Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/171 E. 2014/255 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/171
- Karar No
- 2014/255
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1513 KARAR NO : 2024/1680 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/05/2018 (Dava) - 23/06/2021 (Karar) NUMARASI : 2018/146 Esas - 2021/98 Karar DAVA : Markaya ve Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Ref'i, Maddi Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 20/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/146 Esas-2021/98 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından kullanılan ve piyasaya sunularak reklam ve satışı yapılan "..." ibareli ürünün, müvekkiline ait "..." yapıştırıcısının SMK kapsamında korunan marka patent tasarım haklarına aykırılık teşkil ettiğini, marka adı ... ürünün 08/10/1997 tarih 210041 tescil no, 2004/30072 tescil marka, 2008/62629 tescil marka, 2012/02910 tescil marka, 2017/103535 tescil no, 2012/02333 patent tasarım no, 2012/03225 patent tasarım tescillerinin ...ye ait olduğunu, 16/06/2017 tarihinden itibaren pazarlanması konusunda Türkiye'deki tek yetkili firma olan diğer müvekkili ... San. Tic. İmalat İthalat ve İhracat tarafından 24/01/2011 tarihinde tescil edilen ... ibareli marka ve ... ibaresi için 24/01/2011, 16/02/2012 tarihlerinde tescil edilen tasarımların, 1997'den bu yana ... Co Ltd tarafından tescilli olarak kullanılan ... ibareli marka haklarına ve kullanılan ... ibaresinin 04/04/2012 tarihinde bu yana tescilli olarak kullanılan kutu tasarımlarına aykırılık oluşturduğunu, bununla birlikte davacı müvekkiline ait ... ibaresi için tescilli 19/04/2013 tarihli tüp tasarımı mevcut iken, davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin ... ibareli yapıştırıcısına ait tüp tasarımının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde bulunmadığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde ... adına dava açıldığını, 2014/171 Esas-2014/255 Karar sayılı dosyada davalı şirket ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'ye ait ... ibaresinin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, mahkeme tarafından hükümsüzlüğüne karar verilmesine rağmen söz konusu yapıştırıcının ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti tarafından kullanılmaya devam edilerek, kötü niyetli bir şekilde satış ve pazarlamasının yapıldığını, 28/02/2018 tarihli ihtarname gönderilmiş olup davalı yanın ihtarnameyi dikkate almayarak hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini, görsellerden de anlaşılacağı üzere, müvekkiline ait yapıştırıcının dikkat çeken ... ibaresinin ... Ltd. Şti tarafından ... ibaresi olarak aynı renklerde, ... harfi ... rakamına benzetilerek kullanılmasıyla ortalama tüketiciyi yanıltmaya yönelik eylemlerde bulunulduğunu, bunun yanında, tescilli tüp tasarımı bulunmayan ... ibaresinin, tüplerinde kullanılan yeşil renkte ... ibaresinin müvekkili şirkete ait yeşil renkli ... ibaresine benzetilerek açıkça iltibas oluşturulduğunu, bu benzerliğin halkın karıştırmasına sebebiyet verdiğini ve SMK'nın 81.maddesi çerçevesinde tasarım hakkına tecavüz, SMK'nın 29/1.maddesine göre marka hakkına tecavüz sayıldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, bu haksız rekabet ortamına son verilmesi gerektiğini, ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin ... ibaresini mahkeme tarafından verilen hükümsüzlük kararına rağmen kullanmasının halk tarafından karıştırma ihtimali yüksek ve tüketiciyi yanıltmaya yönelik olduğundan pazarlanması ve reklam konusu yapılmasının önlenmesi gerektiğini, aksi halde, markanın itibarından haksız yarar elde edeceğini, itibarına zarar vereceğini, en önemlisi davacı müvekkili şirketlerin tescilli haklarına tecavüz ederek telafisi mümkün olmayan zararlarına sebebiyet vermeye devam edeceğinden işbu davayı açma zaruretlerinin hasıl olduğunu belirterek, müvekkili şirkete tescilli ... ibareli yapıştırıcının sınai mülkiyet haklarına aykırı davranarak müvekkili şirketin itibarından ve ... yapıştırıcısının dünya çapındaki tanınmışlığından faydalanan ... Ltd Şti'nin kullanmakta olduğu ... ibareli yapıştırıcısı ile sebep olduğu muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasını, ... Ltd. Şti'nin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir ve ... Ltd Şti'nin .... ibaresini kötü niyetle tescil ettirmesiyle elde ettiği net kazanç doğrultusunda bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek miktar kadar ıslah edilmek üzere, şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yoksun kaldıkları 1.000,00 TL kazanç ile, ... yapıştırıcısının marka patent tasarım haklarına iltibas suretiyle tecavüz edildiğinden kötü şekilde kullanılması ve üretilmesi, ürünlerine temin edilmesi ve uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkı zarara uğradığından, bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek miktar kadar ıslah edilmek üzere şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile toplam yoksun kalınan kazanç talebinin 41.112,62-TL'ye çıkartıldığı anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6.maddesine göre, yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkilinin Bağcılar/İstanbul adresinde ikamet ettiğini, yetkili ve görevli mahkemenin Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı ... Sanayi Ticaret İmalat İth. ve İhr. Ltd. Şti'nin huzurdaki davayı kendi adına açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, onun açısından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini, herhangi bir lisans sözleşmesinin de dosyaya sunulmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48.maddesi gereğince davacı ...nin yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, müvekkili davalı şirketin ... şekil ibareli markasının, TPE nezdinde tescilli olup, tescilli markanın kullanılmasının engellenmesine yönelik bir karar verilmesinin mevcut hukuk kurallarına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre mümkün olmadığını, markaların hükümsüzlüğü yolunda kararlar ile sicilden terkinleri sağlandıktan sonra korumalarının kalkacağını ve bu tarihten itibaren kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğunun ileri sürülebileceğini, tescilli markaya ilişkin olarak marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarında bulunulamayacağı gibi, markanın kullanılmasının engellenmesi yönünde tedbir talebinde de bulunulamayacağını, davacı ...adına tescilli bulunan 210041 sayılı tescil nolu markanın sadece ... ibaresinden oluştuğunu, hiçbirinde ... ibaresinin geçmediğini, müvekkilinin markasının ve kullanımının davacı şirket adına tescilli ... şekil ibareli marka ile yakından uzaktan bir benzerliğinin söz konusu olmadığını, ayrıca davacı adına tescilli bulunan 10/01/2012 tarihli 2012/02910 tescil nolu markanın 1.ve 16. sınıfta tescilli olmadığını, müvekkili davalı şirket adına tescilli bulunan 2010/10343 tescil nolu ... şekil ibareli markanın TPE nezdinde sadece 1.ve16. sınıfta tescilli olduğunu, davacı şirket adına tescilli bulunan 2012/02910 tescil nolu ... ibareli markanın 1. 16. ve 35.sınıflarda tescilli olmadığını, TPE'den gelen müzekkere cevapları da incelendiğinde taraf markalarının ayrı sınıflarda tescil edildiğinin açıkça görüleceğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı adına tescil başvurusu yapılan ... ibareli 04/07/2014 tarihli 2014/56490 sayılı marka tescil başvurusunun işlemden kaldırıldığını, akıbetinin TPE'den sorulmasını talep ettiklerini, müvekkili davalı şirketin TPE nezdinde 19/02/2010 tarihinde 2010/10343 sayılı ... şekil ibareli markanın tescili için başvuru yaptığını, TPE tarafından yapılan tüm araştırma ve incelemeler neticesinde müvekkilinin markasının TPE nezdinde tescil edilmiş herhangi bir marka ile aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığının, tescilli herhangi bir marka ile iltibas yaratmadığının tespit edildiğini, ayrıca müvekkilinin markasına yapılan tüm itirazların reddedildiğini ve markanın tesciline karar verildiğini, benzerlik olsaydı, TPE tarafından müvekkili davalı şirketin başvurusunun reddedileceğini, her iki marka görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan karşılaştırıldığında aralarında bir benzerlik olmadığının açıkça görüleceğini, ayrıca Türkiye pazarında, söz konusu markaların kullanıldığı ürünler ile aynı nitelikte olan birçok ürün bulunduğunu, aynı nitelikte olan ürünlerin, farklı isimler kullanılarak piyasaya arz edildiğini, bu nedenle, ortalama bir tüketicinin mevcut piyasada bulunan çeşitlilikten haberdar olacağını, ürünlerin tümünde açıkça görüldüğü üzere ... ve ... kelimelerinin kullanıldığını, İngilizce olan ... ve ... kelimelerinin Türkçe'de yapışma, yapıştırıcı, tutkal, yapıştırmak, bağlamak ve tutturmak anlamlarına geldiğini, zaten bu kelimelerin sadece bir kişinin tekelinde olmasının imkanı bulunmadığını, markalarda önemli olanın öne çıkan isim olduğunu, davacının markasında kullanılan isim ... iken, müvekkilinin kullandığı ismin ... olduğunu, müvekkilinin gönderilen ihtarnameye karşı 02/03/2018 tarihli ihtarname ile cevap verdiğini ve bir iltibasın olmadığının açıkça belirtildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "...Dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacı markaları ile davalı kullanımlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davacı marka sınıfları ile davalı iştigal alanlarının benzer olduğu, aynı tüketici kitlesine hitap ettiği, davacı markaları ile davalı kullanımlarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamında alınan muhasip bilirkişi raporu dikkate alındığında, davalının tecavüze konu ürünlerin kullanımından elde ettiği net karın 41.112,62-TL olduğu, davacıların dava açarken faiz istemediği, ancak 09/04/2021 tarihli ıslah dilekçesinde faiz talep ettiği, Yargıtay 11. HD 2014/9602 E - 2014/19971 K ve 17.12.2014 tarihli ilamında da belirtildiği üzere faiz alacağı asıl alacağın eklentisi olup, ayrı bir dava ile istenebileceği gibi ıslah yolu ile de istenebileceği dikkate alınmak suretiyle davacının faiz talebinin ıslah tarihinden itibaren işlemesinin uygun bulunduğu, itibar tazminatının SMK'nın 150/2. maddesinde düzenlendiği, bu maddeye göre; sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebileceği, her ne kadar davacılar itibar tazminatı talep etmiş ise de davalının tecavüze konu ürünlerin kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğradığına dair dosyaya net somut bir delil sunmadığından davacıların itibar tazminatı talebi yerinde görülmemiş olmakla, sonuç olarak; DAVACILARIN, DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE, dava konusu olan ve davalıya ait '...' ibareli markanın davacının markasına tecavüzünün ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA ve KALDIRILMASINA, davacıların marka hakkına tecavüzden kaynaklı 41.112,62-TL' nin ıslah tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların İTİBAR TAZMİNATI TALEBİNİN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI ...ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN, "...Hükmün itibar tazminatı talebinin reddi ve 41.112,62 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine dair kısımlarının kaldırılarak, itibar tazminatı taleplerinin kabulü ile 41.112,62 TL'nin ıslah tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacı ...'e verilmesine, davalı yana ait 201201030 tescil no'lu, 16/02/2012 tescil tarihli kutu tasarımı ile 2011/00391 tescil nolu, 24/01/2011 tescil tarihli desen ambalaj tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine şeklinde karar verilmesini talep ettiklerini, nihai hüküm ile yalnızca marka hakkına tecavüz yönünden karar tesis edildiğini, müvekkilinin tasarım haklarına tecavüz yönünden karar verilmediğini, dava dilekçelerinde davalı yanın 2012/01030 tescil nolu kutu tasarımı ile 2011/00391 tescil nolu desen ambalaj tasarımının müvekkili davacı ...'in 2012/02333 tescil nolu, 04/04/2012 tescil tarihli ve 2012/03225 tescil nolu 19/04/2013 tescil tarihli tasarımları ile iltibas oluşturduğu ve bu nedenle sicilden terkinine karar verilmesinin talep edildiğini, 10/07/2019 havale tarihli bilirkişi heyet raporunun 14.sayfasında davalı şişesinin davacı adına 2013/03225 sayı ile tescilli tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil ettiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığını ve bu hususun görsellerle de belirtilerek desteklendiğini, davalıya ait tescillenmiş tüp tasarımlarının bulunmadığını, kullanılan şişenin müvekkilinin tescilli tasarımından doğan ve SMK kapsamında korunan haklarına tecavüz ettiğinin bilirkişinin haklı tespitlerinden olduğunu, davalı yana ait tasarımın hükümsüzlüğü hususundaki davalarının haklılığı bilirkişi raporu ile de sübuta ermesine karşın bu hususta herhangi bir hüküm tesis edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yoksun kalınan kazanç tazminatının münhasıran müvekkili ...'e verilmesi gerekirken, her iki davacıya verilmesine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tamamı lisans sahibi müvekkili ...'e özgülenmesi gerekirken distribütör diğer davacı ile birlikte hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olup 41.112,62 TL'nin tamamının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili ...'e verilmesini talep ettiklerini, itibar tazminatı taleplerinin reddinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, SMK'nın 150/2.maddesine göre, ayrıca tazminat istenebileceğini, marka sahibinin itibarı ile işletmenin itibarının, markanın itibarı ile de yakından ilişkili olduğunu, işin doğası gereği markaya tecavüz fiillerinin büyük çoğunluğunda zaten markanın kötü kullanımı veya uygun olmayan şekilde piyasaya sürülmesi, daha ucuz ve kalitesiz malzemelerin kullanılması olduğunun bir gerçek olduğunu, müvekkili şirket gibi ülkeler çapında tanınmış markaların itibarının alelade markaların itibarından fazla olduğu ve kötü kullanım veya uygun olmayan tarzda piyasaya sürülme durumlarında bu itibarın daha fazla zedeleneceğinin aşikar olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, davalının tecavüz fiilinde, markanın kötü kullanımı veya uygun olmayan şekilde piyasaya sürülmesinin, daha ucuz ve kalitesiz malzemelerin kullanılmasının açık olduğunu, dolayısıyla yerleşik Yargıtay içtihatları gereği itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, defaten alanında uzman bir başka bilirkişiden ürünün davalı tarafından daha kötü bir şekilde kullanımı ve üretilmesi hususunda rapor alınmasını talep etmişseler de dikkate alınmadığını, dosyanın direkt olarak hesap bilirkişisine gönderildiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVACI TASFİYE HALİNDE ... SAN. TİC. İMALAT İTHALAT VE İHRACAT LTD. ŞTİ. VEKİLİ TARAFINDAN; "...41.112,62 TL'nin ıslah tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesini talep ettiklerini, bilirkişi heyet raporunun sonuç kısmında yapılan kapsamlı değerlendirmeler neticesinde; '(...) 2.Davalı ürününde kullanılan şişe tasarımının davacı ...ye ait 2013 03225 sayılı tasarım tescil belgesine konu tasarım ile aynı görünüm özelliğine sahip olduğu ve davalı şişesinin davacı adına 2013 03225 sayı ile tescilli tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil ettiği' kanaatine varıldığını, davalı yana ait tasarımın hükümsüzlüğü hususunda davalarının haklılığı bilirkişi raporu ile de sübuta ermesine karşın bu hususta herhangi bir hüküm tesis edilmemesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yana ait 2012/01030 tescil nolu, 16/02/2012 tescil tarihli kutu tasarımı ile 2011/00391 tescil nolu, 24/01/2011 tescil tarihli desen ambalaj tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiklerini, marka sahibinin itibarı ile işletmenin itibarının, markanın itibarı ile de yakından ilişkili olduğunu, hemen hemen bütün markaya tecavüz durumlarında itibar zedelenmesinin oluşacağı kuşkusuzken müvekkili şirket gibi ülkeler çapında tanınmış markaların alelade markaların itibarından fazla olduğu, kötü kullanım veya uygun olmayan tarzda piyasaya sürülme durumlarında bu itibarın daha fazla zedeleneceğinin aşikar olduğu hususlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini, dolayısıyla mevcut düzenleme kapsamında ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, defaten alanında uzman bir başka bilirkişiden rapor alınması ve bu raporun ardından itibar tazminatı hesaplaması yapılması talep edilmişse de dikkate alınmadığını, dosyanın direkt olarak hesap bilirkişisine gönderildiğini, davada iki ayrı davacı bulunmasına rağmen hüküm kısmında sehven davacıya vekalet ücreti ödenmesi ve davacıya mahkeme gideri ödenmesi demek suretiyle hüküm kurulmuş olmasının kararın infazında sorunlara yol açacağından hüküm kısmındaki bu durumun da düzeltilmesi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Davacı tarafça iddia ve savunmanın değiştirilmesi/genişletilmesi yasağının başlamasından çok sonra ve usulen mümkün olmayacak şekilde rapora itirazları ile SMK'nın 151/2-b.bendine göre yani Sınai Mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplama yapılmasının talep edildiğini, devamında SMK'nın 151/4.maddesinin 2.fıkrasının a ve b bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinin birinin seçilmiş olması halinde talep edilebilecek ek pay hesabı yapılmasının talep edildiğini, davacı tarafın 14/02/2019 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarında; '....SMK'nın 151.maddesinin 2/b maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç üzerinden yoksun kalınan kazancın tespitini talep ettiklerinden, dosyanın hesaplama yapılmak üzere bilirkişiye tevdiine, hesaplanacak yoksun kalınan kazanca hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine' şeklinde taleplerde bulunduğunu, açıkça iddianın değiştirilmesi, genişletilmesi yasağına aykırı talepleri olan davacının usule aykırı işlemlerinin kabulünün tamamen usul ve yasaya aykırı olup ilk derece mahkemesi kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bütünsel benzerlik bulunmadığından dosyanın yeniden ele alınması, kabul manasına gelmemek kaydıyla bir an için iltibasın mevcudiyeti kabul edilse dahi Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/171 Esas-2014/255 Karar sayılı 06/02/2015 tarihinde kesinleşmiş kararındaki; '....davalı adına TPE nezdinde 01.ve 16.sınıflarda tescilli 2010/10343 nolu ... şekil ibareli markanın tescilli olduğu 01. sınıfında yer alan emtiası yönünden kısmen iptal/hükümsüzlüğüne sicilden terkinine, 16.sınıftaki emtialar yönünden hükümsüzlük işleminin reddine...' şeklindeki kararının göz ardı edilmemesi gerektiğinin açıklandığını, son olarak yine davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla bir an için iltibasın oluştuğunun kabulü halinde dahi Fikri Mülkiyet Kanunu'nun 151/3.maddesi uyarınca özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlali nitelik boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulması gerektiğini, zarar hesaplanırken pazarın doymuş olması, ilgili ürüne azalan talep, cironun hukuka uygun olarak üretilen rakip firma mallarına kayması gibi durumların dikkate alınarak yoksun kalınan kazanç kaleminden ayrıştırılması ve bu haliyle rapor tanzim edilmesinin talep edildiğini, ilk derece mahkemesi kararında 'marka hakkına tecavüzden kaynaklı 41.112,62 TL'nin' şeklinde kurulan hükmün davacı lehine hükmedilen miktarın niteliğinin ne olduğunun belirtilmemesi nedeniyle de hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, hükmedilen alacak kaleminin ne olduğu bilinmeksizin savunma hakkının kullanılmasının imkansız olduğunu, gerekçeli kararın mahiyetine aykırı şekilde yazılan kararın kaldırılması gerektiğini, iltibasın bulunmadığına ilişkin itirazlarının bilirkişilerce incelenmediğini, inceleme yapılmaksızın davacının muvafakatleri olmayan davayı genişletme içerikli taleplerine konu hesaplamalar yapıldığını, hükme esas alınabilir ve denetlenebilir nitelikte olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak kurulan hükmün açıkça hukuka aykırı olduğunu, iltibasın varlığı için markaların esas ve tamamlayıcı unsurları ile iki marka arasında doktrin ve yargı kararlarında benimsenen ilkeler göz önüne alınarak benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarında esaslı unsur - tali unsur ayrımı dahi yapılmadan görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerliklerin olup olmadığı saptanmadan rapor tanzim edildiğini ve bu raporlara göre hüküm kurulduğunu, her iki markanın farklı nice sınıfında kullanıldığı göz önüne alınması ve iltibasın var olup olmadığının netleştirilmesi gerektiğini, davacı tarafın ... ibareli markanın ne hükümsüzlüğünü ne de 2012/01030-2011 00391 tescil nolu tasarımların sicilden terkinini istediğini, bu nedenle davacının talebinden daha fazlasının incelenmesi ve hükme esas alınarak değerlendirilmesinin usul ekonomisine ve temel usul kurallarına aykırı olduğunu 1.sınıfta yer alan malların ortalama tüketicilerinin bilinçli tüketiciler olduğunu, 16.sınıfta yer alan malların ortalama tüketicilerinin sıradan tüketiciler olduğunun bilindiğini, sonuç olarak bir grup tüketicinin zaten markalar hakkında yeterli bilgi ve donanıma sahip olması ve şeklen iki benzerlik bulunmaması nedeniyle diğer bir grup tüketicinin ise kelime ve şeklin iki markanın farklı olduğunu anlayacaklarının açık olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin tüm kazançları ele alınarak hazırlanan ve ıslaha konu edilen miktara göre karar verilmiş olup hükmün bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin meşgul olduğu iş gereği tek kazancının işbu davaya konu ürün olmadığını, ancak bilirkişi raporlarında bu durumun yeteri kadar ayrıştırılmadığını...." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, marka ve tasarıma tecavüzün tespiti, önlenmesi, yoksun kalınan kazancın ve itibar tazminatının tazmini istemlerine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili ve davacılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların marka/tasarım sahibi ve lisans sahibi sıfatıyla açtıkları davadaki taleplerinde; davalının daha önceden de davaya konu edildiği halde tecavüz teşkil eden eylemlerine devam ettiği, ihtara rağmen de marka ve tasarıma tecavüze son vermediği, kalitesiz ürünlerin kullanımı suretiyle markanın itibarına zarar verdiği belirtilerek tecavüzün men'i ve yanısıra, maddi tazminat da talep edildiği ve hesaplamanın SMK 151/2-b maddesi uyarınca yapılmasının istendiği, davalı tarafından ise; bahse konu diğer mahkemedeki dava dosyasında yalnızca 1.sınıfa dahil mal ve hizmetler yönünden aleyhlerine hüküm kurulup, 16.sınıfa dahil mal ve hizmetlere ilişkin müvekkilinin tescili devam eden bir markası olduğunun açık olduğunu, bu nedenle tecavüz iddiasının bu kapsamda gözetilmesi gerektiği, herhangi bir iltibas yaratacak benzerlik de olmadığı savunmasıyla davanın reddinin talep edildiği anlaşılmaktadır. 2-Mahkemece farklı bilirkişilerden raporlar alınmak suretiyle, davacıya ait tescilli markalar ile davalının tescilli markasının karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde; davalının markasını kullanım şekli itibariyle (örneğin, özellikle davacının markasındaki ... ibaresini ... şeklinde yazarak, marka tescilinden farklı bir kullanımla bu kısmı ayırarak davacı markasına yaklaştırmak suretiyle ve davacı ile aynı renkleri kullanmak suretiyle) iltibas yaratacak nitelikte kullanmakta olup, markaya tecavüzün bulunduğunun kabulü gerektiği, yine davacının tescilli tasarımı olan ürün şişesine yönelik davalı kullanımının da tasarıma tecavüz teşkil ettiği yönünde görüşler bildirildiği, davacının seçtiği hesaplama yöntemi uyarınca mahkemece SMMM bilirkişiden kök ve ek raporlar alınarak yukarıda yazılı şekilde hüküm tesis edildiği görülmektedir. Mahkemece, marka/tasarım uzmanı bilirkişilerin katılımı ile alınan uzman heyet raporlarında, davalının marka ve tasarımı kullanım şeklinin tecavüz teşkil ettiği, ürünlerdeki "..." kelimesi yapıştırıcı anlamında ise de, bütüncül yaklaşımla değerlendirildiğinde davalının kullanım şekli ve öne çıkardığı unsurlar uyarınca, kullanımının iltibas yaratacak nitelikte olduğu belirlenmiş olup, bu yönde mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bu konudaki itirazları yerinde değil ise de, tazminat hesaplamasının davalının dava konusu marka ile ilgisi bulunmayan farklı ürünlerine dair kazancı da dahil edilerek yapıldığına dair itirazı bakımından, mahkemece eksik inceleme yapıldığüı, yeniden alınacak raporda davalı tarafın bu itirazlarının incelenip gerekçeli şekilde karşılanması gerektiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu husustaki itirazının kabulü gerekmiştir. 3-Davacılar vekillerinin istinaf istemi bakımından; davacı tarafın dava dilekçesindeki tüm talepleri yönünden hüküm tesis edilmemiş olması yönüyle de kararın kaldırılması gerekmiştir. Zira, dava dilekçesinde, "...davalının '...' ibareli yapıştırıcısı ile sebep olduğu muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılması.." şeklinde talepte bulunulmuş, dilekçe içeriğinde davacıya ait tescilli markaların yanısıra tescilli tasarımlardan da bahsedilerek, davalının tümüne dair tecavüz eylemleri anlatılmış olup, mahkemece tasarıma yönelik tecavüzün tespiti ve men'ine dair bir değerlendirme yapılmamış ve bu yönde olumlu/olumsuz hüküm tesis edilmemiş olması doğru olmamıştır. Davacı tarafın istinafı bu açıdan kabul edilmekle birlikte, istinaf itirazlarındaki "marka/tasarımın hükümsüzlüğünü de talep ettikleri"ne dair itirazının ise dava dilekçesi içeriği uyarınca bir hükümsüzlük davasının sözkonusu olmamasına göre kabulü mümkün görülmemiştir. 4-Mahkemece eksik hususlarda yapılacak incelemede; davacının daha önceki yıllarda Türkiye distribütörü olan davadışı şirket tarafından davalıya karşı tek bir tescilli davacı markasına dayalı olarak açılan davanın, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/171 E. sayılı dosyasında görüldüğü ve açılan dava sonucunda verilen 2014/255 K. sayılı kararın kesinleşmiş olduğu da gözetilerek, o davada davalıya ait 2010/10343 tescil nolu markanın 1.sınıf bakımından hükümsüz kılınıp terkinine karar verilmiş olması ve 16. sınıfta kayıtlı mal ve hizmetler yönünden -taleple bağlılık gerekçesiyle- davanın reddedilmiş olması hususunun da yapılacak değerlendirmede gözetilmesi gerektiği açıktır. 5-Davacı tarafça itibar tazminatı da talep edilmiş olmakla, bu yönde, davalı tarafın kalitesiz ve uygunsuz şekilde piyasaya davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde ürün sürdüğüne dair itirazlar, içerisinde sektör bilirkişinin de bulunduğu konusunda uzman bir bilirkişi heyeti tarafından incelenip değerlendirilmeden, yeterli gerekçe dayalı olmayacak şekilde bu yöndeki talebin reddi de eksik inceleme olarak görülmüş, davacı tarafın bu yöndeki itirazının kabulü gerekmiştir. 6-Mahkemece kurulan hükümde, davalı marka tescil bilgileri ve hangi sınıf ya da sınıflar bakımından tecavüzün tespit ve men'ine karar verildiği belirtilmeden karar verilmiş olması, kabule göre hükmedilen 41.112,62-TL yoksun kalınan kazanç tazminatının marka sahibi davacı yerine, distribütöre de verilmesine dair hüküm tesis edilmesi, yine iki davacı olduğu gözetilmeksizin yargılama giderleri ve vekalet ücretine dair infazda sorun yaratacak şekilde müphem bir hüküm kurulması doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu yönler itibariyle de kaldırılması gerekmiştir. 7-Davalı taraf, hükmedilen maddi tazminatın niteliğinin kararda açıklanmadığını ileri sürmüş olup, hükümde bu hususta tereddüde yer bırakmayacak şekilde karar verilmesi gerekliliğine mahkemece uyulmadığı görülmekle, bu itiraz da savunma hakkı kapsamında yerinde görülmüştür. 8-Kabule göre; hesaplamaya ilişkin istinaf itirazları ile ilgili olarak, davalı tarafın itirazlarının aksine mahkemece SMK 151/4.madde uyarınca ek bir tazminat belirlenmemiş olup, bu yöndeki itirazın kabulü mümkün görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı ...Şti. vekilinin, davacı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret İmalat İthalat ve İhracat Ltd. Şti vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ...vekilinin, davacı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret İmalat İthalat ve İhracat Ltd. Şti vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/146 Esas - 2021/98 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı ...vekilinin, davacı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret İmalat İthalat ve İhracat Ltd. Şti vekilinin ve davalı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE, 4-Davacı ...vekilinin İstinaf aşamasında Dairemizden talep ettiği İHTİYATİ TEDBİR istemi bakımından; kararın kaldırılarak dosyanın yerel mahkemeye iade edildiği de gözetilerek bu aşamada Dairemizce KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, davacı tarafın bu hususta mahkemesinden talepte bulunma hususunda muhtariyetine, 5-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı ...tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davacıya iadesine, b-Davacı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret İmalat İthalat ve İhracat Ltd. Şti tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davacıya iadesine, c-Davalı tarafından yatırılan 702,00 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı ...tarafından, davacı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ticaret İmalat İthalat ve İhracat Ltd. Şti tarafından ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/11/2024