İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/584 E. 2026/1 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/584
- Karar No
- 2026/1
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/584 Esas - 2026/1 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/584 Esas KARAR NO : 2026/1
HAKİM : .... KATİP : ....
DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 1-.... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- ....
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/08/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 KARAR Y.TARİHİ : 21/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde: 04.11.2024 tarihinde davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın dava dışı sürücü ... idaresindeki ve davacı sigorta şirketi tarafından .... ile sigortalanan ... plakalı araca çarptığını, ... plakalı aracın çarpışmasının etkisi ile karşı yönden gelen ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazanın davacı şirkete ihbar edilmesi neticesinde araçta meydana gelen hasar sebebiyle, aracın onarımın ekonomik olmayacağı gerekçesiyle aracın bu haliyle pert-total olarak değerlendirilmesinin gerek şirketin gerekse sigortalının menfaatine olacağından araca pert işlemi yapıldığını ve varılan mutabakat neticesinde davacı şirketçe 1.000.000,00-TL ödeme yapıldığını, davacı şirketin bakiye zararı olan 164.500,00-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, sigorta tazminatının zarara sebep olanlardan, sigortalısının zararını ödediği nispette rücuen talep hakkının bulunduğunu, davalı...'ın davacı şirkete sigortalı aracın hasarından asli ve %100 kusurlu, diğer davalı ... ise ... plakalı aracın işleteni olması nedeniyle sorumlu olduğunu, belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının talep etmiş olduğu tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacı tarafından yapılan ödeme ve mahsupların davalıların bilgisi ve onayı dışında yapıldığını, dava konusu alacağın likit olmadığını, kaza tespit tutanağının tek başına delil olamayacağını, kusur durumunun netleştirilmesinin gerektiğini, pert işlemi yapılan aracın gerçek değerinin tespitinin belirlenmesinin gerektiğini, davacının faiz isteminin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı... davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının kasko sigortacısı olduğu aracın davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kaza sonunda davacı tarafından sigortalıya ödenen tazminatın davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkin itirazın iptaline ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, zarardan sorumlu oldukları iddiası ile davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih .... sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığını taşıyan 1472. maddesinde ise; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Davanın, TTK'nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. TTK'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 5/3 maddesi uyarınca 01/07/2012 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline dönüştürülmüştür. Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde dava konusunun trafik kazasından kaynaklanan davacının kasko sigortacısı olduğu aracın davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kaza sonunda davacı tarafından sigortalıya ödenen tazminatın davalılardan rücuen tahsili isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkta, sigortalı aracın hususi nitelikte araç olduğu, bu durumda davacının iddia ettiği olayın haksız fiil niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacının halefiyete dayalı olarak açtığı haksız fiil hükümlerine göre tacir olmayan davalıya karşı açmış olduğu, davalı tarafın TTK 12, 16 maddeleri kapsamında kalan tacir olmadığından mutlak ticari dava sayılmadığından, açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli ve yetkili .... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : 1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesi ve iki haftalık yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331 maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/01/2026
Katip .... E-imza
Hakim.... E-imza