Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 1989/1254 E. 1989/3739 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 1989/1254
- Karar No
- 1989/3739
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/887 KARAR NO: 2025/991 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 NUMARASI: 2024/998 E DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 15/04/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile müvekkili ...'ün İstanbul İli Çekmeköy İlçesi ... Mahallesi ve kain tapunun ... pafta ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek ... Blok, ... Blok ... Blok ve ... Blok binalara ilişkin önce sözlü olarak anlaşmaya varıldığını, Akabinde tarafların 01.10.2017 tarihinde bir araya gelerek"Ortak İnşaat Yapım Sözleş- mesi" imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre "İstanbul İli Çekmeköy İlçesi ... Mah. ... pafta ... parsel- de ... İnşaat tarafından yapılacağı, inşaatın bitiminde, ... İnşaata düşecek dairelerin % 50'sinin davacı ...'e devredileceği"nin kararlaştırıldığını, Yine tarafların 26.10.2018 tarihinde bir araya gelerek ek sözleşme imzaladıklarını, bu ek sözleşmeye göre "davacı ...'ün yaptığı ve yapacağı ödemeler karşılığında ...'ün hissesinin % 75 olacağı, inşaatlar bittikten sonra davalı sağlam İnşaata düşen dairelerin % 75'nin ...'e devredileceği"nin kararlaştırıldığını, Bu inşaat sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı şirkete karşı İstanbul Anadolu 8. As. Ticaret Mahkemesi 2023/203 Esas sayılı dosyadan tapu tescil olmazsa alacak istemli dava açıldığını, Yine davalı şirket ile davacı müvekkili arasında yapılan 26.10.2018 tarihli sözleşme uyarınca İstanbul İli Kartal İlçesi ... Mah. ... Pafta ... Ada 1,2,8,10,14, 15,16, 17,18,20 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerin davacıya verilmemesinden dolayı İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/195 esas sayılı dosyası üzerinden tapu tescil davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu, Davalı şirketin 26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğü'nde, ... İnşaat Yapım Sözleşmesinden kaynaklı bir kısım tapuları müvekkiline devrederken davalı şirket yetkilisi ...'ın "... İnşaat'ın yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, SGK gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara,yine inşaatın ayıp nedeniyle bakım tadilat durumu olmasına karşılık olmak üzere teminat olarak" müvekkiline alel acele 50.000 USD'lik bir senet imzalattığını, müvekkilinin söz konusu senedi defalarca davalı şirketten istemesine rağmen, davalı şirket yetkilisi ... ve ...'ın şirkete karşı İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/203 Esas sayılı dosyadan ve İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/195 esas sayılı dosyadan davalar açıldığını kastederek senedin fotokopisini dahi vermediklerini, Davalı şirket tarafından İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/203 Esas sayılı dosyada davalı şirket tarafından verilen cevap dilekçesi ve ekinde 15.11.2022 tarihli bir sözleşme sunulduğunu, sözleşmenin 2 nolu bendinde bu proje ile doğabilecek her türlü sorun, SGK, maliye, ceza, vergi, harç vesaire giderler için davacının 50.000 USD teminat vereceğinin belirtildiğini, kıymetli evrakta mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereği takibe konu senetlerin kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermesi gerektiğini, eğer senet borcunun sebebi belirli ise bu senedin artık kambiyo vasfı kalmadığını, yine teminat amaçlı verilen senedin, kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadini taşımadığını, diğer anlatımla senetlerin kambiyo vasfı kalmadığından geçersiz olduğunu, 15.11.2022 tarihli sözleşmedeki imza, yazı ve tarihin müvekkiline ait olmadığını, Yine davacı müvekkili ile davalı taraf arasında derdest İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/203 Esas sayılı dosyasında, davalı tarafından sunulan 09.10.2022 tarihli yazılı belgenin sağ üst köşesinde yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, Tüm bu nedenlerle 01.10.2017 tarihli ... İnşaat Yapım Sözleşmesi ve 26.10.2018 tarihinde bir araya gelerek ek sözleşme uyarınca inşa edilen İstanbul İli Çekmeköy İlçesi ... Mahallesi ve kain tapunun ... pafta ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek ... Blok, ... Blok ... Blok ve ... Blok binalara ilişkin davalı ... İnşaat'ın yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, SGK gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara yine inşaatın ayıp nedeniyle bakım tadilat durumu olmasına karşılık olmak üzere teminat olarak verilen 26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde verilen 50.000 USD miktarlı senedin, illiyetten mücerret olmaması ve teminat senedi olması nedeniyle söz konusu senedin hükümsüzlüğünün ve bedelsizliğinin tespitine davalı şir- kete verilen 50.000 USD miktarlı senedin 3. kişilere devrinin önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; teminat senedinin şartlarının oluşmadığını, senedin teminat senedi olarak kabulünün mümkün olmadığını, bir senedin teminat kapsamında verilip veril- mediğinin Yargıtay içtihatları ve doktrinde belirli çerçeve dahilinde ele alınmakta olduğunu, bilindiği üzere, teminat senedi bir anlaşma uyarınca işin, verilen sözün, mal veya hizmetin eksiksiz tamamlanacağını, taahhüdün sorun olmadan yerine getirileceğini, verilen taahhütlerin yerine getirilmediği takdirde, nasıl bir sorumlulukla karşı karşıya kalacağını beyan eden tarafın imzaladığı şartlı-bedeli senede denmekte olduğunu, yani teminat senedinin; bir işin, taahhüdün, alım-satımın veya hizmetin kararlaştırıldığı şekilde tamamlanacağının, aksi halde senette yazan parasal miktarın ödeneceğinin taahhüt edildiği yazılı belge olduğunu, bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmesinin ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağ- lanması gerektiğini, senet üzerine yazılacak olan ‘’teminattır’’ ibaresinin tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmadığını, teminat senedidir, devredilemez, ciro edilemez ibarelerinin tek başına geçersiz, hiç yazılmamış kabul edildiğini, bu hususlarda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilamlarının mevcut olduğunu, Davacının, 50.000 USD lik bir senedin varlığını ve bu senedin teminat olarak veril- diğini iddia etmekte olduğunu, davacının iddiasını destekler yazılı delil bulunmadığını, Huzurdaki davanın menfi tespit talepli iddia olunan senedin hükümsüzlüğüne ilişkin olduğunu, senedin teminat senedi olduğunun iddia eden taraf Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi bu konuya ilişkin 1989/1254 E.,1989/3739 K. sayılı 21.09.1989 tarihli kararında aynen “Çekin teminat veya borç senedi gibi herhangi bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğini iddia eden taraf bu hususu ispat etmekle yükümlüdür” şeklinde içtihat ettiğini, teminat senedi kapsamında varlığı dahi ispatlanamayan senedin hükümsüzlüğünün tespitinin mümkün olmadığını, İspat külfeti altında olan taraf iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, çünkü HMK’da yazılı delile karşı yazılı delille ispat kuralı bulunduğunu, işbu hüküm gereğince senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılmalısı gerektiğini veya- hut sözleşme üzerine teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılması gerektiğini, teminat kapsamında değerlendirilse dahi senedin hükümsüzlüğü mümkün olmadığını, taraflar arasında inşaat sözleşmelerinden dolayı bir kısım derdest davalar görüldüğünü, Davacının, müvekkilini ticari hayatını ve ihtilaf konusu edilen inşaat projesinin deva- mına mani olmak amacıyla kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, mevcut senedin varlığı dahi tartışmalı olduğunu, kaldı ki, mevcut bir senedin varlığı olsa dahi taraflar arasında yapılan ortaklık ve inşaat sözleşmelerinde yapılacak işlerin tamamen yerine getirildiğinde işin biteceğinin kararlaş- tırıldığının görülmekte olduğunu, şartlar oluşmadığından iadesi veya hükümsüzlüğünün mümkün ola- mayacağını, davacının davasının, samimiyetsiz ve haksız olduğunun açık olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce 2023/896 Esas -2024/548 K. Nolu 03.07.2024 tarihli ilam ile; "Dava veya takibin konusunun bono ya da çek gibi bir kambiyo senedine dayalı olması tek başına davanın ticari dava olduğunu göstermez. Mahkemenin görevini tayin için tarafların her ikisinin de tacir olup olmadığı, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığı ve aralarındaki temel hukuki ilişkinin niteliğine bakılması gerekmektedir. Davalı şirket tacir ise de mahkememizce yapılan araştırmada, gelen müzekkere cevaplarından davacının tacir olmadığı anlaşıldığından, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine aittir. Nitekim İstanbul BAM 15. HD'nin 2022/2338 Esas, 2022/1459 Karar sayılı ve 2020/1295 Esas,2023/995 Karar sayılı ilamları da bu doğrultudadır." denilerek "mahkemenin görevsizliği nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine" karar verilmiştir. Davacı taraf göreve ilişkin iş bu karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dosya istinaf incelemesi için dairemize gönderilmiş, inceleme sırasını beklemekte iken davacı vekili 17.10.2024 tarihli dilekçesi ile, dava açıldıktan sonra davalı tarafından dava konusu senet dayanak gösterilerek müvekkili davacı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline 14.10.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın takipten önce açıldığını, müvekkili yönünden telafisi imkânsız zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için ve ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkması ihtimaline binaen öncelikle; icra takibi ilgili olarak müvekkili hakkında başlatılan takibin teminatsız dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizce tedbir talebi ile ilgili olarak yapılan inceleme sonunda 2024/2856 Esas sayılı dosya üzerinden tesis edilen 06.12.2024 tarihli ara kararda; İİK'nun Menfi Tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde: "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurul- masına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.İİK 72. Maddesi menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup davanın takipten önce veya sonra açılması, verilecek tedbirin şekli yönünden değişikliğe yol açmaktadır.Buna göre, davacı senedin teminat amaçlı olarak verildiğini ileri sürerek 25/12/2023 tarihinde eldeki davayı açmış, icra takibi ise 17.10.2024 tarihinde başlatılmış, kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emrinin davacı-borçluya tebliğe çıkarılmıştır.Somut olayda, davacı takibe konu senedin illiyetten mücerret olmaması ve teminat senedi olması nedeniyle hükümsüzlüğünün ve bedelsizliğinin tespitine verilmesini talep ettiği, davanın takipten önce açıldığı, anlaşılmasına göre davacının tedbir talebinin kabulüyle, senede dayalı olarak takip açılması ve takip başlatılmış ise takibin dava sonunda dek durdurulmasına karar vermek gerekmiştir, denilerek, "Davacının tedbir talebinin kabulüyle İİK'nın 72/2 maddesi gereğince takibin davadan sonra başlatıldığı anlaşılmakla takibin teminat karşılığı durdurulmasına,Davaya konu edilen senet bedelinin %15 i oranında nakdi yada kesin ve süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafça tebliğden itibaren 1 hafta içerisinde yatırılmasına, Teminat yatırıldığında icra müdürlüğüne yazı yazılmasına" karar verilmiş,Daha sonra da göreve ilişkin olarak yapılan inceleme sonunda 2024/2856 E. 2024/3427 K. Nolu 12.12.2024 tarihli ilam ile; uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu işaret edilerek mahkemenin kararının HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince kaldırılması yoluna gidilmiş dosya yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.Davalı vekili ilk derece mahkemesine sunduğu 30.01.2025 tarihli dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından 2024/2856 sayılı dos- yada 06.12.2024 tarihli ara karar ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile " ilgili teminat karşılığında takibin durdurulmasına" karar verildiğini, taraflarınca İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi Müdürlüğü'nün dosyası kapsamında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığını, davacının bu takibe ilişkin borca itirazının İstanbul Anadolu 22. İcra Hukuk Mahke- mesi'nin 2024/653 E. - 2024/810 K. sayılı dosyası kapsamında reddedildiğini, BAM ara kararına konu senet ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası nezdinde başlatılan takibe konu senetlerin birbirinden tamamen alakasız iki senet olduğunu, ne var ki davacı tarafından sanki bu iki senet aynı imiş gibi mahkemenin yanıltılarak icranın durdurulması yönünde karar alın- dığını, eldeki menfi tespit davasına konu senedin 22.03.2027 vade tarihli senet olduğunu, dosyaya ibraz olunan 15.11.2022 tarihli sözleşmede de 2027 vade tarihli 50.000 USD bedelli senedin verile- ceğinden bahsedildiğini, ancak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosya- sına konu senedin 01.03.2023 vade tarihli senet olduğunu, her iki senedin 50.000 USD bedelli olması nedeniyle sehven İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi Müdürlüğüne ait takip dosyasının durdurulma- sına karar verildiğini bu hususta Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/2856 E. sayılı dosyası üzerinden itiraz ve talep ileri sürüldüğünü, ancak tavzih ve tashih şartlarının oluşmadığı, ayrıca yargılama sırasında verilen tedbir kararlarının değiştirilmesi ve/veya kaldırılmasının mahkeme- sinden talep edilebileceği belirtilerek talebin reddedildiğini beyanla tedbir kararının kaldırılmasına dair ara karar oluşturulmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi'nce bu talep ile ilgili olarak 26.02.2025 tarihinde; "her ne kadar davalı tarafça BAM ara kararına konu senet ile İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2024/17374 E. Sayılı dosyası nezdinde başlatılan takibe konu senetlerin birbirinden tamamen farklı olduğu, takibin dur- durulması yönünde tedbir kararı verilen menfi tespite ilişkin dava dosyasının taraflar arasındaki 22.03.2027 vade tarihli senede ilişkin olup, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası nezdinde başlatılan takibin ise 01.03.2023 vade tarihli senede ilişkin olduğu, davacı tarafın mahkemeyi bilerek ve isteyerek yanıltması sonucu verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmiş ise de; dava dilekçesi içeriği itibariyle davalı tarafa 26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde verilen 50.000,00 USD'lik senedin dava konusu yapıldığı, davacı tarafça senet örneğinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın itiraz dilekçesi ile taraflar arasında tanzim edilmiş olan 50.000,00 USD bedelli iki adet senet bulunduğundan ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına konu senedin işbu davanın konusu senede ilişkin olmadığı ısrarla savunulmasına rağmen, dava konusu olduğu ve 22.03.2027 vade tarihli olduğu iddia edilen senedin aslı veya fotokopi görüntüsünün dahi dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği ve bu aşamada mahkememizce samimi ve inandırıcı bulunmadığı, icra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğinin İİK'nun 72. maddesinde hükme bağlandığı, dosyanın mevcut haliyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2024/2856 esas sayılı dosyasında verilen 06/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: 26.02.2025 tarihli ara karar davalı tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; BAM ara kararına konu senet ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası nezdinde başlatılan takibe konu senetlerin birbirinden tamamen alakasız iki senet olduğunu, davacının yanıltması sonucu sanki bu iki senet aynıymış gibi icranın durdurulması yönünde karar alındığını menfi tespite ilişkin dava dosyasının taraflar arasındaki 22.03.2027 vade tarihli senede ilişkin olduğunu, 15.11.2022 tarihli sözleşmenin ek olarak daha önce mahkemeye sunulmuş olup bu sözleşmede de 2027 vade tarihli 50.000 USD bedelli senedin verileceğinden bahsedildiğini, oysaki tarafımızca İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası nezdinde başlatılan takibin 01.03.2023 vade tarihli senede ilişkin olduğunu, bu iki senedin aynı olduğunu iddia eden davacının ispat yükünün davacıya ait olduğunu, ancak mahke- menin bu hususta müvekkilini ispat ile yükümlü tuttuğunu, Yerel mahkemece tedbire itirazlarının reddine karar verilirken 22.03.2027 vade tarihli senedin aslının yahut kopyasının taraflarınca dosyaya sunulmamasından bahsedildiğini, ancak müvekkili şirket ve davacı ... eski ortak olup; aralarında çok fazla sayıda ticari ilişki gerçek- leştiğini, 15.11.2022 tarihli sözleşmenin de bu ticari ilişkinin parçalarından yalnızca birisi olduğunu, iş bu 15.11.2022 tarihli sözleşmede davacı tarafından müvekkil şirkete 22.03.2027 vade tarihli bir senet verileceğinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla işbu davanın konusu 22.03.2027 tarihli senet olup takibin durdurulması yönündeki ara kararın hatalı olduğunu beyanla ara kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde 26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde verilen 50.000 USD miktarlı senedin hükümsüzlüğü iddiasıyla menfi tespit talebinde bulunmakta, bilahare dairemize ibraz ettikleri 30.01.2025 tarihli dilekçe ile "bu senedin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası üzerinden takibe konu edildiğini "beyanla tedbiren takibin durdurul- masını istemiş, dairemizce tedbir talebi teminat karşılığında kabul edilmiştir., Davalı menfi tespit davasına konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına konu senedin 01.03.2023 vade tarihli, menfi tespite konu senedin ise 22.03.2027 vade tarihli senet olduğunu, her iki senedin 50.000 USD bedelli olması ve davacının yanıltması sonucu her iki senedin aynı olduğundan hareketle hatalı olarak takibin durdurulduğunu beyanla tedbir kararının kaldırılmasını istemiş, mahkemece itiraz reddedilmiştir. UYAP ortamından yapılan incelemede; davalı şirket tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe dayanak senedin 01.03.2023 vade tarihli 50.000 USD tarihli senet olduğu görülmüştür. Davalının 03.01.2025 tarihli talep evrakına ekli 15.11.2022 tarihli sözleşmede; dava- cının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında oluşacak her türlü sorun, SGK, maliye vs borçları teminen 22.03.2027 tarihli senet vereceği belirtilmiştir.Davalı taraf, eldeki menfi tespit davasına konu senedin 22.03.2027 tarihli senet ile ilgili olduğunu, takip konusu senet ile aynı olmadığını beyan etmektedir.Ancak mahkemece talep edilmesine rağmen davalı taraf 22.03.2027 tarihli senet aslı veya fotokopisi dosyaya sunmamıştır.Davalı vekili 09.04.2025 tarihli dilekçesinde; "15.11.2022 tarihli sözleşme uyarınca davacı tarafından müvekkile verilen 22.03.2027 vade tarihli senet tüm araştırmalara ve çabalara rağmen müvekki- limizce bulunamamıştır. Zira bu hususta tarafımızca işbu senedin kaybolması/çalınmış olması sebebine dayalı olarak İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/313 E. sayılı dosya nezdinde senedin zayi olması nedenine dayalı dava açılmıştır." şeklinde beyanda bulunarak zayi nedeniyle iptal davasının bekletici mesele yapılmasını istemiştir.Tarafların iddia ve savunmaları yargılamaya muhtaç olup, dosyanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre takibin durdurulması yönünde verilen tedbirin kaldırılmasına ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının 26.02.2025 tarihli ara karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir. K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının 26.02.2025 tarihli ara karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/04/2025