Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/18649 E. 2012/25824 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/18649
- Karar No
- 2012/25824
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, kötüniyet tazminatı, izin, dini bayram, hafta tatili ile resmi bayram alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A-Davacı isteminin özeti: Davacı, davalı ...'nda 31/12/2004 tarihine kadar hizmet akti ile çalıştığını, işveren tarafından iş aktinin askıya alındığını ancak sonrasında işbaşı yaptırılmadığını, işten siyasi amaçlı çıkarıldığını, iş yerinde fazla mesai yapıldığını, resmi tatillerde öğlene kadar ve hafta tatillerinde çalıştığını, izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti alacağı, kötüniyet tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, bayram alacağı ve hafta tatili alacağının faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir. B-Davalı cevabının özeti: Davalı taraf, davaya karşı yazılı savunma vermemiştir. C-Yerel mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere göre iş aktinin davalı tarafından haksız feshedildiği kabul edilerek davacının talepleri olan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve genel tatil alacağının kabulüne karar verilmiştir. D-Temyiz: Kararı süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiştir. E-Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Uyuşmazlık, iş akdinin feshinde kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medenî Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanıldığından söz edilir. Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Yasada önemli değişiklikler öngörülmüştür. Yasanın 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir. 1475 sayılı Yasada, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek iş sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Yasada genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir. Tazminat miktarının belirlenmesi de Yasa ile açıklığa kavuşturulmuş, “kötüniyet tazminatının” ihbar önellerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı belirtilmiş ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Yasanın 17 nci maddesinin son fıkrasındaki düzenleme kötüniyet tazminatını da kapsamakta olup, bu tazminatın hesabında da işçiye ücreti dışında sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler dikkate alınmalıdır (Yargıtay 9.HD. 12.6.20 08... /21422 E, 2008/ 15336 K). Somut olayda davacı iş aktinin işveren tarafından siyasi nedenlerle sonlandırıldığını belirterek kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş , davalı taraf ise yargılama aşamasında bu konuda savunma yapmamıştır. Mahkemece davacının iş aktinin siyasi sebeplerle feshedildiği gerekçesiyle kötü niyet tazminatı talebi kabul edilmiş ise de , dosyada davacının iş aktinin siyasi nedenlerle kötü niyetli olarak feshedildiğine ilişkin somut hiç bir delil yoktur. Bu nedenle davacı tanıklarının soyut beyanları ile kötü niyet tazminatı talebinin kabulü hatalıdır. 3-Davacının, davalı işvereni davadan önce temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir delil olmadığı halde kıdem tazminatı dışındaki alacaklara dava dilekçesinde talep edilenler için dava tarihinden, ıslah ile talep edilenler için ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ihbar tazminatı , genel tatil alacağı, yıllık ücretli izin alacağı ve kötü niyet tazminatı alacaklarına fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır. 4-Bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışması yapmadığı belirlenmiş ancak mahkemece hafta tatili ve fazla çalışma ücreti hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu nedenle mahkemece bu iki talep hakkında bir karar verilerek sonucuna göre vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin değerlendirilmesi gerekirken bu iki talebin değerlendirilmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F-Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.