Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/3563 E. 2014/3948 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/3563
- Karar No
- 2014/3948
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : 23/10/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 15/05/2024 NUMARASI : Esas Karar DAVACI : VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... [1 DAVALI : ... - (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLLERİ : Av. ... - DAVA : SIRA CETVELİNE İTİRAZ (KAYIT TERKİN) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 23/10/2024 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2024 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 13/07/2022 tarihli dilekçesiyle; dava dışı ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin iflasına karar verilerek Konya .. İcra (İflas) Müdürlüğünün ..... İflas sırası üzerinden iflas masası oluşturulduğunu, kendilerinin alacaklı olarak sıra cetveline kabul edildiği gibi, davalının da alacaklı olarak sıra cetveline kaydedildiğini ancak, davalının alacağının gerçek bir alacak olmadığını beyan ederek, davalının sıra cetvelinde yer alan alacağının muvazaalı olması nedeniyle terkin edilerek, davalıya ayrılan payın 2004 s. İİK'nin 235/3. maddesi gereğince davacıya ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, öncelikle davada hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş ve ayrıca, davalı ...'nın Konya .. İcra Müdürlüğünün .... E., .... E. ve ... E. sayılı icra takiplerine dayanak teşkil eden sırasıyla 600.000 TL., 1.900.000 TL. ve 900.000 TL. bedelli bono ve çeklerden dolayı müflis şirketten alacaklı olduğunu beyan ederek davanın esastan da reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Kayıt terkin davalarında ispat yükü davalı alacaklıda (emsal Yargıtay 23. HD’nin 21.05.2014 gün ve 2014/3563 E. 2014/3948 K.) olup, davalı ... bu çek ve senetlerin dava dışı müflis şirket tarafından, dava dışı ortaklarına (lehtarlara) gerçek bir alacağa istinaden verildiğini ispat edememiş, davalı ...'nın dava konusu çek ve senetlerde iyiniyetli hamil (3. kişi) de olmadığı sonucuna varılmış, davalının sıra cetveline kabul edilen alacağının davacı yönünden gerçek bir alacak olmadığı sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davalı tarafından yemin deliline de dayanılmış ise de; davacının davalı ile dava dışı müflis şirket arasındaki ticari ilişkileri bilmesi beklenemeyeceğinden, davalının davacı tarafa yemin teklif etme hakkının da bulunmadığı sonucuna varılmış, oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının davasının KABULÜ ile davalı ...'nın, Konya .. İcra (İflas) Müdürlüğü'nün .... İflas sayılı iflas masasına (22/06/2022 tarihli sıra cetveline) kabul edilmiş olan 4.115.077,47 TL.'lik alacağının TERKİN EDİLEREK, 2004 s. İİK.'nin 235/3. maddesi gereğince terkin edilen 4.115.077,47 TL.'lik alacağın, gerekçeli kararda yazılacak ve davacı lehine hükmedilecek yargılama giderleri ile birlikte (sıraya bakılmaksızın) davacı ...'ne alacağı oranında VERİLMESİNE, davacı ...'nin alacağını tahsil etmesinden sonra terkin edilen bu bedelden kalan kısım olursa, sıra cetvelindeki diğer alacaklara sıra cetveline göre dağıtılmasına" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis firmadan alacağı bulunduğunun sabit olduğunu, mahkemece icraya konu kambiyo evraklarının lehtarı ile müflis şirketin arasındaki ilişkiyi bitirebileceğinden, iyi niyetli hamil sayılmaması sonucuna varmasının tamamen hukuka aykırı olduğunu, kambiyo senedinin ticari defterlere kaydının zorunlu olmadığını, müflisin senet nedeniyle borçlu olmadığını yasal delillerle ispat etmesi gerektiğini, kambiyo senetlerinin, doğumlarına neden olan temel borç işleminden soyutlanarak ortaya çıktığını, davacı tarafın açmış olduğu işbu dava, hiçbir hukuki gerekçeye ve delile dayanmaksızın tamamen iflas sürecini oyalamaya, müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye yönelik iken yerel mahkeme tarafından hatalı olarak kabul edildiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, İflas tasfiyesinde düzenlenen Sıra Cetveline itiraz istemine ilişkindir. Davanın, mahkemenin ..... E.sayılı dosyasından tefrik edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından, dava dışı İflas Halinde ... Gıda San ve Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik başlatılan Konya .. İcra Müdürlüğünün.... E, ... E. ve ... E. sayılı dosyaları yönünden, Konya . İcra (İflas) Müdürlüğü'nün .... İflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetveline, davalı alacaklarının muvazaalı olduğu nedenine dayalı itiraz davasında, ispat yükünün davacı alacaklı da mı yoksa sıra cetveli düzenlenen icra dosyasında alacaklı durumunda olan davalıda mı olduğu yönünden yapılan incelemede: Bilindiği üzere, Sıra cetveline itiraz davasının davalısı, cetveldeki alacağının esasına ve miktarına itiraz edilen ilgilidir. Yoksa borçluya veya icra dairesine karşı dava açılamaz. Sıra cetveline itiraz sebepleri davalının alacağının miktarına ilişkin olabileceği gibi davalı alacaklının borçludan alacağı bulunmadığına yönelik olabilir. Davalı alacaklının borçludan alacağı bulunmadığına yönelik itiraz ise, sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan alacaklının alacağının bir kısmının veya tamamının borçlu tarafından ödendiğine yönelik ya da sıra cetvelinde pay ayrılan alacaklının alacağının muvazaalı olduğuna ilişkin olabilir. Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak hususundaki anlaşmalara denir. Muvazaanın tanımından da anlaşılacağı üzere, tarafların başkalarını aldatmak amacıyla yaptıkları görünürdeki işlem kural olarak geçersizdir. Borçlu, hakkında yapılan icra takibinde alacaklısı ile muvazaalı olarak yarattığı borca karşı, ödeme emrinin tebliği üzerine karşı koymamak suretiyle takibin kesinleştirilmesini ve bu suretle diğer alacaklılarının sıra cetvelinde alacaklarını tahsil imkânını kısıtlayabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Mahcuz malın satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması üzerine icra müdürlüğünce düzenlenen sıra cetveline göre, alacağını tamamen veya kısmen alamayan alacaklılar bir başka alacaklının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürebilirler. Bu husus alacağın varlığına yönelik olduğundan dava yoluyla genel mahkemede ileri sürülmesi gerekmektedir. Haciz yoluyla takipte borçlunun itirazı hâlinde, iflâsta da alacağın iflâs idaresince kabul edilmemesi durumunda alacaklı, alacağın varlığını ispat zorundadır. Sıra cetveline itiraz hâlinde ispat külfeti durumu değişmez, yani ispat yükü davacı alacaklıya değil, alacağına itiraz edilen davalı alacaklıya aittir. Aksi durumun kabulü hâlinde, borçlunun itiraz etmemesi veya alacağın iflâs idaresince kabulü durumunda ispat külfeti kuralı değiştirilmiş, olumsuzluğun ispatı kuralı kabul edilmiş olur. Bu davada taraf olan alacaklılar arasında alacakla ilgili doğrudan doğruya bir ilişki bulunmadığından davacı alacaklının böylesine ağır bir külfetin altına girmesi beklenemez. Sırasına itiraz edilen alacaklı, alacağının mevcudiyetini ve miktarını ispat etmek zorundadır. Davalı alacaklı, alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere de karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler, faturalar ve çekler ancak tarafları ve onları cüz’i ve külli halefleri yönünden kesin delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez. (Y.HGK'nın 2019/(23)6-52 E. - 2022/1141 K.sayılı kararı) Konya .. İcra Müdürlüğünün .... E ve .... E. Sayılı takiplere konu bonoların dava dışı müflis ... Ltd. Şti. tarafından şirket ortağı dava dışı ..... lehine düzenlendiği, lehtar ..... tarafından, yine şirket ortağı ........'ya, ........ tarafından da davalı ...'ya ciro edildiği, Konya .. İcra Müdürlüğünün .... E sayılı icra dosyasına konu bononun dava dışı müflis ... Ltd. Şti. tarafından şirket ortağı dava dışı ........ lehine düzenlendiği, lehtar tarafından, .......'ya ciro edildiği, onun tarafından da davalı ...'ya ciro edildiği, görülmüştür. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davada, davacı tarafça, Konya ..İcra Müdürlüğü'nün 2.... E, 2.... E. ve 2.... E.. sayılı icra dosyasında taraflar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu iddia edilmiştir. Davalının alacağının bonoya dayalı olması, alacağın gerçek olduğunun kabulüne yeterli değildir. Davalı alacaklı, bononun düzenlenme nedenini açıklamak, bu nedene göre esas ilişkiyi kanıtlamak durumundadır. Dava dışı borçlu ile davalı alacaklının haricen her zaman için bir senet düzenlemesi mümkün olup, davacıya karşı bu senetlerin yeterli delil olarak kabulünden söz edilemez. Davalı, dava dışı şirketten alacağını usulünce ileri sürülmüş delillerle kanıtlayamamıştır. Bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafça yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 24/10/2024 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.