Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/849 E. 2018/1126 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/849
- Karar No
- 2018/1126
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2063 KARAR NO: 2024/299 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/11/2018 NUMARASI: 2014/849 E. - 2018/1126 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, keşideci ... ticari alışveriş gereği 2 adet çek teslim aldığı çeklerin hamiline yazılı olduğunu, keşideciden alınan çek ile beraber müvekkilinin yaklaşık 250 adet çek ve bono ile beraber bir miktar paranın arabasından çalındığını, davacının mezkur çeklere ilişkin Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde çeklerin iptali için dava açtığını, yargılama sırasında ilan akabinde tüm çekler için ödemeden men yasağı kararı verildiğini, çek iptali davasının halen 2012/663 esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, davalı ...'in davaya müdahil olarak çekin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu edildiğini ve icra kasasında olduğunu beyan ettiğini, müvekkili ile keşideci arasındaki ticari ilişkinin açık hesapları üzerinden devam ettiğini, müvekkilinin müşterilerinden teslim aldığı çeklere ilişkin bünyesinde portföy numarası kullandığını, savcılığa ve çek iptaline bakan mahkemeye sunmuş olduğu çek listesinde de bu portföy numaralarının mevcut olduğunu, çalıntı çeklerin bazılarının bankalara ibraz edildiğini ve çek üzerine ödemeden men kararı işlendiğini, müvekkilinin eline geçen bu çeklerde de aynı portföy numarasının bulunduğunu, davalılardan hiçbiri ile ne müvekkilinin ne de keşidecinin ticari bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin de keşidecinin de tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini ancak ilk cirantadan itibaren çek üzerindeki cirantaların hiçbirinin bu sektörleri ilgileri bulunmadığını, davalılarla aralarındaki ticari ilişkiyi ispatlamaları gerektiğini, müvekkilinin tek meşru hamil olduğu çeklerin rızası dışında elinden çıktığını, mezkur çeklerin tek yetkili hamilinin müvekkili olduğunu, davalıların ödemeden men yasağı verilen çeki icra konusu edip tahsil yoluna giriştiklerini, keşideciden bu güne kadar tahsilat yapılıp yapılmadığı konusunda bilgilerinin olmadığını bildirerek icra dosyasına yapılan ödemelerin alacaklı tarafa ödenmesine ve icra takibinin durdurulmasına, müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan çekin veya bedelinin taraflarına istirdadına, karar verilmesini talep ve etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; Müvekkilinin çekin meşru, haklı ve iyiniyetli hamili olduğu TTK.nun 790. maddesinde "Cirosu kabil bir çeki elinde b ti l undur an kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. " denildiğini, müvekkilinin çekin yetkili hamili olduğunu, TKK madde 801 gereğince cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda olmadığını, dava konusu çeki ... Tic. Ltd. Şti.'den ticari ilişki neticesinde ciro yolu ile iktisap ettiğini, şirket ile bir önceki ciranta arasındaki ticari iş yaptığını, önce mal teslim ettiğini ve bedelini nakit olarak aldığını, aralarında güven ilişkisi oluştuktan sonra mal teslimi yaptığını ve çeki başkasına kullandığını, ancak çekin ödeme günü geldiğinde karşılıksız çıkması nedeni ile çekin müvekkiline iade edildiğini ve çek bedelinin de davalı tarafından ödendiğini, durumun müvekkili şirket ticari defterleri ile de sabit olduğunu, davacı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü olup, dava konusu çeki kötü niyetle ya da ağır kusur ile iktisap ettiğini ispatlamakla mükellef olduğunu, çekte mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu, ödemeden men yasağının varlığının çek için takip yapılmasına engel olmadığını, takip konusu çekin süresi içinde bankaya ibraz edildiğini, süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilen çek ile ilgili olarak hamilin takip hakkı bulunduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Dava konusu çekte davacının lehtar veya ciranta olarak yer almaması, dava konusu çeke dayanılarak yapılan icra takibinde dosyamız davacısı hakkında herhangi bir takip yapılmamış olması, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacının dava konusu çekin yasal hamili olduğu sırada rızası dışında elinden çıktığına dair delil bulunmaması, davacının dava konusu çeki ticari ilişki kapsamında aldığına ve çeke hamil olduğuna dair defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi ve davasını ispat edememesi nedeniyle davacının davasının reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekin müvekkili zilyedinde iken henüz ciro edilmesine imkan olmadan çalındığını, ... ile arasındaki ticari ilişki sebebiyle çeki alan müvekkilin cirosunun bulunmasını beklemenin davadaki uyuşmazlığa aykırı olduğunu, müvekkilin çekin yetkili hamili iddiasıyla bu davayı ikame ettiğini, çekin rızaları hilafına müvekkil elinden çıktığından cirosunun bulunmasını gerektirecek bir durum olmadığını, mahkemenin ret gerekçesinde dayandığı ikinci neden olan dava konusu çeke dayanılarak yapılan icra takibinde dosyanın davacısı müvekkil hakkında herhangi bir takip yapılmamış olmasının ilk gösterdiğinin ret nedeninin bir sonucu olduğunu, çek henüz müvekkil zilyedindeyken çalındığı için ciro edilememiş olduğundan müvekkilin ciranta olarak yer almadığını, ciranta olarak yer almayan müvekkile ise takip başlatılmasının mümkün olmadığını, tüm beyan ve duruşmalardaki ifadelerinde dava konusu çekin müvekkil kayıtlarına girdiğini gösterir muhasebe kayıtları üzerinden inceleme yapılması gerektiğinin vurgulandığını, dosya kapsamında çekin müvekkil kayıtlarına girdiğini ve rızaları hilafına müvekkil elinden çıktığını ve neticede kötü niyet ve ağır kusurla çeki tahsil etmek için tahrifat yapıldığını gösterir delilleri bulunduğunu, davalıların kötü niyet ve ağır kusurlu olduklarını göstererek iyi niyet defini ortadan kaldıran çekin keşide tarihinde yapılan tahrifatın teknik bilirkişi tarafından tespit edildiğini, dosyaya delil olarak sundukları ve davalının kötü niyetli olduğunu ispat bakımından önem arz eden bilirkişi raporuna dair davalı taraftan herhangi bir savunma gelmediğini, davalı tarafın dilekçesinde mezkur çeki daha önce yalnızca bir defa ticari ilişkilerinin olduğu ... aldığını ve aralarındaki ticari ilişkinin şirket ticari defterleri ile sabit olduğunu belirttiğini ancak bilirkişi incelemesi için defterlerini ibraz etmediğini, bir kez peşin çalışılan bir şirket ile güven ilişkileri oluşmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının .... ile olan ticari ilişkisine dair herhangi bir belge ibraz etmemesi ve çekte yapılan tahrifata dair tarihler dikkate alındığında istirdada dair şartların oluştuğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu çek istirdadı davasıdır. İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında, alacaklı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlular ...Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve .... Tic. Ltd. Şti. Aleyhine dava konusu çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Takibe konu çekte, keşidecinin ... olduğu, çekin hamiline düzenlendiği ,keşide tarihinin 31/03/2013 tarihi olduğu yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiği mahkeme kararına istinaden ödeme yapılmadığının belirtildiği, çekin arkasında davacıya ait herhangi bir cironun bulunmadığı görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 13.02.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacı taraf ve davalılardan ... vekillerinin, dosyadaki dilekçelerinde kendi iddialarının kendi yasal defterleri ve muhasebe kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi sonucunda dava konusu çeki kendi ticarî ilişkileri ile haklı olarak iktisap ettiklerinin anlaşılacağını beyan etmişse de, inceleme günü olan 20.04.2016 günü davacı tarafın incelemede hazır bulunmadığı, davalı vekilinin defter ibraz etmediği, bugüne kadar da tarafların iletişime geçmediği, dosyada dava dilekçesi ekindeki çek listeleri dışında herhangi bir kayda rastlanmadığı, bu çerçevede, dava taraflarının iddiaları ve beyanları ile ilgili olarak bir tespit yapma imkânı bulunamadığı belirtilmiştir. 25/05/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; Davacı taraftan ve davalı taraftan talep ettikleri belgelerin 30 günden fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen ibraz ve teslim edilmediğinden dosya haricinde bir tespit yapma imkanı bulunmadığı, dosya mevcuduna dayanarak denetime elverişli bir rapor hazırlamanın mümkün olmadığı, davacının dayandığı çek listesi esas alınarak bir hüküm kurulup kurulamayacağının mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.Bakırköy 4. ATM'nin 2012/663 E. 2014/71K. Sayılı çek iptali davasında davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda; Davacı tarafından, dava konusu çekin keşideci ...dan ticari ilişki sebebi ile alındığını ,üzerine ciro yapılmadan, elinde iken çalındığını, çek üzerinde herhangi bir ciro işleminin olmadığını, çekin çalınmış olması nedeniyle, Bakırköy 4. ATM'nin 2012/663 Esas sayılı dosyasında çek iptali davası açtıklarını, çekin yasal hamili olduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiş ise de, çek istirdadında, çekin hamili olduğunu ve rızası dışında elinden çıktığını ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde bulunduğu, takibe konu çekte davacı şirketin cirosunun bulunmadığı,mahkemece ticari defterlerin incelenmesine karar verildiği davacı tarafından ticari defterlerinin ibraz edilmediği, davacının iddiasının ispatlanamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2018 tarih ve 2014/849 E., 2018/1126 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024