Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2011/5754 E. 2011/4440 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2011/5754
Karar No
2011/4440
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SEVK : Konut dokunulmazlığını ihlal, tehdit ve kasten yangın çıkarma HÜKÜM : Sanığın 765 sayılı TCK.nun 308/1 ve 5237 sayılı TCK.nun 170/1-a madde ve fıkraları gereğince hükümlülük Gereği görüşülüp düşünüldü: ISanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçlarından kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri karşısında; sanığa yüklenen suçların yasa maddesinde öngörülen cezalarının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönler incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve CMK.nun 223. maddeleri gözetilerek (DÜŞÜRÜLMESİNE), IISanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak: 1Sanık hakkında sonuç itibariyle tayin olunan adli para cezasının 5083 sayılı Kanunun 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 2Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar irdelenmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 3Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında da belirtildiği üzere "sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemeşi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY.nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliği itibariyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olarak" kabul edilmiş: Koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirmesine ilişkin diğer hükümlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. O halde somut olayda: Suçun işlenmesiyle mağdurun herhangi bir zarara uğramadığının belirtilmesi karşısında, sanığın adli sicil kaydında mevcut geçmiş mahkumiyetine ilişkin verilmiş uyarlama kararı olup olmadığı araştırılıp uyarlama kararının temini ile sonucuna göre sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal gerekçe ile tartışılıp uygulanmaması yönünde bir kanaate ulaşıldığı takdirde, 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlar yönünden "sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler" gibi hususlar irdelenip seçenek yaptırımlara çevrilmesi hususunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 4Sanık hakkında hükmolunan hapis cezası para cezasına çevrildiği halde, TCK.nun 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle hükmün karıştırılması, 5Kabul ve uygulamaya göre de: Hükmolunan hapis cezası para cezasına çevrilen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarlı yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 07.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2011/5754, K. 2011/4440, T. 07.06.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2011-5754-e-2011-4440-k-325a6d34dcae