Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/6620 E. 2012/15528 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/6620
- Karar No
- 2012/15528
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, resmi bayramlarda çalışma ücreti ile hafta tatili ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı davalı üniversitenin değişik taşeron firmalarında çalıştığını, taşeronlar değişmesine rağmen çalışmaya devam ettiğini, işyerinde yapılan bir telefon konuşmasının yanlış anlaşılması üzerin, idareci ve elektrik sorumlusunun tehdit ve hakaretleri sonrası şikayetçi olduğunu, şikayetinden vazgeçmesi istenildiğini vazgeçmeyince de iş sözleşmesi feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma, resmi bayram çalışması ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı; Üniversitenin temizlik işinin müteahhit firmalara ihale ile verildiğini, bu sebeple üniversitenin bu alacaklardan sorumlu olamayacağını, gerçek işverenin taşeron firmalar olduğunu, davacının haklı bir neden olmadan 3 gün üst üste işe gelmediğini, bu sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini, diğer taleplerinin yersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı avukatı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı avukatının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü, Avukatlık Kanunu’nun 169 uncu ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1 inci maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Konuya ilişkin 6100 sayılı Yasanın 329 uncu maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Değinilen Yasanın 330 uncu maddesi uyarınca, vekâlet ücretine yönelik hüküm fıkrasının taraf lehine kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraf ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulacak, vekâlet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır. Vekâlet ücretinin, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanarak her yıl Aralık ayında Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Ücret Tarifesine göre belirlenmesi gerekir. 4667 sayılı Yasanın 77 nci maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde, tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3 üncü maddesinde de "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti ..." biçiminde anılan yasal hükme paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, gerek Avukatlık Yasası gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan düzenlemeler, hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükümlerini bertaraf edici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekâlet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasasındaki "vekâlet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme, hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki kural ile de doğrulanmaktadır. Avukatlık (vekâlet) ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323/1-ç maddesinde açıkça belirtildiği üzere yargılama giderlerindendir. Bu itibarla, diğer yargılama giderleri gibi müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir surette bağlı feri haklardandır. Feri hakların sonuçlandırılması ve karara bağlanması, asıl hakkın sonuçlandırılmasına ve karar verilmesine bağlı olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine göre, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bu nedenle davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekâlet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması gereklidir. Gerek yasal, gerekse hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilip edilmeyeceği önem kazanmaktadır. Dairemizin önceki kararlarında, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun artırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak, konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi, her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekte, buna karşın Borçlar Kanununun 325/son, 161/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine karar verilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce önceki uygulamadan vazgeçilmiş ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden indirim yapılması durumunda, reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, Borçlar Kanununun 43, 44, 161/son ve 325/son maddelerinin uygulanmasından kaynaklanmış olsa dahi, kısmen reddedilen miktar için davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemez. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde 1.750 TL’nin tahsili talebinde bulunmuş olup, 13.10.2009 harç tarihli dilekçesiyle talebini 16.453,35 TL daha artırmıştır. Mahkemece davacının davası kısmen kabul edilerek toplam 18.203,35 TL talebin 9363,07 TL’si reddedilmiş, fakat mahkemece ıslah talebinden sonra zamanaşımı ileri sürdüğü ve nöbet çizelgelerin sunulduğu bunda davacı tarafın kusuru bulunmadığı şeklindeki gerekçeyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş, reddedilen kısım yargılama giderinde dikkate alınmamıştır. Mahkemece davalı yararına reddedilen miktar gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmemesi, reddedilen miktarın yargılama giderinde dikkate alınmaması hatalı olup, bozma sebebi ise de söz konusu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK’nun 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın üç numaralı bendinde yazılı olan “1.060,83 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,” cümlesinden sonra gelmek üzere “1.123,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin eklenmesine, Dört numaralı bendinde yazılı “Davacının yaptığı 15.TL.Davetiye gideri, 100.TL.bilirkişi gideri olmak üzere toplam 115.TL.Yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine” cümlesinin çıkarılarak yerine “Davacının yaptığı toplam 115 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranı gözetilerek 55,84 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesi eklenerek hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.