Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/13326 E. 2024/10046 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/13326
- Karar No
- 2024/10046
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/8 E., 2015/196 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Ceza verilmesine yer olmadığına TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılan mağdure vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi. Talimat yoluyla beyanının alındığı 02.10.2015 tarihli duruşmada on altı yaş yedi aylık olan mağdure sanıktan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan etmesine rağmen hakkında katılma kararı verildiği anlaşıldığından katılma kararının kaldırılmasına karar verilmekle, gereği düşünüldü : I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Akşehir Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde atılı suçlardan hata hükümlerinin uygulama koşullarının oluştuğundan bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Mağdurenin beyanı, sanığın ikrarı, Adli Tıp Kurumu raporu ve nüfus kaydına göre sanığın sübut bulan eylemleri nedeniyle atılı suçlardan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Kayden 14.03.1999 doğumlu olup talimat Mahkemesince ifadesinin alındığı 02.10.2015 tarihli duruşma itibarıyla on altı yaşı içerisinde olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Mahkemesince somut olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edilmesine göre, mevcut haliyle sanığın eylemlerinin aynı Kanun'un 104. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile evden kaçan mağdurenin velayet hakkına sahip anne ve babasının sanıktan şikayetçi oldukları gözetilerek aynı Kanun'un 234. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarını oluşturduğu gözetilerek hükümler kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemiz heyetinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının mevcut olduğu kabulüyle verilen İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik yapılan uygulamaya göre sanığın eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki ve çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçlarını oluşturduğu gerekçesiyle verilen bozma kararına gerekçesi yönünden katılmıyorum. Nüfus kaydına göre 14.03.1999 doğumlu olan mağdure ile sanığın intikal tarihinden 5-6 ay öncesinde tanıştıkları, 2-3 aydır ise duygusal ilişkilerinin bulunduğu, bu süreçte çok sayıda telefon görüşmesi yaptıkları, bu sebeplerle sanığın mağdurenin yaşını bilebilecek, öngörebilecek durumda olduğu, Adli Tıp Kurumunun 16.09.2015 tarihli raporunda mağdurenin nüfus kaydına uygun gelişim gösterdiği ve 11.01.2014 olan suç tarihinde on beş yaşından küçük olduğunun bildirildiği, 02.10.2015 tarihli duruşmada Mahkemece mağdurenin 16 yaşından büyük göründüğüne dair tespit yapılmış ise de duruşma tarihi itibariyle mağdurenin 16 yaş 7 aylık olduğu, sanığın hata savunmasının tanık Şükrü tarafından doğrulanmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığın hata yönündeki savunmasına itibar edilmemesi ve hakkında atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.