Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/854 E. 2020/526 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/854
Karar No
2020/526
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/200 KARAR NO: 2024/137 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2020 NUMARASI: 2014/854 E. - 2020/526 K. BİRLEŞEN İSTANBUL 41. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2014/11 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, asıl davadaki dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... bank Çanakkale Şubesi tarafından davacı için işsizlik sigortası yapıldığını, poliçe düzenlendikten sonra müvekkilinin iş akdinin 25.02.2011 tarihinde işverence sonlandırıldığını ve halen işsiz olduğunu, poliçedeki teminat nedeniyle işsiz kalınan dönem için yapılması gereken ödemenin Çanakkale ... Noterliğinin 03.05.2011 tarihli ihtarına rağmen yapılmadığını ileri sürerek, kredi kartı işsizlik sigorta kapsamında hak edilen 16.000,00 TL işsizlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl davadaki savunmasında özetle; davacının, Borç Ödeme Sigortası Genel Şartları ve Kredi Kartı İşsizlik Sigortası Özel Şartları ile istek dışı işsiz kalma riskine karşı sigortalandığını, kredi kartı işsizlik poliçesi özel şartlarının, poliçede açıkça teminat altına alınmış olması şartıyla ve Borç Ödeme Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak bordrolu özel sektör çalışanlarına uygulandığını, özel şartlar kapsamında sigortanın konusunun, sigortalının mesleki statüsüne göre, poliçe başlangıcından sonra işsiz kalması veya geçici maluliyeti veya hastaneye yatırılması halinde, sigortalı tarafından banka ile imzalanmış kredi kartı sözleşmesi ödemeleri için işbu özel şart ve borç ödeme sigortası genel şartları hüküm ve şartları çerçevesinde sigorta tazminatı ödenmesine ilişkin olduğunu, yapılan araştırmada sigorta sözleşmesi yapılırken sigortalının işyerinden çıkartılacağını ve işyerinin ayrılacağını bildiğinin tespit edildiğini, sigortalının bu durumu bildiği halde, yaptığı sözleşmenin poliçe genel ve özel şartlarına göre timanat dışı olması nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacı vekili, birleşen davadaki dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek, asıl davada alınan bilirkişi raporunda işten ayrılma ile dava tarihi arasındaki süre için 7.175 TL tazminata hak kazanıldığının belirlendiğini, müvekkilinin iki adet kredi kartı poliçesi bulunduğunu, ilk poliçenin 16.03.2011-16.03.2012 tarihleri için ikinci poliçenin ise 28.02.2011 ile 28.02.2012 tarihleri için düzenlendiğini, asıl davada yapılan hesaplamaya göre işten çıkış tarihi olan 01.03.2011 ile asıl dava tarihi olan 30.11.2011 tarihleri arasındaki 107 günlük süre için 2.713,00 TL tazminat hesaplandığını, dava tarihinden poliçenin bitimine kadar geçen süre için de tazminat hakkı bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada talep edilmeyen ancak sigorta kapsamında bulunan 2.713 TL'nin davalıdan tahsiline, davanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahhkemesinin 2014/854 Esas (kapanan İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/446 E.sas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, birleşen davadaki savunmasında özetle; davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...işsizlik sigortası sertifikaları, SGK kayıtları,sigorta sözleşmesi,ihtarname ve hasar dosyası ile dayanılan diğer deliller bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre alınan kök ve ek bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, asıl ve birleşen dava dosyasında, davacı tarafın irade ve bilgisi dışında istem dışı işsiz kaldığı süre için ücret zararı olduğu, gerçekleşen zararın sigorta özel şartları kapsamında içinde olduğu ve gerçekleşen rizikonun poliçe şartlarında belirtilen koşullara sigorta poliçesi limiti dahilinde uygun olduğu kanaati oluştuğundan.." gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile, 7.715,00 TL’nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kabulü ile 2.713,00 TL'nin davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece birleştirilerek görülen davalarda verilen kararın hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu, raporda müvekkili şirketinin rizikonun teminat kapsamında olduğunun belirtildiğini, oysa davacının inşaat kalfası olduğu ve inşaatta çalıştığı, bu sektöründe özel kişiler ile kamunun yaptırdığı binalarının inşaatının başlangıç ve bitiş tarihlerinin kesin olarak belirlenebildiğini, süreye uyulmamasının cezai şart gerektirdiğini, bu nedenle inşaat sektöründe yapılacak işin bitim süresinin bilinmediği iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının da işsiz kalacağı tarihi bilerek kazanç elde etmek için poliçe düzenlediğini, borç ödeme sigortası A.5.3. ve A.3.1.2 maddelerinde teminat dışı kalan hallerin düzenlendiğini, buna göre davacının kasıtlı olarak yanlış, eksik ve gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak sigorta korumasından faydalanmak istediğini, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından bilinen veya bilinmesi gereken nedenlere bağlı işsizliğin teminat dışı olduğunu, davacının işsiz kaldığı döneme ilişkin somut bir belgeyi dosyaya sunamadığı halde davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, iş akdi feshedilen davacının, kredi kartı işsizlik sigortası poliçesi kapsamında davalı sigortacıdan işsizlik tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 5.390,00 TL'ye baliğ olmuştur.İlk derece mahkemesince birleşen davanın kabulüne karar verildiği, davada dilekçesinde harçlandırılan talebin 2.713,00 TL olduğu, mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, davaların birleştirilmesi halinde de her bir davanın bağımsızlığını koruyacağı, bu nedenle istinaf başvurusunun her bir dava için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği ve buna göre birleşen davada verilen kararın taraflar yönünden kesin nitelikte olduğu ve hükme karşı doğrudan istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak, aynı Yasa'nın 352/1.b. maddesi gereğince istinaf mahkemesince karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen birleşen davadaki kararın, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf dilekçesinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; davacı, taraflar arasında düzenlenen ve gelir koruma rizikosunu da içeren kredi kartı işsizlik sigortası sertifikası nedeniyle oluşan hasarın tazminini istemiştir. Davacı, asıl davada iki adet sertifika kapsamında 16.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesine göre, gelir korumasını içeren kredi kartı işsizlik sigortası poliçelerini geçerli şekilde düzenlendiği ve özel sektör çalışanı olan davacının istek dışı işsiz kalması halinde poliçe genel ve özel şartları kapsamında teminat altına alındığı, davacının 08.04.2009 ile 25.02.2011 tarihleri arasında çalıştığı, davacının isteği dışında işten çıkarılması nedeniyle gerçekleşen rizikonun teminat içinde olduğu belirlenmiştir. Davacı, davalı ... şirketi tarafından işsizlik sigorta poliçesi ile sigorta yaptırdığını, sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu tarihte işsiz kaldığını, poliçe gereğince davacının sigorta bedelini ödemesi gerektiğini belirterek poliçe ile teminat altına alınan bedelin ödenmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK 1409. maddesinde ''Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.'' hükmü düzenlenmiştir. Davalı meydana gelen rizikonun borç ödeme sigortası genel şartlarında veya ilgili poliçe özel şartlarında öngörülen teminat dışında kalan hallerden meydana geldiğini ispatlayamamıştır. Davalı, davacının sigorta yaptırırken bildiği önemli hususu sigortacıdan gizleyerek bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davrandığını bu nedenle tazminat ödemesi yapılmadığını, sigortalının kendisine sorulmuş olmasına rağmen, poliçe tanzimi sırasında bildiği muhtemel işten çıkarılma olasılıklarını bildirmediğinden ve özellikle inşaat işinde çalışılan işin bitim süresinin belli olmasına rağmen bu durumun bildirilmemesi nedeniyle rizikonun teminat dışında olduğunu bu nedenle tazminat ödemesi yapılmadığını savunmuştur. TTK'nın 1435. maddesi beyan yükümlülüğünü düzenlemiş olup, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususların, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edileceği düzenlenmiştir. Bu konudaki eksikliğin veya yanlış bilginin yaptırımı 1439. maddede düzenlenmiştir. Maddeye göre önemli olan bir husus sigortacıya bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş ise sigortacı sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. Maddede bu hususun rizikonun teminat kapsamı dışında kalacağına veya sigortacının hasar veya zararı tazmin etme yükümlülüğünü kaldıracağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davacının dayandığı Genel şartların A.5.3. maddesinde "Sigorta ettiren veya sigortalının, bilgileri kasıtlı bir şekilde yanlış, noksan veya gerçeğe aykırı beyan ettiği yahut gizlediği tazminat talepleri." teminat dışında tutulmuştur. A.3.1.2.a maddesinde ise "Sigorta sözleşmesi yapılırken sigortalı tarafından bilinen veya bilinmesi gereken nedenlere bağlı işsizlik süresi." Genel şartlarda da, bildirim yükümlülüğüne aykırılık halinde sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bildirim yükümlülüğüne aykırılığın tek yaptırımı sözleşmeden caymak veya prim farkı talep etmektir. Davalı bu nedenle sözleşmeden cayıldığını ileri sürmemiştir. Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi geçerlidir. Davalı ... şirketi için önemli olduğu anlaşılan bu hususun sözleşme sırasında açık olarak sigorta ettirene sorulması gerekmektedir. Davalı ... şirketi kendisi için önemli bir husus olan bu durumu sigorta ettirene açık olarak sormamıştır. Kaldı ki davacının, poliçenin düzenlendiği tarihte, gelecekte işsiz kalacağı tarihi bildiği kanıtlanmamıştır. Çalışılan bir işin sona ermesi, inşaat kalfası olarak çalışan davacının mutlaka işsiz kalmasını gerektirmez. Davacının başka bir işte çalışması mümkündür. Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan riziko yani davacı sigortalının iradesi dışında işsiz kalması olayı gerçekleşmiştir. Teminat altına alınan riziko gerçekleştiğinden sigortacının poliçe ile üstlendiği tazminatı ödemesi gerekir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin asıl davaya ilişkin kararı ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- İlk derece mahkemesinin birleşen davaya ilişkin hükmü dava değerine göre kesin nitelikte olduğundan, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nın 352/1.b ve 346. maddeleri uyarınca reddine, 2-Davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından birleşen dava için yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Asıl dava bakımından davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının Hazineye gelir kaydına; bakiye 550,83 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,6-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/854, K. 2020/526, T. 01.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-854-e-2020-526-k-538a2ddda023