Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/1104 E. 2017/1904 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/1104
Karar No
2017/1904
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/452 KARAR NO: 2024/480 KARAR TARİHİ: 28/03/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/12/2020 NUMARASI: 2016/922 Esas - 2020/646 Karar DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında iki adet makinenin alınması konusunda sözlü bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalıdan 72.000,00 USD karşılığında 2 adet şanzımanlı makine satın alması konusunda anlaşmaya varıldığım, sözleşme yapılırken malların teslim tarihinin kesin olarak belirlendiğini, bu makinelerin kullanılacağı, müvekkiline ait ... isimli geminin denize elverişlilik süresi 31 Mayıs 2015 tarihinde sona ereceğinden, makinelerin en geç 24 Mayıs 2015 tarihinde teslim edilmesi gerektiğinin davalıya ihtar edildiğini, tarihin belirlenmesindeki amacın, geminin işleteni durumunda olan. ne sözleşme ile bağlı olması ve denize elverişlilik belgesi olmadan çalışma imkanı olmaması olduğunu, belirtilen tarihte bakımını yapamayan geminin Boğazda ve başka herhangi bir yerde çalışmasının mümkün olmadığını, makinelerin zamanında teslim edilmemiş olması nedeniyle, müvekkilinin çalıştığı ve hakkediş aldığı Koop. nezdinde maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, makinelerin teslimi halinde taraflar arasında cezai şart öngörüldüğünü, buna göre geç teslimden kaynaklanan her türlü zarar ile birlikte ayrıca hak ediş kadar ayrıca cezai şart ödeneceğinin karar bağlandığını, davalının da kabul ettiğini, 01.06.2015 tarihinde tersaneye çekilen geminin motorlarının bir kısmının 19.06.2015 tarihinde bir kısmının daha sonra geldiğini, geminin 06.07.2015 tarihinde onarılıp denize indirildiğini, bu süre zarfında müvekkilinin hem iş kaybına uğrayıp gelir elde edemediğini, hemde bu süre içerisinde tüm çalışanlarının maaşlarını ödemek zorunda kaldığını, sözleşmenin kurulması anında, müvekkili adına ..., ..., ... ile davalı şirketin pazarlama elemanı ... ve makinelerin yetkili servis işleteni Süleyman Köşger’in hazır bulunduğunu, sözleşmenin hangi şartlarda ve hangi tarihler için yapıldığının bu tanıkların beyanı ile ortaya çıkacağını, bu alanda faaliyet gösteren gemi ve teknelerin Liman Başkanlığınca denetlendiğini, işleteni .... ce ayrı bir denetime tutulduğunu, hangi geminin ne zaman bakıma gireceğine ve bakımda ne kadar süre ile kalacağının yazılı olarak bildirildiğini, bildirilen tarihlerin dışında yapılacak bakımlar için hem cezaya muhatap olunduğu, hemde hakkedişlerin kesildiğini, Koop.lerin belirlediği tarihler arasında bakıma alman gemilerin hak edişlerinin ödendiğini, bu sürenin dışında kalan zaman için hak ediş ödenmediği gibi, iş yapmasına da imkan verilmediğini, davalı ile fatura bedellerinin tahsili ve zararlarının mahsubu konusunda görüşüldüğünü, netice alınmadığını, fatura bedelleri için dava açıldığını ve tüm alacağın tahsil edildiğini, davalının sebep olduğu zararı ve üstlendiği cezai şartı mahsup etmeye yanaşmadığı gibi inkar ettiğini belirterek sözleşme anında hazır bulunanların, sözleşmenin şekli ve makinaların teslim tarihlerine ilişkin olarak tanık beyanlarının alınmasına, davalının kusurundan kaynaklanan zararın tespiti için ... Turiz Koop. müzekkere yazılarak ortalama iş ve maddi kaybın hesaplanmasına, yine Koop. müzekkere yazılarak geminin izinli olduğu sürenin ne kadar olduğu ve ne zaman işe başladığının tespitine, müvekkilinin zararının tespitine, davalının neden olduğu iş kaybı ve maddi zararın tespiti ile bu tespit kadar cezai şart alacaklarına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında dizel motor ve aksesuarları ile deniz şanzımanı alımına ilişkin gerçekleşen ticari ilişki neticesinde, satışı yapılan mallara ilişkin 15.06.2015 tarihli ... ve ... nolu 2 ad. fatura ile 19.06.2015 tarihli 201840 nolu faturanın davacı firmaya teslim edildiğini, fatura bedellerinin mal mukabilinde ve peşin ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura bedellerinin tahsili için icra takibi başlatıldığım, kısmi itiraz neticesinde Bakırköy 7. ATM 2015/1104 E. Sayılı dosya ile itirazın iptaline karar verildiğini, davacının iddialarının aksine malın 24.05.2015 tarihinden önce teslim edileceğine dair bir anlaşma bulunmadığını, davacı ile alım satım konusunda anlaşmaya varıldığını, düzenlenen faturaların ithalat işlemlerinin tamamlanabilmesi için davacıya teslim edildiğini, malın teslimi için öngörüldüğü iddia edilen 24.05.2015 tarihinden sonraki tarihe düzenlenen faturalara davacı tarafından itiraz edilmediğini, davacının, dava konusu malların KDV’den istisna olduğunda dair yazıyı bağlı bulunduğu vergi dairesinden alarak müvekkiline teslim etmesi gerektiğini, davacı tarafından vergi dairesinden KDV muafiyet yazısının 05.06.2015 tarihinde alındığını, davacı tarafından 2581 sayılı yasa gereğince gümrük muafiyetinden faydalanmak için İstanbul Liman Başkanlığı’na kaşe bastırılan dava konusu fatura örneklerinin dosyaya ibraz edildiğini, bu kaşelerde davacı tarafından 16.06.2015 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığı’na bastırıldığını, davacının fatura içeriğine itiraz etmediğini, malın tesliminde geç kalındığında dair ihtarda bulunmadığını, sözleşmeden caymadığını, ... kayıtları ile davacının zararının tespitinin mümkün olmadığını, ...’un Koop. olduğunu ve davacının bu Koop. bünyesinde 5-6 ad. gemisi olan bir üye olduğunu, ... kayıtlarının objektiflikten uzak olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı delili olan Bakırköy 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104-2016/646 karar sayılı dosyasının getirtilmesinde davacının bu dosyanın davalısı ..LTD ŞTİ olduğu davalısının ise iş bu davanın davacısı ...LTD ŞTİ olduğu, Taraflar arasındaki itirazın iptali davası nedeniyle yapılan incelemede, Taraflar arasında dizel motor ve aksesuarları ile deniz şanzımanı sattışı ile ilgili olun 3 adet fatura düzenlendiği, fatura bedelelerinin peşin ödeneceğinin kararlaştırıldığı ,davalı fatura bedelini ödememesi nedeniyle icra takibine geçildiği, davalının gemi makinelerinin geç teslimi nedeniyle davalının zararı oluştuğunu ve gemilerin limanda beklediğini zarar gördüklerini mahkemenin davayı kısmen kabul ettiği, İstinaf üzerine İstanbul BAM 16. Hukuk dairesinin 2016/214-2017/1904 saylı istinaf kararında davalının faturalara e mal teslimine itiraz etmediği, malların geç teslim edildiği yönündeki savunmanın davalı tarafça yazılı delillerle ispat edilemediği,....davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği yönünde bozma kararı üzerine yapılan yargılamada İstanbul BAM 16.2020/56 esas 2020/463 kararsayılı kararda " davalının faturalara ve mal teslimine itiraz etmemiş olduşu kısmi ödeme yapması ,icra takip tarihi itibariyle borç bakiyesinin 75.000 TL oldugu, malın geç teslimine dair iddianın davalı tarafça yazılı delillerle ispat edilememiş oluşu, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemiş oluşu ... Davanın kabulüne karar vermiş ve bu karar temyiz yoluna başvurulmadan 1.7.2020 tarihinde kesinleştiğinden, Davacı tarafın iş bu kesinleşen ilamda yere alan malın geç teslimi nedeniyle oluşan zararın tazmini ve cezai adı altındaki tazminatın istenebilme koşulları oluşmadığından, mahkemenin kesinleşen bu karardaki tespit hükmüyle bağlı olduğu da anlaşıldığından davanın reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında iki adet makinanın alınması konusunda sözlü bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre 2015 yılı Mart ayında davacı şirket ile yapılan görüşmede; davacı şirketin davalı şirketten 72.000 dolar karşılığında 2 adet şanzımanlı makine satın alınması konusunda anlaşmaya varıldığını, bu sözleşme yapılırken malların teslim tarihi kesin olarak belirlendiğini, bu makinaların kullanılacağı, davacıya ait Yeni Yeşilada isimli geminin “denize elverişlilik süresi 31 Mayıs 2015 tarihinde sona ereceği” bu nedenle makinelerin en geç 24 Mayıs 2015 tarihinde teslim edilmesi gerektiğinin davacıya ihtar edildiğini, bu sürenin kesin olarak kararlaştırıldığını, bu tarihin belirlenmesindeki amacın; Geminin işleteni durumunda olan ... Kooperatifine sözleşme ile bağlı olması ve Denize elverişlilik belgesi olmadan çalışma imkanın olmaması olduğunu yani belirtilen tarihte bakımını yapamayan geminin boğazda veya başka herhangi bir yerde çalışmasının mümkün olmadığını, ... Bu makinaların teslimi için öngörülen sürenin davacı bakımından hayati değerde olduğunu, buna göre; makinaların davalı tarafından geç tesliminden kaynaklanan her türlü zarar ile birlikte ayrıca aylık hak ediş kadar ayrıca cezai şart ödeneceğinin karara bağlandığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmemesinden dolayı, geminin ancak 06.07.2015 tarihinde onarılıp denize indirilebildiğini, bu süre zarfında davacının hem iş kaybına uğramış ve gelir elde edememiş, hem bu süre için tüm çalışanların maaşlarını ödemek zorunda kaldığını, sözleşmenin hangi şartlarda ve hangi tarihler için yapıldığı bu tanıkların beyanı ile ortaya çıktığını, davalı şirket çalışanı Metin Silahçı'nın da dosya kapsamında tanık olarak dinlenmesi yerel mahkemeden istenmiş ancak tanık mahkeme huzurunda hazır edilemediğini, hangi geminin ne zaman bakıma gireceğine ve bakımda ne kadar süre ile kalacağına yine yazılı bir şekilde bildirildiğini, yine bu tür gemilerin indirimli yakıt aldıkları için hangi gün hangi saat ne kadar çalıştığı resmi şekilde bildirilir ve yine resmi şekilde kayıtları tutulmakta olup bu nedenle bu gemilerin başı boş veya istedikleri bir tarihte veya istedikleri sürelerde bakıma alınmamalarının mümkün olmadığını hangi geminin hangi tarihte ve ne kadar süre ile bakıma alınacağına kooperatifin karar verdiğini, üyelerin bu sürelerin dışında hareket etmesinin mümkün olmadığını, bu sürenin dışında çalışmayan gemilere çeşitli yaptırımlar uygulandığını, mahkeme kararının yerinde olmadığını, zira; aynı taraflar arasında Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1104 esas sayılı dosya ile açılan dava dosyasına verilen cevap dilekçelerinde malın geç teslim edildiği ne ilişkin hususlar ileri sürülmüş ise de; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi "görülmekte olan davanın konusu olmadığı gerekçesi ile" bu talepleri değerlendirmeye almamış hal böyleyken mahkemenin daha önceki karar hükmüyle bağlı olduğuna dair gerekçe isabetli olmayıp basiretli bir tacir gibi davranması beklenen davalının makineleri geç teslim ederek hem kararlaştırılan tarihi hem de makul süreyi aştığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklı olarak geç teslim nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satış bedelinin tahsiline ilişkin mahkeme kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasındadır. Davacı tarafça, tarafların anlaştığı 2 adet şanzımanlı makinenin kararlaştırılan sürede teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğradığı iddiasıyla geminin iş kaybı süresinin tespiti ile zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ... Ltd. Şti. tarafından Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104 Esas sayılı dosyasında, davaya konu makinelerin satışına ilişkin fatura bedellerinin tahsili için başlatılan takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış ve bu davada ...Tür. İşl. Ltd. Şti. tarafından makinelerin geç teslimi nedeniyle zarara uğradığı savunulmuştur. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104 Esas sayılı dosyasında, yapılan yargılama sonunda mal teslimine itiraz bulunmadığı, davalının malın tesliminden kaynaklı zarar ve vadeli anlaşma konusunda ispat vasıtası getiremediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. ...Tür. İşl. Ltd. Şti. Tarafından bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş ve davacının teslimatı geciktirmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürülmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2017 tarih ve 2016/214 E. - 2017/1904 K. Sayılı kararı ile malın geç teslimine dair iddianın davalı tarafça yazılı delillerle ispat edilemediği de kabul edilerek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine ise Yargıtay 19. HD'nin 07/11/2019 tarih ve 2017/4495 E.- 2019/5030 K. Sayılı kararı ile duruşma açılıp yeni tahkikat işlemyeri yapılması sebebiyle davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinden bahisle istinaf kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2020 tarih ve 2020/56 E. - 2020/463 K. Sayılı kararı ile malın geç teslimine dair iddianın davalı tarafça yazılı delillerle ispat edilemediği de kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulmaması üzerine 01/07/2020 tarihinde karar kesinleşmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. Maddesine göre, iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir. Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, terditli olarak beyan edilmesi de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmemektedir. Yargıtay 11. HD'nin 04.11.2014 tarih ve 3943 E., 6950 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. Takas ve mahsup birbirinden farklı kavramlardır. Mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Takasta, birbirinden bütünüyle ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak (borç) vardır. Ayrıca takas edilecek alacakların muaccel, dava edilebilir olması ve takas hakkının kanunla veya tarafların yapmış oldukları bir sözleşmeyle ortadan kaldırılmaması gerekir. Bu alacak sahiplerinden her biri takas ileri sürebileceği gibi, bu yola gitmeksizin alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Takas savunmasında bulunan taraf, hem kendi, hem de karşı tarafın alacağını ortadan kaldırmayı istediğinden, her iki alacak üzerinden de etkin olur. Bu niteliği ile takas, inşai bir haktır. Mahsup ise bir inşai hak ya da def'i olmayıp, bir itirazdır. (YHGK'nın 24.05.1950 gün ve 74 E, 31 K sayılı ilamı) Ayrıca takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. İtirazın iptali davalarında, iddia ve savunmalar genel hükümler çerçevesinde incenerek karara bağlanır. Davacı taraf, davalısı olduğu Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104 Esas sayılı dosyasında eldeki davaya konu edilen geç teslim nedeniyle zarara uğradığı savunmasına ileri sürerek takas-mahsuba konu etmiş olması ve davaya bakan mahkeme ve istinaf dairesinin de takas-mahsup savunmasının esasına girerek değerlendirme yaparak geç teslim nedeniyle zarara uğradığı savunmasını yerinde bulmaması karşısında, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1104 Esas sayılı dosyasında ve kanun yolu incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2020 tarih ve 2020/56 E. - 2020/463 K. Sayılı dosyasında takas mahsuba konu edilen geç teslim nedeniyle zarara uğradığı iddiasının açılacak bir alacak davasında yeniden yargılama konusu yapılması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/1104, K. 2017/1904, T. 24.05.1950, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-1104-e-2017-1904-k-7ed0eafa7f01