Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2005/13309 E. 2007/837 K. – Şirketin İhyası

Konu: Şirketin İhyası

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2005/13309
Karar No
2007/837
Karar Tarihi
Konu
Şirketin İhyası

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1281 KARAR NO: 2024/1926 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2024 NUMARASI: 2023/675 Esas - 2024/163 Karar DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 22.02.2009 tarihinde vefat eden ...'nın terekesinin Sarıyer 1. Sulh Hukuk Hakimliğinin 13.01.2010 tarihli kararı gereğince TMK'nın 589/2, 592/4 ve 595/son maddeleri gereğince yönetici atanarak idare edildiğini, terekeye ait ... binasının güvenlik hizmetinin Tasfiye Halinde ... Ticaret Ltd.Şti.'nin sağladığını, ancak bu şirketin terekenin tasfiyesi sürecinde imzalanan sözleşme nedeniyle çalıştırdığı işçilerin maaşlarını ödememesi nedeniyle, terekenin üst işveren olarak açılan davalar nedeniyle ücretleri ödediğini, terekenin yönetildiği İstanbul 2.Sulh Hukuk Mahkemesince tereke hesabından toplam 305.599,65 TL ödeme yapıldığını, bu miktarın tahsili için rücu davası açmak üzere çalışmalar yapıldığında şirketin 2018 yılında sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek, ek tasfiye için şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir. Davanın açıldığı İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2022 tarih ve 2022/60 Esas sayılı dosyasında, kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi ile dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Davalı tasfiye memuru ... vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin tasfiye memurluğunu yaptığını, davacının tasfiyeyi yeni öğrendiğini iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu şirketin 20.03.2017 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, usulüne uygun işlemlerin yerine getirilerek 17.04.2018 tarihinde şirketin borç ve alacağının olmadığının tespit edilerek tasfiyenin sonuçlandırılmasına karar verildiğini ve bu hususun 08.05.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, tasfiye sürecinde üç kez ilan yapıldığın, davacının ilana rağmen tasfiye memuruna başvurmadığını, tasfiyede eksiklik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava ticaret sicilinden tasfiyeye bağlı olarak terkin edilmiş olan 'Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi' ünvanlı şirkete tereke dosyası üzerinden ödeme yapılabilmesi için İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Tereke sayılı tereke dosyası yönünden ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir. TTK'nin Ek tasfiye başlıklı 547. Maddesi: '(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü içermektedir. Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin 02/05/2018 tarihinde tasfiyeye bağlı olark terkin edildiği, şirketin adresinin '..Sok.... Blok ... Soğanlık-Kartal/İSTANBUL' olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, son tasfiye memurunun ... olduğu belirlenmiştir. Gerekli kısımlarının örneği celp edilen İstanbul 2. Sulh Mahkemesi'nin ... Tereke sayılı dosyası üzerinden işlem gören davanın davacı terekesi ile ilgili olduğu, söz konusu tereke dosyası üzerinden şirkette çalışanlara ilişkin terekeden ödeme yapma gereğinin söz konusu olduğu, 27/12/2021 tarihli ara karar ile ihya davası açılması için süre verildiği, yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir. Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket yönünden çalışanlara maaş ödenmesi ile ilgili eksiklik olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; yargılaması devam eden söz konusu ... Tereke sayılı dava kapsamında işlerin yürütülebilmesi için ve verilecek kararın infaz işlemlerinin yapılmasının TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi yönünden söz konusu son tasfiye memuru davalı ...' in tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru olarak ... tarafından yapılması uygun görülmüş olup, yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ... Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır... " gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan Tasfiye Halinde .. Ticaret Limited Şirketi şirketin ticaret sicil kaydının, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Tereke sayılı dava dosyası yönünden ve mahkemece verilecek kararının infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyasına, şirketin yeniden tesciline, ek tasfiye işlemleri için önceki tasfiye memuru davalı ...'in atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirketin tasfiye memurluğunu yaptığını, davacının tasfiyeyi yeni öğrendiğini iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu, şirketin 20.03.2017 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, işlemlerin usulüne uygun şekilde yerine getirilerek 17.04.2018 tarihinde, şirketin borç ve alacağı olmadığının tespit edilerek tasfiyenin sonuçlandırılmasına karar verildiğini, bu hususun 08.05.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, tasfiye sürecinde üç kez ilan yapıldığını, davacının ilana rağmen tasfiye memuruna başvurmadığını, tasfiyede eksiklik bulunmadığını, kabul halinde dahi müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547.maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirketin sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesi getirilmiş olup bu düzenleme ile ticaret sicilinden tasfiye sürecine girerek tasfiye sonunda sicilden terkin edilen şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Öte yandan, şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekli olup bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerekmektedir. Somut olayda da, davacı tarafça husumetin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve ihyası istenen şirkete yöneltildiği, mahkemece 05.10.2022 tarihli ara kararla husumetteki eksikliğin HMK'nın 124. maddesine göre giderilerek davalı tasfiye memuruna duruşma günü ve dava dilekçesinin tebliğine karar verildiği, anılan belgelerin 03.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve mahkemece HMK'nın 317. maddesinde belirlenen iki haftalık yasal süre beklenmeden 09.11.2022 tarihli oturumda karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan işlemle taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan işlemden sonra 22.07.2022 tarih ve 2022/518-755 E.K sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili savunma hakkının yasaya aykırı sınırlandırıldığını gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Dairemizin 20.09.2023 tarih ve 2023/1540-1426 E.K. sayılı kararı ile basit usulde uyulması gereken asgari cevap süresine uyulmayarak, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı da davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacı, 22.02.2009 tarihinde vefat eden ...'nın idaresi için yönetici olarak atandıklarını, terekenin idaresinin İstanbul 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/55 Tereke numaralı dosyada yürütüldüğünü, terekeye dahil olan ... binasında güvenlik hizmeti veren tasfiye halindeki şirketin işçilerine terekeden yapılan ödemelerin rücusu için dava açılacağını, güvenlik şirketi çalışanları tarafından İstanbul 6. İş Mahkemesinde açılan davaların kesinleştiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünde başlatılan takip üzerine tereke hesabından 305.599,65 TL ödendiğini, şirketin 2018 yılında terkin edildiğinin öğrenildiğini belirterek, tereke adına açılacak dosyalar için şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir. İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tereke sayılı dosyasındaki 27.12.2021 tarihli kararla ihya davası için tereke idare memurlarına yetki verildiği anlaşılmıştır. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Ancak dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinde; tereke adına, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tereke sayılı dosyasından yapılan işçilik ödemelerinin rücuen tahsili için dava açılacağı ve işçilerin açmış olduğu derdest davaların bulunmasına rağmen şirketin tasfiye edilmiş olması eksik bir tasfiye niteliğindedir. Tasfiyeyi yürüten memurun, güvenlik hizmet sözleşmesi ve işçilerce açılan alacak davalarından haberdar olmasına rağmen, tasfiyenin sonuçlandırılması karşısında, ilan üzerine tasfiye memuruna başvurulmamış olmasının ihya davasına bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu, ihya için gerekli koşulların bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/13309 E.2007/837 K. sayılı emsal nitelikli kararında da Ticaret Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016 / 2926 Esas 2016 / 3585 Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır. Davalı ... Sicil Memurluğu bu davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz. Ancak davalı tasfiye memurları yargılama giderlerinden sorumludur. Bu nedenle davalı tasfiye memurları vekilinin, son tasfiye memuru olan müvekkillerinin tasfiye işlemlerinde kusurlu bulunmaması nedeniyle verilen ihya kararı kapsamında yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan inceleme ve verilen hüküm yerinde olup, şirketin sicil kaydının İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Tereke sayılı dosyasında, ödenen paralara ilişkin olarak açılacak her türlü takip ve rücu davası ile bu davaların sonucunda verilecek hükümlerin infazı ile sınırlı olarak ihya edilmesi yerinde olduğundan, davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;3-Davalı tasfiye memuru vekili tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2005/13309, K. 2007/837, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2005-13309-e-2007-837-k-bbd9dc970632