Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2011/42645 E. 2013/30768 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/42645
Karar No
2013/30768
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... MAHKEMESİ DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile ... bayram genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat Kenan Aşşık ile karşı taraf adına Avukat Salih Bektaş geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalıya ait BİM Mağazaları ... Bölge Müdürlüğü’nde pazarlama müdürü olarak çalışırken haksız şekilde işten çıkarıldığını belirterek, kıdem-ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının mağaza sırlarını açığa vurduğundan haklı sebeple bildirimsiz olarak işten çıkarıldığını, üst düzey yönetici olduğundan fazla çalışma yapmadığını, hafta tatilleri ve genel tatillerde çalışmadığını, izinlerini kullandığını belirterek, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının haklı nedenle bildirimsiz fesih iddiasını ispat edemediği, üst düzey yönetici olduğundan fazla çalışma yapmadığı, hafta tatilleri ve genel tatillerde çalışmadığı sonucuna varılarak, kıdem-ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Somut olayda davacı, davalıya ait BİM Mağazaları ... Bölge Müdürlüğü’nde pazarlama müdürü olarak aylık brüt 6.378 TL ücretle çalışmıştır. Duruşmada dinlenen her iki taraf tanıkları da davacının ayda 1-2 pazar gününde, dini bayramların ilk iki günü hariç ... bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını söylemişlerdir. Bilirkişi raporunda, davacının ayda 2 pazar günü ile dini bayramların ilk iki günü hariç genel tatil günlerinde çalıştığı kanaati ile davacının hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları hesaplanmıştır. Mahkemece, davacının üst düzey yönetici olup mesaisini kendisi belirlediği gerekçesi ile hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacının, tanık beyanlarına göre, ayda 1 hafta tatili ile dini bayramların ilk iki günü haricindeki ... bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşıldığından, bu yönde gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak davacının hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının, ıslahtan sonraki zamanaşımı def’i de değerlendirilip makul bir oranda hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm altına alınması gerekirken, mahkemece hafta tatili ve genel tatil ücreti taleplerinin yerinde olmayan gerekçe ile reddedilmesi hatalıdır. 3- Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323 üncü, Avukatlık Kanunu’nun 169 uncu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 1 inci maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Konuya ilişkin 6100 sayılı Yasanın 329 uncu maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Değinilen Yasanın 330 uncu maddesi uyarınca, vekâlet ücretine yönelik hüküm fıkrasının taraf lehine kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraf ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulacak, vekâlet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır. Vekâlet ücretinin, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanarak her yıl Aralık ayında ... Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmesi gerekir. 4667 sayılı Yasanın 77 nci maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/son maddesinde, tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3 üncü maddesinde de "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti ..." biçiminde anılan yasal hükme paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, gerek Avukatlık Yasası gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yer alan düzenlemeler, hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hükümlerini bertaraf edici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dâhil bulunan vekâlet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasasındaki "vekâlet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme, hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, ... sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki kural ile de doğrulanmaktadır. Avukatlık (vekâlet) ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323/1-ç maddesinde açıkça belirtildiği üzere yargılama giderlerindendir. Bu itibarla, diğer yargılama giderleri gibi müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir surette bağlı feri haklardandır. Feri hakların sonuçlandırılması ve karara bağlanması, asıl hakkın sonuçlandırılmasına ve karar verilmesine bağlı olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesine göre, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bu nedenle davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekâlet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması gereklidir. Gerek yasal, gerekse hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilip edilmeyeceği önem kazanmaktadır. Dairemizin önceki kararlarında, fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün, 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun artırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak, konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi, her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma, hafta tatili, ... bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekte, buna karşın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 325/son, 161/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine karar verilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce önceki uygulamadan vazgeçilmiş ve fazla çalışma, hafta tatili ile ... bayram ve genel tatil ücretlerinden indirim yapılması durumunda, reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43, 44, 161/son ve 325/son maddelerinin uygulanmasından kaynaklanmış olsa dahi, kısmen reddedilen miktar için davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemez. Somut olayda, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL.duruşma avukatlık parasının davacıya, davacı yararına takdir edilen 990.00 TL.duruşma avukatlık parasının da davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/42645, K. 2013/30768, T. 26.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2011-42645-e-2013-30768-k-73bf637ab3a2