İlk Derece Mahkemesi · Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/643 E. 2023/786 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/643
Karar No
2023/786
Karar Tarihi

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/643 Esas - 2023/786 T. C. A N K A R A 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR ESAS NO : 2022/643 KARAR NO : 2023/786 DAVA : Munzam (Aşkın) Zararın Tazmini DAVA TARİHİ : 27/09/2022 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 15/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Munzam (Aşkın) Zararın Tazmini davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesin özetle; müvekkilinin alt üstlenici olarak üstlenmiş olduğu işi sözleşme gereği süresinde teslim etmesine rağmen hak edişinin karşılığı olan 43.282,47 TL bedelli 17.06.2020 tarihli GİB2020000000003 no.lu fatura ve 164.956,72 TL bedelli 08.12.2020 tarihli GİB 20200000000020 no.lu faturayı davalı şirkete iletmesine rağmen uzunca süre söz konusu alacağının ödenmediği nedeniyle ...28. İcra Dairesinin 2022/10371 E. sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinde 43.282,47 TL ve 164.956,72 TL iki adet fatura bedelinin faiziyle birlikte ödenmesi talep edildiği ve davalı şirket tarafından herhangi bir itiraz edilmeksizin 07.07.2022 tarihinde icra dosyasına ödemede bulunulduğu, 2020 yılında kesilen fatura bedellerinin vadesinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geç ödenmesi nedeniyle müvekkili nezdinde işbu dava konusu munzam zararların oluşmasına sebebiyet verildiğinden sonuç olarak emsal yargı kararları göz önünde bulundurularak, davalı şirketin tanzim tarihinden yaklaşık 2 yıl sonra fatura bedellerini ödenmesi nedeniyle faturalara ilişkin temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar meydana gelen munzam zararın dava tarihi itibariyle hesaplanarak TTK. 1530 uncu maddesi uyarınca temerrüt faiziyle birlikte ödenmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşme gereği hak edişi karşılığı düzenlemiş olduğu fatura bedellerinin süresi içerisinde ödenmediği nedeniyle alacağın tahsili amacıyla ...28. İcra Dairesinde 2022/10371 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan ilamsız icra takibinde fatura bedellerinin ödendiği ancak, takip konusu edilen fatura bedellerinin iki yıl geç ödenmiş olunması nedeniyle oluşan munzam zararın karşılanmasının dava konusu edildiği, davacının 2 yıl sonra alacağını takibe koyduğu, geçen bu süre içerisinde alacağın tahsili bakımından hiçbir girişimi bulunmayan davacının takip tarihinde var olan ekonomik koşullara sığınarak zararı olduğu iddiası ile kendi lehine menfaat talep etmesinin dürüstlük kurallarına uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ...28. İcra Dairesine, Elazığ Ticaret Odasına, Diyarbakır Ticaret Odasına, Diyarbakır Vergi Dairesine ve Ergani Vergi Dairesine müzekkere yazıldığı görüldü. Davacı vekilinin 10/11/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi gönderdiği, dilekçenin davalıya tebliğ edildiği görüldü. Dava, fatura alacağının geç ödenmesinden kaynaklı munzam zararın tahsili isteminden ibarettir. Ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu, müzekkere cevapları, icra dosyası, tarafların beyanları ile getirtilmesi gerekli tüm deliller dosyaya celp edilmiştir. ...28. İcra Müdürlüğü'nün 2022/10371 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 16/06/2022 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde toplam alacağın 257.983,88-TL olduğu, dosyada mevcut 07/07/2022 tarihli tahsilat makbuzuna göre davalı tarafından dosyaya 310.577,14-TL yatırıldığı anlaşılmıştır. Davacının HMK'nın 222 maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi için Elazığ Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak Bilirkişi Mustafa Ünal Türkeri'den 20/03/2023 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Rapora göre; Davalının faturalı borcunu sözleşmede belirtilen süre içerisinde ödemediği, takip öncesi alacağın tahsili yönünde davacı tarafından davalıya herhangi bir ihtarda bulunulmadığı, davacının, alacağını zamanında tahsil edemediği nedeniyle uğramış olduğu zararını temerrüt faiziyle karşılayamadığı yönündeki iddiasında somut bilgiler ortaya koyamadığı, davacıya ait 2020-2021-2022 ticari defterlerinin talep yönünde tetkikinde; 2020 yılı sonu itibariyle 2021 yılına devreden 208.633,86 TL davalı şirketten olan bakiye alacak tutarının takip öncesi 2021 yılında gerçek bir belgeye dayalı olmadan hayali bir kayıtla hesabın kapatılmış olduğu ve takip tarihi olan 2022 yılında defter kayıtları üzerinde davalı şirkete ait herhangi bir alacak kaydının bulunmadığı, defter kayıtları üzerinde tahakkuk etmiş herhangi bir vergi, ceza ve yapılandırma kaydının da bulunmadığı, 2020-2021 yılı Gelir Vergisi Beyannameleri eki Bilançolar da herhangi bir Öz Varlık eksilmesinin görülmediğini ve defter kayıtlarının usulüne göre tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığından defter kayıtlarına dayanılarak davacının alacağını geç tahsil nedeniyle munzam zararının olup olmadığı yönünde bir tespit ve hesaplamanın yapılamadığını rapor etmiştir. Davacının itirazı üzerine Elazığ 6. Asliye Hukuk Mahkemesine 18/05/2023 tarihinde ek talimat yazılarak bilirkişi Mustafa Ünal Türkeri'den ek rapor aldırılmıştır. Rapora göre; Usulüne göre tutulmlamı,ş olan davac'ıya ait ticari defter kayıtlarının tetkikinde; Takip tarihi itibariyle defter kayıtları üzerinde davalı şirketten takip konusu alacakla ilgili olarak herhangi bir kaydın bulunmadığı, defter kayıtları üzerinde tahakkuk etmiş herhangi bir vergi, ceza ve yapılandırma kaydının da bulunmadığı, mahkemece Ergani Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ile de doğrulanmakta olan, davacı Bahriye Zeynep KIZAN” ın 2020 yılı faaliyet döneminde 3.029,72 TL, 2021 yılı faaliyet döneminde ise 27.934,89 TL net kar elde etmiş olduğu, mahkeme tarafından Ergani Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda; 31273424286 kimlik no.lu Bahriye Zeynep KIZAN” ın 20.12.2022 tarihi itibariyle 2020 yılından buyana vadesi geçmiş 85.978,28-TL vergi aslı, 21.565,50-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 107.543,78-TL vergi borcu ve 7326 sayılı kanun kapsamında 25.000,24-TL tecilli borcunun olduğu bilgilerinin verilmiş olduğu, Dava konusunun 2020 yılında kesilen fatura bedellerinin yasal süreleri içerisinde ödenmeyip geç ödenmiş olması sebebiyle yargı kararları da göz önünde bulundurularak faturalara ilişkin tutarların temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar meydana gelen munzam zararın temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi talebi olduğu, davacı yanın davalı şirketten olan iki adet fatura karşılığı toplam 208.239,19 TL tutarındaki alacağını yasal süreleri içerisinde tahsil edemeyip yaklaşık iki yıl gibi bir süre geç ödenmiş olması sebebiyle borçlarını ödeyemediği nedeniyle, faturalara ilişkin tutarların temerrüt tarihinden dava tarihi itibariyle çeşitli ekonomik verilere göre hesaplanan güncel değerler toplamının 482.152,20 TL olarak hesaplanmış olduğu, UYAP sistemi üzerinden gönderilen dava dosyası içerisinde “İcra Dosyası Hesap Özeti'nin bulunmadığı nedeniyle miktarı bilinemediğinden 482.152,20-TL olarak hesaplanan güncel değer tutarından takip tarihi itibariyle ödenmiş olanı gecikme faizinin tenzil edilmesinin gerektiği, takip tarihi itibariyle gecikme faizi hesaplanarak tahsil edilmiş olduğundan Mahkemece takdir olunacak munzam zarar miktarına takip tarihinden dava tarihine kadar gecikme faizi işletilmesinin gerektiğini rapor etmiştir. Deliller değerlendirilmiştir. Davacının yazılan vergi dairesi yazı cevaplarına göre tacir olduğu kabul edildiğinden ve mahkememiz davaya bakmakla görevli olduğundan yargılamaya devam olunmuştur. Somut olayda; Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasında yapılan taşeronluk sözleşmesine istinaden müvekkilinin davalıya karşı üstlendiği edimi zamanında yerine getirmesine karşın fatura bedellerinin icra takibi başlatılarak geç ödendiğini belirtmiş olup, munzam zararının tahsilini talep etmiştir. Munzam zarar, davanın dayanağı sözleşme ile davanın açıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. TBK'nın 122/1. maddesinde aşkın zarar adı altında ifade edilen düzenleme ile, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekte yükümlüdür." Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan temerrüdün hukuki bir sonucudur ve borçlunun zararının faizi aşan bölümüdür. Diğer bir anlatımla borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının malvarlığınn kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmekteki kusurunun varlığı asıldır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını ve bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. (bkz. Yargıtay 6. HD.'nin 2021/6276 esas ve 2023/112 karar sayılı ilamı) Dava dilekçesinde davacının somut zararının neyden ileri geldiği belirtilmediğinden hakimin davayı aydınlatma görevi gereğince ön inceleme duruşmasında davacı vekiline zararın somutlaştırması için süre verilmiş, sunulan beyan dilekçesinde müvekkilinin parayı zamanında tahsil edemediğinden vergilerini ödeyemediğini, birikmiş vergi borcu oluştuğunu, ihalelere giremediğini, mevcut ekonomik koşullar nedeniyle zararının oluştuğunu belirtmiştir. Mahkememizce buna istinaden davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine yazı yazılarak 2020 ve sonrası yıllara ilişkin davacının vergiye esas geliri sorulmuş, bununla birlikte aynı dönemde oluşan vergi borcu olup olmadığı, varsa ödemeye esas vadesi geçmiş toplam borç miktarı ile buna ilişkin varsa vergi cezası tutarlarının mahkememize bildirilmesi istenilmiştir. Yazı cevaplar dikkate alınarak ve davacının ticari defter kayıtları incelenerek 2020 yılı ve sonrası her sene için kar-zarar durumu ortaya çıkarılarak davacının ödenmediği bildirilen vergi borcunu ödeme gücü bulunup bulunmadığı, dava konusu davalı tarafından ödemesi yapılan faturaların ödeme gününden sonra tahsil edilmesinin davacının vergi borcunun ve bu borcun gecikme cezasının ödenmemesine bir etkisinin bulunup bulunmadığı ve davacının bu nedenle munzam zararının oluşup oluşmadığı hakkında mahkememize bilirkişi raporu sunulması istenilmiş, hazırlanan bilirkişi raporunda davacının, alacağını zamanında tahsil edemediği nedeniyle uğramış olduğu zararını temerrüt faiziyle karşılayamadığı yönündeki iddiasında somut bilgiler ortaya koyamadığı, davacıya ait 2020-2021-2022 ticari defterlerinin talep yönünde tetkikinde; 2020 yılı sonu itibariyle 2021 yılına devreden 208.633,86 TL davalı şirketten olan bakiye alacak tutarının takip öncesi 2021 yılında gerçek bir belgeye dayalı olmadan hayali bir kayıtla hesabın kapatılmış olduğu ve takip tarihi olan 2022 yılında defter kayıtları üzerinde davalı şirkete ait herhangi bir alacak kaydının bulunmadığı, defter kayıtları üzerinde tahakkuk etmiş herhangi bir vergi, ceza ve yapılandırma kaydının da bulunmadığı, 2020-2021 yılı Gelir Vergisi Beyannameleri eki Bilançolar da herhangi bir Öz Varlık eksilmesinin görülmediğini ve defter kayıtlarının usulüne göre tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili yaşanan enflasyona bağlı olarak müvekkilinin zararının tefe-tüfe-üfe oranları, mevduat faizleri, tüketici eşya fiyat endeksi, altın kuru, döviz kuru, devlet tahvil faiz oranları, işçi-memur ücretleri ve diğer yatırım araçlarına göre hesap edilerek tespit ettirilmesini talep etmişse de ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. (bkz. YHGK'nun 2021/11-938 esas ve 2022/401 karar sayılı ilamı) Davacı taraf yukarıda belirtilen şekilde zarar iddiasını ispatlandıramadığından açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 170,78-TL harcın ve 3.622,17-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 3.523,1‬0-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla geçerli AÜT gereğince 35.315,24 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen ücret tutarı karşılığı 1.560,00-TL ticari arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-HMK'nın 333 maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/2023

Atıf: Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/643, K. 2023/786, T. 14.12.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-643-e-2023-786-k-8f2da67b5ef0