Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/17556 E. 2014/14166 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/17556
- Karar No
- 2014/14166
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1268 KARAR NO: 2024/1710 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ TARİHİ: 13/04/2021 NUMARASI: 2018/667 Esas - 2021/459 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Stüdyo Hiz. Ltd. Şti.'nin müvekkili ... A.Ş. e-ticaret platformunda faaliyet gösteren gıda işletmesiyle yapmış olduğu abonelik sözleşmesi kapsamında, çalışanlarının yemek ihtiyacını temin ettiğini, ancak davacı şirket edimini eksiksiz ifa etmesine rağmen davalı almış olduğu mal ve hizmetin karşılığını ödemediğini, davacı tarafından 16.01.2018 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine 49.015,55TL bedel üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından 24.01.2018 havale tarihli dilekçe ile alacaklı müvekkile böyle bir borçları bulunmadığı iddiasıyla takibin tamamına itiraz edildiği, takibin durdurulduğu, ancak davalı şirket tarafından davacı şirkete böyle bir borç bulunmadığı iddia edilmişse de itiraza dayanak hiçbir geçerli sebep bildirilmediği, iddiayı ispatlayacak herhangi bir belge ibraz edilmediği, ödeme belgesi, cari hesap ekstresi veya makbuz vb. hiçbir delil sunulmadığını, bu nedenle borçlunun itirazının soyut, haksız ve dayanaksız olduğunu, dilekçede açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle, davalının haksız, dayanaksız ve kötü niyetli, borcun tahsilini geciktirmeye yönelik itirazı sonucu durdurulmasına karar verilen İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası hakkındaki itirazın iptali ile takibin devamına ve takibe konu alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tüm asıl ve ferileriyle birlikte davalıdan tahsilini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçluya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Hiz.A.Ş. ile davacı ... arasında 31.07.2017 tarihli yemek tedarikine dair sözleşme akdedildiği, sözleşmenin 4.sayfasında "Yetkili Mahkeme ve İcra Müdürlükleri" başlığı altında; sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilafta yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğu belirtildiği, davacı her ne kadar itirazın iptali davasını İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açmışsa da, itirazın iptali davası; başlatılan icra takibi ile doğrudan bağlantılı bir dava olduğunu, davanın açıldığı mahkemenin bulunduğu icra dairesinde icra takibi başlatılması özel bir dava şartı olduğu, açılan itirazın iptali davasının usulüne uygun açılmış bir dava olarak kabulü mümkün olmadığı, İstanbul Anadolu adliyesinin yargı çevresi dahilinde davacı tarafından davalı şirkete karşı başlatılmış ve durmuş bir icra takibinin de bulunmadığını, bu nedenle öncelikle davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, davacı tarafından davalıya yapılan teslimatlar ile ilgili davalı şirket tarafından davacıya ödemelerde bulunulduğu, ancak davacı tarafından davalıya yapılan teslimatlarda, gerek yemek kapları, yemek kaplarının plastik kokması ve yemeklere sirayet etmesi, gerek öğün çeşitliliği, yemek kalitesi, içeriği, teslimat zamanları, standartları, yemeklerin sıcaklığı/soğukluğu ve teslimatların sözleşmelerde belirtilen diğer standartlara uygun olmadığı ile ilgili davalı şirket tarafından davacıya şikayetler yapıldığı, davacı da şikayetlerin giderileceğini davacıya bildirdiğini, ancak bunlara rağmen şikayetlerin giderilmediğini, açıklanan bu nedenlerle, davanın icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması nedeni ile dava şartı yokluğundan reddine, davacının yargılama sürecinde varsa ortaya çıkacak alacağı üzerindeki taleplerinin reddine, yoksa davanın tamamının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, davalı şirket ile mutabakat yapmadan ye mutabakata varılabilmesi için gerekli olan ve davalı tarafından talep edilen bilgileri, belgeleri, davalıya vermeden icra takibine girişen ve dava açan davacı şirketin davalı şirkete %20 tazminat ödemesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasında takip dayanağı belgeye konu malın teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça davacı tarafından yapılan teslimatlarda, gerek yemek kapları, yemek kaplarının plastik kokması ve yemeklere sirayet etmesi, gerek öğün çeşitliliği, yemek kalitesi, içeriği, teslimat zamanları, standartları, yemeklerin sıcaklığı/soğukluğu ve teslimatların sözleşmelerde belirtilen diğer standartlara uygun olmadığı ile ilgili davacıya şikayetler yapıldığının ileri sürüldüğü, ancak bu konuda usulüne uygun yapılmış herhangi bir ihbar yapıldığına dair belge sunulmadığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi itibariyle 49.016,10 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya 49.008,01 TL borçlu olduğu, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve 2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, bu itibarla davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 49.015,55 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede yetki hususunun düzenlendiği, buna göre İstanbul Anadolu Mahkemelerinin/ İcra Müdürlüğünün yetkili olacağının düzenlendiği, takibin İstanbul İcra Dairesinde yapıldığı, ancak davalı borçlunun takibe itiraz dilekçesinde yetki yönünden itiraz ileri sürmediği, bu hali ile mahkememizin yetkili olduğu, alacağın ise likit olduğu yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile davacının davasının kabulüne, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibi yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olup, dava şartı yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin 4. sayfasında ‘Yetkili Mahkeme ve İcra Müdürlükleri’ başlığı altında Sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü ihtilafta yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğu belirtilmiştir. sözleşmede İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü yetkili olarak belirtilmiş ancak davacı bu açık yetki kuralına aykırı bir biçimde, İstanbul İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlattığını, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan sözleşmeden, yeni öğrendiğim için, davacı tarafından müvekkil hakkında başlatılan icra takibine, davaya cevap dilekçesinde yetki açısından da itiraz edildiğini, bu itirazın cevap dilekçesinde yapılmış olması yetki itirazının geçersiz olduğu ve dikkate alınmayacağı sonucuna yol açmadığını, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme sonucunda karar verdiğini, davalı şirket tarafından icra takibine yapılan itiraz bu çerçevede olup, haksız, kötü niyetli bir itiraz olmadığını, davacı tarafından davalıya yapılan teslimatlar ile ilgili, davalı şirket tarafından davacıya ödemelerde bulunulduğunu ancak davacı tarafından davalıya yapılan teslimatlarda, gerek yemek kapları, yemek kaplarının plastik kokması ve yemeklere sirayet etmesi, gerek öğün çeşitliliği, yemek kalitesi, içeriği, teslimat zamanları, standartları, yemeklerin sıcaklığı/soğukluğu ve teslimatların sözleşmelerde belirtilen diğer standartlara uygun olmadığı ile ilgili davalı şirket tarafından davacıya şikayetler yapıldığını, Davacının da bu şikayetlerin giderileceğini bildirmiş ancak bunlara rağmen şikayetlerin giderilmediğini, sözkonusu teslimat suretlerinin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerekmekte, yapılan teslimatlar ile aynı zamanlarda diğer firmalara yaptığı teslimatların, öğünler, çeşitlilik, teslimat ve standart olarak aynı olup olmadığının tespit edilebilmesi için diğer firmaların ünvanları ve adreslerine ilişkin bilgilerin, davacı tarafından dosyaya ibrazı gerekmekte ve bu çerçevede ilgili firmalara yazılacak müzekkereler ile bu hususların teyidi gerekmekte olup bu hususlar defalarca davacıdan ve dava aşamasında İlk Derece Mahkemesinden talep edilmesine rağmen, bu talepler yerine getirilmeden eksik inceleme sonucunda hüküm tesis edildiğini, dava konusu alacak tutarının olup olmadığı, varsa miktarı ancak bu parametrelerin açıklığa kavuşması ile belirlenebileceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, icra dairesinin yetkili olup olmadığı ve sözleşmeye aykırı ifa bulunup bulunmadığı ile icra inkar tazminatı noktasındadır.Taraflar arasında 31/07/2017 tarihinde yemek tedarikine ilişkin sözleşme imzalanmıştır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 49.015,55 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 16/01/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı diğer savunmalarının yanı sıra icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ise de, icra takibine itirazında yetki itirazında bulunmamıştır. Davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin olarak usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmadığından, icra dairesinin yetkisine ilişkin dava sırasında ileri sürdüğü iddiaları dinlenebilir değildir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 49.016,10 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturalar dahil tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 49.008,01 TL borçlu görünmektedir. Bilirkişi tarafından, taraf defterleri arasındaki 8,09 TL tutarındaki farkın yuvarlama farkından kaynaklandığı belirtilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirilemez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Davalı tarafça, davacı tarafından müvekkile yapılan teslimatlarda, gerek yemek kapları, yemek kaplarının plastik kokması ve yemeklere sirayet etmesi, gerek öğün çeşitliliği, yemek kalitesi, içeriği, teslimat zamanları, standartları, yemeklerin sıcaklığı/soğukluğu ve teslimatların sözleşmelerde belirtilen diğer standartlara uygun olmadığı ile ilgili davacıya şikayetler yapıldığı, söz konusu iddialarının değerlendirilmediği ileri sürülmüştür.Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.4 maddesinde teslimatın tam ve taahhüdüne uygun yapıldığına dair öğünleri teslim alan kişinin her gün imza atacağı, teslim sırasında ileri sürülmeyip sonradan beyan edilen ihtirazi kayıt yahut sözleşmeye aykırılık iddiasının kusuru dışında davacı tarafından kabul edilmeyeceği, sözleşmenin 3.1.3 maddesinde de, yemeklerin sözleşmenin 3.4 ve 3.5 maddesinde belirtilen standartlara uygun teslim edilmemesi halinde sözleşmenin müşteri tarafından fesih edilebileceği, bu durumda fesih tarihine kadar alınmış öğün adedinin fiyatının beher kişi için KDV dahil 13,00 TL olacağı düzenlenmiştir. Söz konusu tutar zaten sözleşmenin 3.1 maddesinde belirlenen kişi başı yemek ücretidir. Davalı tarafça, teslim anında ihtirazi kayıt konulduğuna ilişkin herhangi bir teslim tutanağı sunulmadığı gibi, herhalde teslim edilen yemeğin ücretinin ödenmesi sözleşme gereği olup, davalı taraf teslim alıp ticari defterlerine de kaydettiği faturalara konu yemek bedelinden davacıya karşı sorumludur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 837,06 TL harcın, alınması gerekli olan 3.348,28 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.511,22 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024