Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2008/14 E. 2009/369 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2008/14
Karar No
2009/369
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2024/6 KARAR NO: 2025/675 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 26/01/2023 NUMARASI: 2014/868 Esas - 2023/56 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 15/04/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.09.2003 tarihinde davacı Tahsin'in içinde bulunduğu ... plakalı kamyon Malatya - Darende yönünde seyir halinde ilerlerken karşı yöndeki ... plakalı kamyonet kendi yönünde yol üstünde park halinde bulunan ... plakalı römorklu traktörü sollayıp müvekkilinin içinde bulunduğu kamyonla çarpıştığını, kazadan sonra davacı ... 48 gün yoğun bakımda kaldığını ardından İstanbul'a gelmek zorunda kalan davacı Sultanbeyli'de ... Hastanesinde yaklaşık 3 ay yattığını, kalçasına protez takıldığını, daha sonra yaklaşık 2 ay Sultanbeyli Devlet Hastanesi'nde tedavisine devam edildiğini, iki ay sonunda taburcu edilen davacının yaklaşık 7-8 ay da evde tedavisi devam etmiş bu sırada evde bakımı ve tedavisini doktorlar eve gelerek sürdürdüklerini, Fizik Tedavi için Erenköy Fizik Tedavi merkezinde yaklaşık 3 ay boyunca tedavi gördüğünü, tedavisi sırasında bir sürü ameliyat ve operasyona maruz kaları davacı iyileşmediği gibi her geçen gün daha kötüye gittiğini ve yatağa bağımlı hale geldiğini, olay sırasında ..., ... plakalı kamyonu, ..., ... plakalı kamyoneti, ..., ... plakalı aracı kullandığını, sonrasında kamyon şoförü ... vefat etmiş ve kamyonda bulunan davacı ... ile ..., ... yaralandığını, ... ve ... hakkında Malatya 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nde tedbirsizlik ve dikkatsizlik sebebiyle ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek suçundan ceza verilmiş ve verilen ceza paraya çevrildiğini, ... hakkında verilen hüküm Yargıtay 9.Ceza Dairesi'nin 2008/15224E, 2010/10963K sayısıyla kesinleştiği, diğer sanık ... yönünden dosya halen Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2013/15017 Esas sayılı dosyasıyla görüldüğünü, kazaya sebep olan davalı ..., ... plakalı ve ..., ... plakalı araçların sürücüleri olmakla maddi zararlardan sorumlu olduklarını, davacının %76 oranında malul kaldığını, maddi tazminat alacağından her kaleme ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ve müvekkile atfı kabil kusur ve her türlü indirim nedenleri dikkate alındıktan sonra yoksun kalınan kazançları, beden gücü kaybı nedeniyle uğrayacağı zararlara ve bakıcılık giderlerine binaen 30.000,00TL maddi tazminatın davalılardan olay tarihinden itibaren, diğer davalı sigorta şirketleri yönünden (poliçe miktarındaki sorumluluk miktarıyla sınırlı olmak üzere) sigorta şirketlerine bildirim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 10.000TL, her bir çocuk için ayrı ayrı 3.000TL toplam 32.000,00TL manevi tazminatın sigorta şirketi ve ... dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi olan 17.09.2003 tarihi itibariyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi'nin limiti yaralanma halinde 30.000,00 TL, ölüm ve sakatlanma halinde 30.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili ...nın sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, dava konusu trafik kazası 17.09.2003 tarihinde meydana geldiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, ... yönünden yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olup, öncelikle yetki itirazının kabulü ile davanın yetkili Şişli (İstanbul) Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini, 6111 sayılı kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacağını, bakıcı giderlerine ilişkin talepler bakımından müvekkili ... açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekilince talep edilen bakıcı giderleri ile ilgili olarak müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, SGK sorumluluğunda olduğunu, bakıcı giderlerinin tedavi gideri olduğu yönündeki savunmaya itibar edilmez ise bu halde bu talebin poliçede yer alan ölüm teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bunun için müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kişi başına 30.000,00 TL olduğu dolayısıyla bu halde hem bakıcı giderleri için hem de davacının maluliyetinden doğan maddi zararları için azami poliçe limitinin 30.000,00 TL olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile; Davacı ...'nin taleple bağlı kalınarak 543.759,55 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.131.515,06 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.675.274,61 TL maddi tazminat alacağının davalılar ..., ..., ... yönünden kaza tarihi olan 17.09.2003 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden kaza tarihindeki 30.000,00 poliçe limiti ile ve ... yönünden kaza tarihindeki 30.000,00 poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili davalılar sigorta vekilleri ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı ...ve ... vekili ile diğer davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'in maluliyeti eksik, kusur oranı fazla ve hak etmiş olduğu maddi tazminat miktarı ve bakıcı gideri de eksik hesaplandığını, vekalet ücretinin düşük belirlendiğini, manevi tazminatlara ilişkin vekalet ücreti eksik olduğunu, her bir davacı için manevi tazminat bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesi tarafından alınan 14.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda da "Sürekli iş göremezlik maddi zararının 30.000,00 TL teminat limiti" ve "Davacının bakıcı gideri maddi zararı 1.131.515,06 TL ve %62,5 kusura isabet eden tutarı 707.196,91 TL olup, 30.000,00 TL tutarındaki tedavi gideri teminat limitini aştığını, buna göre; davacının davalı ...’ndan talep edebileceği bakıcı gideri maddi zararının 30.000,00 TL teminat limiti kadar olduğu" kanaatine varıldığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bakıcı gideri tedavi gideri kapsamında sayılması gerektiğinden aktüer bilirkişi tarafından tedavi gideri limiti belirlendiğini, ... ve ... Sigortanın ayrı ayrı tedavi gideri limiti sorumluluğunun 30.000,00 TL olduğunu, Mahkeme tarafından bu husus dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, ... Sigorta ve ... yönünden sürekli iş göremezlik tazminatının sakat teminatı limitinden, bakıcı giderinin ise her iki sigorta şirketinin de tedavi gideri limitinden karşılanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu kazayı SGK daha evvel iş kazası olarak değerlendirdiğini ve bu doğrultuda davacı ...'e 7.096,92 TL geçici iş göremezlik ödemesi yaptığını, devamında Kurum, yapmış olduğu ödemenin müvekkili şirketten rücuen tahsili adına Darende Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2008/14 E. sayısı ile görülen tazminat davası açtığını, bu dava 20.10.2009 tarihinde 2009/369 K. sayısı ile karara çıktığını ve 99.990,87 TL peşin sermaye değerli gelirin ve 7.096,92 TL geçici iş göremezlik ödemesinin müvekkil şirketten tahsiline karar verildiğini, hükmedilen tutarın tahsili adına Malatya ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. no'lu icra takip neticesinde ödeme emri doğrultusunda Malatya ... İcra Müdürlüğü'ne 11.08.2014 tarihinde 125.200,23-TL tutarında ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunu fazlasıyla yerine getirerek, poliçe limiti üstünde ödeme yaptığını, poliçe limiti tamamen tükendiğinden, sorumluluğu da sona erdiğini, ödeme kaza nedeniyle başkaca hak sahiplerine değil bizzat davacı ...'in maluliyeti sebebi ile yapıldığını, limit tükendiğinden mahkeme kararı ile sebepsiz zenginleşmeye de yol açtığını, Mahkeme kararı gerekçesiz ve denetime elverişsiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava ve ıslah zamanaşımı geçtiğinden davanın reddi gerektiğini, bakıcı giderlerinden 6111 sayılı yasaya göre SGK sorumlu olduğunu, davacının bakıcı gideri talebinin reddi gerektiği, kusur oranları hatalı tespit edildiğini, çelişki bulunduğunu, kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenecek rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesabı genel şartlar ekinde kabul edilen ilkelere aykırı olup 1,8 teknik faize göre hesaplanması gerektiğini, gerekçeli kararda ATK rapor ücretine ilişkin ödeme dekontunun sunulmamasına rağmen aleyhe rapor ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince şahsına gerekli ve zorunlu tebligatlar yapılmadan karar verildiğini, yargılama sırasında birçok usuli işlem yapıldığını, bu kapsamda çok sayıda bilirkişi raporları alındığını ve sair incelemeler yapıldığı halde, dosyaya ibraz edilen raporlar usulünce kendisine tebliğ edilmediğini, böylelikle savunma, delil bildirme, karşı beyanda bulunma hakkının ihlal edildiğini, gerek dava gerekse ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süreleri dolduğunu, trafik kazasında herhangi bir kusuru olmadığı halde kendisine kusur izafe edildiğini, kazanın ...'un kaza sırasında hareket halinde olan aracı hatalı sollaması sonucunda meydana geldiği dikkate alınarak tüm kusur davalı ...'a izafe edilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre. belirlenen bakım gideri üzerinden hakkaniyete uygun düşecek bir oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, olay tarihi itibarıyla PMF yaşam tablosuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanıldığını, ayrıca bakıcı giderleri Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak belirlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece hükme esas alınan 13/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ...in içinde yolcu bulunduğu ... plakalı kamyon sürücüsü ...'a kusur izafe edilmediği, ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı kamyonet aracın sürücüsü Davalı ...'un %37,50 oranında, ... plakalı ZMMS poliçesi bulunmayan traktör sürücüsü davalı ...'in %62,50 oranında kusurlu olacağı bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması, sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, davacının yolcu olduğu, içinda bulunduğu araç sürücüsünün de kusursuz olduğu nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" düzenlemesine; 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemeler ile eylemin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, zarar sorumluları arasında ayrım yapılmaksızın, tüm taraflar için ceza zamanaşımının uygulanması benimsenmiştir.Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 17/09/2003 tarihinde ölümlü ve birden fazla kişinin yaralandığı kaza meydana gelmiş; Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan ceza kanunu 765 Sayılı TCK’dır. Davaya konu kazada bir kişinin ölmüş ve birden fazla kişinin yaralanmış olmasına göre, cezayı gerektiren fiil 765 Sayılı TCK'nun 102/4 maddesine göre 10 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabidir. Bu nedenle mahkemece uzamış ceza zamanaşımı süresinin 12 yıl kabulü doğru değildir. Ancak dava, kaza tarihinden sonraki 10 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçmeden 16/09/2013 tarihinde açıldığına göre dava zamanaşımı geçmemiştir. Dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımı da gerçekleşmediğinden ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları). TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/8041 E. 2024/10381 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tarafların dava ve cevap dilekçelerindeki iddia, savunmaları ile bağlı kalınarak toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı da tartışılıp değerlendirilerek hükümde varılan sonuca ilişkin yeterli gerekçe yazılmış olduğundan kararın gerekçe içermediğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 14/10/2020 tarihli maluliyet raporunda davacı ...n’in 17/09/2003 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının %100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, kişinin başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu tespit edilerek bildirilmiş, aktüerya raporunda da davacı ...'i %100 maluliyet oranına göre, davalılar %100 kusurlu kabul edilerek hesaplama yapılmış olduğundan davacılar vekilinin davacı ...'in maluliyet oranının eksik belirlendiğine ve kusur oranına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacı ...'in yaralanmasının mahiyeti tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile manevi tazminatın belirlenmesinde hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1. maddesi kapsamında davacı ... lehine verilen manevi tazminat miktarının; yaralanmanın ağır bedensel zarar mahiyetinde olmasına göre TBK'nın 56/2. maddesi kapsamında davacı ...'in eş ve çocukları olan diğer davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay 4. ve kapatılan 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince aile bireylerinin bakıcı olarak görev alması yükümlülük olmadığından sürekli bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açılan davada maluliyet oranı ve kusur oranının tespiti için ATK'dan rapor alınmış ve ATK tarafından üç ayrı fatura gönderilmiştir. ATK dan rapor alınması için yapılan masraflar yargılama gideri mahiyetinde olup bu faturaların ödendiğine ilişkin ödeme dekontu sunulmadığından davanın kabulüne de karar verildiğinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle poliçe kapsamında yapılan ödemeler düşülerek varsa kalan limit üzerinden hüküm kurulmalıdır. SGK tarafından olay iş kazası olarak nitelenerek hak sahibine tazminat ödemesi yapılmış olup yapılan ödemenin poliçeden rücuen tahsili için Darende Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2008/14 E. sayısı ile tazminat davası açılmış olup 20/10/2009 tarih ve 2009/369 K. sayısı ile kararda 99.990,87 TL peşin sermaye değerli gelirin ve 7.096,92 TL geçici iş göremezlik ödemesinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar verilmiştir. Bu ilam Malatya ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takibe konulmuş ve ... Sigorta A.Ş. tarafından icra dosyasına 11.08.2014 tarihinde 125.200,23-TL ödeme yapılmıştır. Hükme esas alınan aktüerya raporunda davacıya SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik tazminatı düşüldüğünde ödenecek geçici iş göremezlik tazminat kalmadığı tespit edilmiş ve sürekli iş göremezlik ödemesinin İPSD indirimi olarak 99.990,87 TL sürekli işgöremezlik tazminatından düşülerek sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri hesaplanmıştır. Dava dilekçesinde ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı kamyonet için ... Sigorta A.Ş. ZMMS poliçesi bulunmayan traktör için ...'nın sorumlu olduğu açıklanarak sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı talep edilmiştir. Geçici bakıcı giderleri ile belgesiz tedavi giderleri poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanacaktır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limiti tarifeye göre kaza tarihi olan 17/09/2003 tarihi itibariyle kişi başına ölüm/sakatlanma bakımından 30.000,00 TL, tedavi gideri bakımından 30.000,00 TL olup dava dayanağı trafik sigorta poliçesinde ölüm, tedavi gideri ve sakatlık olarak ayrı teminat limitleri bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükümde sürekli iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı gideri tazminatına hükmedildiği halde davalı sigorta şirketi ile ...'nın sakatlık ve tedavi gideri teminatları ayrı ayrı yazılmadan yalnızca 30.000,00 TL teminat limiti belirtilmiştir. Buna göre, davacının sürekli bakıcı gideri talebinin tedavi gideri teminatı kapsamında 30.000,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminat talebin ise sakatlık teminatı kapsamında kişi başı 30.000,00 TL olduğu dikkate alınarak davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... bakımından ayrı ayrı olmak üzere teminat miktarları belirtilerek tazminattan sorumlu tutulması yönünde hüküm kurulmamış olması doğru olmamıştır. Yine davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Malatya ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına ödeme yapıldığı ve aktüerya raporunda mahsup edildiği halde SGK'ya rücuen ödenen nihai tazminat poliçedeki sakatlık ve ölüm limiti olan 30.000,00 TL'den mahsup edilerek varsa bakiye limit üzerinden tazminata hükmetmek gerekirken sigorta limitini aşacak şekilde tazminata hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekirken davacılar yararına yazılı olduğu şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davalı ...'in 18/11/2013 tarihinde davaya itirazlarını bildirir el yazısı ile beyan dilekçesi verdiği dolayısıyla davadan haberdar olduğu anlaşılmıştır. Yine dava dilekçesi, tensip tutanağının ve ön inceleme duruşması, ATK raporu, ıslah dilekçesi, gerekçeli karar ve istinaf dilekçeleri de davalı ...'in aynı adresinde (Gedikağzı Köyü) muhtara tebliğ edildiği görülmekle bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... 31/10/2024 tarihinde vefat etmiştir. Davacılar vekilinin talep etmesi halinde davalı ... mirasçılarının tespit edilerek davaya dahil edilmeleri için davacı vekiline mehil verilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili davalılar sigorta vekilleri ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili davalılar sigorta vekilleri ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar vekili davalılar sigorta vekilleri ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2008/14, K. 2009/369, T. 11.08.2014, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2008-14-e-2009-369-k-223eb21fdfea