Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/17362 E. 2012/37909 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17362
Karar No
2012/37909
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı davalı şirkette 22.09.1997-14.03.2011 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından işyerinden kaynaklanan sebepler gibi keyfi nedenlerle feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshinde yasanın fesih için aradığı sebeplerden hiçbirine dayanılmadığını iddia ile yapılan feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı davacının şirkette genel müdür yardımcısı olarak istihdam edildiğini, davacının iş güvencesi kapsamı dışında işveren vekili olduğunu, aksi kabul edilse bile işyerindeki verimi artırmak maksadıyla genel müdür yardımcılığı pozisyonuna başka bir kimsenin getirtilmesi için iş sözleşmesine son verildiğini, bunun bir işletmesel karar olduğunu, feshin geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının iş güvencesi kapsamı dışında işveren vekili ve yardımcısı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardım¬cıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, ... iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız). Davacı davalı şirkete ait organizasyon şeması ve şirketin yönetim kurulu başkanının gönderdiği elektronik postayı sunduğu söz konusu şema ve elektronik posta içeriğine göre davalı şirketin ... ve İstanbul olmak üzere yapılandığı ve iki ayrı genel müdürlüğün bulunduğu, iki genel müdürün de şirket CEO’... ...’e bağlı olduğu, davacının ise İstanbul genel müdürüne bağlı ödeme ve video konferans sistemleri genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı, davacı tarafından sunulan bu belgelerin davalı tanığı ...’ın beyanlarıyla da uyumlu olduğu, tanık beyanlarına göre davacının sadece kendi biriminden sorumlu olduğu, işletmenin veya işyerinin bütününü yönetmeye yetkili olmadığı, davacının iki ayrı genel müdürü bulunan işletmede, sorumluluk alanı İstanbul ile sınırlı genel müdüre bağlı olmakla işletmenin bütününü yöneten işveren vekili yardımcısı konumunda da sayılamayacağı, buna göre davacının iş güvencesi kapsamında olduğu görülmektedir. Davacı iş güvencesi kapsamında olup feshin geçerli olup olmadığı değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının iş sözleşmesi fesih bildirimine göre “işyerinden kaynaklanan sebeplerle” feshedilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde ticari kazancı artırmak için davacının yerine başka bir kimsenin getirtilmek istendiğini bu yönde işletmesel bir karar alındığını belirtmiştir. Ticari kazancı artırmak için daha verimli olacağı düşünülen başka bir kişinin getirtilmek işyerinden kaynaklanan bir sebep olamayacağı, bu kapsamda feshin geçerli nedene dayandığının davalı tarafından ispatlanmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. F) Sonuç: HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6. Davacının yaptığı 90.00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak 15.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/17362, K. 2012/37909, T. 15.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2012-17362-e-2012-37909-k-7657f8808e16