Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2009/396 E. 2011/511 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2009/396
Karar No
2011/511
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/242 - 2024/570 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/242 KARAR NO : 2024/570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/10/2021 NUMARASI : 2020/53 Esas 2021/629 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 19/04/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 26/04/2024 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; Davacı vekili, 17.03.2019 tarihinde davalının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsünün neden olduğu kazada yaralanan davalı ... tarafından, ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olması sebebiyle davacı şirket aleyhine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/396 Esas sayılı dosyası ile maluliyet tazminatı talepli dava açıldığını, yargılama sonucunda mahkemenin 16.11.2011 tarih, 2009/396 E. 2011/511 K. sayılı kararı ile, davalının %32,3 oranında malul ve 18 ay süre ile iş göremez halde kaldığı gerekçesi ile karar verildiğini, mahkeme kararına dayanılarak Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2011/14900 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi sonucu davacı şirket tarafından 13.12.2011 tarihinde 167.425,00 TL ödeme yapıldığını, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay tarafından bozma kararı verildiğini, davalı tarafça ödenen tazminatın eksik bulunarak Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/583 Esas sayılı dosyası ile bakiye tazminat talepli dava açıldığını, bu dava ile Yargıtay bozma kararı sonrası Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/8 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan asıl davanın birleştirildiğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2017 tarih, 2014/8 E. 2017/665 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden müterafik kusur indirimi yapıldığında 96.676,76 TL tazminatın davacının zararını karşıladığı gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden de davanın reddine karar verildiğini, davacı şirket tarafından 114.382,62 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, mahkeme kararı ile davacı şirketin ödemesi gereken tutarın 96.676,76 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı şirket tarafından fazla ödenen 24.340,29 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 28.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 25.916,56 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde bahsi geçen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/8 Esas sayılı dosyasının halen Yargıtay incelemesinde olup kesinleşmediğini, kök dosyada bozma sonrası verilen mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda müterafik kusur indirimi yapılması ve buna göre hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu belirerek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI; Mahkemece toplanan delillere göre, davanın 17.03.2009 tarihinde meydana gelen iki taraflı trafik kazasının oluşumunda davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasına dayalı olarak davacının yaralanmasından ötürü, tazminat istemi ile Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/396 Esas sayılı dosyasında açılan ve görülen dava sonucu verilen karara istinaden fazladan yapılan 25.916,56 TL ödemenin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin olduğu, Ankara 6. ATM'nin 2014/8 Esas sayılı dosyasının 19.12.2019 tarihinde kesinleştiği, anılan davadan farklı olmakla derdestlik itirazının, mevcut davanın açılış tarihi ile mezkur davada verilen kararda kesinleşme kararı dikkate alındığında zamanaşımı itirazının haklı görülmediğini, davacı sigorta şirketi tarafından davalı ...'a, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile yol açtığı kazada, yaralanmasından ötürü Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/396 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu verilen karara istinaden Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2011/14900 Esas sayılı dosyasında yapılan takip sonucu 14.12.2011 tarihinde 167.425,00 TL ödeme yapıldığı, kararın o davada davalı sigorta şirketi tarafından temyiz edilip bozulması üzerine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi dava dosyasının 2014/8 Esasına kaydedilerek yapılan yargılama sonucu sigorta şirketinin ödemesi gereken tazminat miktarının 96.676,76 TL olduğunun belirlendiği, 19.07.2017 tarihinde verilen kararın davacı tarafın temyizi sonrasında Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 19.12.2019 tarihli ilamı ile onandığı ve bu tarih itibari ile kesinleştiği, 15.06.2021 tarihli raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu kabul edilerek, davacı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı dava dışı araç sürücüsünün 17.03.2009 tarihinde yol açtığı ve davacının yaralanması ile sonuçlanan dava sonucu kesinleşen Ankara 6. ATM'nin 2014/8 Esas sayılı dosyası içeriğine göre 14.12.2011 tarihinde 25.916,56 TL fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 25.916,56 TL'nin 14.12.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı lehine bozma öncesi hükmedilen 114.382,62 TL’nin, kusur indirimi sonrası 19.07.2017 tarihli karar ile hakkaniyete aykırı bir biçimde 96.676,76 TL’ye düştüğünü, karar tarihine en yakın güncel veriler üzerinden hesaplama yapılarak hüküm kurulmasının usul ve yasa gereği olup, müterafik kusur indirim yapılmasının hatalı olduğunu, kök dosyada bozma sonrası verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle bu dosyada verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE; Davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, davacı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişi olan davalıya yaptığı fazla ödemenin tahsili istemine ilişkindir. Kişilerin dava hakkı Anayasanın 36. maddesiyle teminat altına alınmış olup, hukuki yarar ile sınırlıdır. HMK'nın 114/h maddesinde düzenlenen hukuki yarar, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından olup, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davada davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı, mahkemece re'sen araştırılacak hususlardandır. Tüm davalarda olduğu gibi eldeki davada da HMK’nın 114. maddesinin (h) bendinde yazılı davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması zorunludur. İİK'nın İcranın İadesi başlıklı 40. maddesinde "İlamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. Bir ilam hükmü icra edildikten sonra Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Ancak üçüncü kişilerin hüsnüniyetle kazandıkları haklara halel gelmez." düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, ilamlı takibe karşı paranın ödendiğine ilişkin yapılabilecek itirazlar kanunda düzenlenmiş olup, borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki ödemeyi icranın geri bırakılması prosedürünü işleterek ileri sürebilecek; borçlu olmadığı parayı ödemek durumunda kalan borçlu istirdat davası açabilecek; mahkemece verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay tarafından bozulması durumunda da icranın iadesini isteyebilecektir. Somut olayda; davacı taraf, davalının, davacı şirket aleyhine 17.03.2019 tarihinde meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle maddi tazminat davası açtığını, bu davada önce 114.382,62 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ... AŞ’den tahsili ile ...’a ödenmesine karar verildiğini, dosya temyiz aşamasındayken icra tehdidi altında kalan davacı şirketin bu miktarı ödemek zorunda kaldığını, ancak daha sonra maddi tazminat davasına ilişkin kararın bozulduğunu, bunun üzerine yeniden yapılan yargılamada 96.767.76 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ... AŞ’den tahsili ile ...’a ödenmesine karar verildiğini belirtmiş olup; davacı İİK'nın 40. maddesine göre, ödemiş olduğu asıl alacak miktarı yönünden icra müdürlüğüne başvurarak icranın iadesini sağlayabilecekken, bu miktar yönünden icra takibi yapılmasında ya da dava açılmasında hukuki yararı yoktur. Bu durumda mahkemece, davacının dava açmasında hukuki yararı olmadığından, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcından peşin alınan 442,60 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 15,00 TL’nin talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT'si gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan 426,89 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 47,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 162,10 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 209,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 19.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2009/396, K. 2011/511, T. 19.04.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2009-396-e-2011-511-k-db2ae976b635