Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/112 E. 2020/402 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/112
- Karar No
- 2020/402
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/2040 KARAR NO: 2024/28 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/09/2020 NUMARASI: 2015/112 E. - 2020/402 K. DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında 18.12.2013 tarihinde ''...Türkiye Distribütörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı'' başlıklı sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalılardan ... Tic.AŞ'nin ''...'' ürünlerinde Türkiye distribütörlüğünün ve ... Tic.AŞ ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren üçüncü kişilere satışı konusunda müvekkilinin davalılara danışmanlık yapacağının, davalıların bu hizmet karşılığında bu hakların üçüncü kişilere satış bedeli üzerinden %5 danışmanlık hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmenin davalılardan ... tarafından ... Türkiye adına yönetim kurulu başkanı sıfatıyla imzalanıp yürürlüğe girdiğini, sözleşmeye göre danışmanlık hizmetinin sözleşmede kararlaştırılan aşamalardan geçerek alıcı ile davalılar arasında niyet mektubu imzalanmasına kadar devam edeceğini, hakların devrinden ve alıcı firmanın ödemesini takip eden bir hafta içerisinde ücretin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin ücretlendirme bölümünde açıkça yazıldığı üzere davalı ...'ın sözü edilen hakların satış ve devrinin tamamlanmasını müteakip ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin imzalanmasını takiben müvekkilinin üstlendiği sorumlulukları yerine getirdiğini ve alıcı adayı üçüncü kişi ... Ltd. Şti.ile davalılar arasında 28.01.2014 tarihinde dağıtım haklarının devrine yönelik niyet mektubu imzalandığını, görüşmelere devam edildiğini, müvekkili ile firmalar arasında yapılan toplantı ve görüşmelerde marka değeri, satış rakamları gibi etkenler dikkate alındığında yaklaşık devir bedelinin 45.000.000 TL civarında olmasının beklendiğini, bu yönde bir hazırlık ve beklenti içerisinde davranıldığını, ancak kesin bedelin davalılar ile alıcı arasında gerçekleştirilecek değerleme, finansal durum, satış tutarları ve diğer kriterlerin bu konuda görevlendirilecek bir uzman kişi yada firma tarafından tamamlanmasını müteakip belirleneceği konusunda mutabakat sağlandığını, bunun niyet mektubunda da belirtildiğini, özetlenen bu durum sonrasında davalılar ile alıcı firma ... Ltd.Şti. arasında sözleşme konusu haklar için düzenlenecek finansal raporlara göre satış sözleşmesi yapılması kararlaştırıldığını, toplantılar ve yazışmalarda sürecin 2014 yılı içerisinde tamamlanması ve Ocak 2015 itibariyle sözleşme konusu ürünlerin Türkiye'de satışının alıcı firma tarafından yapılmasının hedeflendiğini, davalı ...'ın bu durum sonrasında müvekkiline karşı tutumunu değiştirdiğini, bilgi ve dökümanı gizlemeye çalıştığını, davacı ile görüşmekten kaçındığını, davacıya satış bedelini tam olarak belirleyecek son finansal raporları vermediğini, alıcı firmanın da bunu paylaşmamasını sağladığını, davacının ısrarlı aramaları ile ulaştığı zamanlarda da davalının kendisini sürekli oyaladığını, değişik bedel ve tarihler verdiğini, bazen anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu, bazen vazgeçeceğini beyan ettiğini, sürekli işi belirsiz hale getirerek davacıyı daha düşük rakamlara razı olmaya zorladığını, bir görüşmede 500.000 TL ödeme yapmayı teklif ederken birkaç gün geçmeden daha az ya da vadeli daha fazla tutarlar telaffuz ettiğini, yüz yüze yapılan 21.11.2014 tarihli görüşmede de davalının imzasını taşıyan sözleşme hükümlerine uymayı reddettiğini, aynı görüşmede, davalı ...'ın sözleşmenin feshine dair protokol imzalanması halinde ve başkaca bir hak talebinde bulunulmayacağı taahhüdüne karşılık müvekkiline 300.000 TL ödeme yapmayı teklif ettiğini, davacının sözleşmeye uyulması talebini yineleyerek toplantıdan ayrıldığını, bunun üzerine davalılara 02.12.2014 tarih, ... yevmiye nolu ihtarname gönderilerek sözleşme hükümlerine uyulması ve ödemenin verilen sürede ödenmesinin ihtar edildiğini, davalıların 10.12.2014 tarihli cevabi ihtarname ile tüm gerçekleri inkar ettiğini, yapılan araştırmada görüşmelerin sonuna doğru alıcı firma ile dava konusu sözleşmenin tarafları arasında imzalanan niyet mektubu ile amaçlanan işlemin, bu şirketlerin hisselerinin alıcı firma ... Limited Şirketi'ne devri yolu ile gerçekleştiği ve bu şekilde Rekabet Kurumuna devralma için müracaat edildiği ve bu devir almaya 2014 sonunda kurumca izin verildiğinin görüldüğünü, davalı ...'ın, davalı ... Tic.AŞ'nin sahibi ve münferiden imza yetkilisi olduğunu, sözleşmede adına taahhütte bulunduğunu ve imza attığı ... AŞ'nin yetkilisi olmaması iddiası karşısında bu şirket adına girdiği taahhütten ötürü şahsi sorumluluğunun olduğunu, sonuçta davalı ...'ın hem şahsen sözleşmedeki taahhüdü hem ...AŞ adına girdiği taahhüt nedeniyle ayrıca bu nedenle de şahsen sorumlu olduğu gibi diğer davalı ... Tic.AŞ'nin imza yetkilisi olması nedeniyle bu davalı şirketin sözleşmede ve davada taraf olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığını, davalıların sözleşme konusu hakların devrini hisse devri yapmak suretiyle temin etmiş olmalarının müvekkilinin hakları açısından tartışma yaratmadığını, her şeyin tamamlandığı bir aşamada artık usuli işlem farklılığının müvekkilinin haklarını zayi etmeyeceğini, bu durumun zaten davalı ...'ın ihtarnamede hiçbir ücret hakedilmediğini ileri sürerken diğer taraftan müvekkiline çeşitli düşük miktarlar ödeme yapmayı teklif etmesi nedeniyle kendileri tarafından da bilindiğini gösterdiğini, davacının, son raporların ve kesin rakamın kendisinden gizlenmesi nedeniyle alacak miktarını tam ve kesin olarak belirleyemediğini, bu nedenle HMK 107.maddesi uyarınca dava açıldığını alıcı firma ... Şirketi'nin davalılara ve ... Ticaret AŞ'ye ya da bu şirketin hissedarlarına yapmış olduğu ödeme belge ve kayıtlarla anlaşıldıktan sonra bakiye alacağın harcı tamamlanmak suretiyle talebin arttırılacağını ileri sürerek, şimdilik 250.000 TL'nin davalılardan müştereken ve mütelselsilen 16.12.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili, 12.10.2017 tarihli dilekçesi ile sözleşme devir bedelinin 41.500.000,00 TL olduğunun ortaya çıktığını belirterek dava değerini 250.000,00 TL'den 2.075.000,00 TL'ye çıkarmıştır. Davalı şirket vekili, savunmasında özetle; müvekkili ... Tic.AŞ'nin, davalı olarak gösterilen .... Tic. AŞ'yi devraldığını ve iki şirketin birleştiğini, bu sebeple davaya ... Tic. Ltd.Şti.adına beyanda bulunulduğunu, ... AŞ'nin sözleşmede herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığını, dolayısıyla ... AŞ'yi devralan müvekkili şirketin haklarına zarar gelmemesi açısından, dava dilekçesinde ileri sürülen hiçbir iddianın kabul edilmediğini, davacının dayandığı sözleşmenin taraflarının açıkça tanımlanmadığını, imza kısmında ise diğer davalı ...'ın ''... Türkiye adına Yönetim Kurulu Başkanı'' olarak imzaladığını, ... AŞ'nin hiçbir şekilde unvanı bulunmadığını, sözleşmenin ''Ücretlendirme'' başlıklı maddesinde yer alan ifadeden de sözleşmeye ilişkin taahhüdün sadece diğer davalı ...'ın bizzat kendisi tarafından verildiğinin ortada olduğunu, bu nedenle, davacının dava dilekçesinde yer verdiği, ''... şahsen sorumlu olduğu gibi diğer davalı ... ... AŞ'nin imza yetkilisi olması nedeniyle bu davalı şirketin sözleşmede ve davada taraf olduğu konusunda bir tereddüt bizce yoktur...'' şeklindeki iddiasının hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, bu nedenle, ... AŞ'nin ve dolayısı ile müvekkilinin bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, ... AŞ'yi devralan müvekkili yönünden haksız ve yersiz dava açıldığını, davanın pasif husumet yokluğundan dolayı reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin devirden önce ... AŞ'nin en büyük ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ... AŞ'nin uzun yıllardır Alman menşeli olan ... markasının Türkiye satışlarını gerçekleştirdiğini, ... AŞ firmasının ... ürünlerini başarı ile satması ve büyük bir müşteri portföyü oluşturmasından dolayı dava dışı ... firmasının ... ürünlerinin Türkiye satış haklarına 2014 yılında talip olduklarını, bir yıla yakın süren karşılıklı müzakereler sonucu ... AŞ'nin bütün aktif ve pasifleriyle beraber dava dışı ... Ltd. Şti. firmasına satıldığını, görüşmelerin tamamen dış odaklı ve tarafların kendi arasında yürütüldüğünü, davacının danışmanlık ücreti adı altında geçersiz bir sözleşmeye dayanarak bu davayı açtığını, bu nedenle danışmanlık ücretinin talep edilemeyeceğini, davacının dayandığı sözleşme incelendiğinde ... adi ortaklığınca sözleşmenin imzalandığını ancak sadece ortaklardan biri tarafından dava açıldığını, ortaklığın iki gerçek kişi ortağı daha olduğunu, onlar tarafından dava açılmadığını, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının müvekkili ile sözleşme imzaladığı ve bu konuda danışmanlık yaptığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın danışmanlık hizmetinin hangi konuya dair olduğunun tespiti noktasında toplandığını, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere hedeflenenin ... markasının Türkiye sınırları dahilindeki tek satıcılık hakkının devri konusunda danışmanlık hizmeti alınması olduğunu, şirket devri konusunda danışmanlık yapılmasına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, danışmanlık sözleşmesi ile şirket payları devredilmeden sadece bir sözleşme ile tek satıcılık hakkının devredileceğinin belirtildiğini, bu sebeple sözleşmenin ... Türkiye ibaresiyle imzalandığını, tek satıcılık hakkının devri ile şirket devri işlemleri arasında farklılık bulunduğunu, ... AŞ'nin sözleşmede yer almadığını, şirket ticaret unvanı ile yapılmış sözleşme olmadığını, sözleşmenin hem ... AŞ'yi hem de ...'ı bağlamadığını, davacının tek satıcılık hakkının devri yönünde yapılan sadece bir toplantıya katıldığını, diğer toplantıya katılmadığını, dava dışı ... Ltd. Şti.ile bir yılı aşan görüşmeler neticesinde, hukuki, mali ve vergisel nedenlerden ötürü, tek satıcılık anlaşması yerine şirket hisselerinin devredilmesine karar verildiğini, bu süreç içerisinde herhangi bir hizmet sağlamamış olan, danışmanlık sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmeyen ve toplantılara dahi katılmayan davacının kötü niyetli olarak dava açtığını, davacının sözleşmenin konusu olmayan bir işleme dair ücret talebinde bulunduğunu, müvekkillinin yetkilisi olduğu ... AŞ ile ... Ltd. Şti.arasında yapılan sözleşmenin şirket hisselerinin devrine ilişkin olduğunu, davacı ile müvekkilinin ... ibaresi ile imzaladığı sözleşmenin ise ... ürünlerinin Türkiye sınırları içinde başka şirketler tarafından satılabilmesine ilişkin olacağını, davacı ile yapılan sözleşmede de bu gibi durumlarda herhangi bir ücrete hak kazanılamayacağının açıkça ortada olduğunu, ancak müvekkilinin herşeye rağmen davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere, danışmanlık sözleşmesi gereğince her ne kadar taahhütlerini eksik yerine getirmiş ise de hakkaniyet çerçevesinde bir emeği bulunduğunu düşündüğünden 300.000,00 TL tutarında bir bedel önerdiğini, ancak davacının kabul etmediğini, davacının söz konusu sözleşmeden doğan herhangi bir alacağı bulunmadığı halde müvekkilinin önerdiği ücreti kabul etmeyip iş bu davayı açmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı ile iplerin kopmasının sebebinin davacının müvekkil adına çalışması gerekirken üçüncü kişi konumundaki ... Ltd. Şti. şirketinden de ücret istemesi olduğunu, bunun üzerine de müvekkilinin danışmanlık sözleşmesini feshettiğini, davacının müvekkili adına çalışması gerekirken ... ürünlerinin satış hakkına talip olan şirketten ücret talebinde bulunduğunu, davacı ile imzalanan sözleşmenin simsarlık sözleşmesinin hükümlerini ihtiva eden sui generis bir sözleşme olduğunu, TBK'nın 523.maddesi uyarınca, davacının ücret isteme hakkını kaybettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Dava danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. DELİLLER: 18/12/2013 tarihli danışmanlık sözleşmesi, ... disbritörlük/ithalat/dağıtım hakkının devrine yönelik niyet mektubu, sözleşmenin feshi ve ibrası başlıklı belge, ihbarnameler, şirket kayıtları, bilirkişi incelemesi, mailler. ... Türkiye Disbritörlüğünün devri ve satışı danışmanlığı sözleşmesi başlıklı sözleşme incelendiğinde, konunun ... Danışmanlığın , ... firmasının ... şirketi ürünlerinde Türkiye Disbritörlüğü işini ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasıyla ilgili danışmanlık hizmeti vermek olduğu, 4 aşama halinde hizmetin yerine getirileceğini, birinci aşamanın hazırlık çalışmaları, listelerin hazırlanması, ikinci aşamanın listelerin kesinleştirilmesi, üçüncü aşamanın ortak ziyaretler, dördüncü aşamanın müzakere olup müzakerelerin niyet mektubu imzalanana kadar devam edeceği, proje konusu danışmanlık işini mutabık kalınan şirketler için 1 yıl süresinde mühhasıran (danışmanın aracı olmadığı direk gelen teklifler hariç) tek yetkili olarak sürdürüleceği, ücretlendirme başlıklı maddede ise "... , ... firmasının ... Türkiye Disbritörlüğünün haklarını devri ve satışı anlaşmasının tamamlanmasına müteakip toplam satış bedelinin Nominal tutarı üzerinden %5 ürün tutarında (KDV hariç) danışmanlık hizmet bedelini alıcı firmanın parayı ödemesini takiben 1 hafta içinde ... ödeyecektir" denildiği sözleşmenin ... danışmanlık adına yönetici ortak ..., ... Türkiye adına yönetim kurulu başkanı ... tarafından imzalandığı görülmüştür.... disbritörlük/ithalat/dağıtım hakkının devrine yönelik niyet mektubu başlıklı belge incelendiğinde 28/01/2014 tarihli bu belgede ...A.Ş , ...A.Ş'nin imzaları olduğu, ...A.Ş adına ... adına imzalandığı, sözleşmenin son sayfasında ...Ltd. Şti'nin kaşesinin bulunduğu ancak imzanın bulunmadığı görülmüştür. Niyet mektubunun ikinci maddesinde Almanya adresinde ... adına tescilli ... markalı ürünlerin Türkiye pazarında satış, pazarlama, dağıtım hakları da dahil olmak üzere Türkiye'de tüm tek satıcılık ve ithalat haklarının hali hazırda sahibi olan ... ve ... tarafından ... satışı suretiyle devri ve ... tek satıcı olarak yetkilendirilmesi olduğu görülmüştür. ... sözleşmesinin feshi ve ibra başlıklı belge incelendiğinde, sadece ... tarafından imzalandığı, taraflar kısmında ....A.Ş ve diğer tarafta ... Danışmanlığı temsilen Şefik İşler arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesinin feshedildiği ancak iyiniyet göstergesi olarak 300.000,00 TL ödenebileceği hususlarının yazılı olduğu görülmüştür.Davacı tarafından gönderilen 02/12/2014 tarihli ihbarname incelendiğinde danışmanlık hizmet bedelinin talep edildiği anlaşılmıştır.Davalı taraf, sözleşmenin adi ortaklık tarafından imzalandığını ancak tek ortak tarafından açıldığını iddia etmiş ise de her iki tarafça dosyaya adi ortaklık sözleşmesi sunulmadığı gibi davalı ... vekili 14/07/2015 havale tarihli dilekçesinde bununla ilgili olarak dilekçe ekinde olduğu belirtilerek web sitesi kayıtlarından bahsetmiş ise de dilekçe ekinde ve uyap kayıtlarında web sitesi kayıtları bulunmadığı, davacı tarafından sunulan mail yazışmaları incelendiğinde tüm yazışmaların ... tarafından yapıldığı görülmüş, ... Danışmanlık ünvanlı ticari işletme olup olduğu İTMS kayıtlarından sorgulanmış kayıt bulunamamış, vergi kayıtları istenilmiş ancak ... adına vergi kaydı bulunmadığı görülmüştür. Duruşmada dinlenen davacı tanığı ... davacıyı bir kaç toplantıya bizzat kendinin götürdüğünü, davacının ortağının olmadığını ancak kızının avukat olup ofis açtığını, " ... davacının kızıyla kurmayı düşündüğü ancak hayata geçmeyen bir şirketin hayali ismi olduğunu belirtmesi nedeniyle, davalı taraf adi ortaklık iddiasını ispatlayamadığından davacının aktif husumet ehliyeti olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı şirket pasif husumet ehliyetinin olmadığını iddia etmiş ise de sözleşmenin ... Türkiye adına yönetim kurulu başkanı ... tarafından imzalandığı, ...'ın ....A.Ş nin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, fesih sözleşmesinin taraflar kısmında danışmanlık sözleşmesinin açıkça ....A.Ş adına imzalandığının yazılı olduğu görüldüğü, ... A.Ş'nin .... Türkiye disbritörü olduğu, sözleşmenin de ... yönetim kurulu başkanı denilerek imzalanması ve dosyaya sunulan mailler dikkate alındığında her iki davalının da pasif husumet ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.Taraflar arasında danışmanlık sözleşmesi imzalanmış olup, davacı tarafın ....A.Ş yöneticiliğinden sonra uzun zaman şirket hisseleri , disbritörlük devri alanlarında danışmanlık yaptığı, danışmanlık yapılan konunun ticari işletme niteliğindeki disbritörlük hakkının devri konusunda yapıldığı ayrıca Borçlar Kanunundaki ticari vekillik , TTK'daki esnaf -tacir ayrımının yapıldığı 15. Madde dikkate alındığında davanın nispi ticari dava niteliğinde olduğu ve mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Sözleşme tek satıcılık hakkının devri ile ilgili olarak yapılmış ancak taraflarca şirket satışı şeklinde gerçekleştirilmiştir. Dava açılırken davacının dava değerini belirlemesi mümkün olmadığından belirsiz alacak davası açılması mümkündür.Yargılamanın devamı sırasında davacı ...'nin vefat etmesi nedeniyle mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir. Danışmanlık sözleşmesi disbritörlük hakkının devri hususunda yapılmış olup davalı taraf disbritörlük hakkının devrine yönelik değil şirket pay alım ve satış sözleşmesi imzalandığını bildirmesi nedeniyle buna ilişkin sözleşme alınarak dosyaya bırakılmış incelendiğinde, ....A.Ş'nin pay senetlerinin %100'ünün bağlı ortaklığı konumunda olan ....A.Ş'nin hisselerinin %100'ünü içerir şekilde devri için satıcı ... ile alıcı ...Ltd.Şti arasında 02/12/2014 tarihinde pay alım ve satış sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin amacının 2.2 maddesine düzenlendiği, pay devir bedelinin sözleşmenin 5.1 maddesinde düzenlenmiş olup toplam pay devir bedelinin 35.500,00 TL olduğu, bu miktarın 6.000.000,00 TL'sinin 09/01/2015 tarihinde kalan kısmın ise sözleşmede belirlenen tarihte ödeneceğinin yer aldığı, sunulan dekonttan kalan kısmın 31/03/2015 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır. Davacı taraf söz konusu pay alım ve satış sözleşmesindeki bedel üzerinden danışmanlık hizmeti bedelini ödenmesi gerektiğini iddia ederken davalı taraf ise danışmanlık sözleşmesinde bahsi geçen sözleşmenin pay alım ve satım sözleşmesi olmadığı, disbritörlük hakkının devri için danışmanlık sözleşmesi imzalandığını oysa tarafların tümden şirket paylarının satışı yönünde sözleşme imzaladıklarını iddia ettikleri görülmektedir. Taraflar tanık deliline dayanmış olup davacı tanığı beyanında ... ile ... arasında sözleşme yapıldığını, disbritörlük haklarının devri için danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, bir kaç kere toplantıya ...'yi kendisinin götürdüğünü, karşı tarafın bedeli ödemediğini, ...nin davacının kızıyla kurmayı düşündüğü ancak hayata geçmeyen hayali bir isim olduğunu, davalı tanığı ... beyanında davalı ....Ltd. Şti nin genel müdürü olduğunu, ... alınması konusunda aracılık yapması için ...'nin kendilerine önerildiğini, bu konuda danışmanlık yapması teklifinin kendisinden geldiğini, ... ile ilgili bilgisinin olmadığını, davacıdan danışmanlık almadıklarını beyan ettiği görülmüştür. Davalı ... vekili 30/05/2017 tarihli dilekçesinde davacının iki taraflı anlaşma yaparak işlem yaptığını, kötü niyetli olduğunu bu nedenle bedel talep edemeyeceğini, ...'nın Ciosu olan ... ile ... arasında 20/01/2014 tarihli mail yazışmasında "..., ... kendisini ziyarete edene kadar disbritörlüğü satma konusunda herhangi bir düşünmesi bulunmadığını belirtti. ...'yi bizim ona gönderdiğimizden haberi yok" şeklinde yazışma yapıldığını dolayısıyla davacının ... adına da çalıştığını bu nedenle kötü niyetli olduğunu, ücrete hak kazanamayacağını belirtmiş ve buna dair dosyaya uzman raporu sunmuştur. İncelendiğinde taraflar arasında Borçlar Kanunun 523.maddesine düzenlenen simsarlık sözleşmesi imzalandığını, simsarlık sözleşmesinin konusunun disbritörlük devri olmasına rağmen taraflar arasında .... adlı şirketin tüm hisselerinin ...'ya satılması sözleşmesi imzalandığını ayrıca simsarın karşı taraf adına da çalışması nedeniyle ücret hakkını kaybettiğini belirttiği görülmüştür. Dava konusu ile ilgili rapor hazırlanması için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup 21/08/2017 tarihli rapor incelendiğinde dosya içinde bulunan mailler, davalı ...'ın iyiniyet göstergesi olarak ödemeyi teklif ettiği para dikkate alındığında disbritörlük hakkının devri değil şirket pay devri sözleşmesi yapıldığı da dikkate alınarak, davacının mesaisine ve emeğine karşılık 800.000,00 TL verilebileceğini görüş olarak bildirildiği tespit edilmiştir.Davacılar dava değerini 2.075.000,00 TL'ye yükselten dilekçe vermişlerdir. Alınan rapor hüküm kurmaya yeterli olmaması nedeniyle ayrıca taraflarca rapora itiraz edilmesi nedeniyle; 01/02/2018 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile dosyanın daha önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek , takdiri mahkemeye ait olmak üzere ; davalı şirket ( daha doğrusu devredilen ... AŞ nin ticari defter ve belgeleri HMK 218 maddesi kapsamında bilirkişi heyetince yerinde incelenerek, ) ticari ticari defter ve belgeleri ve piyasa koşulları değerlendirilerek, danışmanlık sözleşmesi kapsamında sözleşmede belirtildiği gibi distribitörlük hakkı devredilmiş olsa idi, ortalama rayiçe göre devir bedelinin saptanarak , daha sonra ise davacı ... tarafından dosya kapsamına göre danışmanlık sözleşmesinin hangi aşamalarının yerine getirildiği harcadığı emek ve mesai dikkate alınarak dava tarihi itibariyle danışmanlık ücretinin ,gerekçeli, ve denetime elverişli ek rapor ile saptanması istenilmiştir. Davalı ... vekili 14/02/2018 tarihli dilekçesinde disbritörlük anlaşması kapsamında ... devir bedelinin 6.000.000,00 TL olarak belirlendiğini buna göre ... firmasının ... ürünlerini Türkiye ithalatında tek yetkili acentesi olan ... Ticaret A.Ş firmasının tamamının 6.000.000,00 TL bedel karşılığında satın aldığını ve ...'in böylelikle ... iştiraki olduğunu bu sözleşmesinin tarihinin şirket satışı tarihinden hemen önceye denk gelip tarihinin güncel olması nedeniyle bedelinin de güncel olduğunun, ... ... markalı ürünlerin tek satıcısı konumunda olup dış ticaret firması olarak kurulduğunu, bu şirketin ... ile 1991 yılında acentelik sözleşmesi imzalayarak tek satıcılık hakkının ... geçtiğini, ... gümrükten mal çekme yetkisinin bulunmadığını, tüm ürünlerin ... tarafından çekildiğini ve Türkiye Satıldığını, dolayısıyla ... tek satıcı konumundaki bu şirketin 30/09/2014 tarihinde 6.000.000,00 TL aldığını belirterek dilekçe ekine 30/09/2014 tarihli pay devir sözleşmesini sunmuştur. Sözleşme imzalandığında ... ile ... arasında imzalandığı ... ... Türkiye disbritörü olduğu ve tüm payının 6.000.000,00 TL'ye ...'a satıldığı tespit edilmiştir. Ek rapor incelendiğinde bilirkişi heyetinin kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettikleri tespit edilmiştir.20/09/2018 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile; en son ek rapor mahkememizin 01.02/2018 tarihli 1 nolu ara kararına uygun olarak hazırlanmadığı görülmekle, tarafların ek rapora itiraz dilekçeleri incelenerek danışmanlık sözleşmesi distribötörlük devri ile ilgili olup ilerleyen aşamada distribütörlük devri değil, şirket hissesi satma daha doğrusu şirket birleşmesi şeklinde gelişme olduğundan bu hususlara dikkat edilerek ( bilirkişilerin hesaplamayı hisse satışı olarak belirlenen miktardan yaptıkları anlaşılmakla ) 1/02/2018 tarihli 1 nolu ara kararında belirtilen şekilde gerekçeli denetime elverişli rapor tanzim edilmesi için dosyanın en son bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir. 25/03/2019 tarihli ikinci ek rapor incelendiğinde, danışmanlık sözleşmesini disbritörlük devri ile ilgili olduğunu ancak alıcı ve satıcı arasında imzalanan 28/01/2014 tarihli niyet mektubunun şirketin tüm haklı ile birlikte ...'ya satışıyla ilgili olduğunu bu sebeple danışmanlık sözleşmesi kapsamında disbritörlük hakkının devrine ve ortalama rayice göre devir bedelinin saptanmasına ve hesaplanmasına olanak bulunmadığını bildirdikleri görülmüştür. 16/05/2019 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile dosyanın tekrar daha önceki bilirkişi heyetine tevdi sureti ile ... Aş ve ... Aş 'nin, sözleşme tarihi olan 18/12/2013 den önceki ticari defter ve belgeleri incelenerek, bu şirketlerin aktif ticari faaliyetlerinin neler olduğunu, şirket devri sırasında şirkete ait araç ve gayrimenkullarınde satılıp satılmadığını değerlendirilerek, tek faaliyetinin dava konusu ... Türkiye Distribitörlüğü olup olmadığı, distribitörlük sözleşmesinin hangi yıl kurulduğu, distribitörlük sözleşmesinin başlamasından itibaren bu şirketlerin aktif olarak faaliyet alanları tek tek belirtilerek ne kadar gelir elde ettiği, distribitörlük faaliyetinin bu gelirdeki oranının ne olduğunun 18/12/2013 tarihine kadar ayrıntılı olarak saptanarak bu saptama doğrultusunda 20/09/2018 tarihli 1 nolu ara kararında belirtilen hususlarda da ek rapor hazırlanması istenilmiş bilirkişi heyeti 11/02/2020 tarihli ek raporlarında ... disbritörlüğünü yapan ... A.Ş nin ... A.Ş ne 6.000.000,00 TL'ye satıldığı belirtilerek bu durumun disbritörlük bedelinin 6.000.000,00 TL olduğunu gösterdiğini belirttikleri görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesi, ... disbritörlüğü-tek satıcılığı hakkının devri konusu ile ilgili imzalanmış olup, disbritör olan ...A.Ş ...'a 30/09/2014 tarihinde 6.000.000,00 TL'ye satılmış daha sonra da ... -... ve ... arasında 02/12/2014 tarihli pay alım ve satım sözleşmesi imzalanmış olup son sözleşme disbritörlük devri ile ilgili değil şirketteki pay devri ile ilgilidir. Disbritörlük hakkının satış bedeli yukarıda da açıklandığı üzere 6.000.000,00 TL olup bunun %5'i 300.000,00 TL yapmaktadır. Taraflara arasında yapılan sözleşme, mailler ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacının birtakım danışmanlık taleplerinde bulunduğu ancak tarafların danışmanlık sözleşmesinde belirtilen disbritörlük hakkı devri yerine şirket satışı yaptıkları görülmüştür. Davacı tarafın yapmış olduğu danışmanlık hizmeti karşılığında 300.000,00 TL ücreti hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Disbritörlük danışmanlık sözleşmesinde satış bedelinin %5'inin alıcı firmanın parayı ödemesini takip eden 1 hafta içerisinde yapılmasına yönelik hüküm bulunduğundan şirket satışına ilişkin ilk ödemenin sözleşmenin 5.2 maddesine göre 09/01/2015 tarihinde yapıldığından faiz başlangıcı 17/01/2015 olarak hesaplanmıştır. Tüm toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları yukarıda yapılan açıklamalara göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 300.000,00 TL'nin 17.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmutur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kısmen kabul kısmen red kararı delillerin değerlendirilmesinde çok açık bir şekilde yanılgıya düşüldüğünü, müvekkillerinin murisi ile davalılar arasında 18.12.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, davalıların, sözleşme konusu haklarını ... sattığını, sözleşme edimlerinini yerine getiren murisin satışın yapılmasına kısa bir süre kala davalılara ulaşamamaya başladığını, ödeme çağrılarına karşılık davalıların muhtelif tarihlerde değişik önerilerle murisi çok düşük bir ücret karşılığında ibra etmeye çalıştıklarını, bunlardan birinin de davalı ... tarafından imzalanan, tarihsiz ''... sözleşmesinin feshi ve ibra sözleşmesi'' ile murise 300.000 TL teklif edildiğini, murisin hakkını talep etmesi üzerine davalı ...'ın murise ya sözleşme imzalandığında peşin 500.000 TL ya da Nisan 2015, Nisan 2016 ve Temmuz 2016'da parça parça ödenmek üzere 1.000.000 TL ödeme teklif ettiğini, ancak murisin sözleşmede kararlaştırılan bedeli talep ettiğini, davalı ...'ın bu teklifi kendi el yazısı ile müvekkiline ilettiğini, burada alıcı ... ile 30.08.2014 tarihinde nihai sözleşmenin yapılacağı ve sözleşmenin ... tarafından ... ile imzalanacağının vurgulandığını, bu el yazısı ile ödeme teklifinin davalılarca inkar edilmediğini, yargılama sırasında alıcı ... firmasınca hisse devri sözleşmesinin dosyaya sunulduğunu, bu sözleşmede hisse devir bedelinin 35.500.000 TL olduğu, bu temel pay devrinin yanında ''Düzeltmeye tabi olabilecek ilave pay devir bedeli'' olarak yazılı bedelin toplamı ile bulunacak bedel olarak kararlaştırıldığını, sözleşmenin 5.1 maddesinde yazılı toplam bedelin sözleşmenin kurulduğu anda belli olmayıp kapanış tarihinde şirketlerin aktif ve pasifinde bulunacak farka göre netleşeceğinin yazıldığı, 5.1.maddenin devamında zikredilen 35.500.000 TL temel pay devir bedeli ile birlikte ''Düzeltmeye tabi olabilecek ilave pay devir bedeli'' olan 6.000.000 TL'lik kısmının Euro cinsinden satıcıya ödeneceği kararlaştırıldığını, bu nedenle 250.000 TL bedelle belirsiz alacak olarak açılan dava değerinin daha sonra sözleşme bedelinin öğrenilmesi ile 2.075.000 TL'na çıkarıldığını, sözleşme bedelinin çok açık bir şekilde belli olmasına rağmen mahkemece sözleşme bedelinin 6.000.000 TL olduğu kabulünün son derece hatalı olduğunu, ... ile diğer davalılar arasında 28.01.2014 tarihinde ... distribütörlük/ ithalat/ dağıtım hakkının devrine yönelik niyet mektubu imzalandığını, daha sonra 30.09.2014 tarihinde ... AŞ'nin, ... AŞ'nin hisselerinin tamamını aldığını, sonrasında 02.12.2014 tarihinde alıcı ... ile satıcı diğer davalılar arasında ... AŞ'nin yüzde yüzünün ve bağlı şirket ... AŞ'nin hisselerinin yüzde yüzünün devri başlıklı sözleşme ile satış ve devir işleminin tamamlandığını, yani ... ... AŞ'nin ... AŞ'nin hisselerini satın almasının, alıcı ... ile imzalanan niyet mektubu imzasından sonraki bir tarihte ve asıl devir sözleşmesinden kısa bir süre önce gerçekleştiğini, bu işlemin asıl sebebinin gerçek alıcı ... ile öncesinde yapılan niyet mektubunun gereklerini yerine getirmek olduğunu, esas alınması gereken gerçek değerin de alıcı ... ödediği pay devir sözleşme bedeli olduğunu, mahkemece 6.000.000 TL'nin esas alınmasının hatalı olduğunu, çünkü tek satıcılık/dağıtım ve pazarlama haklarının Türkiye sahibi .... AŞ olduğunu, ... gerçekte bu hakları almak için ... ve ... ile sözleşme yaptığını, davalıların distribütörlük bedelinin 6.000.000TL olduğu savunmasının bulunmadığını, ancak davalıların usule ve esasa aykırı olarak sonradan farklı bir beyanda bulunduğunu, buna muvafakatlerinin bulunmadığını, sözleşme bedeli olduğu cevap ve ikinci cevap dilekçeleri aşamalarından çok sonra yargılamanın sonlarına doğru iddia edilen satış ve devir işleminin ... ile ... arasındaki bir devir sözleşmesi olduğunu, dava konusu olan alıcı ... ile davalılar arasındaki devir ve satış işlemi ile ilgisi olmadığını, taraflar arasında imzalanan niyet mektubunun başlığının da ... distribütörlük/ ithalat/ dağıtım hakkının devrine yönelik niyet mektubu şeklinde olduğunu, taraflarına ve 2.maddedeki Kapsam ve Amaç bölümüne bakıldığında, '' .... Türkiye Pazarında satış, pazarlama, dağıtım haklarıda dahil olmak üzere ve fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere Türkiye Cumhuriyeti'ndeki tüm tek satıcılık ve ithalat haklarının halihazırdaki sahibi olan ... ve ... tarafından ... satış suretiyle devri... '' amacı ile sözleşme imzalandığını, ... sadece ithalatı yapan firma olduğunu, davalı ... ... AŞ'nin Türkiye'deki satış ve dağıtımı yapan tek firma olduğunu, ...AŞ'nin öncesinde ... hisselerinin bedelini 6.000.000 TL'den kendi uhdesine almasının davanın konusu ile ile ilgisi bulunmadığını, davalıların ''... ile 1 yılı aşan görüşmeler neticesinde hukuki, mali ve vergisel nedenlerden ötürü tek satıcılık anlaşması yerine şirket hisselerinin devredilmesine karar verilmiştir'' şeklindeki beyanlarının yapılan işlemlerin amacını ve yöntemini yeterince açıkladığını, alıcı ile satıcıların yapmak istediği işlemin dava konusu danışmanlık sözleşmesinde açıklandığı gibi olduğunu, mali ve vergisel nedenlerle avantajlı olduğu düşünüldüğü için pay devri şeklinde gerçekleştirildiğini, bu hususun davalıların kendi beyanları ile de ortada olduğunu, 18.12.103 tarihli danışmanlık sözleşmesinin konusunun ''... ... firmasının ... şirketi ürünlerinde Türkiye distribütörlüğü işinin ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılması'' olduğunu, yani tarafların her aşamada ithalat ve satış, dağıtım ve pazarlamanın ayrı şirketlerde olduğunu bildiğini ve tüm bu hakların satışına dair danışmanlık öngörüldüğünü, sonuçta alıcı olan ... diğer davalılara ait hem ithalat haklarını hem de asıl istediği satış/dağıtım/ pazarlama haklarını almak üzere sözleşme ve devir işlemi yaptığını, bu durumda danışmanlık sözleşmesine esas alınacak sözleşme bedelinin 02.12.2014 tarihli devir sözleşmesinde alıcı ve satıcılar arasında kararlaştırılan devir bedelinin olması gerektiğinin tartışmasız olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu danışmanlık sözleşmesinin davalı müvekkili ... ve ... Akademi Danışmanlık arasında akdedildiğini, davacının, adi ortaklık sıfatına ortaklığın yönetici ortağı konumunda olduğunu, davacının e-posta adresinin yanında, adi ortaklığın diğer ortaklarından olan Tuncer Sonkaya'nın e-posta adresi de bulunduğunu, ... Danışmanlık'ın diğer ortakları olan ... ve ...'in davaya dahil edilerek, taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yerel mahkemece usule ilişkin bu itirazın dikkate alınmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, taraf ehliyeti bulunmadığını, adi ortaklığın tüm ortaklarca temsili gerektiğini, davacının, ... firması yetkilileri tarafından, ... markalı ürünlerin ithalat ve distribütörlük hakkının devri için müvekkili ile görüştürülmek üzere görevlendirildikten sonra, davacının, davalı ...’a ... firması tarafından gönderildiğini belirtmeden, ... Danışmanlık unvanlı adi ortaklık adı altında potansiyel alıcılar bulabileceğini belirterek danışmanlık sözleşmesi yaptığını, sözleşmenin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğunu, alınan uzman görüşünün de bu yönde olduğunu, davacının alıcı ... firmasından da ücret istediğini, bu durumun tanık beyanları ve e-postalar ile sabit olduğunu, davacının müvekkili ile de sözleşme yaparak dürüstlük kuralına aykırı davrandığını ve TBK'nın 523.maddesi uyarınca ücret isteme hakkını kaybettiğini, sözleşmede açıkça düzenlendiği üzere ... Danışmanlığın yalnızca distribütörülüğün ve ithalat hakkının devri halinde ücrete hak kazanacağını, halbuki ... firması ile müvekkili arasında gerçekleşen, 1 yılı aşan görüşmeler neticesinde, hukuki, mali ve vergisel nedenlerden ötürü, distribütörlük ve ithalatı devri yerine ... ... AŞ'nin 1991 yılından bu yana ... ürünlerinin Türkiye'ye ithalatında tek yetkili acentası olan ... AŞ hisselerinin ... firmasına devredilmesine karar verildiğini, davalı ... ... AŞ tarafından 6.000.000 TL bedelle ... ... AŞ'nin hisselerinin satın alındığını, en nihayetinde ... AŞ'nin tüm hissleri, uhdesinde ... AŞ ile birlikte ... firmasına devredildiğini, davalı müvekkili ile ... şirketinin işin kapsamını genişleterek, sadece distribütörlük ve ithalat hakkının devri yerine, ... ... AŞ'nin pazardaki payı ve bilinirliği, satış temsilcilerinin bağlantısı ve genel know-how’ını elde etmek amaçlı olarak hisselerinin kül olarak devrine karar verdiğini, davacının dahil olmadığı bu süreçte, ... ... AŞ'nin bütün aktif ve pasifleri ile beraber dava dışı ... firmasına satıldığını, davacının, tarafları ilk tanıştırmadan sonra ne hukuki ne de mali denetleme sürecinde bulunmadığını, ne de iki firma arasındaki toplantılara katıldığını, danışmanlık sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmediğini, ücrete hak kazanmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, 18.12.2013 tarihli ve ''... Türkiye Disbritörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmesinden kaynaklanan danışmanlık ücretinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı ... vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, 18.12.2013 tarihli ve ''... Türkiye Disbritörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşme uyarınca, davalı ... ... AŞ'nin ''...'' ürünlerinde Türkiye distribütörlüğünün ve ...Tic.AŞ ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren üçüncü kişilere satışı konusunda davalılara danışmanlık hizmeti verdiğini, davalıların bu hizmet karşılığında bu hakların üçüncü kişilere satış bedeli üzerinden %5 danışmanlık hizmet bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalıların sözleşme konusu hakların devrini şirket hisse devri suretiyle yapmış olmalarının sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürerek, hisse devir bedeli üzerinden hesaplanan danışmanlık hizmet bedelinin davalılardan tahsili talep etmiştir. Davalı şirket, söz konusu sözleşmede imzası bulunmadığını, diğer davalının kendi şahsı adına imzası bulunduğunu savunarak, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini istemiştir. Davalı ... ise; sözleşmenin adi ortaklık tarafından imzalanmasına rağmen sadece davacı ortağın dava açamayacağını, bu sebeple davacın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, bu sözleşmenin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davacının danışmanlık hizmetinin konusunun ... markasının Türkiye sınırları dahilindeki tek satıcılık hakkının devri konusuna ilişkin olduğunu, şirket devrine ilişkin olmadığını, davacının bu hizmeti de yerine getirmediğini, yine de hakkaniyet gereği 300.000,00 TL bedel önerdiğini, ancak kabul edilmediğini, davacının alıcıdan da ücret istediğini öğrenince sözleşmeyi feshettiğini, zira davacının TBK'nın 523.maddesi kapsamında kalan bu eylemi sebebiyle ücret hakkını kaybettiğini davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, 18.12.2013 tarihli sözleşmenin ... distribütörlüğü ve tek satıcılık hakkının devrine ilişkin olarak imzalandığı, distribütörlük hakkının satış bedelinin 6.000.000 TL olduğu, davacının da bunun %5 olan 300.000,00 TL ücreti hak ettiği gerekçesiyle, davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir. 18.12.2013 tarihli ve ''... Türkiye Disbritörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı Sözleşmesi'' başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; sözleşme konusunun, ... Danışmanlığın, ... firmasının ... şirketi ürünlerinde Türkiye Disbritörlüğü işini ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasıyla ilgili danışmanlık hizmeti vermek olduğu, dört aşama halinde hizmetin yerine getirileceğinin belirtildiği, birinci aşamanın hazırlık çalışmaları, listelerin hazırlanması, ikinci aşamanın listelerin kesinleştirilmesi, üçüncü aşamanın ortak ziyaretler, dördüncü aşamanın müzakere olup müzakerelerin niyet mektubu imzalanana kadar devam edeceği, ..., proje konusu danışmanlık işinin mutabık kalınan şirketler için bir yıl süresinde mühhasıran (danışmanın aracı olmadığı direk gelen teklifler hariç) tek yetkili olarak sürdüreceği, ''Ücretlendirme'' başlıklı maddede ise "..., ... ve ... ithalatçı firmasının ... Türkiye Disbritörlüğünün haklarını devri ve satışı anlaşmasının tamamlanmasına müteakip toplam satış bedelinin Nominal tutarı üzerinden %5 ürün tutarında (KDV hariç) danışmanlık hizmet bedelini alıcı firmanın parayı ödemesini takiben 1 hafta içinde ... ödeyecektir" hükmünün yer aldığı, sözleşmenin ... danışmanlık adına yönetici ortak ..., ... Türkiye adına yönetim kurulu başkanı davalı ... tarafından imzalandığı görülmektedir. 28.01.2014 tarihli ve ''... Disbritörlük/İthalat/Dağıtım Hakkının Devrine Yönelik Niyet Mektubu'' başlıklı belgenin incelenmesinde; belgenin ... ... AŞ ve ... AŞ'nin imzası taşıdığı, sözleşmenin son sayfasında ... Ltd. Şti.'nin kaşesinin bulunduğu ancak imzasının bulunmadığı, belgenin konusunun 2.maddede, Almanya adresinde ... (... olarak anılacaktır) adına tescilli ... markalı ürünlerin Türkiye pazarında satış, pazarlama, dağıtım hakları da dahil olmak üzere Türkiye'de tüm tek satıcılık ve ithalat haklarının hali hazırda sahibi olan ... ve ... tarafından ... satışı suretiyle devri ve ...'nın tek satıcı olarak yetkilendirilmesi olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Bila tarihli ve ''... Sözleşmesinin Feshi ve İbra Sözleşmesi'' başlıklı belgenin incelenmesinde ise; taraflarının ... ... AŞ ve ... Akademi Danışmanlığı temsilen ... olarak belirtildiği, belgede sadece davalı ... imzasının bulunduğu, taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinin feshedildiğinin ancak iyiniyet göstergesi olarak 300.000,00 TL ödenebileceği hususlarının yazılı olduğu görülmüştür. Taraflar arasında, 18.12.2013 ... Türkiye Disbritörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı Sözleşmesinin imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup uyuşmazlık, bu danışmanlık sözleşmesi kapsamında davacının danışmalık hizmetinin hangi devir işlemine ilişkin olduğu ve dolayısıyla hangi bedel üzerinden ücretinin belirleneceği noktasındadır. Taraflar arasındaki 18.12.2013 ... Türkiye Disbritörlüğünün Devri ve Satışı Danışmanlığı Sözleşmesinin adi ortaklık adına imzalandığı, diğer ortakların davada yer almadığı, davacının aktif husumet ehliye ve taraf ehliyeti olmadığı ileri sürülmüştür. Sözleşmede her ne kadar davacının adının yanında ''... Danışmalık'' ibaresi yer almış ise de; sözleşmenin davacıların murisi ... adıyla bu kişi tarafından imzalandığı, davacı tarafından sunulan mail yazışmalarının ... tarafından yapıldığı, ticaret sicil kayıtlarında ... Danışmanlık ünvanlı ticari işletme olmadığının tespit edildiği, ... adına vergi kaydı da bulunmadığı nazara alındığında, davacının imzasının ve adının yanında yer alan ... Danışmanlık adında bir adi ortaklığın bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve davacının kendi adına bu sözleşmeyi imzaladığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalı ... vekilince sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olduğu ve ücretin hak edilmediği ileri sürülmüş ise de; somut olayda 18.12.2013 tarihli sözleşmenin danışmanlık hizmeti verilmesi olduğu, simsarlık sözleşmesinin unsurlarının bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. 18.12.2013 tarihli sözleşmenin konusu sözleşmede, .. Danışmanlığın, ... firmasının ... şirketi ürünlerinde Türkiye Disbritörlüğü işini ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasıyla ilgili danışmanlık hizmeti vermek olarak tanımlanmıştır. Dosya kapsamındaki belgeler ve bilirkişi raporlarından davalı ... ... AŞ'nin faaliyet alanının... kozmetik ürünlerinin ithalatı, dağıtımı olduğu ve ...-... ürünlerinin Türkiye distribütörü olduğu, ...AŞ'nin ise ... ürünlerinin Türkiye'ye ithalatında tek yetkili acente olduğu anlaşılmaktadır.30.09.2014 tarihinde, davalı ... ... AŞ, ...AŞ'yi pay devir sözleşmesi ile kül olarak 6.000.000 TL bedelle devralmış olup 11.02.2020 tarihli ek raporda, distribütörlük bedelinin de 6.000.000 TL olduğu belirtilmiştir. Daha sonra 02.12.2014 tarihinde ise ... şirketi davalı ... ..AŞ şirketini kül olarak devralmıştır. Bu pay devri sözleşmesi davalı ... ... AŞ'nin ... şirketine devrine ilişkindir. Bu bilgilere göre davacının 18.12.2013 tarihli sözleşme uyarınca danışmanlık hizmetinin ... firmasının ... şirketi ürünlerinde Türkiye Disbritörlüğü işini ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasına ilişkin olduğu, esasında ... ürünlerinin distribütörlük hakkı olan davalı şirketin, ... AŞ'yi kül olarak bünyesine devralırken, bu şirketin sahip olduğu ... ürünlerinin Türkiye'ye ithalatındaki ithalatçı haklarını da bünyesine aldığı, davalı şirketin 02.12.2014 tarihinde ... şirketine şirket paylarının kül olarak devri sırasında distribütörlük haklarının da devredildiği, dolayısıyla davacının verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında distribütörlük hakkının devir bedeli olan 6.000.000 TL'nin %5'i oranında ücrete hak kazandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer deyişle, dava konusu sözleşme Türkiye Distribütörlüğünün ve ... ünvanlı ithalatçı firmanın haklarının devren satılmasına ilişkindir. Bu ilk devirle davacıların murisi ücrete hak kazanmış olup yapılan ikinci devir davacıların murisine bir hak sağlamamaktadır. Bu nedenle mahkemece, yazılı miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacılar vekili ile davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin ve davalı ... veilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, Taraflarca yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,Bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,Bakiye 15.369,75 TL istinaf nispi karar harcın davalı ...'dan tahsiline, Taraflarca yapılan kanun bolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğineKarar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.24.01.2024