan müvekkillerinin ölen ...'u kanlar içinde bulduklarını, yaşları henüz çok küçük olan müvekkillerden ... ve ...'un gözleri önünde babaları ... ...'ın öldüğünü, davalılardan sürücü ... ... aleyhine İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/1180 E. Ve 2015/238 K. Nolu dosyası ile dava açılmış ve davalı aleyhine bir kişinin ölümüne sebep olmak suçunun sabit görülerek TCK 85/2 maddesi uyarınca ceza tesis edildiğini, kaza tespit tutanağında müteveffa ... ve müvekkil ... kusursuz davalılardan sürücü ... ...'in ise asli kusurlu olduğunu, 9. Ağır ceza Mahkemesi tarafından keşif icrası yapılmadan Adli Tıp Kurumundan alınan 14.07.2015 tarihli raporda yine müteveffa ... ve müvekkili ... kusursuz davalılardan sürücü ... ... ise eşit derecede kusurlu olduğu tespit edildiğini, keşif icrası yapılmadan, kamera kayıtları ve tüm tanık beyanları alınmadan , kaza vaktinin bile yanlış olarak tespit edildiği raporda varlığı kabul edilen beyaz araçla birlikte davalı sürücüye eşit kusur verilmesini kabul etmediklerini, ceza dosyasında ki itirazlarını tekrarla sanığın hiç fren yapmaması, hızını yol ve trafiğe göre ayarlamaması nedeniyle bu raporu kabul etmediklerini, olay yerinde yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile başka bir aracın olup olmadığı ve davalı sürücünün tam kusurlu olduğu tespit edilebileceğini, müvekkillerden ... 7 yaşında, ... ise 12 yaşında olduğu ve öğrenci oldukları babalarının gözlerinin önünde babaları öldüğünü, müvekkili ...'ın ev hanımı olduğu, bir gelirinin bulunmadığı, müteveffanın asgari ücretle .... A.Ş. de elektrikçi olarak çalışmakta ve çalıştığı işyeri okul olduğu için hafta sonları ve tatillerde özel olarak işte aldığını, aylık yaklaşık bu şekilde maaşı haricinde 5-6 işten 500,00-TL ile 600,00-TL kazanmakta olduğunu, bunun tanık beyanları ile ispatlanacağını, müvekkillerinin müteveffanın hem maddi hem de manevi desteğinden yoksun kaldığını, davalılardan araç sürücüsü ... ...'in kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunda asli ve tam kusurlu olması nedeni ile yukarıda açıklanan Borçlar kanununun 49.Maddesi gereği sorumlu olduğu ortada olduğunu, davalılardan ... ... kazaya konu araç sahibi olup, davalılardan araç sahibi şirket işleten olup sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85.Maddesinde düzenlenmiştir. Yerleşik içtihatlar ve kanuni düzenlemeler karşısında araç sahibi sürücü gibi haksız fiil sonucu oluşacak maddi ve manevi zararlardan müteselsil sorumlu olduklarını, zorunlu trafik sigorta sahibi....- .... A.Ş. dir. Bu şirket 7206743 poliçe numaralı poliçesi iİle 22.10.2014 ile 22.10.2015 tarihleri arasında kaza yapan aracı sigorta ettirdiği, davanın 6100 sayılı yeni HMK 107. maddesine göre “ belirsiz alacak davası” olarak açıldığını, şimdilik (fazlaya ilişkin haklar saklı olarak) müvekkili ... için 50,00-TL diğer müvekkilleri için de toplam 50,00-TL maddi tazminat talep edildiğini, verilecek hiçbir tazminatın bu acıyı dindirmeyeceğini, ama bu trajik olay nedeni ile Müvekkili ... ... için 100.000.00 TL, müvekkilleri ... ... için 50.000,00-TL ve ... ... 50.000,00-TL için ise manevi tazminat talep ettiğini, müvekkillerinin sadece ölen ... “tan kalan maaş ile geçinmeye çalıştıklarını, müvekkili ... ve ...'un öğrenci olduklarını, müvekkillerinin kirada oturmakta iken sigortadan alınan bedelle yukarıda belirtilen adreste ev alabilmişler ve kiradan kurtulmuş olduklarını, ....un maaşının tamamı müvekkillere bağlanmadığını, yasa gereği kesintiler de olduğundan harcı ödemeleri mümkün olmadığını, aldıkları maaş ile ancak zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilmekte olduklarını, bu nedenle dava adli yardım talepli açılmış, dava dilekçesi tanzim ederken davalılardan . ... araç sahibi olduğu anlaşılmakla bu davalının TC numarası ve adresinin temin edilemediğini, yalnız .. ...'in davalılardan ... ...'in oğlu olduğunu,.. ...'in nüfus kaydı ve trafik tescile yazılacak yazı ile davalı....'in adresinin de tespit edilmesini talep ettiklerini, belirtilen adli yardım talebinin kabulü ile harç ve avanstan muaf olarak davanın kabulü ile, trafik kazasında babalarını yitiren davacıların 6100 S.K. 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek ( fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik müvekkil ... için 50,00-TL ... ... için 25,00-TL ve ... ... 25,00-TL işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden işletilecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesine, müvekkili ... ... için 75.000.00 TL, müvekkilleri ... ... için 50.000,00-TL ve ... ... 50.000,00-TL için ise manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılardan sürücü ve araç sahibine ödetilmesine, işleten ve sürücünün mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini davacılar adına dava ve talep etmiştir. Davacılar vekili 26/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; fazlaya ilişkin hakları ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile müvekkili ... için talebini 50,00-TL, Müvekkil ... için talebini 25,00-TL, 04.11.2020 tarihli rapora göre müvekkili ... için 25,00-TL olan talebini 27.128,86 TL ıslah ederek toplam 27.153,55-TL destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiğini, ıslah ile artan talebinin ve diğer DYKT taleplerimizin işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden işletilecek temerrüt ve yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılara ödetilmesine, müvekkili ... ... için 75.000.00 TL, ... ... için 50.000,00-TL ve ... ... 50.000,00-TL için ise manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme davalılardan sürücü ve araç sahibine ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar ... ... ve .... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan işbu davanın ticari bir dava olmadığını, gerek davacıların ve gerekse müvekkillerin tacir konumu bulunmadığını, keza dava konusu olayın menşei haksız fiil olduğunu, nitekim davacıların dava dilekçenin 3.sayfasında ve genel olarak tamamında dava konusunun haksız eylem olduğunu kabul edip ikrar ettiklerini, kaldı ki dava haksız fiilden kaynaklanmış olup; haksız fiilin TTK' da düzenlenmediğini, açılan işbu davanın hukuki bir davadır olduğunu ve görevli mahkemenin de Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davaya konu olan...... plakalı aracın işletenin de müvekkil ... ... olduğunu, anılı araç her ne kadar diğer davalı .... adına trafik kaydında gözükmekte ise de, bu sadece şekli bir durum olduğunu, çünkü iş bu araç hem müvekkil ... ... için alındığını ve bu zamandan beri müvekkil ... ... tarafından kullanılmakta olduğunu, aracın her türlü bakımı, onarımı, giderleri, sigortaları vergileri, yakıtı müvekkil ... ... tarafından yapıldığını, kısaca araçla ilgili her türlü işlem ve sorumluluk, fiili hakimiyet, araçtan doğan tehlikeler ve aracın tüm masrafları ve araçtan yararlanmak tamamen müvekkil ... ... tarafından yapılmakta ve yerine getirilmekte olduğunu, aracın zilyedi ve fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanması müvekkil ... ...' te olduğunu ve hem bu aracın sürücüsü/maliki ve hem de işleteni olduğunu, sigortalı olarak bir yerde çalışan bir kimsenin başka bir yerde ayrıca çalışması ve gelir elde etmesi gerek mevzuat ve gerekse işyeri kuralları gereği kabul edilemeyeceğini, davacıların dava dilekçesinde de beyan ve ikrar ettikleri üzere maddi tazminata ilişkin olan ödemeyi sigortadan tazmin ederek kendilerine bir daire aldıklarını, davacıların bu bedel ve talepleri fahiştir ve kabul edilemeyeceğini, mükerrerlik söz konusu olduğunu, tazmin edilen bir bedelin bir daha talep edilemeyeceğini, kaldı ki;bu konuda davacılar ödemeyi tazmin ederken gayrı kabili rücu şekilde ve olayı kapsayacak şekilde ibra ettiklerini, istense bile, yasal faiz de, dava tarihinden itibaren talep edilebileceğini, kabul etmemekle birlikte, bir an için müvekkilin sorumluluğunu var saysa bile bu sadece kusur oranında olabileceğini, başkaca talep edilemeyeceğini, çünkü aradaki illiyet rabıtası kesildiğini, davacıların manevi tazminat talebi yönünden davacıların hislerini anladıklarını, ama bu kazanın istenmeden ve bir başka araç nedeni ile meydana geldiğini, davacılar toplam olarak 175.000,-TL manevi tazminat bedeli talep ettiklerini, ancak davacıların her birinin taleplerinin fahiş ve kabul edilemez olduğu ve müvekkilin kusurunun bulunmadığını, zira beyaz araç trafik kurallarını ihlal etmese zaten bu kaza meydana gelmeyeceğini, yasa ve içtihatlara göre, manevi tazminat sebepsiz zenginleşme aracı olmadığını, bu yöndeki talep ele alınırken olay sebebi ile duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiği, TMK.nın 4.maddesinde, kanununu takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörüldüğünü, yasal faiz de dava tarihinden itibaren talep edilebileceğini, davalı müvekkil.....'in şekli olarak malik gözükmekle birlikte, aracın 16 yıldan beri davalı ... ...'in fiili hakimiyeti altında olduğu, araçtan ekonomik olarak davalı ...'nın istifade ettiği ve araç üzerinde egemenliğin ve sorumluluğun adı geçen ... ...'te olduğu, davalı ... ...'e atfı kabil bir kusurun bulunmadığı açık olmakla, işleten ve dolayısıyla davalı sıfatı taşımadığı açık olduğunu, bu sebeple davalı müvekkil ... ... yönünden açılan davanın da usul ve esas yönünden red edilmesi gerektiğini, müvekkili davalılar aleyhine olarak açılmış bulunan davanın usul ve esas yönlerinden reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''... ceza yargılaması sırasında düzenlenen ATK raporu ve İTÜ Makine Mühendisliği Otomotiv bölümünde görevli öğretim görevlileri tarafından düzenlenen raporların birbiri ile uyumlu olduğu, gerekçelerin denetime elverişli olduğu, bu sebeple kusur durumu yönünden davalının %50 oranında kusurlu olduğu değerlendirilerek davacıların destekten yoksun kalma tazminatının bu oran dikkate alınarak hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden rapor aldırıldığı, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında davacılara belli miktarlarda ödeme yapıldığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacı ... ...'a 174.404 TL ödendiği, destekten yoksun kalma tazminatının ise 128.280,61 TL olarak belirlendiği, bu sebeple bu davacının bakiye tazminat alacağının bulunmadığı, davacı ... ... yönünden 7.512,08 TL DYTK tazminatı hesaplandığı, davalı sigorta şirketi tarafından bu davacı yönünden de 14.553 TL ödeme yapıldığı ve bu nedenle bakiye tazminat alacağının bulunmadığı, davacı ... ... için 31.253,08 TL DYTK tazimatının hesaplandığı, sigorta şirketi tarafından ise 27.436 TL ödendiği, arada ki farkın %10'u aştığı, bu nedenle 2022 yılı güncel verileri dikkate alınarak davacı ... ... yönünden 63.770,58 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davalı ... ... cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarda aracın ... ... adına tescilli olmasına karşın fiili olarak aracın kendisi tarafından kullanıldığını sigorta ve vergi ödemelerinin kendisi tarafından yapıldığını beyan ederek işleten olarak sayılmasını ve buna göre hüküm kurulmasını talep etmiş ise de araç trafik tescil bilgilerinde davalı ... ... adına tescilli olduğu ve davalı ... ...'in araç işleteni olduğu, davalı ... ...'e ait aracın babası ... ... tarafından kullanılmasının davalı ... ...'in işleten sıfatını ortadan kaldırmadığı, davalı ... ...'in araç işleten sıfatı ile ve davalı ... ...'in araç içi sürücüsü olarak ve ayrıca davalı sigorta şirketinin ise ZMMS poliçesi kapsamında, poliçe teminat tutarından sorumlu olduğu kanaatine varılmış ve davacılar ... ve ... ...'a davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce ödeme yapılmış olması nedeni ile bu davacılar yönünden maddi tazminat davasının reddine, davacı ... ...'a yapılan ödeme ile hesaplanan miktar arasındaki farkın %10 civarında olması nedeni ile güncel veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamaya ve davacı vekilinin bedel arttırım dilekçesinde talep etmiş olduğu 27.128,86 TL yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; Davalı ... ... adına kayıtlı ..... plakalı otomobilin sürücüsü ... ..., olayda %50 oranında kusurlu olduğu, Davacıların murisi maktul ... ...'ın olayda kusursuz olduğu, davacıların ... ...'ı kaybetmeleri nedeniyle elem ve üzüntü duydukları, davalı ... ... ve ... ...'in manevi tazminattan sorumlu oldukları vicdani kanaatine varılarak, manevi tazminatın, zenginleşme aracı olmadığı gibi, manevi tatmin duygusu oluşturacak miktarda olması gerektiği, yine özel durumların da mahkemece res'en dikkate alınması gerektiği anlaşıldığından, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, müteveffanın yaşı, kaza tarihi dikkate alınarak hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata karar verilerek...'' gerekçesiyle; ''...Maddi tazminat davası yönünden; Davacı ... ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ İLE; 27.128,86-TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 07/09/2015 tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 10/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'a verilmesine, Davacı ... ... ve ... ...'ın destekten yoksun kalma maddi tazminat davasının REDDİNE, DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davacı ... ... için 50.000-TL, davacı ... ... için 40.000-TL ve davacı ... ... için 40.000-TL manevi tazminatın 10/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Alirıza ... ve ... Gerçekten'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ayrı ayrı REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılardan ... ... adına trafikte tescilli 34 ZD 7134 plaka sayılı araç davalı sürücü ... ... tarafından olay günü muhtemelen 70 km üstü bir hızla seyir halinde iken virajlı olan yolda yine muhtemelen hız nedeniyle savrulduğunu, davalı ...'nın savrulmayı ve devrilmeyi önlemek için refleks olarak ya da bir şekilde direksiyon hakimiyetini kaybederek aracının sağında ki 20 cm yükseklikteki kaldırıma çıktığını, kaldırım üzerinde 23 metre yol aldığını, kaldırımda bulunan 2 ağacı devirip bir trafik levhasını yıktığını, müvekkili ... arkada eşi olan ölen ... ve müvekkilleri ... ve ... önde kaldırımdan yürürler iken birden araçla karşı karşıya kaldıklarını , müvekkili ...'un hemen duvar dibine yanlamasına dayandığını ve aracın ona çarpmadığını, araç tam müvekkili ... ve ölen ...’a çarpacakken kızının hayatını kurtarmak isteyen müteveffa ...'yı ileri ittirdiğini ve aracın çarpmasından kurtardığını, davalı ...’nın kullandığı aracın hiç fren yapmadan ölen ...’a hızla çarptığını, hızlı çarpma etkisi ile ...'un havalandığını ve aracın ön camına çarptığını, bu sefer müvekkili ...’ın hemen önünden sanığın direksiyonu sola kırması nedeni ile araçtan tekrar fırladığını ve yola düştüğünü, sanığın aracı ile karşı şeride geçtiğini, karşı şeritteki 14 cm. yüksekliğinde kaldırıma çıktığını ve oradaki evin bahçe duvarına hasar vererek durduğunu, kazanın oluşumunda davalılardan ... ...'in tam kusurlu olduğunu, kaza günü hava güneşli, zemin kuru ve görüş mesafesinin açık olduğunu, kazanın olduğu yol virajlı olup sanığın hızının iddia ettiğinin aksine hız sınırının üzerinde olduğunu, çünkü sanığın aracı.....olup küçük bir araç olmasına rağmen yüksekliği 20 cm olan kaldırıma çıktığını, 2,30 metrelik kaldırımda yaklaşık 23 metre gittiğini, kaldırım üzerindeki 2 ağaç ve bir çelik boru üzerine monteli trafik levhasını devirdiğini, kaza tespit tutanağına göre trafik levhası ile maktüle çarpma noktası arasında 37 metre bulunduğunu, maktüle çarpıp maktülü önce ön cama fırlattığını (kaldırım üstündeyken bile hızı 70 km üzerindedir ki maktülün çarpma etkisi ile ön cama yapıştığını) daha sonra maktülü yola fırlattığını, aracını savurarak karşı şeride geçtiğini, karşı şerittin yanında ki 14 cm yüksekliğindeki kaldırıma çıktığını, kaldırımın yaklaşık 3 metre olduğunu, bu kaldırıma dikine girdiğini, kaldırımın bitişiğinde ki bahçe duvarına çarparak, onu da hasarlayarak durabildiğini, bu aşamalar alt alta yazıldığında sanığın hızının 50 km olmasının mümkün olmadığını, olayın oluşu ve verdiği hasar, maktüle çarpma şekli ile aracın hızının 70 km ve üstünde olduğunu, yine kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere hiç fren yapılmadığını, bu nedenle davalı ... ...'e verilen kusur oranına göre yapılan DYK tazminat hesabının da yanlış olduğunu, kusur bakımından hükmün itirazları kapsamında istinafen kaldırılmasını talep ettiklerini, DYK tazminatı hesaplanırken müteveffa ...'un ... geliri üzerinden tespit yapılmadığını, müteveffanın hayatın olağan akışına uygun olarak işinden kalan zamanlarda haricen evlere basit tamirat ve tadilat işleri yaparak ek gelir elde ettiğini, yaklaşık ayda 5-6 iş aldığını, toplumsal adet gereği elden ödeme yapıldığından tanık beyanı haricinde bu gelire ilişkin yazılı bir delil bulunmadığını, müteveffanın bu ek gelirinin 30.05.2017 tarihli celsede dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığını, bu nedenle DYK tazminatı hesabında esas alınan gelir eksik olduğundan hesaplamanın da yanlış olduğunu, maddi tazminat (DYKT) talebinin müvekkilleri ... ve ... adına reddine ve ... için eksik hesaplama yapılmış olması nedeniyle maddi tazminat yönünden verilen hükmün istinafen kaldırılarak, talepleri doğrultusunda yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, müteveffa ... ve eşi ...'ın bir birlerini bulana kadar çok trajik yaşantıları olduğunu, evlilikleri ile birbirlerinin yaralarını saran, birbirlerine eş ve sevgili olan tarafların elim kazaya kadar çevrelerinde örnek bir aile olarak bilindiğini, müvekkili ...'ın çok sevdiği eşini kaybettiği gibi iki çocuğunu babasız büyütmek zorunda kaldığını, elim kaza ile sevdiğini hayat arkadaşını kaybettiğinden hayatın güçlüklerine karşı tek başına mücadele zorunda bırakıldığını, ...'ın kazadan bunca zaman geçmesine rağmen evlenmediğini ve evlenmeyeceğini, gözünün önünde hayatta en sevdikleri çocukları ve eşinin üzerine arabanın hızla geldiğini gördüğünü, ilk etapta hepsinin araç altında kaldığını zanneden müvekkilinin hemen olay yerine koştuğunu ve eşinin kollarında can verdiğini, olaydan sonra müvekkili ...'ın psikolojik tedavi görmek zorunda kaldığını, müvekkili ...'nın her kız çocuğu gibi babasına tapan bir çocukken babasını gözünün önünde yitirdiğini, o yaşta bir çocuk için ölüm kavramını bile anlamak zor iken çok sevdiği babasını gözünün önünde ölümünü izlediğini, uzun yıllardır Ege Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisinde tedavi gören ...'nın hala baba kelimesini bile ağzına almadığını, babasının mezarına gitmediğini , yanında babasının adının geçmesine izin vermediğini, bir kız evladı olarak yaşadığı travma nedeni ile belkide evlenmeyecek olan ...'nın travmasının hala tüm şiddeti ile devam ettiğini, bir müddet psikolojik sorun yaşayan ...'un babası olmadan genç bir adam olma zorluğunu yaşadığını, olaydan sonra eğitim düzeyinin düştüğünü ve üniversite okuyamadığını, çok küçük yaşta gelenekleri üzerine baba rolünü üstlenmek zorunda kalan ...'un da küçük yaşında babasının ölümüne şahit olduğunu, bir an kendimizi bu ailenin yerine koymak bile bizlere psikolojik açıdan ağır gelirken, bizzat olayları yaşayanların acısını dillendirmeye kelimelerin yetersiz olduğunu, uzun yıllardır devam eden davanın da taraflar açısından manen üzüntü kaynağı olduğunu, paranın satın alma gücünde oluşan kayıplar, müvekkillerinin şahit ifadeleri ile ispatlı yaşadıkları manevi ızdırap , olayın oluş şekli, müteveffanın kusursuzluğu karşısında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, zaten talep ettikleri tazminat miktarlarının da yüksek olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının istinafen kaldırılmasına istinaf giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ... ve ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işbu davanın ticari bir dava olmadığını, gerek davacıların ve gerekse müvekkillerinin tacir konumu bulunmadığını, dava konusu olayın menşeinin haksız fiil olduğunu, davacıların da dava konusunun haksız eylem olduğunu kabul edip,ikrar ettiğini, dava hukuki bir dava olduğundan görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, sigorta şirketi açısından manevi tazminattan sorumluluk , sigorta poliçesinde manevi zararların tazmini ek teminat altına alınmamışsa sigorta şirketinin manevi tazminat talepleri bakımından bir sorumluluğu olmayacağını, davalılardan olan .... Şirketi'ne karşı sadece maddi tazminat talepleri yönünden dava açılabileceğini, davacının bu ayrımı yapmadan hem maddi tazminat hem de manevi tazminat taleplerini İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığını ancak manevi tazminat davası açısından sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmadığından ve taraf sıfatı olmadığından dolayı manevi tazminat davasının ayrı olarak ve tarafların da tacir sıfatı olmadığından dolayı görevli olan mahkeme İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğini, dava dilekçesinde,davacı olarak isimleri geçen ... ... ve ... ...'ın reşit olmadığını, bu nedenle kendi adlarına münferiden dava açamayacaklarını ancak dava dilekçesini incelediğimiz zaman münferit olarak davanın açıldığının görüldüğünü, sigorta bedellerini ... ...'in ödediğini, ... ...'in ise sadece belgelerde ismi şeklen gözüken kişi olduğunu, bu sebeplerle aracın işleteninin ... ... olduğunu, ancak yerel mahkemenin kararında detaylı hiçbir açıklama yapmadan,gerekçelendirmeden ve diğer hususları neden dikkate almadığını açıklamadan, dosyaya sundukları belgeleri ve delilleri değerlendirmeden , sadece trafik tescil bilgisine göre araç işleten sıfatının ... ...'te olduğuna hükmettiğini ve bu suretle karar verildiğini, Yerel Mahkemenin bu kararının hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu,yasaya ve içtihatlara uymadığını, müvekkili ... ...'in aracın alındığı tarihten itibaren uzunca bir zaman dilimi içerisinde sürücü ehliyetinin bulunmaması nedeni ile de zaten araç kullanamayacağı ve fiili hakimiyetinin olmadığının da ortada olduğunu, müvekkili ... ...'in trafik kaydında araç maliki olması sebep gösterilerek işleten kabul edilmesinin yasal, usuli ve hakkaniyetli olmadığını, dava dilekçesinde kazanın oluşunun davacılar tarafından farklı,gerçeklere ve fiiliyata uygun olmayan şekilde ve abartılı olarak anlatıldığını, müvekkili ...'nın süratli olmadığını, virajlı yola kontrollü bir şekilde girdiğini, aniden tali yoldan fırlayarak önünü kesen beyaz renkli araca çarpmamak için hem fren yaptığını hem de sağa direksiyonu kırınca kaldırım taşına aracın sağ ön tekerinin çarpması ile aracın kontrolden çıktığını ve bu suretle kazanın meydana geldiğini, raporda da görüldüğü üzere davacılara fazla ödeme yapıldığının sabit olduğunu, kabul etmemekle birlikte, bir an için davacı talebinin doğru olduğu varsayılsa bile çok uzunca bir zaman süren yargılama süreci ve bu süreç içerisinde dosyada birçok hakimin değişmesi nedenleri ile dosyada tazminat miktarının ilk belirlemesi yapılmış olunmasına rağmen; karar verilememesi ve uzun yargılama süreci içerisinde Türk sistemine göre tazminat hesabı yöntemi başvurulması da tazminat miktarını müvekkili aleyhine olarak haksız bir şekilde artırdığını ve fahiş miktarda bir tazminat bedeli hesaplandığını, manevi tazminat kararına gelince; davaya konu olan olay, bir kaza neticesinde taksirle olduğundan Mahkemece hükmedilmiş bulunan; davacılara toplam olarak 130.000,00-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesinin de yasal ve usuli olmadığını, verilen işbu manevi tazminat bedelinin her bir davacı açısından fahiş olduğunu, özellikle olay tarihini göz önüne aldığımızda bu bedellerin çok fahiş olduğunun ortada olduğunu, yasa ve içtihatlara göre,manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olmadığını, bu yöndeki talep ele alınırken; olay sebebi ile duyulan acı ve eylemin kısmen de olsa giderilmesinin amaçlanması ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiğini, zira TMK.nın 4.maddesinde kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceğinin öngörüldüğünü, yerel mahkemenin hakkaniyete aykırı olarak fahiş bir bedele hükmettiğini ve verilen kararın sebepsiz zenginleşme oluşturacak konumda olduğunu, müvekkili ... ...'in; işbu davada ve olayda hasbelkader bulunan bir kişi olduğunu, çünkü ... ...'in 2000 yılında aracı kardeşinin rahatsızlığından dolayı babası ... ...'e aldığını, sadece ve sadece ... ...'in trafik kaydında şekli olarak araç maliki olarak görüldüğünü, müvekkili ... ...' in her hangi bir sorumluluğu olmadığını ve husumet ... ...'e yöneltilemeyeceği gibi, işleten olmadığından dolayı müvekkili ... aleyhine olarak karar tesis edilmesinin doğru ve yasal olmadığını, işleten sıfatı bulunmadığından ... ... yönünden davanın husumet yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeni ile maddi (bakiye destek tazminatı) ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davacılar vekili ve davalılar ... ... ve ... ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 1-Davalılar arasında sigorta şirketinin de bulunduğu nazara alındığında ve HMK'nın dava arkadaşlığına ilişkin hükümleri çerçevesinde usul ekonomisi bakımından davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte görülmesi gerektiğinden davaya Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bakılması usul ve yasaya uygun olup, bu yöne ilişkin davalı itirazının reddi gerekmiştir. 2-Dosya kapsamında tescil belgesi ve sigorta poliçesi nazara alındığından davalıların savunmaları ve sunulan belgeler davalı işleten işleten sıfatını kaldıracak nitelikte bulunmadığından, davalı işleten ... ...'in kazaya karışan aracın maliki ve işleteni olarak husumet ehliyet bulunmakla davalının bu yöne ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir. 3-Mahkemece mahallinde yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 24/04/2017 tarihli raporda kusur durumunun seçenekli olarak tespit edilmesi üzerine, İstanbul ATK Trafik İht. Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 05/11/2018 tarihli raporda sürücü ... ...’in %50 oranında kusurlu, Plakası belirsiz araç sürücüsünün hatalı tutum ve davranışının %50 oranında etken olduğu, Yayalar ... ve ...’ın kusursuz olduğu şeklinde tespit yapıldığı; kusur durumunun tespitine ilişkin İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik heyet tarafından düzenlenen 24/04/2019 tarihli raporda, tanık ifadeleri, fotoğraflar ve dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendikten sonra ceza yargılaması sırasında alınan ATK raporuna iştirak edildiği de belirtilerek, davalı araç sürücüsünün olayı oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu, davacıların murisi yaya müteveffa ... ...'ın olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı yönünde tespit yapıldığı, tarafların itirazı üzerine düzenlenen ek raporda, kök rapordaki tespitleri dışında herhangi bir değişiklik bulunmadığının belirtildiği; hükme esas alınan kusur raporunun somut olayın özelliklerine uygun, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, ek rapor alınarak rapora yönelik itirazların karşılanmış olduğu; diğer taraftan İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/180 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda sanık ... ... ile plakası belirsiz araç sürücüsünün eşit derecede kusurlu olduğu, müteveffa ... ...'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği ve dosya kapsamında alınan kusur raporu ile uyumlu olduğu anlaşıldığından; davacı ve davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. 4-Davacılar vekili, DYK tazminatı hesaplanırken müteveffa ...'un ... geliri üzerinden tespit yapılmadığını, müteveffanın hayatın olağan akışına uygun olarak işinden kalan zamanlarda haricen evlere basit tamirat ve tadilat işleri yaparak ek gelir elde ettiğini, yaklaşık ayda 5-6 iş aldığını, toplumsal adet gereği elden ödeme yapıldığından tanık beyanı haricinde bu gelire ilişkin yazılı bir delil bulunmadığını, müteveffanın bu ek gelirinin 30.05.2017 tarihli celsede dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı yönünde karara itiraz etmiş ise de, davacıların müteveffanın tazminat hesabına esas alınmasını istedikleri gelir bakımından somut belge sunmadıkları gibi dosya kapsamında iddia edilen hususu kantlayacak başkaca bir somut delil de bulunmadığı, tanık beyanlarının tazminata esas alınacak gelirin tespiti bakımından yeterli olmayacağı, mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. 5-6098 sayılı TBK nın 56. maddesi gereğince, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; meydana gelen trafik kazası sebebiyle meydana gelen ölüm olayından dolayı duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalı araç sürücüsünün kusur oranı, olay tarihindeki paranın alım gücü dikkate alındığında hak ve nefaset kuralları çerçevesinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşıldığından, davacılar vekili ve davalılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiş ve esastan reddi gerekmiştir. 6-Davalılar vekili davacı ... ... açısından maddi tazminat davasının kabul edilmesinin yasal ve hakkaniyetli olmadığını, davacı ... ...'ın sigorta şirketinden tazminat bedelini tazmin ve tahsil ederken kendisi adına asaleten ve çocukları adina velayeten aldığını, raporda da görüldüğü üzere davacılara fazla ödeme yapıldığının sabit olduğu gerekçesi ile karara itiraz etmiş iseler de; Mahkemece hükme esas alınan ve denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli bulunan aktüer raporda dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek,TRH 2010 yaşam tablosu ve Progresif rant hesabı esas alınarak ve davalı sigortanın dava öncesi yapmış olduğu ödemeler de mahsup edilerek usulünce tespit edilen tazminat tutarları nazara alındığında, davacı ...'nın bakiye tazminat alacağının bulunduğu yönünde tespit yapılmış olduğundan davalılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir. 7-Dava dilekçesinde davacı olarak isimleri geçen ... ... ve ... ... dava tarihinde reşit değil ise de anneleri ...'ın vekaletname sunduğu ve dava dilekçesinde annelerinin çoçuklarına velayeten davayı açmış olduğunun yazılmış olduğu; yargılama sırasında 14/01/2021 tarihli 15 nolu celsede 30/07/2002 tarihinde doğan davacı ... adına vekaletname sunulmuş olduğu; 17/04/2008 tarihinde doğan davacı ...'nın ise 09/06/2022 olan karar tarihinde henüz reşit olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazlarının da reddi gerekmiştir. 8-Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekili ile davalılar ... ... ve ... ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekili ile davalılar ... ... ve ... ... vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarihli 2016/199 Esas ve 2022/475 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; Davacıların adli yardım talepleri kabul edildiğinden harç alınmasına yer olmadığına, Davalılar ... ... ve ... ...'den alınması gereken 10.733,47-TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 2.683,36-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 8.050,11-TL'nin davalılar ... ... ve ... ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 3-Davacılar ile davalılar ... ... ve ... ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca ve HMK’ nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/1180, K. 2015/238, T. 30.05.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-1180-e-2015-238-k-acf03bd47a1a