İlk Derece Mahkemesi · Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/72 E. 2019/483 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/72
- Karar No
- 2019/483
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/72 Esas KARAR NO : 2019/483 DAVA : Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2014 KARAR TARİHİ : 12/07/2019 Mahkememizden verilen ... tarihli , ... Esas,... Karar sayılı kararın, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarihli, ... Esas,... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek, yapılan açık yargılamaları sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacıya ait ... plaka sayılı araca, sürücüsü ... olan ... plaka sayılı aracın arkadan çarpması sonucu ... tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, ancak aracın içinde bulunan sürücü ve diğer yolcuların yaralanmadıklarını, kaza mahallinde sürücü ...'ın ... promil alkollü olduğu yönünde rapor düzenlendiğini, ancak Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen sürücünün burada ... alkollü olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta vekili aracılığı ile ... tarihli yazısı ile ... plaka sayılı aracın kasko sigortasının tarafı olduklarını ve bu araçta meydana gelen ... TL hasar bedelini ödediklerinden bahisle, ödemiş oldukları hasar bedelinin müvekkilince ödenmesini aksi halde yasal yollara başvuracaklarını ihbar ettiklerini, davalı sigorta şirketinin talep ettikleri hasar bedelinin, öncelikle kusurlarının netleşmemiş olması nedeniyle haksız olduğunu, müvekkilinin mülkiyetindeki araca arkadan çarparak asli kusurlu olan davalı tarafa kasko sigortasını yaptırmış olan araç ve sürücüsü olduğunu, kasko bedeli olarak ödediği iddia edilen bedel için yapılmış herhangi bir hasar tespitine ilişkin kayıt olmadığını, davalı sigorta şirketinin müşterisine ödediğini beyan ettiği kasko bedeli için icra takibine başyalabileceği endişesinde olduklarını beyan ederek, sebepsiz zenginleşmeyi önlemek amacı ile öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalı sigorta şirketine borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde; kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın, müvekkili sigorta şirketi nezdinde ... vadeli ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, kazadan sonra kazaya karışan diğer ... plakalı aracın sigortacısı olan ... A.Ş.'nin rücu talebi üzerine müvekili sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası açıldığını ve karşı araçta meydana gelen hasar bedelinin ... TL olarak sigortalı aracın poliçe teminatlarından ödendiğini, davacıya ait aracı kullanan sürücünün kaza sırasında alkollü olduğunun açık ve net olduğunu, dolayısıyla Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesi gereğine müvekkili şirketin ödemiş olduğu tazminatı ... plakalı araç maliki ve sürücüsünden rücu hakkı bulunduğunu, trafik kazası tespit tutanağında tarafların kusurlarının açık ve net olduğunu, davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... Sigorta A.Ş.'ye müzekkere yazılarak dava konusu ... nolu sigorta poliçesine ilişkin açılan ... numaralı hasar dosyası celbedilerek dosya içine konulmuştur. Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası celbedilerek incelenmiştir. Dosya kapsamı değerlendirilerek davacıya ait araç sürücüsünün kazayı sırf alkolün etkisi ile yapıp yapmadığı, kazada kusurunun bulunup bulunmadığı, ayrıca karşı tarafın aracında oluşan hasarın ne kadar olduğu hususunda nöroloji uzmanı ..., hukukçu ... ve makine mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişiler 15.06.2015 tarihli raporlarında özetle; dosyada mevcut belge ve bilgilere dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda; kazanın meydana gelmesinde, ... plakalı ... sürücüsü ...'ın % 75 oranında, ... plakalı ... sürücüsü ...'ın % 25 oranında kusurlu olduğunu, dosya içerisindeki veriler göz önüne alındığında, kaza esnasında ... promil oranında alkollü olarak tespit edilen sürücü ...'ın bu kazayı salt alkolün etkisi altında yapmadığını beyan etmişlerdir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; "Dava menfi tespit davası olup ,davacı kendi sigorta şirketinin yaptığı kaza nedeniyle zarar gören 3.kişiye ödediği bedelin ,kaza sırasında alkollü olduğu gerekçesiyle kendisinden istediğini ,borcunun olmadığının tespitini talep etmektedir. Davalı vekili ise davacının Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesi gereğine bedeli ödemesi gerektiğini savunmaktadır. Davalı sigorta şirketi kendi sigortalısı olan davacıdan bedeli talep ettiğinden davacının dava açmakta hukuki yararının var olduğu kabul edilmiştir. Bilindiği üzere; sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2. maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Karayolları Trafik Kanunu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının 4/d maddesine göre " Poliçe genel şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı" başlıklı 4/d maddesinde, "tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olayı yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa" işletene rücu edilebileceği belirtilmiştir.Bu sebeple sürücünün aldığı alkolün promil oranlarının doğrudan doğruya sonuca etkisi yoktur. Kaza ve hasarın münhasıran sürücünün aldığı alkolün tesiri altında ileri gelip, gelmediğini tesbiti gerekmektedir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği belirtilmiştir.Bu nedenle davalı sigorta şirketinin kendi sigortalısına rücu koşullarının oluşmadığı ,davacıdan rücu talebinin yerinde olmadığı ,davacının davasının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır" gererekçesi ile verilen karar; Davalı vekili tarafından temyiz edilmiş Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarihli, ... Karar sayılı ilamı ile;" 1-T.C. Anayasası'nın 36/1 maddesinde "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" düzenlemesine; 6100 Sayılı HMK'nun 27. maddesinde "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir" düzenlemesine yer verilmiştir. Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür. Adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulan yasal düzenlemelerden biri de, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğine ilişkin düzenlemedir. 6100 sayılı HMK'nun 280/1 maddesi "Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir" hükmünü amirdir. Anılan tüm bu yasal düzenlemelerde, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin katılımının sağlanması ise, mahkemece yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir. Somut olayda; hükme esas alınan 15.06.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunun davalı sigorta şirketine ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin ... tarihinde muhabere yolu ile rapora itiraz ettiği, ... tarihli celsede karar verildiği, davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinin karardan sonraki tarih olan ... tarihinde dosyasına girdiği anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, hükme esas alınan heyet bilirkişi raporu davalı sigorta şirketine tebliğ edilmekle, davalının savunma hakkını kullanması için rapora itiraz süresinin geçmesinin beklenmesi, rapora itiraz ettiği anlaşılan davalının itirazlarının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının savunma haklarını da kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı sigorta şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkememizce ... tarihli ara kararı ile; Usul ve yasaya uygun olan Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarih, ... karar sayılı bozma ilamına uyulmasına ve dosyaya alınan bilirkişi heyeti raporu Yargıtay 17. HD emsal kararına uygun olduğu anlaşılmakla davalı yanın bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazın reddine karar verilmiş, sonuç olarak Mahkememizin Yargıtay bozma ilamından önceki gerekçesine bağlı kalınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; davacının davalı sigorta şirketine ... tarihinde meydana gelen trafik kazası dolayısıyla BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harçtan, peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsiline, Hazine'ye gelir kaydına. 3-Davacı tarafından yatırılan ... TL peşin harç ile ... TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücreti ve ... TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam ... Tl yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğnuda kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 12/07/2019 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalı ¸e-imzalı