Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/16833 E. 2015/2677 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/16833
- Karar No
- 2015/2677
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1487 KARAR NO: 2024/1572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/01/2021 NUMARASI: 2016/716 Esas - 2021/34 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı bankanın Merter Şubesinde bulunan döviz hesabından, Almanya'da faaliyet gösteren ... şirketin banka hesabına 28.08.2015 tarihili ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 358,300.00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 350,000,00 Euro, 27.08.2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 380.000,00 Euro olmak üzere toplam 1.425,000.00 Euro transfer gerçekleştirmek istediğini, bu işlemlerden 28.08.2015 tarihli ... referans numaralı ve 359.945,00 Euro tutarlı, ... referans numaralı ve 350.000,00 Euro tutarlı, 27.08.2015 tarihli ... referans numaralı ve 380.000,00 Euro tutarlı işlemlerin davalı bankadan kaynaklı sebeplerle başarısız olarak banka hesabına geri geldiğini ancak davalı bankanın kendisine dönen bu parayı davacıya iade etmek yerine, hatalı işlemle dava dışı ... Dış Ticaret Sanayi Ltd. Şti.'nin hesabına gönderdiğini, yanlışlığın düzeltilmesi için bankaya mail ve telefon yolu ile ulaşılarak paranın akıbetinin sorulduğunu, bankaca 07.09.2015 tarihli hatalı havale işlemi ile paranın gönderilmesine rağmen uzun süre müvekkili şirketin oyalanarak muhabir bankadaki işlemlerin uzadığının söylendiğini, 24.12.2015 tarihinde banka şube müdürünün müvekkili şirket yetkilisini şubeye çağırdığını ve şirket yetkilisinin bankaya ismi bildirilen tanıklarla gittiğini, şube müdürünün muhabir bankanın parayı gün içerisinde iade edeceğini ancak iadenin gerçekleşmesi için bir kaç imzaya ihtiyaç duyulduğunu belirterek müvekkilinden imza aldığını, paranın iade edileceği inancı ile bir kaç belgenin imzalandığını, imzalanan belgelerin bir nüshasının müvekkiline verilmediğinden içeriğinin bilinmediğini, ayrıca temsilcinin yabancı olması nedeniyle Türkçe'yi iyi derecede anlamadığını, müvekkilinin ısrarlı araması ile banka yetkililerinin görüşmeyi kabul ettiğini ve tanıklar huzurunda yapılan görüşmelerde hatalı hesaba para gönderildiğinin kabul edildiğini ancak müvekkili şirketin yetkilisine imzalatılan belgeler nedeniyle bir talepte bulunulamayacağını beyan ettiklerini, paranın havale alıcısından talep edilmesi gerektiğinin bildirildiğini ileri sürerek, içeriği bilinmeyen ve şirket temsilcisine imzalatılan belgelerin iptaline, şimdilik 350.000,00 Euro'nun 27.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 09.12.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 739.945,00 Euro artırarak toplam 3.828.265,97 TL (1.089.945,00 Euro) bedelin 350.000,00 Euro kısmının 27.08.2015 tarihinden itibaren, 739.945,00 Euro'nun ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince, davacı şirketin verdiği ... referans numaralı Euro, ... referans numaralı 350,000 Euro ve ... referans numaralı 359.945 Euro havale talimatının yerine getirildiğini ancak muhabir bankanın "Banka Politikası’ gerekçesiyle havale tutarlarının iade edildiğini, iade edilen havale tutarlarının ... Dış Tic. Ltd. Şti. hesabına geçirildiğini, bankanın bu işlemine davacı şirketin yetkilisi ...'in onay vererek işlem dekontlarını imzaladığını, davacı şirket yetkilisinin onay ve imzasıyla paranın nihai olarak gönderildiği ... Dış Tic.Ltd.Şti. ile davacı şirket arasında organik ve ekonomik bağ bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde sunulan hesap özetinin ... Dış Tic.Ltd.Şti'ne ait olduğunu, dava dışı şirketin ticari sırrı olan hesap hareketinin davacının elinde olmasının da bağlantıyı gösterdiğini, para yatırma işlemlerinin ... Şirketinin işlemlerini yürüten ... tarafından gerçekleştirildiğini ve söz konusu işlemlere ilişkin para yatırma dekontlarının ... tarafından imzalandığını, iade edilen havale göndericisi yerine davacı şirketin yetkilisinin onay ve İmzası ile- ... Şirketine ödenmesi işleminin bankacılık uygulamalarına uygun olduğunu, paranın ... Turizm Şirketi'nin hesabına geçirilmesine davacı şirket yetkilisinin onay verdiğini, havale bedelleri içerisinden 380,000 Euro'nun iade suretiyle Şubeye teslim edilmesinden sonra bu miktarın davacı şirketin hesabına alacak kaydedildiğini, söz konusu 380.000 Euro davacı şirket yetkilisinin talimatı, onayı ve imzası karşılığında hem ... San. ve Dış Tic.Ltd.Şti. hem de ... San. ve Dış Tic.Ltd Şirketinin işlemlerini yürüten ...'e ödendiğini, bu durumun bile her iki şirket arasındaki bağlantıyı gösterdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Netice olarak mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre; davacı şirketin davalı bankanın Merter Şubesi nezdinde ... IBAN numaralı döviz hesabı bulunduğu, bu hesap üzerinden Almanya'da faaliyet gösteren ... isimli firmanın banka hesabına; 28/08/2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 358,300.00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 350,000,00 Euro, 27/08/2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 380.000,00 Euro olmak üzere toplam 1.425,000.00 Euro tutarında para transferi işlemleri gerçekleştirmek üzere başvurulduğu, ancak söz konusu para transferinin bir kısmının gerçekleştiği, 28/08/2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro tutarlı, ... referans numaralı 350.000,00 Euro tutarlı, 27/08/2015 tarihli ... referans numaralı 380.000,00 Euro tutarlı havale işlemlerinin, davalı bankadan kaynaklı sebeplerle başarısız olduğu, bu miktarların ... isimli firmaya gönderilemediği ve davalı bankanın hesaplarına iade olduğu, davalı bankanın ... isimli firmaya göndcrilemeyen parayı, dava dışı ... Dış Ticaret sanayi Ltd. Şti. İsimli firmanın banka hesabına gönderdiği ve dava konusunun da bu para miktarına ilişkin olduğu ve bu paranın davacı şirkete verilmesine dair olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tanıklar dinlenilmiş ve bilirkişi raporları aldırılmıştır. Davalı banka dava konusu olan para miktarının dava dışı ... Şti'ne aktarıldığı yönündeki iddiayı inkar etmemiş, kayıt ve belgeler ile de sabit olan bu durumu, davacı şirket ile, dava dışı ... Şti arasında organik bağ olduğu, bankada daha önceki süreçlerde işlem yapan temsilcilerinin aynı kişi olduğu ve davacı yetkilisinden ... Şti'ne yapılan para transferlerine yönelik işlemler için dekontlar üzerine kaşe ve imza suretiyle icazet alındığına ve sonradan verilen bu icazetin geçerli olduğuna, aldatma durumu olmadığına dair savunmalara dayanmıştır. Öncelikle, davalı bankanın yüksek miktardaki (... Şti'ne yapılan) bu para transferlerine ilişkin olarak, paranın asıl sahibi olan davacı şirketten işlem öncesi yazılı talimat almamış olması, yurtıdışına gönderilemeyen paranın iade gelmesi üzerine asıl hesap sahibi olan davacı tarafı bilgilendirmemesi bankacılık uygulamaları açısından hatalı bir işlem olmuştur. Davalı banka davacı şirket ile, dava dışı ... Şti'nin işlemlerinin ... isimli kişi tarafından yapıldığını belirterek aralarında organik bağ olduğu iddiasıyla dava konusu paranın dava dışı ...Şti'ne aktarıldığına dair savunma yapmış ise de, iki şirket arasında organik bağ olduğunu düşünmenin sadece bankada işlem yapan temsilcinin aynı olmasına dayanamayacağı ve ayrıca organik bağ olduğu varsayılsa bile, parayı göndermeyi asıl olarak talep eden davacı şirketin hesabına parayı iade etmekte bir sakınca yok iken (zira bu hususta bir paranın davacı şirket hesabına aktarımında teknik veya başka bir sebeple bir sıkıntı olduğuna dair bir beyan olmadığından) ve bu durum bankacılık uygulamaları ve sorumluluğun doğmaması adına yapılması gereken işlem iken, hangi gerekçe ile dava dışı ... Şti'ne para transferinin yapıldığı anlaşılamamıştır. Daha açık bir ifade ile A nın parasını A ya iade etmekte bir sakınca yok iken, aralarında nasıl olsa bağlantı var B ye gönderelim diye (paranın A ya gönderilme işlemi ile aynı nitelikte) işlem yapılması, banka personelinin hatası olduğu kanaatine varılmasına neden olmuştur. Davalı banka tarafından dava konusu olan para miktarları 07/09/2015 tarihinde dava dışı ...Şti hesabına aktarılmış, incelenen mail yazışmalarından davacı tarafın 07/12/2015 tarihinde hala bu paraların akıbetine ilişkin bilgi edinmeye çalıştığı anlaşılmıştır. Davalı bankanın icazet verildiğine dair imzaların dekontlar üzerine atıldığı tarih ise bu son mailden iki gün sonra 09/12/20215 tarihindedir. Davalı banka bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinde, davacı tarafın son mailden iki gün sonra icazeti verdiğini ve mailler gerekçe gösterilerek icazet olmadığını ileri sürmenin doğru olmadığını belirtmiştir. Yukarıdaki paragraflarda yapılan açıklamalara göre yapılan işlemin davalı bankanın hatası olduğuna kanaat edilmiştir. Dinlenilen tanık beyanları, davalı banka yetkilileri ile yapılan toplantılar, ve tüm dosya kapsamına göre 07/09/2015 tarihli üç adet dekont üzerinde davacı şirketin kaşesinin ve imzasının bulunuyor olmasının, bu işlemlere icazet verildiği anlamına gelmeyeceği, işlemler ile ilgili belgelerin görüldüğünü kanıtlamaya yeterli olacağı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak toplam 1.089.945,00 Euro'nun, 350.000,00 Euro'luk kısmının 13.05.2016 tarihinden itibaren, 739.945,00 Euro'luk kısmının ıslah tarihi olan 09.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece tanıkla ispat yasağı olan bir konuda tanık dinlendiğini ve şirket yetkilisinin onayı ile yapılan işlemlerin yok sayıldığını, bankaca şirket yetkilisine iade ve ödemesi yapılan 380.000 Euro yönünden dahi kabul kararı verildiğini, davacı şirket yetkilisinin bizzat imzaladığı dekontlarla 380.000 Euro ödeme aldığını, işlemin hukuka ve şirket yetkilisinin iradesine uygun olduğunu, yazılı delille ispat edilen söz konusu icazetin, müvekkilince yapılan havalenin hukuka uygun olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin sonradan verdiği icazet ile bankanın yaptığı havale işlemini geçerli hâle getirdiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.02.2015 tarih ve 2014/16833 E., 2015/2677 K. sayılı kararında da sonradan atılacak imza ile icazet verilebileceğinin kabul edildiğini, buna rağmen mahkemece sonradan atılan imzanın icazet anlamına gelmediğinin kabul edildiğini, 380.000 Euro'nun iade alınmasının ne anlama geldiğinin kararda değerlendirilmediğini, şirket yetkilisinin dekont üzerindeki imzasının ne şekilde icazet anlamına gelmediğinin açıklanmadığını, davacı şirket yetkilisi ... ile ... Dış Tic. Ltd. Şti'nin işlemlerini yürüten ...'in 09.12.2015 tarihinde müvekkili bankanın ... Merkezi Şubesini ziyaret ettiklerini, bu ziyareti esnasında zaten onayında olan havale işlemlerine ilişkin dekontları imzaladığını, davacı tarafından da itiraz edilmeyen, kesin delil olan imzalı dekontlar ve kamera kayıtları ile ispatlanan olguların yok sayıldığını,380.000 Euro'nun davacı şirket yetkilisinin talimatı, onayı ve imzası karşılığında (hem ... Dış Tic. Ltd. Şti hem de ... San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti işlemlerini yürüten) ... isimli kişiye ödendiğine ilişkin anların da kamera kayıtlarında yer aldığını, imza ile ispatlanan ve kamera kayıtlarına yansıyan ödeme olgusunun yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece alının 07.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, işlemlerin usulüne uygun olduğunun belirlendiğini, HMK'nun 200 ve 201.maddeleri uyarınca tanıkla ispatlanması mümkün olmayan hususlarda tanık dinlenmesinin hatalı olduğunu, aldatma iddiasının kamera kayıtları ile çürütüldüğünü, şirket yetkilisinin Türkçeyi iyi anladığını ve belgeleri imzaladığını, tanıklığın açık olan kamera görüntülerine aykırı olduğunu, Euro üzerinden hüküm kurulmasına karşın 3095 sayılı Kanun'a da aykırı şekilde avans faizine karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı şirketin banka hesaplarından usulsüz şekilde üçüncü şahıs hesabına yapılan havale bedellerinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, şirket hesabındaki paralardan, Almanya'da faaliyet gösteren ... şirketine 28.08.2015 tarih ve ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 358,300.00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 350,000,00 Euro, 27.08.2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 380.000,00 Euro olmak üzere toplam 1.425,000.00 Euro tutarında para transferi gerçekleştirildiğini ancak bu işlemlerden 28.08.2015 tarihli 359.945,00 Euro tutarlı ve 350.000,00 Euro tutarlı havale ile 27.08.2015 tarihli 380.000,00 Euro tutarlı işlemlerin davalı bankadan kaynaklı sebeplerle iade edildiğini, alıcısına ulaşmayan paranın müvekkiline iadesi gerekirken dava dışı ... Dış Ticaret Sanayi Ltd. Şti'nin hesabına gönderdiğini, müvekkilinin paranın akıbetini sorduğunda, muhabir bankadan kaynaklanan sıkıntılar bulunduğu belirterek müvekkilinin oyalandığını, daha sonra hileli bir şekilde müvekkilinden geçmişte yapılan usulsüz havale işlemine ilişkin olarak imza alındığını ileri sürerek, müvekkilinin hesabına aktarılmayan paraların tahsilini talep etmiştir. Davalı ise yapılan işlemlerin bankacılık uygulamalarına uygun olduğunu, davacı ile organik bir ilişkisi bulunan ... Şirketi'ne yapılan havale işlemine, davacı şirket yetkilisinin 07.09.2015 tarihli imzası ile onay verdiğini, davacı ile havale alıcısı şirket arasında organik bağ bulunduğunu, yapılan işlemlere ilişkin kamera kayıtlarının bulunduğunu savunmuştur. Dosya kapsamındaki açıklamalardan; davacı şirket tarafından, yurtdışında bulunan dava dışı şirkete, davalı bankanın Merter Şubesinde 28.08.2015 tarihinde 359.945,00 Euro, 358.300,00 Euro, 350.000,00 Euro, 27.08.2018 işlemiyle 380.000,00 Euro olmak üzere toplam 1.425.000,00 Euro transfer gerçekleştirilmiştir. Bu havalelerden 358.300,00 Euro havale gerçekleşmiş, bunun dışındakiler muhabir bankanın banka politikası gereğince gerçekleşmeden havale göndericisi olan davalı bankanın Merter Şubesi'ne iade edilmiştir. Banka şubesince bu para davacının hesabının yerine ve bu tarihte -herhangi bir talimat da olmaksızın- dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hesabına gönderilmiştir. Bu gönderme tarihinde davacı şirket veya yetkilisinin yazılı veya sözlü bir onayı olmadığı dosya kapsamındaki belgeler, beyanlar ve özellikle banka şube müdürü ...'nun beyanlarından anlaşılmaktadır. Yani işlemin yapıldığı tarihte davacı veya yetkilisinin herhangi bir onayı veya talimatı olmaksızın, banka yetkililerince davacı ile ... Turizm arasında organik bağ bulunduğu belirtilerek, para, bu şekilde ... hesabına gönderilmiştir. Buna karşın, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin dosyada hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Dairemizce incelenen sicil kayıtları dahil şirketlerin ortaklık yapılarının ve muamele merkezlerinin farklı olduğu tespit edildiği gibi, şirketler arasında muhasebe veya idari birlikteliği gösterecek herhangi bir kanıt da bulunmamaktadır. Bir kişinin her iki şirketin temsilcisi olarak banka şubesinde bir kaç işlem yapmış olması, şirketler arasında organik bağ bulunduğunu göstermemektedir. Bu nedenle, bankaca davacının parasının, organik ilişkisi bulunduğunu düşündüğü dava dışı şirkete gönderilmiş olması bankacılık uygulamalarına aykırı olduğundan, kural olarak bu zararın banka tarafından giderilmesi gerekmektedir. Ancak davacı şirket yetkilisinin sonradan verileceği bir icazet veya onayla, bankanın baştan yaptığı izinsiz işlem hukuka uygun hale getirilebilir. Bunun için şirket yetkilisinin onayının dürüstlük ilkesine uygun şekilde alınması gerekmektedir. Nitekim Banka, davacı şirket yetkilisince yapılan işlemlere 07.09.2015 tarihinde onay verildiğini belirterek buna ilişkin dekontlar sunmuştur. Sunulan dekontlardaki imzalar davacı şirket yetkilisince inkar edilmemiş ancak 07.09.2015 tarihli imzaların hile ile alındığı savunulmuştur. Buna ilişkin olarak tanıklar dinletilmiş ve dinletilen davacı tanıkları hile olgusunu doğrulamışlardır. Dinlenen davalı tanıkların benzer beyanlarda bulunmuş ancak beyanın hile ile alınmadığını belirtmişlerdir. Hukuki fiillerden olan aldatma, tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabileceğinden, mahkemece hukuki fiiller bakımından tanık dinlenmesi yerindedir. Aldatma olgusunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi bakımından, davacının hesabında yurt dışına yapılan havale işleminden sonra taraflar arasında yapılan yazışmaların da değerlendirilmesi gerekir. Zira yurt dışına yapılan 28.08.2015 tarihli havaleden sonra paranın yabancı bankaya ulaşmaması üzerine davacı tarafından, davalı banka şubesinin çeşitli tarihlerde yazılar yazılmıştır. Dosyada bulunan 07.12.2015 tarihli elektronik postada, üç işlem ile ilgili müşteriden sıkıntı yaşandığı, uzun süredir sonuç alınamadığı ve bu işlemin kontrol edilerek son durum ile ilgili swift mesajı gönderilmesi istenmiştir. Cevabi yazıda da bu aşamada swift mesajının gönderemeyeceği ancak konuyla ilgili birimden bilgi beklendiği belirtilmiştir. Daha önce 03.11.2015 tarihinde gönderilen yazıda ise dört havalenin bir tanesinin hesaba geçtiği diğerlerinin geçmediği belirtilerek kontrol edilmesi istenmiştir. Yapılan bu yazışmalar, davacı iddialarının doğru olduğunu göstermektedir. Zira bir işlemde onay veren davacının bu işlemin akıbetini sormasına ihtiyacı bulunmadığı gibi, onaya rağmen bankadan işlemin akıbeti ile ilgili bilgi sorulması halinde, basiretli bir tacir olan bankanın onay durumunu hatırlatarak paranın hesaba iade edildiği ve sözlü onay ile organik bağ kurulan şirkete paranın aktarıldığını bildirmesi gerekirdi. Belirtilen şekilde işlem yapılmadan bilgi verilemeyeceğinin belirtilmesi ve bu yazışmaların 07.09.2015 tarihinden sonra da devam etmesine rağmen Banka'ca dava konusu savunmada belirtilen şekilde cevap verilmemesi karşısında, basiretli bir tacir gibi davranması gereken Banka'nın edimini yerine getirdiği kabul edilemez. Her ne kadar davalı banka, davacının hesabına alacak kaydedilen (davaya konu olmayan) 380.000,00 Euro tutarlı havale miktarının davacının talimatları doğrultusunda çeşitli tarihlerde ...'e ödendiği belirtilmiş ise de buna ilişkin açık bir vekaletname dosyaya sunulmamıştır. Davaya konu edilmeyen ve davalı banka tarafından davacının hesabına alacak kaydedildiği belirtilen 380.000 doların davacı adına aynı temsilci tarafından çekildiği iddia edilmiş ise de adı geçen şahsa davacının, dava dışı ... hesabına para gönderilmesi konusunda yetki verdiğine dair bir vekaletname ya da davacıdan sadır geçerli bir talimat sunulmamıştır. Davalı vekilinin buna ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları müşterilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. TBK'nın 386. maddesi uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı, eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte, iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı, mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Bu nedenlerle davacının davalıya husumet yöneltmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, davayı açmakta da hukuki yararının bulunduğu açıktır. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Yine TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Davalı bankanın, fiziki ortamda kağıt üzerinde yaptığı yurt dışı swift işleminin, muhabir bankanın politikası gereğince yerine getirilemediği ve üç adet swift işleminin iptal edilerek paranın bankaya gönderildiği açıktır. Bankanın bu aşamadan sonra parayı davacı şirketin hesabına aktarması gerekirken, herhangi bir hukuki dayanağı olmaksızın paranın, davacıyla aralarında organik bağ olduğu iddia edilen ... şirketi hesaplarına aktardığı anlaşılmaktadır. Bu tarihte davacının yazılı veya sözlü bir onay veya talebi bulunmamaktadır. Sonradan 07.09.2015 tarihinde davacı şirket yetkilisinin onayı alındığına dair makbuzlar sunulmuştur. Ancak bu onay yazısından sonra taraflar arasında elektronik ortamda yapılan yazışmalardan, davacı şirket yetkilisinin hukuka uygun şekilde bir onayının alınmadığı, aksine, şirket yetkilisinin hâlen dahi swift işleminin yapılmasını bekleyerek işlemler hakkında bilgi istediği görülmektedir. Banka çalışanları ise davacı şirket yetkilisinin onayından ve bu onaya uygun olarak paranın dava dışı ... Şirketine havale edilmesinden söz etmeksizin, gerçekleştirmeyen swift işlemlerine ilişkin bilgiler vermişlerdir. Bu yazışma süreci davacı tanıkları ile davalı tanıklarının sürece ilişkin açıklaması birlikte değerlendirildiğinde, hukuka uygun şekilde davacı temsilcisinin icazetinin alınmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan ek rapordaki değerlendirmeler, olayların gelişim süreci ve paranın havale edilmesinden sonraki yazışmalarda da bankanın vermiş olduğu cevaplar, davacı iddiasını doğrulamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davacının gönderdiği ihtarda verilen önel ile temerrüt oluştuğundan, davadan önce oluşan temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerindedir. Bu nedenle davalının esasa ilişkin başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak mahkemece yabancı para cinsinden alacağa hükmedilmesine rağmen, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesinde belirtilen şekilde faize hükmedilmesi gerekirken, faiz alacaklarına uygulanması söz konusu olmayan avans faizine hükmedilmesi doğru olmadığından davalı, vekilinin işlemiş faize yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesin kararının işlemiş faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin işletilen faizin türü dışındaki istinaf başvuru nedenlerinin reddine, faizin türüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 1.089.945,00 Euro alacağın, 350.000,00 Euro'luk kısmına temerrüt tarihi olan 13.05.2016 tarihinden itibaren, 739.945,00 Euro'luk kısmına ise ıslah tarihi olan 09.12.2016 tarihinden itibaren yürütülecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak döviz temerrüt faziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 262.191,94 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 19.590,63 TL ile ıslahla birlikte alınan 45.957,36 TL'nin toplamı olan 65.547,99 TL'nin mahsubu ile geri kalan 196.643,95 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının yaptığı 19.624,13 TL ilk masraf, 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 45.957,36 TL ıslah harcı ve 318,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 68.499,99 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 451.061,28 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde artan gider avanslarının, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, 6- İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 61,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 223,60 TL kanun yolu giderinin, takdiren yarısı olan 111,80 TL'lik bölümünün davacıdan alınıp davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.