Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/46892 E. 2012/6541 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/46892
Karar No
2012/6541
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinden taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş davalı avukatıncada duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin evlilik nedeniyle sona erdiğini ancak kıdem tazminatının ödenmediğini, ayrıca fazla mesai ücretleri ile bayram tatil ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının işten ayrılma iradesini süresi içinde işverene ulaştırmadığını, fazla çalışma ve bayram çalışması yapılmadığını, yaptığı çalışmaların karşılığının ödendiğini, alacaklarının zamanaşımına uğrayan kısmının reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışmasının nasıl hesaplanacağı ve zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır. Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir.

Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saat ve daha fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir. İşçi, ara dinlenme saatinde tamamen serbesttir. Bu süreyi işyeri içinde ya da dışında geçirebilir. İşyerinde geçirmesi ve bu süre içinde çalışmaya devam etmesi durumunda ara dinlenmesi verilmemiş sayılır. Ancak işçi işyerinde kalsa bile, ara dinlenmesi süresini serbestçe kullanabilir, bu süre içinde çalışmaya zorlanamaz. Ara dinlenmesi için ücret ödenmesi gerekmez. Ancak, bu süre işçiye dinlenme zamanı olarak tanınmamışsa, işçinin normal ücretinin ödenmesi gerekir. Bu sürenin haftalık 45 saati aşan kısmını oluşturması halinde ise, zamlı ücret ödenmelidir. Ara dinlenme süreleri kural olarak aralıksız olarak kullandırılır. Ara dinlenmesinin kullandırılması zorunlu ise de, bunun kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkıyla ilgilidir. İşçilerin tamamı aynı anda ara dinlenme zamanını kullanılabileceği gibi, belli bir plan dahilinde sırayla kullanmaları da mümkündür. Ancak ara dinlenme süresinin, işe, ara dinlenme süresi kadar geç başlama veya aynı süreyle erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru olmaz. Ara dinlenme süresinin günlük çalışma içinde belli bir zamanda amaca uygun şekilde kullandırılması gerekir (Yargıtay 9.HD. 17.11.2008 gün 2007/35281 E, 2008/30985 K.). İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, ara dinlenmelerinin iklim, mevsim, yöredeki gelenekler ve işin niteliğine göre yirmidört saat içinde kesintisiz oniki saat dinlenme süresi dikkate alınarak verileceği hükme bağlanmıştır. Değinilen maddenin birinci fıkrasında ise, ara dinlenme süresinin çalışma süresinden sayılmayacağı açıklanmıştır. Somut olayda, davalının sunduğu ücret bordroları ihtirazi kayıtsız imzalı olup bazılarında fazla çalışma tahakkuku olduğu görülmektedir. Ayrıca sunulan yıllık izin belgelerinden davacının izne ayrıldığı tarihler de açıkça bellidir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kullandığı izin süreleri düşülmeden ve fazla çalışma ödemesi bulunan imzalı ücret bordrolarına ait aylar dışlanmadan hesaplama yapılması doğru değildir. Ayrıca bilirkişinin 4857 sayılı İş Kanununun 68. maddesine aykırı olarak ara dinlenmesini 15 dakika olarak belirlemesi de hatalıdır. 3. Davalı davacının ıslah talebine karşı zamanında zamanaşımı itirazında bulunduğu halde anılan defi dikkate alınmadan karar verilmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

NK

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/46892, K. 2012/6541, T. 01.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-46892-e-2012-6541-k-8a96bb5551ae