Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/542 E. 2014/377 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/542
Karar No
2014/377
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/130 KARAR NO : 2025/1237 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2021 NUMARASI : 2016/1188 Esas 2021/767 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat) BAM KARAR TARİHİ : 26/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2025 Davalılardan ... A.Ş. vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalıların, ...lerinden hizmet alımı yoluyla "Sayaç Okuma, Açma-Kesme” işinin ihalesini alan şirketler olduğunu, davalı şirketlerin işçisi olarak sayaç okuma işinde çalışan dava dışı ... tarafından ...leri aleyhine İzmir 6. İş Mahkemesinin 2013/542E. Sayılı dosyasıyla kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti alacağı, hafta tatilinde çalışma alacağı ve yıllık izin ücreti alacağının tahsili istemiyle dava açıldığını, İzmir 6. İş Mahkemesi'nin 2013/542 E. sayılı dosyasıyla yapılan yargılamada mahkeme tarafından davacı ... 'ın ; ... A.Ş. işyerinde, 24.07.1993-30.04.1996 tarihleri arasında, ... A.Ş. işyerinde, 02.05.1996-01.05.1998 tarihleri arasında, ... A.Ş. işyerinde, 01.05.1998-29.02.2000 tarihleri arasında, ....ŞTİ. işyerinde, 24.03.2000-20.02.2002 tarihleri arasında, ... LTD. ŞTİ. işyerinde, 21.02.2002-30.05.2004 tarihleri arasında,.... LTD.ŞTİ. işyerinde, 15.06.2004-15.06.2005 tarihleri arasında, ....LTD.ŞTİ. işyerinde, 21.06.2005-26.07.2005 tarihleri arasında toplam 4.383 gün (12 yıl, 3 gün) çalıştığının tespit edildiğini, yapılan yargılama neticesinde mahkemenin 07.08.2014 tarih ve 2014/377 K. Sayılı ilamıyla; davanın kısmen kabulü ile 6.000,00TL. brüt kıdem tazminatı alacağının iş akdinin feshi tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı ...lerinden alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, söz konusu mahkeme ilamının davacı ... vekili tarafından İzmir 26. İcra Müdürlüğü 'nün 2014/12745 E. sayılı dosyasıyla takip konusu yapıldığını ve ...leri tarafından icra takip dosyasına 31.10.2014 tarihinde toplam 22.848,99TL. ve ayrıca 28.10.2014 tarihinde 142,05TL. damga vergisine ilişkin ödeme yapıldığını, dava dışı ... vekili tarafından İzmir 6. İş Mahkemesi 'nin 2013/542 E. 2014/377 K. sayılı dosyasında hesaplanan ve fazlaya ilişkin saklı tutulan 2.200,25TL. kıdem tazminatının işlemiş faizi ile tahsili amacıyla İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2015/9433 E. sayılı icra takip dosyası ile ...leri aleyhine icra takibine başlanıldığını, yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz ettiklerini, İzmir 8. İş Mahkemesi'nin 2015/404 E. sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde İzmir 8.İş Mahkemesi 'nin 2015/985 E.-2016/329 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile 2.200,25 TL. brüt kıdem tazminatının iş akdinin feshi tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verildiğini, İzmir 8. İş Mahkemesi 'nin 2013/542 E.-2014/377 K. sayılı ilamı ile hüküm altına alınan alacakların ... vekilinin 07.06.2016 tarihli dilekçesi ile ...lerinden talep edildiğini ve bakiye 1.869,46TL.'nin 01.07.2016 tarihinde ...leri tarafından ödendiğini, İzmir 6. İş Mahkemesi'nin 2013/543 E.-2014/377 K. sayılı ilamının Yargıtay 7.Hukuk Dairesi 'nin 16.09.2015 tarihinde onanmasına karar verildiğini, Yargıtay onama ilamının taraflarına 28.03.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketlerin işçisi olan ... 'ın kendi şirketlerinde çalıştığı dönemlerde 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında doğacak alacaklarından sorumlu bulunduklarından işbu davanın açıldığını, açıklanan nedenlerle; ...leri tarafından İzmir 26.İcra Md.'nün 2014/12745 E. sayılı icra takip dasyasına 31.10.2014 tarihinde yatırılan 22.848,99TL. ile buna ilişkin 28.10.2014 tarihinde ödenen 142,05 TL. damga vergisi ve 01.07.2016 tarihinde ödenen 1.461,65TL. ile 30.06.2016 tarihinde ödenen 407,81 TL. gelir vergisinin ödeme tarihlerinden itibaren davalılardan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... ... AŞ vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirkete rücu etmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, şöyle ki dava dışı ... isimli işçinin müvekkili şirket ... A.Ş.'ye devredilen ... A.Ş. şirketinde 24.07.1993 tarihinde çalışmaya başladığını, şirket devrinden önce, 01.05.1996 tarihinde ise...ve ... A.Ş. arasında akdedilen hizmet protokollerinin sona ermesi nedeniyle iş akdi feshedilerek çalışmasına son verildiğini, ... A.Ş.'deki çalışması karşılığı hak etmiş olduğu kıdem tazminatının kendisine ödendiğini, dilekçeleri ekinde ... tarafından ... A.Ş.'ye verilen 05.06.1996 tarihli ibranamenin mevcut olduğunu, dava dışı işçiye müvekkili şirket tarafından işçilik alacaklarının ödendiğini tekrarla birlikte...Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların müvekkili şirkete ihbar edilmediğini, bu sürelere ilişkin yeniden ödeme yapılmış olmasının bu davalardan haberdar edilmeyen müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, ancak bu tutarları kendi kusuru ile tekrar ödemiş olan davacı tarafın bu tutarlar için müvekkili şirkete rücu etmesinin de mümkün olmadığını, İş Kanununun 6. maddesinin 1-3. fıkraları uyarınca "İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür" dendiğini, devreden işverenin müteselsil sorumluluğunun devirden önce doğduğunu ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlı olduğunu, işyerinin devri ile iş ilişkisinin tarafı olmaktan çıkan devreden işverenin kendi döneminde gerçekleşmemiş işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceğini, işyerini devreden işverenlerin bu sorumluluklarının işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlı olduğunu, davacı taraf dava dışı işçiye toplamda 24.860,50.-TL ödeme yaptığından bahisle bu tutarı yüklenici firmalara rücu etmek istemiş ise de bu talebin kabulünün mümkün olmadığını, her şeyden önce dava dışı işçinin mahkeme kararıyla hüküm altına alınan tek işçilik alacağının kıdem tazminatı olduğunu, kıdem tazminatının ise işçinin iş akdinin Kanunda sayılan hallerden biriyle sona ermesi halinde muaccel olan ve son işverenleri tarafından ödenmesi gereken bir işçilik alacağı olduğunu, İzmir 6. İş Mahkemesinin 2013/542 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde 1993 - 2005 yılları arasında...Genel Müdürlüğünde çalışan işçinin ödenmeyen 8.200,25.-TL brüt kıdem tazminatı alacağı olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın ise bu alacak nedeniyle toplamda 24.860,50.-TL ödeme yaptığını iddia ettiğini, davacı işyerindeki iş akdi 2005 yılında sona eren dava dışı işçinin 8.200,25.-TL tutarındaki kıdem tazminatının 2014 yılında faiz ve diğer ferilerle ödenmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... ... AŞ vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirkete rücu etmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı ...nin rücuen tahsil talebinin haksız olup reddinin gerektiğini, dava dışı işçinin 02.05.1996 tarihinde müvekkili şirket işçisi olarak...Genel Müdürlüğü ile müvekkili şirket arasında yapılan Sayaç Okuma Hizmetleri protokolü kapsamında çalıştırılmak üzere sayaç okuma işçisi olarak işe alındığını, yönetim kurulu kararı uyarınca müvekkili şirketin Buca-Eşrefpaşa ve Yenişehir bölgelerinde yürütülmekte olan sayaç okuma hizmetlerine son verildiğini, davacı ...nin verdiği personel listesi uyarınca ...'ın iş akdinin 01.05.1998 tarihi itibariyle sona erdirildiğini, işçinin bu çalışması nedeniyle hak etmiş olduğu kıdem tazminatının hesaplandığını ve kendisine ödendiğini, ...'ın müvekkili şirketteki bu çalışmasının 1 yıl 11 ay 24 gün sürdüğünü, kendisine bu çalışmasının karşılığı olan 116.685.113.-TL (eski para ile) net kıdem tazminatı ödendiğini, işçinin bu ödeme karşılığında vermiş olduğu İbra Belgesinin de özlük dosyası içinde mevcut olduğunu, anılı dönem dışında dava dışı işçinin müvekkili şirkette hiçbir şekilde çalışmasının bulunmadığını, davacı taraf dava dışı işçiye toplamda 24.860,50.-TL ödeme yaptığından bahisle bu tutarı yüklenici firmalara rücu etmek istemiş ise de bu talebin kabulünün mümkün olmadığını, her şeyden önce dava dışı işçinin mahkeme kararıyla hüküm altına alınan tek işçilik alacağının kıdem tazminatı olduğunu, kıdem tazminatının ise işçinin iş akdinin Kanunda sayılan hallerden biriyle sona ermesi halinde muaccel olan ve son işverenleri tarafından ödenmesi gereken bir işçilik alacağı olduğunu, İzmir 6. İş Mahkemesi'nin 2013/542 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde 1993 - 2005 yılları arasında...Genel Müdürlüğünde çalışan işçinin ödenmeyen 8.200,25.-TL brüt kıdem tazminatı alacağı olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın ise bu alacak nedeniyle toplamda 24.860,50.-TL ödeme yaptığını iddia ettiğini, davacı işyerindeki iş akdi 2005 yılında sona eren dava dışı işçinin 8.200,25.-TL tutarındaki kıdem tazminatının 2014 yılında faiz ve diğer ferilerle ödenmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; hizmet sözleşmesi kapsamında işveren tarafından ödenen kıdem tazminatının yüklenicilerden tahsili için açılan rücuen alacak davasıdır. Yukarıda belirlenen ilkeler gözetilerek somut olay değerlendirildiğinde; davacı iş sahibi ile davalı yükleniciler arasında sayaç okuma-açma kesme hizmet alım sözleşmeleri akdedildiği, dava dışı işçi ...’ın hizmet alım sözleşmeleri kapsamında, davalı şirketler bünyesinde sayaç okuma işçisi olarak çalıştığı, dava dışı işçinin İzmir 6. İş Mahkemesi’nin 2013/542 esas sayılı, 2014/377 karar sayılı dosyasında davalı...Genel Müdürlüğü’ne karşı kıdem tazminatı alacağı için açmış olduğu davada, işçi ...’ın davalı...Genel Müdürlüğü işyerinde 24.07.1993 – 26.07.2005 tarihleri arasında çalıştığı tespit edilerek işçinin kıdem tazminatı hak edişinin brüt 8.690,34-TL olduğu, bu tutardan son taşeron döneminde ....Ltd. Şti. tarafından ödenen brüt 483,33-TL kıdem tazminatı son fesih tarihine kadar olan işlemiş faizi olan 6,36-TL ile birlikte mahsup edilerek, işçinin bakiye kıdem tazminatı alacağının brüt 8.200,25-TL olduğu taleple ile bağlı kalarak brüt 6.000,00-TL kıdem tazminatına hükmettiği, dava dışı işçinin İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2014/12745 E. Sayılı icra dosyası ile davacı ... aleyhine takip başlattığı, davacı ...nin icra dosyasına dosya borcuna mahsuben 31.10.2014 tarihinde 22.848,99 TL ile 28.10.2014 tarihinde 142,05-TL damga vergisi ödemesi yaptığı, dava dışı işçi ...’ın fazlaya ilişkin hakları için İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2015/9433 E. Sayılı icra dosyası ile icra takibine başlattığı, 2.200,25-TL kıdem tazminatı talep ettiği, bu takibe karşı davacı idarinin itiraz etmesi üzerine İzmir 8. İş Mahkemesi’nin 2015/404 E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davasında 2.205,25-TL kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği, bunun üzerine davacı ...nin bu icra dosyasına dosyaya 1.461,65-TL alacak + 407,81-TL vergi kesintisi olmak üzere 1.869,46-TL ödeme yaptığı, davacı ... tarafından ödenen kıdem tazminatından, davalı yüklenicilerin dava dışı işçiyi kendi yanında çalıştırdıkları süre ile orantılı olarak sorumlu oldukları, ödenen tutarın tamamından davalı yüklenicilerin, ilgili işçiyi kendi yanında çalıştırdıkları süre gözetilerek sorumluluk oran ve miktarlarının tespitine ilişkin 20.04.2021 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli edildiği, yüklenici geçişlerinde mevcut süreler dikkate alındığında dava dışı işçinin hizmet süresi toplamı 4.383 gün olmamakla birlikte kesinleşen İzmir 6. İş Mahkemesi’nin 2013/542 esas, 2014/377 karar sayılı, ilamı uyarınca dava dışı işçinin davacı ... nezdinde 24.07.1993 -26.07.2005 tarih aralığında aralıksız çalıştığı tespiti karşısında, davalı yükleniciler nezdinde dava dışı işçinin çalıştığı toplam süre 4343 gün olup, dava dışı işçinin geçiş tarih aralıklarında da davacının işyerinde çalıştığı kabul edildiğine göre, bu tarihlerde geçen toplam 40 gün farkının davacı ... yanında geçtiğinin kabulü gerekeceğinden, davacının bu 40 günden kaynaklı alacağı rücu edemeyeceği, davalı yüklenici ... A.Ş. tarafından 01.05.1998 tarihinde dava dışı işçiye yapılan 116,69-TL kıdem tazminatı ödemesinin, ödeme tarihine kadar olan yasal faizi ile birlikte (645,89 TL) şirketin sorumlu olduğu tutardan düşülmesi gerektiği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında davacı ... tarafından talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebileceği, davalı yüklenicilerden ... A.Ş ile ... A.Ş’nin dava tarihinden önce TBK'nın 117. maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürülmedikleri, bu nedenle anılan bu davalıların eldeki rücu davasının açılması ile temerrüde düştüklerinden, davalılar ... A.Ş ile ... A.Ş hakkında hüküm altına alınan miktarlara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, diğer davalılar ...Ltd.Şti ile .... . Ltd. Şti yönünden ise dava dışı işçi tarafından, kıdem tazminatı alacağı için İzmir 6. İş Mahkemesi’nin 2013/542 esas sayılı dosyasında açılan davada, davanın kendilerine ihbar edilmiş olması karşısında dava konusu alacaktan haberdar olduklarından, bu davalılar yönünden hükmedilen tutarlara ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-Davacının, davasının KISMEN KABULÜ ile; 5.740,09 TL alacağın davalı ... A.Ş.’den dava tarihi olan 07.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile alınarak davacıya verilmesine, 7.294,95 TL alacağın davalı ... A.Ş.’den dava tarihi olan 07.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile alınarak davacıya verilmesine, 8.876,72 TL alacağın, davalı ....TİC. LTD. ŞTİ’den, 520,82 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 01.07.2016 tarihinden, 8.159,57 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 31.10.2014, 50,72 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 28.10.2014 tarihinden, bakiye 145,61 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 30.06.2016 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikten alınarak davacıya verilmesine, 2.075,96 TL alacağın, davalı ...LTD. ŞTİ’den, 121,80 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 01.07.2016 tarihinden, 1.908,25 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 31.10.2014, 11,86 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 28.10.2014 tarihinden, bakiye 34,05 TL’lik kısmına ödeme tarihi olan 30.06.2016 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikten alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı Davalı ... .Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından yapılan kabulün aksine davacı tarafın müvekkili şirkete rücu etmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı ...nin rücuen tahsil talebinin haksız olup reddinin gerektiğini, dava dışı işçinin 02.05.1996 tarihinde müvekkili şirket işçisi olarak...Genel Müdürlüğü ile müvekkili şirket arasında yapılan Sayaç Okuma Hizmetleri protokolü kapsamında çalıştırılmak üzere sayaç okuma işçisi olarak işe alındığını, ...’nin 05.06.1998 tarih ve 127...35/71.611 sayılı yazısında belirtildiği üzere, yönetim kurulu kararı uyarınca müvekkili ...in Buca-Eşrefpaşa ve Yenişehir bölgelerinde yürütülmekte olan sayaç okuma hizmetlerine son verildiğini, davacı ... ... isimli işçinin de çalışmakta olduğu Yenişehir bölgesinde sayaç okuma işlerinin müvekkili şirketten alması ve bu işlerde çalışanların işten çıkarılarak kıdem tazminatlarının ödenmesi talimatı üzerine yine davacı ...nin verdiği personel listesi uyarınca ...’ın iş akdi 01.05.1998 tarihi itibariyle sona erdirildiğini, işçinin bu çalışması nedeniyle hak etmiş olduğu kıdem tazminatının hesaplanıp işçinin bu ödeme karşılığında vermiş olduğu İbra Belgesinin de özlük dosyası içinde mevcut olduğunu, dosyaya ibraz etmiş oldukları ibranamenin dava dışı işçiden iş akdinin feshinden sonraki bir tarihte alınmış olup bugüne dek dava dışı işçi tarafından irade fesatlığı iddiasında bulunulduğunu, bu şekilde borcu sona erdirecek güçteki ibranamenin yok sayılmasının mümkün olmadığını, bu çalışma dönemi yönünden işverenin ibra edildiği ve dolayısıyla bu dönemin tasfiye edilmiş olduğu dikkate alındığında bu dönem çalışmalarının da davacının kıdem süresine eklenmesinin ve bu döneme ilişkin kıdem tazminatı talep edilmesinin mümkün olmayacağının ortada olduğunu, davacının kıdem süresine ilişkin değerlendirmeye itirazları saklı kalmakla birlikte; bilirkişi raporunda davacıya müvekkili şirket tarafından yapılan 116.685.113.-TL tutarındaki ödemenin bugünkü karşılığının 116,69.-TL olarak kabul edilmiş ise de bu şekilde yapılan hesaplamanın kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı işçiye müvekkili şirket tarafından işçilik alacaklarının ödendiğini tekrarla birlikte...Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların müvekkili şirkete ihbar edilmemiş olup, bu sürelere ilişkin yeniden ödeme yapılmış olmasının bu davalardan haberdar edilmeyen müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, ancak bu tutarları kendi kusuru ile tekrar ödemiş olan davacı tarafın bu tutarlar için müvekkil şirkete rücu etmesinin de mümkün olmadığını, zira daha önce benzer şekilde çalışması olan başka bir işçi tarafından işçilik alacakları talebiyle açılan davanın yargılaması neticesinde işçinin çalışmalarının her işveren nezdinde ayrı ayrı çalışmalar olduğu ve hizmetin fasılasız olarak kabul edilip birleştirilmesinin mümkün olmayacağına hükmedildiğini, davacı tarafın dava dışı işçiye ödeme yaptığından bahisle bu tutarı yüklenici firmalara rücu etmek istemiş ise de bu talebin kabulünün mümkün olmadığını, her şeyden önce dava dışı işçinin mahkeme kararıyla hüküm altına alınan tek işçilik alacağının kıdem tazminatı olduğunu, kıdem tazminatının ise işçinin iş akdinin kanunda sayılan hallerden biriyle sona ermesi halinde muaccel olan ve son işverenleri tarafından ödenmesi gereken bir işçilik alacağı olduğunu, davacı işyerindeki iş akdi sona eren dava dışı işçinin kıdem tazminatının fesihten sonraki bir tarihte işlemiş faizi ve diğer ferileri ile ödenmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, işçinin kıdem tazminatının zamanında ödenmeyerek dava ve icra takibi yoluyla tahsil edilebilmesi nedeniyle doğmuş tüm bu faizler, yargılama giderleri, vekalet ücretleri ve diğer ferilerin işçiyi yalnızca 1996-1998 yılları arasında çalıştıran ve bu döneme ilişkin alacaklarını ödeyerek işçi tarafından da ibra edilmiş olan müvekkili şirkete yüklenmesinin mümkün olmadığını beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenler ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim Türk Borçlar Kanununun 167. maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de belirtilmiştir. Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/2245 esas 2020/3609 karar sayılı emsal kararında "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir." şeklinde karar verildiği görülmüştür.Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/1093 esas 2020/2269 karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/3256 esas 2022/3847 karar sayılı emsal ilamında "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, işçi ile işveren arasında uygulanması gereken kanun maddeleri gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşme ve eki genel şartname hükümlerine göre, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen tazminat bedelinden alt iş veren davalının çalıştırdığı süre ile sınırlı sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı ... vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/10/2021 tarih, 2016/1188 Esas ve 2021/767 Karar sayılı kararına karşı davalı ... A.Ş.nin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 556,10 TL'nin davalı ... A.Ş.den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/06/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/542, K. 2014/377, T. 01.05.1998, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-542-e-2014-377-k-6c167290b056