Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2008/18098 E. 2010/2060 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2008/18098
Karar No
2010/2060
Karar Tarihi

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Davacı vekilinin yasal süreden sonra olan temyiz talebinin CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, 2- Davalı vekilinin temyizine gelince; Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16.02.2010 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : Dosyadaki bilgi ve belgelerek göre davacı, Sıkıyönetim Askeri Savcılığınca yasa dışı örgüte girmek ve adam öldürmeye iştirak suçlarından tutuklamaya sevk edilmiş, aynı suçlardan tutuklanmış, hakkında 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmış, yapılan yargılama sonunda 128 ve 134 nolu eylem olarak nitelendirilen adam öldürme ve yaralama eylemlerinden delil yetersizliğinden beraatına, çetenin sair efradı olduğu sübut bulmakla birlikte 765 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinde öngörülen cezanın süresi itibariyle zaman aşımı dolduğundan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Teknik anlamda öldürme ve yaralama suçlarından beraat kararı verilmekle birlikte, TCK'nın 146/1. maddesine aykırılık suçu geçitli suç olması bakımından TCK'nın 168/2. maddesinde tanımlanan örgüt üyeliği suçunu da kapsayacağından iki ayrı hüküm kurulması yerine davacıya yüklenen adam öldürme ve yaralama fiillerinin sabit görülmemesi karşısında eylemin TCK'nın 168/2. maddesine aykırılık suçuna dönüşeceği belirlenmek suretiyle davanın zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekirdi. Kaldı ki davacının hem adam öldürme, hemde örgüt üyesi olmak suçundan tutuklandığında kuşku yoktur. Tutuklu kaldığı süre de örgüt üyeliğinden mahkum edilmesi halinde alacağı cezadan fazla değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer olaylarla ilgili olarak verdiği 17.10.2000/193-200, 5.12.2000/233-236, 5.12.2000/232-240 sayılı içtihatları ve Dairemizin bu doğrultuda verdiği çok sayıdaki kararlarında da belirtildiği üzere, 466 sayılı Kanunun 1. maddesinin 6. fıkrasında "Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına vayahut beraatlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen" kimselere tazminat ödeneceği belirtilmiştir. Somut olayda davacı hakkında tutuklu kaldığı örgüt üyeliği suçundan zaman aşımı nedeniyle verilen ortadan kaldırmaya ilişkin karar, anılan fıkrada belirtilen kararlardan hiçbirine uymadığı gözetilerek 466 sayılı Kanun gereğince tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu düşüncesinde olduğumuzdan, yerel mahkemenin davacının her iki suçtan da tutuklandığını kabul etmesine rağmen tek tutuklama müzekkeresi düzenlendiğinden bahisle tazminata hükmedilmesini doğru bulan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2008/18098, K. 2010/2060, T. 17.10.2000, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2008-18098-e-2010-2060-k-44356a4a352d